SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1072 E. 2024/352 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1072

Karar No

2024/352

Karar Tarihi

7 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1072

KARAR NO : 2024/352

DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)

DAVA TARİHİ : 28/12/2023

KARAR TARİHİ : 07/05/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava ; davacı ile davalı arasında 20/08/2022 tarihli adi ortaklık sözleşmesine istinaden "..." adresinde ... isimli kafenin işletilmesi amacıyla ortaklık ilişkisi kurulduğunu, ... isimli işletmenin İzmir ilinin çeşitli yerlerinde şubelerinin bulunduğunu davacının %33 hisse ile adi ortaklığa iştirakinin sadece "..." adresindeki şubede geçerli olmak üzere yapıldığını, davacının adi ortaklığın yapıldığı 20/08/2022 tarihinden davalı %66 ya sahip hissedar olan ...'ın adi ortaklığın feshedildiğine dair ihtarnameyi gönderdiği 06/09/2023 tarihine kadar adi ortaklığın kurulumu için sermaye yatırdığını ve bir yıla yakın süre ilgili şirketin değer kazanması için çaba ve emek sarfettiğini, davalı şahsın her ne kadar 06/09/2023 tarihli İzmir ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname kanalı ile adi ortaklık ilişkisini fesih ettiğini davacıya bildirse de 24/07/2023 tarihinde davalının şahsına ait ofise davacının çağrıldığı ve ortaklık ilişkisini fesih edildiğinin davacıya huzurda beyan edildiği ve davacının %33 hissesine sahip olduğu iletmeye gelmemesinin davalı tarafça talep edildiğini,

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının ... - ... isimli markası ile Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde; ... numarası, ... numarası ve ... numarası ile koruma altında olup faaliyet göstermekte iken işletmesinin 2. Şubesi olarak işbu davada adı geçen işletmenin "..." adresindeki iş yerini kiraladığını, kiralanan iş yerinde tadilat ve hazırlık yapılırken eski arkadaşı olan davacı ... tarafından sık sık ziyaret edilerek davalıdan ısrarla ve defaatle iş ve ortaklık payı istediğini, davalının davacı yandan gelen ısrarlara dayanamaması ve yardımcı olmak istemesi üzerine iş yerinin başında durup mesul olması koşulu ve 900.000,00 TL karşılığı %33 hisse vermeyi kabul ettiğini, davacı yanın ortaklık pay ödemesini ...'de öğrencilik yıllarını geçirdiği evini (1+1) iki/üç ay süre içerisinde satarak yapmak istediğini, ve davalının da arkadaşına güvendiği için bu teklifi kabul ettiğini, ancak davacının ev ve emlak fiyatlarının artışını ve ailesinin satışı ertelemesini bahane edip ödemesi gereken 900.000,00 TL'yi ödemediğini, bu sebepten ötürü davacının davalıdan sabırlı olmasını istediği ve ortak olabilmek adına bazı satın alımlarda şahsi kredi kartı ile cüzi alımlar yaptığını, geçen süre zarfında davacının halen parayı ödemediğini ve işyerinde gerçekleşen görüşmede evi satıp borcunu ödeyeceğini söylediğini fakat herhangi bir ödeme yapmadığını bu sebeple İzmir .... Noterliği'nin 20/08/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı tasdiki ile davalı ile davacı arasında akdedilen "Adi Ortaklık Sözleşmesi" uyarınca hayata geçen ve faaliyet gösteren "... ve ortağı" adlı ortaklığın devamının davacı yanın gerek sözleşme hükümlerine gerek ise Türk Borçlar Kanunu'na uymaması sebebiyle ortaklığın devamının mümkün olmadığını ve davacı arasında akdedilen ve noter tarafından da tasdik edilen ortaklığın sona erdirilmesi amacıyla davalı tarafından İzmir ... Noterliğinin 06/09/2023 tarih ve ... yevmiye numarası ile feshedildiğini, işbu nedenlerle davaya konu "adi ortaklık" ın taraflar arasındaki sözleşme ve kanunun emredici hükümleri kapsamında hukuka ve usule uygun olarak işbu davanın ikamesinden önce davalı tarafından fesih edildiğinden davacı yanın fesih talebi tefrik edilerek ortaklığın feshinin tespitine, fesih talebinin tefrik edilmesinin ardından dosya üzerinden değerlendirmeye alınıp feshin dosya üzerinden tespitine, davacı yanın hukuka aykırı ve haksız alacak talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR:- İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan yazıya cevap verilmiştir.

  • İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.

  • İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden çıkarılarak dosya arasına alınmıştır.

  • Konak Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.

GEREKÇE : Dava; Davanın, şirket ortaklık payından kaynaklanan alacağın tahsili için açılan maddi tazminat alacak davasıdır.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.

TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.

Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK.'nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.

19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davalının gerçek usulde vergilendirildiği, dolayısıyla davalının tacir sıfatını haiz olmadığı, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca adi ortaklığın Borçlar Kanununda düzenlenmesi nedeniyle davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2015/10410 Esas, 2015/1025 Karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/15811 Esas, 2016/5002 Karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

  2. HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,

  3. HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince davaya gönderme kararından sonra görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerini görevli mahkeme tarafından hükmedilmesine, davaya görevli mahkeme tarafından devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememiz tarafından yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. maddesi uyarınca 2 haftalık süresi içinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2024

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(TasfiyeyecevapkanıarŞirketTicariizmirİlişkin)hükümgerekçe

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim