SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1060 E. 2024/354 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1060

Karar No

2024/354

Karar Tarihi

7 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/1060

KARAR NO : 2024/354

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/12/2022

KARAR TARİHİ : 07/05/2024

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.03.20220 tarihinde yürürlüğe girmek üzere “Sürerek Nakliye Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme imzalandığı, anılan sözleşmenin 14.maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan damga vergisinin davalı tarafından üstlenilmiş olduğu, ancak davalının sözleşmeden kaynaklanan damga vergisini ödememesi nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı, nitekim Damga Vergisi Kanunu'nun 24.hükmü dış ilişkide vergi dairesine karşı müteselsil sorumluluk esasını benimsemiş olduğu, bu çerçevede vergi dairesi tarafından takdir komisyonu kararı ile davacıya damga vergisi, vergi cezası ve gecikme faizi tahakkuk ettirilmiş olduğu, davacı tarafından ise VUK md.376 hükmü çerçevesinde indirim talep edildiği sağlanan indirim ile toplam 50.809,10 TL vergi dairesine ödendiği, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takibi başlatıldığı ve ödeme emri gönderildiği, ancak davalı tarafından 11.10.2022 tarihinde haksız olarak ödeme emrine itiraz edilerek takibin durduğu, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu ve iptali talep edilmiştir.

CEVAP: Davalı vekilinin sunduğu 04/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacı tarafından, davalı şirket aleyhine başlatılan İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına davalı şirketin tasfiye memuru tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, davacı tarafın; "01.03.2020 tarihli sözleşme uyarınca ödemek zorunda kaldıkları damga vergisi, gecikme faizi ve vergi cezasının taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesi gereğince rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline karar verilmesini" talep etmekte olduğunu, taraflar arasındaki dava konusu sözleşmesinin "Masraflar" başlıklı 14. maddesine göre; "Nakliyeci, işbu Sözleşme'nin akdedilmesi ile ilgili olarak doğabilecek damga vergisi dâhil tüm vergi, resim ve harçların süresinde, tam ve gereği gibi ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder Söz konusu ödemenin Nakliyeci tarafından süresi içinde tam ve gereği gibi yapılmaması dolayısıyla kesilen cezaları BMC'nin ödemek zorunda kalması durumunda; BMC, cezalar ile birlikte ödediği tutarın tamamını, Nakliye “yapacağı ilk ödemeden mahsup edebilir veya bu meblağı Nakliyeciye ayrıca fatura edebilir. Dava konusu sözleşmenin yukarıda anılan 14. maddesindeki düzenlemeye göre, bu sözleşmeden doğabilecek damga vergisini davacı şirket ödemek zorunda kalırsa, davalı şirkete fatura edebileceği belirtilmiş olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde, rücu talebine konu ettiği damga vergisini ödemek zorunda kalındığına ilişkin bir beyan olmadığı gibi, ödemek zorunda kalındığına ilişkin herhangi bir delil de sunulmamış olduğunu, davacı tarafın zorunlu olmamasına rağmen, nereden tespit edildiği belli olmayan bir miktarı sözleşme bedeli olarak beyan etmek suretiyle vergi takdir komisyonuna başvuru yapmış olduğunu ifade etmiştir. Davacı tarafın başvurusu üzerine, davacı tarafın beyan ettiği, ancak sözleşmeden anlaşılamayan bedelin sözleşmede yazılı bedelmiş gibi nazara alınarak vergi takdir komisyonu tarafından resen damga vergisi tarh edilmiş olduğunu, Davacı tarafça bu tarhiyata itiraz edilmemiş ve bu tarhiyata karşı vergi mahkemesinde iptal davası açma yoluna gidilmemiş olduğunu, bu durumda davacı tarafın, damga vergisini ödemek zorunda kaldığından bahsedilemeyeceğini, aynı maddede, davacının ödemek zorunda kalacağı damga vergisini davalı şirkete fatura edeceği düzenlemesine yer verilmiş olduğunu, maddede "rücu" ibaresinin yazılmasının sözleşmenin taraflarınca tercih edilmemiş olduğunu, bu maddede taraf iradelerinin rücu olduğundan bahsedilemeyeceğini, nitekim taraf iradelerinin rücu yönünde olsaydı, madde metnine açıkça bu ifadenin yazılması gerektiğini, Taraf iradelerinin, davacı tarafça ödemek zorunda kalınan damga vergisinin davalı şirkete fatura edilmesi yönünde olduğunu, Rücu edilmesi ile fatura edilmesi arasında, işletilecek usul ve sonuçlar yönünden farklılık bulunduğunu, dava dilekçesinde, davacı şirketçe ödenen dava konusu miktarın davalı şirkete fatura edildiğine dair bir açıklama bulunmadığı gibi, bu hususa ilişkin bir delil de sunulmamış olduğu belirtilmektedir. Davacı tarafından belirlenen ve vergi takdir komisyonuna beyan edilen miktar üzerinden resen nispi olarak tarh edilen damga vergisinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, Sözleşmede yer almayan, neye göre tespit edildiği belli olmayan, davalı şirketin onaylamadığı, sözleşmede belirli olmayan bir miktarın (2.661.175,96 TL) davacı tarafça sözleşme bedeli olarak vergi takdir komisyonuna bildirilmiş olması nedeniyle resen tarh edilen damga vergisi davalı şirkete rücu edilemeyeceği ifade edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fikrasında, vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin 2. Fıkrasında, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade edeceği; aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu kurallarına yer verilmiştir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrasında, anılan Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, söz konusu tablonun 1. bölümünde de mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerden belli bir parayı ihtiva edenlerin nispi damga vergisine tabi tutulacağı; 4. maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı verginin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı, aynı Kanunun 10'uncu maddesinde de, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre bu kağıtlarda yazılı paranın; maktu vergide, kağıtların mahiyetlerinin esas alınacağı, belli para teriminin kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hâsıl edeceği parayı ifade edeceği belirtilmiştir. Dava konusu sözleşme belli para ihtiva etmemektedir. Bu nedenle maktu damga vergisi ödenmesi gerekirken, davacı tarafın hatası sonucunda vergi takdir komisyonuna ne şekilde tespit edildiği belli olmayan bir miktar, sözleşme bedeli olarak ikrar edildiği için vergi takdir komisyonu tarafından, davacı tarafça ikrar edilen bu miktar üzerinden nispi damga vergisi resen tarh edilmiş olduğunu, davalı şirket tarafından müdahale imkânı bulunmayan bu olayda, davacı tarafın hatasının ceremesinin davalı şirkete yüklenemeyeceği belirtilmektedir. Dava konusu sözleşmenin 14. maddesindeki şartların (ödemek zorunda kalması ve fatura edilmesi) tümünün gerçekleşmesi halinde davacı tarafın davalı şirketten talep edebileceği damga vergisi maktu damga vergisi tutarını geçemeyeceği ifade edilmektedir. Davacı tarafın, dava konusu sözleşme gereğince şartları oluşmadığı halde, davalı şirkete karşı kı iyetli olarak icra takibi başlatmış olup, bu nedenle davacı şirket aleyhine icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi istemi ile dava dilekçesine karşı cevaplarını sunma zorunluluğu doğmuş olduğu belirtilmektedir. SONUÇ VEİSTEM bölümünde: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın basit yargılama usulüne göre görülmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, icra takibine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hesaplanacak tazminatın davacıdan tahsili ile davalı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

KANITLAR: -23/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;

  1. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2020 tarihli Sözleşmenin eki olan tablolardan da anlaşılacağı üzere davalının sözleşme ile taahhüt ettiği taşımacılık faaliyeti belli bir parasal değeri ve tutarları içerdiğinden Nispi usule göre vergileme yapılması gerektiği,

  2. Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2020 tarihli “ Sürerek Nakliye Sözleşmesi” nin 14.ncü maddesi uyarınca sözleşmeden doğan nispi damga vergisini davalının ödemesi gerektiğinin hüküm altına alındığı,

  3. Davalının sözleşmenin 14.üncü maddesi gereğince sözleşmeye ilişkin Damga Vergisini beyan edip ödememesi üzerine, İstanbul Atışalanı Vergi Dairesi tarafından Damga Vergisi Kanunun 24.üncü maddesi uyarınca Davacı adına sözleşmeye ilişkin damga vergisinin vergi cezalı ve gecikme faizi ile birlikte tahakkuk ettirildiği ve toplam 50.809,10 TL tutarın 03.10.2022 tarihinde ödendiği,

  4. Sözleşmenin 14. Maddesinde yer alan “...Söz konusu ödemenin Nakliyeci tarafından yapılmaması süresi içerisinde tam ve gereği gibi yapılmaması dolaysıyla kesilen cezaları BMC nin ödemek zorunda kalması durumunda BMC cezalar ile birlikte ödediği tutarın tamamını, Nakliyeciye yapacağı ilk ödemeden mahsup edebilir veya bu meblağı Nakliyeci' ye ayrıca fatura edebilir.” hükmü uyarınca davacının müteselsil sorumluluk kapsamında ödediği damga vergisini karşı taraftan talep edebileceği, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.

-İstanbul Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazılara cevap verilmiştir.

-İzmir ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden istenerek dosya arasına alınmıştır.

GEREKÇE :

Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan damga vergisi vergi borcunun davacı tarafından ödenmesi nedeniyle davacının alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.

Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.

Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.

HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.

İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.

İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)

İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)

İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)

İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)

Taraflar arasında sürerek nakliye sözleşmesi olduğu tarafların kabulündedir.

Uyuşmazlık konusu tarafların kabulünde olan sözleşme kapsamında ödenecek verginin maktu-nisbi usullerden hangi usulün kullanılması gerektiği, damga vergisinin nisbi olarak alınmasında davacının kusuru bulunup bulunmadığı, damga vergisi borcundan davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, taraflara arasındaki sözleşme gereğince damga vergisinden kimin sorumlu olduğu, davacı tarafından ödeme yapılması durumunda ödenen kısmın rücu edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda taraflar arasında düzenlenen 01.03.2020 tarihli sözleşmede davalının sözleşme ile taahhüt ettiği taşımacılık faaliyeti belli bir parasal değeri ve tutarları içerdiğinden nispi usule göre vergileme yapılması gerektiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Vergi Dairesinin 18/09/2023 tarili müzekkere cevabında davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu edilen sözleşmenin damga vergisinin tahsil edilmemesi nedeniyle bildirimde bulunulduğu ve Atışalanı Vergi Dairesin'ce takdir komiyonu kararında sözleşme bedeli dikkate alınarak bedelin belirlendiği ve tahsil edildiği anlaşılmakla davalı tarafın vergi borcunun davacı tarafından yanlış beyan edildiği, maktu vergi alınması gerekirken nisbi vergi alındığı ve davacı tarafın kendi isteği ile borcu ödedeğine ilişkin itirazlarını itibar edilmemiştir.

Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2020 tarihli Sürerek Nakliye Sözleşmesi'nin 14'üncü maddesi uyarınca sözleşmeden doğan nispi damga vergisini davalının ödemesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, Davalının sözleşmenin 14'üncü maddesi gereğince sözleşmeye ilişkin Damga Vergisini beyan edip ödenmemesi nedeniyle İstanbul Atışalanı Vergi Dairesi tarafından Damga Vergisi Kanunun 24'üncü maddesi uyarınca Davacı adına sözleşmeye ilişkin damga vergisinin vergi cezalı ve gecikme faizi ile birlikte tahakkuk ettirildiği ve toplam 50.809,10 TL tutarın 03.10.2022 tarihinde ödendiği, sözleşmenin 14. Maddesinde yer alan “...Söz konusu ödemenin Nakliyeci tarafından yapılmaması süresi içerisinde tam ve gereği gibi yapılmaması dolayısıyla kesilen cezaları BMC' nin ödemek zorunda kalması durumunda BMC cezalar ile birlikte ödediği tutarın tamamını, Nakliyeciye yapacağı ilk ödemeden mahsup edebilir veya bu meblağı Nakliyeci' ye ayrıca fatura edebilir.” hükmü uyarınca davacının müteselsil sorumluluk kapsamında ödediği damga vergisini karşı taraftan talep edebileceği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.

Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;

İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 50.809,10 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,

  1. Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.470,77 TL nispi harçtan, peşin alınan 613,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.857,12‬ TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA.

  3. Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,

  4. Davacı kurum tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 88,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.588,00 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,

  5. Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı, 613,65 TL peşin harç toplamı olan 694,35‬ TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

  6. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 07/05/2024

Katip...

e-imzalı

Hakim...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

veistemcevapsonuçkanıarİtirazınİptaliSözleşmesinden(HizmetizmirdevamınaiptalinehükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim