SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/820 E. 2024/344 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/820

Karar No

2024/344

Karar Tarihi

30 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/820

KARAR NO : 2024/344

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 26/01/2018

KARAR TARİHİ : 30/04/2024

Mahkememizce verilen 15/10/2020 tarih ... esas ... karar sayılı karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... H.D.’nin 28/09/2023 tarih ve ... esas ... karar sayılı ilamı ile bozularak, mahkememizin yukarıdaki esas sayılı dosyasına tevzii edilmekle, yapılan açık yargılama sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili davacı 23/01/1946 doğumlu ...'in 30/07/2016 günü saat 19:30 sıralarında ... ... alışverişten sonra evine dönmek üzere, ... - ... 'in bulunduğu caddede yaya geçidinden karşıdan karşıya geçerken, trafikte ... adına ruhsata kayıtlı olup sürücüsü ... olan ... plakalı ... marka araçla, Kuşadası istikametinden Seferihisar istikametine seyir halinde iken aracının sağ tarafı ile çarpması sonucunda müvekkilinin savrularak yere düşmüş ve yaralanmış olduğunu, meydana gelen kazada yaralanan müvekkilinin kaza sonrası D.E.Ü.Tıp Fakültesi acil servisine kaldırıldığını, burada yapılan tetkiklerde; olaydan ötürü müvekkilinin saçlı deride, çene altında, sol dirsekte, sol ve sağ ekstremitelerde yaygın dermabrazyonların (sıyrık) oluştuğunu, diz arkasında kesi meydana geldiğini, dikiş atılarak tedavi edildiğini, kol kemiklerinde ve bacak kemiklerinde kırıklar meydana geldiğini kırıkların tümünün 05/08/2016 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Kliniği tarafından ameliyat edilerek onarıldığını, ... plakalı Renault oto markalı araç, trafikte ... adına kayıtlı bulunduğundan 2918 sayılı Trafik Kanununun 3. ve 85. maddesine göre araç maliki sıfatıyla kaza nedeniyle sorumlu olduğunu, olayın meydana gelmesine sebep olan ... plakalı aracın sürücüsü ...'in olayın asli ve tek sorumlusu olduğunu, kazaya karışan araç sürücüsünün, güzergahı istikametinde seyir halinde iken yaya geçidine yakınlaşmasına rağmen hızını azaltmaması nedeniyle olay yerinde kendisine ayrılan yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkilinin yaralanmasına asli kusuruyla sebebiyet verdiğini, yaralanma ile sonuçlanan kazadan sonra tutulan trafik kazası tespit tutanağında kazaya karışan araç sürücüsü ile müvekkilinin kusurlu bulunduğunu ancak bunun doğru olmadığını, müvekkilinin kendisine ait yaya geçidinde usul ve yasaya uygun olmak üzere yürüdüğünü, araç sürücüsünün tedbirli davranmamakla beraber trafik kurallarına da uymadığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza anında davalı sigortaya ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin kaza tarihi itibariyle maddi tazminattan kişi başı sakatlık poliçe limiti dahilinde teminat tutarı kadar sorumlu olduğunu, müvekkilinin ev hanımı olup olaydan önce son derece hareketli ve faal bir insan olduğunu, kazada kalçasının, kol kemiğinin ve bacak kemiğinin kırılması nedeniyle ayağa kalkamaz yürüyemez duruma düşerek malul vaziyete düştüğünü, bir başkasının yardımı ile ancak bedeni ve tabii ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, ameliyat nedeniyle uzun bir zaman hastanede yattığını, hastaneden çıktıktan dava gününe kadar evde yatalak vaziyette acı ve keder duyarak 24 saat görevli ücretli bakıcının yardımıyla yaşamını sürdürebildiğini, müvekkilinin zarar miktarının henüz belli olmayıp mahkemece yaptırılacak uzman doktor bilirkişi incelemesiyle müvekkilinin tespit edilecek maluliyet oranına göre bilahare uzman bilirkişi mağrifetiyle güç kaybının parasal karşılığının belirleneceğini bu nedenle davanın HMK 107. maddesindeki belirsiz alacak davası olması sebebiyle şimdilik güç kaybı ve güç kaybına bağlı zorlama ve aşırı harcanan efor nedeniyle maddi tazminat ile ilgili 1,000,00 TL olarak talep ettiklerini, bilirkişinin sunduğu rapordan sonra ıslahla gerçek alacaklarının harçlandırılarak talep edileceğini, kazadan sonra bir türlü eski sağlığına kavuşmayan müvekkilinin sürekli yatmakta, ağrılar çekmekte, yürüyememekte olduğunu, zaman zaman hastaneye giderek sağlık kontrolünden geçtiğini, evde birilerinin daimi yardımıyla ancak hayatını devam ettirebildiğini, yardımcılara verilen ücretlerle birlikte tedavi masraflarının, gidiş geliş yol masraflarının devletin ödediği masrafların dışında çok ciddi maddi zararlarının doğduğunu, maddi zararların dışında davacı müvekkilinin elem ve ızdıraplarının karşılanabilmesi, meydana gelen manevi kayıpların giderilmesi için manevi tazminat da talep ettiklerini müvekkilinin yaşamış olduğu kazanın şokunu bir türlü atamadığını, fiziki ve ruhi açıdan yıpranmış olan müvekkilinin psikolojik buhrana sürüklendiğini, davalı tarafından geçmiş olsun ziyaretine dahi gelinmediğini, iş bu dava sonuçlanıncaya kadar davalı şahsa ait ... plakalı aracın trafik kaydına ve adlarına kayıtlı taşınmazlar varsa ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, davalı ... aleyhine de Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açılmış olduğunu ve halen devam ettiğini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; davanın tarafları açısından ve davanın niteliği itibariyle mutlak bir ticari dava olmadığından Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girmediğini, davaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin bakabileceğini bu nedenle iş bölümü yönünden itiraz ettiklerini, müvekkilinin ve diğer davalı olarak gösterilenlerin adreslerinin İzmir olmadığı halde iş bu davanın yetkisiz İzmir Mahkemelerinde açıldığını, genel yetki kuralları gereğince müvekkilinin adresinin bulunduğu yer olan Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davacı yanın maddi tazminata ilişkin davasını belirsiz alacak davası olduğunu bildirerek açtığını, maddi tazminat olarak belirlediği hususların belirlenebilir nitelikte olduğunu, davacının 1946 doğumlu (72 yaşında) olduğunu ve iş akdi ile veya başka bir gelir getirici işte çalışmadığını bu gerçek karşısında kazadan kaynaklı maddi giderin belirlenebilir olduğunu bu nedenle davacı yanın davasını belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinden ve davacının yaralanmasından dolayı üzgün olduğunu, kaza anında ve kaza sonrasında da davacı yanın ambulansa bindirilmesi ve hastaneye sevk sürecinde de yanında olduğunu, eşini de arayıp sorarak ilgilendiğini, müvekkili hakkında halen derdest taksirle yaralamaya sebebiyetten kaynaklı ceza yargılamasının Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında devam ettiğini, kaza sonrası tutulan kaza raporunda müteferrik kusur kaydının mevcut olduğunu, davacı tarafından istenen 50.000-TL istemli manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun tam olarak belirgin olmaması nedeniyle maddi tazminat istemi açıklanırken salt müvekkilinin kusurundan hareket edilmesinin kabul edilemez olduğunu, yine dava dilekçesinde davacının konumunun, olayın dramatize edilerek aktarılış biçiminin gerçeği yansıtmadığını, abartılı şekilde kaleme alındığını, davacının ceza yargılamasında adliyeye giderek duruşmaya katılmış olması, hakim huzurunda ifade vermiş olması “yatalak” gibi gerçek olmayan abartılı ifadelerin, yine dilekçenin başka bir yerinde “yürürken zorlanması” gibi tezat ifadelerin birbirini çürütür nitelikte olduğunu, davacının 72 yaşında oluşunun dikkate alınmaksızın dava dilekçesinde iş gücü kaybının abartılı ve hukuksal dayanaktan yoksun şekilde açıklandığını, kabulünün bu anlamda da mümkün olmadığını tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanun ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinin değiştirilmiş olduğunu, trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvurunun dava şartı haline getirildiğini, somut olayda müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadan huzurdaki davanın ikame edildiğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı trafik sigorta poliçesi ile 18/04/2016-18/04/2017 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı , sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, zorunlu trafik sigortasının sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, sigortacının ise, KTK ve genel şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralamasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitine kadar temin edeceğini, böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında, sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararların işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu bulunması gerektiğini, araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net ve kesin olarak tespitinin gerektiğini, davacının, sigortalı araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlaması gerektiğini, zararın kanıtlanamaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğunun olmadığını, mahkemece davacının iddia ettiği kalıcı sakatlığının tespiti için rapor alınması halinde, hazırlanacak raporda trafik sigortası genel şartları gereği meslekte kazanma gücü kaybı oranının değil özürlülük oranının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu sigortalı araç poliçesinin genel şart değişikliği sonrasında 18.04.2016 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, mahkemece rapor alınması halinde, poliçe genel şartları gereği özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğe uygun olarak düzenlenen bir rapor alınmasının gerektiğini, müvekkili şirket nezdindeki trafik sigorta poliçesinin 18.04.2016 tarihinde tanzim edilmiş olduğunu bu poliçenin 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarına tabi olduğunu, bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği, maluliyet tazminatına ilişkin hesaplamanın güncel TRH-2010 (kadın-erkek hayat) tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulması halinde, hazırlanacak raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik gideri ile geçici ve sürekli iş göremezlik dönemine ait tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu , 6704 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. Maddesine yeni bentlerin eklendiğini, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerin trafik sigorta poliçesi kapsamı dışında bırakıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan prim aktarımı neticesinde müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve tedavi ve bakıcı giderine ilişkin sorumluluğunun sona erdiğini, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemelerin şirketlerinden talep edilemeyeceğini, mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespitinin gerektiğini, davacı yanın gelir durumunu somut belgelerle ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gelir durumuna ilişkin olarak somut belge ve delil sunulamaması halinde yasal asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmasını, ... plakalı aracın müvekkili şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olup davacı yanın manevi tazminat taleplerinden gerek karayolları trafik kanunu gerekse zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi gereğince sorumluluğunun bulunmadığını, Karayolu Trafik Kanunu'nun 92/f. maddesinde açıkça manevi tazminata ilişkin taleplerin sigorta poliçesi teminatı dışında tutulmuş olduğunu, bu açıdan da müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddinin gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, davacı yanca, müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, dolayısıyla başvuru şartı yerine getirilmediğinden müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, mahkemece faize hükmedilmesi halinde, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerindeki hiçbir itirazın kabulünün mümkün olmadığını, tüm itirazların yersiz, mesnetsiz ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalı ... tarafından görev itirazında bulunulduğunu ancak iş bu davanın TTK'da düzenlenen ZMM poliçesi de dayanak alınarak açılan bir tazminat davası olduğunu, bu nedenle davalının görev itirazının reddinin gerektiğini, davalı sigorta şirketinin 26/04/2016 tarihli yasa değişikliği uyarınca sigorta şirketine başvuruyu dava şartı olarak belirtip itiraz ettiğini, yerleşik BAM ve Yargıtay kararları uyarınca şartın tamamlanabilir bir dava şartı olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilemeyeceğini, mahkemenin davacıya bu konuda kesin süre vermesi gerektiğini, kaldı ki bu süreçte müvekkili tarafından sigorta şirketine gerekli başvurunun yapılmış olduğunu, davaya konu aracın poliçe teminatının 18/04/2016 tarihinde başladığını, yani teminatın 26/04/2016 tarihinden önceki teminatları kapsamakta olduğunu , davalı işleten tarafından da bu doğrultuda prim ödemesi yapıldığını, önemli olanın poliçenin tanzim tarihi olduğunu, davalı sigorta şirketinin yeni genel şartların uygulanmasına ilişkin itirazlarına itibar edilmemesini, sigorta şirketinin kötü niyetli olarak manevi tazminatın kendisinden istendiğini ve bu talepten kendisinin sorumlu olmadığını beyan ettiğini, manevi tazminata ilişkin sigorta şirketinden bir isteklerinin bulunmadığını, davalı ... tarafından manevi tazminatın miktarına ilişkin itirazda bulunulduğunu, davalıların kazadan sonra hiç bir surette müvekkili arayıp sormadıklarını, geçmiş olsun dahi demediklerini, meydana gelen maluliyetin müvekkilini oldukça mağdur ettiğini ve yıllardır ağrı ve acı içerisinde olduğunu, bu zararın karşılığının asla para ile ölçülemeyecek olduğunu, en azından müvekkilinin hayatını kolaylaştırması açısından manevi tazminatın son derece yerinde olduğunu beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Kaza tespit tutanağı : J. Ast. Ü.Çavuş ... ile Uzman Jand. K. Çvş ... tarafından 30/07/2016 tarihinde tutulan kaza tespit tutanağının incelenmesinde; 30/07/2016 günü saat 19:07 sıralarında ... Kuşadası il yolu 46+300 m. ... mevkiinde yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğinin ihbar edildiği, beyana göre kazanın ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in Kuşadası yönünden Seferihisar yönüne seyir halinde iken ... ... market mevkine geldiğinde, ... market tarafından sahil yönüne geçmek isteyen yaya ...'e çarpması sonucu kazanın meydana geldiğinin belirtildiği, kazanın oluş şeklinin ve sürücünün kim olduğunun beyana göre yazıldığı, kazada yaya ...'in yaralandığı, ... plakalı otomobilin sağ yan aynasının kırılmış ve sağ arka kapıda çökük olduğunun görüldüğü, kaza yerinde yaya geçidinin bulunduğu, ... plakalı otomobile ait 50 metre fren izinin bulunduğu, yapılan incelemede otomobil sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK 521-b maddesi uyarınca "aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine göre, görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak " kuralını ihlalden kusurlu olduğu, yayanın da "ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde kavşaklara yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan veya göz önüne aldığı halde uygun zamanda geçmemek " kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

Hasar dosyası: ... Sigorta 'nin 23/05/2018 tarihli cevabi yazısından ; dava dilekçesinin şirketlerine tebliğ edilmesiyle birlikte hasar dosyası açılmış olduğunu, hasarın değerlendirilmesi ve gerçek zarar miktarının belirlenmesi için gerekli belgelerin davadan önce şirketlerine ibraz edilmediğinden herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

Trafik kayıtları: Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünün 02/04/2018 tarihli cevabi yazısından; kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

Sigorta Poliçesi: Davalı sigorta şirketi ile kazaya karışan ... plaka sayılı araç maliki olan davalı ... arasında, 18/04/2016 - 18/04/2017 tarihlerini kapsayan ZMMS (Trafik) sigorta poliçesi bulunmaktadır. Poliçe limiti kişi başına sağlık giderleri teminatı 310.000,00- TL dir.

SGK Cevabı : İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Konak Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 07/08/2018 tarihli cevabi yazısı ile; anılan kaza olayının iş kazası mahiyetinde olduğuna, kendisi hakkında iş kazası sigortasından merkezlerince işlem yapıldığına, geçici ve sürekli işgöremezlik ödeneği ödendiğine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, dolayısıyla iş kazasından rücuya tabi bir gelir bağlanmadığı ve peşin sermaye değeri oluşturmadığı, ayrıca adı geçenin kaza tarihinde sigortalı çalışmalarının bulunmadığı bildirilmiştir.

Maluliyet Raporu : 11/09/2018 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Medikolegal Değerlendirme Raporunda: "Kişinin belirtilen sekelleri "30 Mart 2013 tarihli ve 28603 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'1 ekindeki ölçüt kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu mevcut kriterler kapsamında hesaplandığında kişinin tüm vücut maluliyet oranının % 17 (onyedi) olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 270 (ikiyüzyetmiş) gün olduğu, 30. 07.2016 tarihinde meydana gelen kaza ile mevcut yaralanmalar arasında illiyet bağı olduğu " tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Kusur Raporu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 18/12/2018 tarihli raporundan Sürücü ...’nin %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu, yaya ...’in ise %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyeti hesap raporu: Mahkememizce Aktüerya / Hesap uzmanı bilirkişi heyetinden 28/05/2019 tarihinde alınan raporunda : " Davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 9.873,27 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici bakıcı gideri tazminatının 13.810,50 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 30.961,99 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limitinde talep edebileceği SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve tedaviye bağlı ulaşım giderlerinin 16.875,93 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 300,00.TL ve 200,00 TL talep ettiği" belirtilmiştir.

Bilirkişi heyeti ek hesap raporu: 05/09/2019 tarihli ek raporda : Kök raporda tespit edildiği üzere; davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 9.873,27 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici bakıcı gideri tazminatının 13.810,50 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limitinde talep edebileceği SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve tedaviye bağlı ulaşım giderlerinin 16.875,93 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 300,00.TL ve 200,00 TL talep ettiği, davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının “TRH-2010 yaşama tablosu” ve “Devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülüne dayanan yöntem esas alınarak %1,8 teknik faiz iskontosu ile yapılan hesaplama sonucu 30.961,99 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının PMF-1931 Yaşam Tablosu ve Yargıtay tarafından benimsenen hesaplama yöntemi (Borçlar Kanunu ve Tazminat Hukuku İlkeleri çerçevesinde progresif rant) ile hesaplama sonucu, talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 26.308,10 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği " belirtilmiştir.

Bilirkişi heyeti 2. Ek hesap raporu : 05/06/2020 tarihli ek raporda; Davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının kök raporda hesaplandığı üzere 9.873,27 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, teminat limiti dâhilinde talep edebileceği geçici bakıcı gideri tazminatının kök raporda hesaplandığı üzere 13.810,50 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500.00.TL talep ettiği, güncel asgari ücretler üzerinden; davacının, poliçe sorumluluğu yönünden davalı ... Sigorta A.Ş.'den "TRH-2010 yaşama tablosu" ve "Devre başı ödemeli belirli süreli rant" formülüne dayanan yöntem esas alınarak %1,8 teknik faiz iskontosu ile yapılan hesaplama sonucu teminat limiti dâhilinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 35.938,11 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500,00.TL talep ettiği, davacının, diğer davalılardan PMF-1931 Yaşam Tablosu ve Yargıtay tarafından benimsenen hesaplama yöntemi (Borçlar Kanunu ve Tazminat Hukuku İlkeleri çerçevesinde progresif rant) ile hesaplama sonucu, talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 29.123,70 TL olarak tespit edildiği, davacının, teminat limitinde talep edebileceği SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve tedaviye bağlı ulaşım giderlerinin; davalı tarafça sunulan dekont dikkate alınıp, birinci seçenekte dekont tutarı mahsup edilerek yapılan hesaplama sonucu 12.281,93 TL, ikinci seçenekte mahsup yapılmadığı takdirde kök raporda olduğu gibi 16.875,93 TL olarak tespit edildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 300,00.TL ve 200,00 TL talep ettiği " belirtilmiştir.

Ortadan kaldırma kararı öncesi bedel artırım dilekçesi: davacı vekili 26/09/2029 tarihli bedel artırım dilekçesinde; maddi tazminat alacağına ilişkin olarak;Geçici iş göremezlik 9.373,27.-TL arttırılarak toplam 9.873,27.-TL olarak, Kalıcı iş göremezlik 30.461,99-TL arttırılarak toplam 30.961,99.-TL olarak, Bakım ve Bakıcı Giderleri 13.310,50.-TL arttırılarak toplam 13.810,50.-TL olarak, SGK kapsamı dışında kalan tedavi ve ulaşım giderleri 16.375,93-TL arttırılarak 16.875,93-TL olarak talep olunur. 2.000,00.-TL.'nin birleştirilmesi sonucu toplam 71.521,69.-TL-TL'nin davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden, sigorta şirketi açısından ise hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizleri, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu davalılardan tahsiline karar verilmesini telip etmiş, aynı tarihte

Ortadan Kaldırma Kararı Öncesi Islah Dilekçesi: Davacı vekili 06/07/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik tazminatı alacağına ilişkin olarak; arttırılan kısım olan 4.976,12.-TL ile dava dilekçesinde ve arttırım dilekçesinde talep edilen miktar olan 30.961,99.-TL'nin birleştirilmesi sonucu toplam 35.938,11.-TL üzerinden hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizleri, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah harcını aynı tarihte yatırmıştır.

İstinaf Ortadan Kaldırma Kararı: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... H.D.’nin 28/09/2023 tarih ve ... esas ... karar sayılı ortadan kaldırma kararında “Mahkemece yapılacak iş, davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi zararlarının hesaplanması amacıyla dosyada raporu bulunan bilirkişi heyetinden (... ve Dr. ...) TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması, bilinen ve bilinmeyen dönem hesabının hangi tarihlerden başlayıp hangi tarihte bittiği açık ve denetime elverişli bir şekilde belirtilerek tazminat hesaplamasının yapılması için, rapor alınıp, usuli kazanılmış haklarda (davalı sürücü ... yönünden davacı ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezliğe ilişen maddi tazminat istemini 29.123,70 TL ile sınırladığından davalı Kemal yönünden bu miktar ile bağlı kalınarak) dikkate alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.” Gerekçesiyle ortadan kaldırılmış, taraflar vekillerinin kusur, maluliyet raporu ve manevi tazminat yönünden yapmış oldukları istinaf istekleri reddedilmiştir.

Ortadan Kaldırma Kararı sonrası alınan 12/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda: Davacı için, TRH-2010 Yaşam tablosu ve %10 artırım-iskonto esasına dayalı yöntem ile yapılan hesaplama sonucunda, davacının poliçe limiti dahlinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 197.885,18-TL olarak tespit edildiği mütalaa edilmiştir.

Dava; trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ücreti ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısından, sürücüsü ve malikinden, manevi zararın ise karşı araç sürücüsü ve malikinden tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.

Davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasında; bu davalının dava tarihinden önce 17/08/2016 tarihinde öldüğü, kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmadığı, aynı şekilde ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak olmadığı, zira ölü kişinin taraf ehliyetinin bulunmadığı, esasen dava açarken davacının davalının bu ehliyet durumunu araştırması gerektiği anlaşılmakla bu davalı yönünden 6100 sy HMK'nun 114/1-d bendi uyarınca dava şartı olan taraf ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat davalarının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin ... esas, ... karar, 17/07/2020 tarihli iptal kararının, 9 Ekim 2020 günü 31269 sayılı RG’de yayınlandığı, bu karar ile 14/04/2016 tarihli, 6704 sayılı 3. Maddesiyle değiştirilen 90. Maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, ikinci cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin iptallerine karar verildiği, iptal kararının gerekçesinde; " Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere verilen zararlardan dolayı, işletenin hukuki sorumluluğu haksız fiilden doğan sorumluluk niteliği taşıdığı için tazminat borcunun kapsamının 6098 sy TBK'na göre belirlendiği, işletenin söz konusu tazminat borcunun dolayıyla zarar gören üçüncü kişilerin tazminat alacaklarının teminat altına alınması amacıyla öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamının ise Genel Şartlara göre belirlendiği, bu durumun tazminatın kapsamının farklılaşmasına yol açtığı, bunun nedeninin ise idarenin düzenleyici işlemi niteliğindeki tazminat hesaplamasını düzenleyen kurallarında, 6098 sy TBK'nun gerçek zararın tazminini öngören kurallarından ayrılan hükümlere yer vermiş olmasından kaynaklandığı, Anayasa'nın 48. maddesinde sözleşme özgürlüğünün güvence altına alındığı, bu özgürlüğün sözleşme yapıp yapmama serbestsinin yanı sıra yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içerdiği, sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan borcunun kapsamının 2918 sy Kanun çerçevesinde hazırlanan GŞ'a göre belirleneceği, bu kuralların sözleşmeden doğan borcun kapsamını belirlemek suretiyle Anayasa'nın 48. Maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırladığı, Anayasa'nın 13. Maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin öncelikle kanunla yapılması gerektiği, sözleşme özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp, kanuni düzenlemelerin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve örgörülebilir nitelikte olması gerektiği, kanunun bu niteliklere sahip olmasının esasen Anayasa'nın 2. Maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, 2918 sy KTK'nun 90. Maddesinde sigorta şirketinin ZMMS sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup, bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan Genel Şartlara göre belirlenmesinin öngörülmesi ile borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunlarla belirlenmeyerek idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı, bu itibarla sözleşmenin içeriğine yönelik sınırlama öngören kuralların kanunilik ölçütü yönünden Anayasanın 13. ve 48. Maddelerine aykırı olduğu, Anayasa'nın 17. Maddesinde yaşama hakkı ve kişilerin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının, 35. Maddesinde mülkiyet hakkının güvence altına alındığı, Anayasanın 5. Maddesinde insanın maddi ve manevi varlığını geliştirebilmesi için gerekli şartları hazırlamanın devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığı, motorlu araç işletilmesine bağlı olarak kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma, bedensel zarar, eşya zararı ve manevi zararın Anayasa'nın 17. ve 35. Maddelerinde düzenlenen hakların ihlali sonucunda ortaya çıkan zarar niteliğinde olduğu, dolayısıyla karayolunda motorlu taşıt işletilmesini düzenleyen kuralları belirlemenin ve motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararın tazmin edilmesini güvence altına almanın da devletin görevleri kapsamında olduğu, ZMMS kapsamında sigorta şirketinin bu zararlardan dolayı sorumlu tutulmuş olmasının, zarar gören kişinin Anayasa'nın 17. ve 35. Maddesinde düzenlenen haklarının Anayasa'nın 5. Maddesiyle bağlantılı olarak korunmasının amaçlandığını gösterdiği, sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamının idarenin düzenleyici nitelikteki işlemi ile belirlenmesinin zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine, sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açacağı... " belirtilerek bu nedenlerle 6704 sayılı 3. Maddesiyle değiştirilen 90. Maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, ikinci cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa'nın 5., 13., 17., 35. Ve 48. Maddelerine aykırı olması nedeniyle iptallerine karar verildiği görülmüştür.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 Yaşam tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan hesaplama esas alınmıştır.

Davalı sigorta vekili geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ücreti ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığını iddia etmiş ise de; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu belirtildikten sonra, sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona erdiği belirtilmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. 2918 Sayılı Yasanın 98 maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise, sürücü, işleten ve sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekir (Yargıtay 17. HD'nin 13.06.2019 tarihli, 2016/12752 E. ve 2019/7497 K. sayılı kararı). Bu düzenleme gereği, ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları), sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiş olup, bir kanun maddesinin kapsamının idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletilmesi ve daraltılması mümkün değildir. Aksi halde kanuna aykırı genel şart maddesinin, tebliğin vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil edecektir. Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 18/04/2016 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik tazminatının, belgeli olmayan tedavi giderlerinin ve iyileşme süresi içindeki bakım ücretinin teminat dışı olduğuna yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 30.07.2016 günü saat 19:07 sıralarında, davalı ...'e ait olup, davalı sigorta şirketi tararfından ZMSS poliçesi ile sigortalanan ve davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile il karayolunda, Kuşadası yönünden Seferihisar istikametine seyri sırasında, seyir yönüne göre sağ tarafından karşıya geçmek üzere yola giren davacı yaya ...’e aracının sağ yan ayna ve arka kapı taraflarından çarpması neticesinde dava konusu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, davacının bu yaralanması neticesinde Dokuz Eylül Üniversitesi ABD raporuna göre %17 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak ve 270 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı, kazanın oluş şekline uygun olan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporunda belirtilen gerekçelerle davalı sürücü ...'in %90 oranında asli kusurlu, davacı yayanın ise %10 oranında tali kusurlu olduğu, taraflar vekillerinin kusur, maluliyet raporu ve manevi tazminatı yönünden yapmış oldukları istinaf istekleri reddedildiğinden bu hususların artık tartışma ve uyuşmazlık konusu yapılamayacağı, davacının yaralanması nedeniyle %10 kusur oranına isabet eden kısım düşüldükten sonra talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının istinaf ortadan kaldırma gerekçesi esas alınarak Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişinin 12.02.2024 tarihli ek raporundaki hesaplamaya göre 197.885,18 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 9.873,27 TL, iyileşme sürecindeki geçici bakıcı giderinin 13.810,50 TL ve SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri ile tedavi amaçlı yol giderinin 16.875,93 TL olduğu, davalı ... tarafından ceza yargılaması sırasında davacının banka hesabına tedavi giderlerine mahsuben yaptığı 4.594,00 TL ödemenin hesaplanan tedavi giderleri zararından mahsup edilmesi gerektiği, bu halde davacının talep edebileceği tedavi gideri ve tedavi amaçlı yol gideri zararının 12.281,93 TL olduğu, davacıya SGK tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmediği, davalı sürücü ...'in haksız fiil hükümleri uyarınca, davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve 91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu oldukları, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, hüküm tarihine en yakın tarihli bilirkişi heyetinin 12.02.2024 tarihli ek hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına ve istinaf ortadan kaldırma kararına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacı vekilinin 26/09/2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı talebini 9.373,27.-TL arttırarak 9.873,27.-TL, kalıcı iş göremezlik talebini 30.461,99-TL artırarak 30.961,99.-TL, bakım ve bakıcı giderleri talebini 13.310,50.-TL arttırarak 13.810,50.-TL, SGK kapsamı dışında kalan tedavi ve ulaşım giderleri talebini 16.375,93-TL arttırarak 16.875,93-TL olarak talep ettiği, 06/07/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 35.938,11-TL olarak ıslah ettiği, davalı sürücü ... yönünden davacı ıslah dilekçesinde sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat istemini 29.123,70 TL ile sınırladığı, davacı tarafın davasını HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açtığı, davacı vekilinin, alacağını bir kez bedel artırım dilekçesi ile artırdığı, daha sonra ıslah dilekçesi ile talebini bir kez daha artırdığı, belirsiz alacak davası olarak açılan davada davacının harcını yatırarak HMK'nun 107. Maddesi uyarınca bir kez bedel artırma talebinde bulunulabileceği, ayrıca bundan bağımsız olarak HMK.'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkının da mevcut olduğu anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 9.873,27 geçici iş göremezlik bedeli,13.810,50 TL bakıcı ücreti, 12.281,93 TL tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım gideri, 35.938,11 TL sürekli iş göremezlik bedeli, (davalı ... bu tutarın 29.123,70 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) sürekli iş göremezlik bedeli olmak üzere toplam toplam 71.903,81 TL maddi tazminatın (davalı ... bu tutarın 65.089,40 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 26.01.2018 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 30.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat isteği tedavi ve ulaşım giderine ilişkin olup, davalı ... tarafından ceza yargılaması sırasında, eldeki dava açılmadan önce davacının banka hesabına tedavi giderlerine mahsuben yaptığı 4.594,00 TL ödeme dikkate alındığında reddedilmiştir.

TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacıların manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminet miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının sürekli maluliyeti ile sonuçlanan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davalı sürücü ... ve davacının kusur oranları, davacının maluliyeti oluşacak şekilde yaralanması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacının davalı ... hakkındaki maddi ve manevi tazminat davasının, bu davalının dava tarihinden önce ölü olması nedeniyle 6100 sy HMK'nun 114/1. d bendi uyarınca dava şartı olan taraf ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu davalı hakkındaki davalarının dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

  2. Davacının davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,

9.873,27 geçici iş göremezlik bedeli,

13.810,50 TL bakıcı ücreti,

12.281,93 TL tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım gideri,

35.938,11 TL sürekli iş göremezlik bedeli, (davalı ... bu tutarın 29.123,70 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla)

olmak üzere toplam 71.903,81 TL maddi tazminatın (davalı ... bu tutarın 65.089,40 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 26.01.2018 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 30.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Davacının fazlaya ilişkin isteğinin reddine,

  1. Davacının, davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 30.000,00 TL manevi tazminatın, taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 26.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' den alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine,

  1. Kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanmış olan 4.911,75 TL nispi harca, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 303,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.608,35 TL karar ve ilam harcının (davalı ... bu tutarın 4.142,86 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA.

  2. Kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanmış olan 2.049,30 TL nispi harca, peşin alınan 141,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.907,59 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA.

  3. Davacı tarafın karşıladığı 35,90 TL başvuru harcı ile 303,40 TL peşin alınan ve ıslahla tamamlanan harç olmak üzere toplam 339,30 TL harcın davalı ... ve davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine.

  4. Davacı tarafın manevi tazminat için karşıladığı 141,71 TL peşin harcın davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine.

  5. Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı ve karşıladığı 5,20 TL vekalet suret harcı, 564,11 TL davetiye ve posta gideri, 1.200,00 TL maluliyet raporu ücreti, 314,50 TL kusur raporu ücreti, 1.500,00 TL hesap bilirkişileri ücreti, istinaf ortadan kaldırma kararından sonra yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 5.583,81. TL yargılama giderinden davanın kabul oranına isabet eden toplam 4.634,56. TL yargılama giderinin (davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın kabul oranının farklı olması nazara alınarak bu miktarın 3.171,60. TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalı ... ve davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine. Davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.

  6. Dava kısmen kabul edildiğinden davalı ...'in yaptığı 50,00 TL davetiye ve posta giderinden davanın red oranı nazara alınarak 8,50. TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı ...'e verilmesine. Davalı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.

10-Dava kısmen kabul edildiğinden davalı sigorta şirketinin yaptığı 106,50 TL davetiye ve posta giderinden davanın red oranı nazara alınarak 46,00-TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine. Davalı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.

11-Maddi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ve davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine.

12- Maddi tazminat davası kısmen reddedildiğinden, reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan;4.594,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı ... ve davalı sigorta şirketine eşit şekilde paylaştırılarak verilmesine,

13-Manevi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile Tarifenin 10/4. Fıkrasındaki "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmüne göre takdir ve hesaplanmış olan;17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine.

14-Manevi tazminat davası kısmen ret edildiğinden ret edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile Tarifenin 10/2. Fıkrasındaki "Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." ve 10/4. Fıkrasındaki "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemelerine göre takdir ve hesaplanmış olan; 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı ...'e verilmesine.

15-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının, davalılar tarafından yatırılan delil avansının sarf edilmeyen kısmının, gerekçeli karar tebliğ masrafları düşüldükten sonra karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine.

ilişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2024

Katip ... Hakim ...

¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SebebiylecevapVeTazminat)cevabaCismaniZararAçılanizmirTazminat(Ölüm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim