SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/383 E. 2024/349 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/383

Karar No

2024/349

Karar Tarihi

6 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/383 Esas

KARAR NO : 2024/349

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 16/01/2023

KARAR TARİHİ : 06/05/2024

Mahkememizce verilen 09/05/2023 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı üzerine, İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28/11/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile tekrardan görevsizlik kararı verilmiş olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 01/03/2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla dosya bozma kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, Muğla ili, Bodrum ilçesinde yer alan pansiyon ve restaurant olarak belirlenen turizm işletme ruhsatına sahip turistlik işletmeyi işlettiğini, davalı ile 2022 yılının şubat ayında pansiyon işletmesinin elektrik aksamı konusunda anlaşma yapıldığını, yapılacak işlemler karşılığında 363.000,00 TL ye anlaşma sağlandığını, ödemelerin malzemeler alındıkça ve malzemeler takıldıkça yapılacağı hususunda anlaşma sağlandığını, işlerin en geç Nisan sonuna kadar bitirilmesinin davalı tarafça taahhüt edildiğini, anlaşma konusu işlemler başladıktan sonra davacı şirketin banka hesaplarında başka bir sebepten dolayı bloke olması nedeniyle, davacı şirket sahibinin eşi tarafından ödemelerin davalı tarafa yapıldığını, toplamda davalı tarafa 292.000,00 TL tutarındaki bedelin Nisan ayı sonuna kadar yapıldığını, ancak işin tamamlanması taahhüt edilen süreyi geçtiğini, çalışmaların Mayıs ayına kadar uzadığını, davacı şirketin bu geçikme ile zarara uğradığını, buna rağmen davalı ile aralarındaki akde bağlı kalarak 71.000,00 TL bedelli çek ile verdiğini, davalı tarafın bu çeki daha fazla alacağının olduğunu iddia ederek davacı şirkete iade ettiğini, davacı şirketin 90.000,00 TL tutarında düzenlediği 2 faturanın yanında 243.000,00 TL faturanın da düzenlenerek anlaşmanın tamamlanmasını istediğini, ancak davalı tarafın 71.000,00 TL değerindeki çeki kabul etmediğini, hem de ödemenin büyük bir kısmını aldığı faturayı düzenlemekten kaçındığını, davacı şirketin vergi hukuku bakımından mağdur ettiğini, davalı tarafın işin bedellinden daha çok yüksek rakam talep ettiğini, davacı şirketin 326.811,54 TL fatura düzenleyerek gönderdiğini, davacı şirketin faturanın usulsüz olduğunu, usulüne uygun olarak düzenlenmesini talep ettiğini, davacı şirketin olumsuz cevap alması üzerine ... yevmiye numarası ile 326.811,54 TL bedelli e-arşiv faturaya itirazını ve taraflara iadesine ilişkin ihtarname gönderdiğini, usulüne uygun ve süresinde yapılan fatura itirazına karşı davalı tarafın İzmir... İcra Dairesi'nde ... sayılı İcra dosyası ile davacı şirkete icra takibi başlattığını, ödeme emrinin tebliğinin davacı şirketin kapalı olduğu bir saatte yapılmış olması nedeniyle davacı şirketin tebligattan haberi olmadığını, davacı şirketin bu nedenle iş bu ödeme emrine itirazını süresinde yapamadığını, icra takibinin kesinleştiğini, 29/07/2022 tarihli davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz edildiğini, davalı tarafça düzenlenen 3 faturanın toplam miktarları ile davalı tarafa ödenen ücretler mahsup edildiğini, öncelikle kötü niyetle açılan takibin durudulması akabinde iptaline, teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin somutlaştırma yükünü yerine getiremediğini, usulüne uygun tanzim edilmiş bir dava dilekçesinin bulunmadığını, arabuluculuk süreci işletilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, görev yönünden davanın reddinin gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında dava şartı olarak gösterilen hususlardan bir tanesinin "hukuki yarar" olduğunu, hukuki yararın, davacı şirketin hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yararının olması olduğunu, aksi halde hukuki yararın yokluğunun söz konusu olacağını, nitekim davacı tarafın elinde itiraz imkanı olmasına karşın aylar sonra menfi tespit davası açtığını, oysa davacı şirketin, ödeme emrinin tebliği üzerine itiraz yolunu işletebileceğini, dolayısıyla davacı şirketin dava kapsamında hukuki yararının mevcut olmadığını, hukuki yararın, davacı şirketin açıldığı tarihte olması gereken bir dava şartı olup daha sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda davacı şirketin dava açarken hukuki yararının bulunmadığını, dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, davacı şirketin davalı tarafa karşı İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosya ile icra takibi açtığını, açılan icra takibinin kesinleştiğini, haciz aşamasına geçildiğini, davalı şirket yetkilisi dahil haciz ihbarnameleri gönderildiğini, aradan geçen süre sonrasında davacı şirketin, borçlu olmadığını ileri sürerek işbu davayı açtığını, davalı tarafın, davacı şirketin karşı elektrik iş ve işlemlerine ilişkin üstlenmiş olduğu yükümlülüğünü tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, yapılan iş ve işlemler karşılığı 183.000,00 TL'lik bir ödemenin, davacı şirketçe, davalı tarafa yapılmadığını, bunun üzerine icra takibi açıldığını, davacı şirketin itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, akabinde ise usulsüzce işbu davayı açtığını, davacı şirketin, davalı tarafın işin bitirilmediği veyahut çalışmanın uzadığı beyanlarının kabul edilebilir olmadığını, zira davacı şirketin, ne iş sürecinde ne iş sonrasında davalı tarafa bir ihtar göndermediğini; işin bitmediğini bildirmediğini, dolayısıyla davalı tarafın işin yapıldığının açık olup davacı şirketin borç kesinleşmesi akabinde davayı açmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davasında ispat yükümlüsünün davacı şirkette olduğunu, davacı şirketin, bu yükümlülüğünü yerine getirememiş olup davanın ispat yönüyle reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, davacı şirketin birtakım ödeme kayıtları sunduğunu, ancak bu kayıtların bir kısmının davalı tarafa yapılmamış bir kısmının da şirkete ait olmayan ödemeler olarak görüldüğünü, dolayısıyla davacı şirketin bu beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, tarafların defter ve belgelerinin incelenmesi akabinde de görüleceği üzere davacı şirketin, davalı tarafın borçlu olduğunun açık olduğunu, takipten aylar sonra açılan dava ile borçlu olunmadığının tespitinin istenilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davacı şirketin açmış olduğu davanın öncelikle usulden giderek esastan reddine, davacı şirket kötü niyetli olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR:

İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı gerekçeli karar evrakı.

İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28/11/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı gerekçeli karar evrakı.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 01/03/2024 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı gerekçeli karar evrakı.

GEREKÇE :

Dava; dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemidir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 01/03/2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında " TTK.'nın 14. maddesine göre "bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı yasanın 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." Yine aynı yasanın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 sayılı kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.

Gerçekten, 19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.

Buna göre;

  1. Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

  2. Vergi Usul Kanunu'na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Davalının tacir sayılabilmesi için;

A-Ticaret odasında kaydının bulunması,

B-Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca 1. sınıf tüccar olarak bilanço usulüne göre vergilendirilmesi,

C-Vergi Usul Kanunu'nun 178. maddesi uyarınca 2. sınıf tüccar olarak işletme esasına göre vergilendirilmesi,

D-Yıllık iş yeri kirasının basit usule tabi mükellefler için vergi rehberinde belirlenen büyükşehir sınırları içerisinde kalan iş yeri kirası sınırını aşması,

Şartlarından birisinin gerçekleşmesi gerekir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar)

6100 sayılı HMK.'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK.'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.

Eldeki davada; dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemidir. Eser sözleşmesi TBK.'da düzenlendiğinden eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Bu durumda; açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. Davacı tacirdir. Davalı gerçek kişinin ise ticaret sicilinde kaydı bulunmamaktadır. Balçova Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 17/07/2023 tarihli yazısında davalının, 02/02/2021 tarihinde bina ve bina dışı yapıların (ulaşım için aydınlatma sis. hariç) elektrik tesisatı, kablolu tv ve bilgisayar ağı tesisatı ile konut tipi ant. (uydu ant. dahil), elektrikli güneş enrji kollektörü, elektrik sayacı, yangın ve hırsız, alarm sistemleri vebenzeri kurulumu faaliyetinden dolayı dairelerinin mükellefi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, mükellefiyet türünün gerçek usulde ticari kazanç olduğu bildirilmiştir. Yazı ekindeki gönderilen davalının 2022 yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde, ihtilaf konusu eser sözleşmesinin yapıldığı 2022 yılı itibariyle davalının gayri safi iş hasılatının 447.150,68 TL olup, VUK.'un 177'nci maddesinin birinci fıkrasının 2. bendinde belirtilen limiti (400.000 TL) aştığı görülmektedir. Dolayısıyla, davalı tacir sıfatına sahiptir. Taraflar tacir olduğundan ve iş her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğinden nisbi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle dosyanın daha önceki görevsizlik kararı veren Mahkememiz ... no'lu kalemine ... Esas sayılı dosya ile tevzi edildiği ancak sistemde yapılan bir hata nedeniyle İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yazı işleri müdürlüğü'nce 06/05/2024 tarihli Uyap uygulamaları düzeltme talep formu ile yazı işleri işleri müdürü ekranında bulunan ... sayılı işin silinmesinin talep edildiği ve Mahkememize tevdi edilen ... Esas sayılı dosyası kayıt edildikten sonra aynı dosyanın Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile yeniden kayıt edildiği ve yapılan işlemin hatalı olduğu anlaşılmakla Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı tarafından açılan davaya konu 06/05/2024 tevzisinin iptal edilmesi nedeniyle davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

  2. HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

İlişkin, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere, karar verildi. 06/05/2024

Katip ...

¸E-imza

Hakim ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevap(EserkanıarSözleşmesindenizmirkesinhükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim