İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1020 E. 2024/3 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1020
2024/3
4 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1020
KARAR NO : 2024/3
DAVA : Ticari Şirketi Toplantıya Çağrıya İzin Verilmesi
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ : 04/01/2024
Mahkememizde açılan davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalı şirketin % 50 hissedarı olduğunu, diğer % 50 hissedarın ise boşanma aşamasında olduğu davalı ... olduğunu, davalı ...’in aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine İzmir ... Aile Mahkemesi’nde ... Esas sayılı boşanma davası açtığını, müvekkili tarafından da aynı dosyada davalı ... aleyhine karşı davanın açıldığını, bu nedenle ortaklar arasında diyaloğun tümüyle koptuğunu ve karşılıklı güven ilişkisinin kalmadığını, taraflar arasındaki anlaşmazlığın yeni olmadığını, davalı şirketin sürekli zarar etmesi ve finansman açığı vermesi nedeniyle müvekkili tarafından kesintisiz olarak borç para gönderildiğini, müvekkilinin şirketten ciddi tutarda alacaklı olduğunu, şirketin kullandığı kredilerde şahsi kefaletinin de bulunduğunu, müvekkili tarafından Bornova ... Noterliği’nin 16/08/2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve “şirketin ticari hayatının devamının neredeyse imkansız hale geldiği” belirtilerek bu durumdan kurtulması için “sermaye artırımının elzem olduğu” hususunun bildirildiğini, ayrıca aynı ihtarname ile şirketin diğer ortağı ...’in de “şirketi borçlandırıcı işlem yapmaması, şirket adına çek veya senet düzenlememesi, mal varlığını eksiltme yapmaması, personelin iş sözleşmelerini gereksiz yere feshetmemesi, yeni personel alımı yapmaması, şirket adına kredi kullanmaması vs.” konularda uyarıldığını, ayrıca acilen genel kurul toplantısı yapılması çağrısı da yapılmışsa da davacı şirket müdürü tarafından bu yönde bir karar alınmadığını, TTK’nın 617, 620 ve 621. madde hükümlerinin açık olduğunu, bu düzenlemelerde karar alınması için belirli nisapların ön görüldüğünü, şirket ortaklarının paylarının % 50’şer olması sebebiyle ve arada güven ilişkisi kalmadığından bu nisapla karar almalarının mümkün görünmediğini; müvekkilinin alacağının bir kısmını tahsil için şirket hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takibe girişildiğini ancak şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu; müvekkilinin şirket ile ilgili olarak davalı eşinden bilgi alamadığı gibi şirketin muhasebesine bakan personelden de bilgi alamadığını, sadece mali müşavirden mizan alabildiğini, şirketin mali kayıtlarını ve gelir gider özetini almak ve incelemek için şirkete giden müvekkiline finans işlerine bakan ...’ın karşı çıktığını, bu kişinin şirketin patronuymuş gibi davranması üzerine seslerin yükseldiğini, o esnada davalı ...’in odadan çıktığını, müvekkiline ve yanındaki yeğeni ...’a saldırılması sonrasında taraflar arasında itiş kakış yaşandığını, konunun emniyete intikal ettiğini, kabul anlamına gelmemek üzere İzmir ... Aile Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyasında müvekkiline uzaklaştırma kararı verildiğini, müvekkilinin 10.000.000,00 TL’ye yakın alacaklı olduğu kendi şirketine gidemez duruma düştüğünü, davalı şirketin ... (Koleji) adı altında okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, anadolu lisesi ve fen lisesi seviyesinde okul işleten bir kompleks okul olduğunu, çok sayıda öğrencinin bulunduğunu, TTK’nın 630/2 maddesi gereğince her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğini, 630/3 maddesinde ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul edilebileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin şirketin mali olarak güçlendirilmesi ve ticari hayatının sorunsuz devam etmesini amaçladığını ancak gelinen noktada şirketin ticari hayatına devam edemeyeceğinin açık bir şekilde görüldüğünü, davalılardan ...’in kendi adına kayıtlı olan İzmir ili ... numaralı bağımsız bölümleri müvekkilinden mal kaçırma kastı ile ve muvazalı olarak devrettiğini, TMK’nın 426. maddesinde temsil kayyımlığının, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığının düzenlendiğini belirterek, şirkete derhal bir kayyım tayini ile 2020, 2021 ve 2022 yılı mali yıllarına ilişkin genel kurul toplantısı yapılmasının sağlanmasını, şirket müdürü tarafından şirketin borçlandırılmaması, mal varlığının eksiltilmemesini teminen bu yönde yetkisinin kısıtlanmasına, mahkemece uygun görülmemesi durumunda kayyımın denetim ve onayına tabi tutulmasına, atanacak bilirkişi marifetiyle şirketin defter ve kayıtları ile mali tabloları üzerinde inceleme yapılarak sermaye artırma ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesine, sermaye artırım ihtiyacının belirlenmesi halinde artırılacak sermaye tutarının belirlenmesine ve hükmen sermaye artırımına ilişkin karar verilmesine; yapılan incelemeler sonucunda şirket mali kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, müdür yetkisinin kullanılmasında ihmal ve kötü niyetli halin tespit edilmesi durumunda davalılardan ...’in müdürlük görevinden azline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; TTK’da şirketlerde genel kurul toplantılarının hiç yapılmaması ya da zamanında yapılmaması durumunda ilgililer hakkında adli veya idari herhangi bir yaptırımın öngörülmediğini, davalı şirketin en son 01/12/2020 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yaptığını, yasada belirtilen süreden sonrada genel kurul toplantısı yapılmasının mümkün olduğunu, kaldı ki şirket müdürünün genel kurulu toplantıya çağırmaması halinde diğer ortak ya da ortakların mahkemeye başvurarak izin almak suretiyle genel kurulu toplantıya çağırabileceklerini ancak davacı tarafından böyle bir yola başvurulmadığını; davacı ile müvekkili ...’in halen evli olduğunu, müvekkilinin eşi...’in zina yaptığını ve birlikte yaşadığı kadından iki çocuk sahibi olduğunu öğrenerek davacıya karşı zina nedeniyle boşanma davası açtığını, davanın açılış tarihinin 11/08/2023 olduğunu, davacının ise bu davanın açıldığını öğrenerek 5 gün sonra pek çok isteğini içeren ve müvekkilini suçlayan, şirketten alacaklı olduğunu bildiren ihtarnameyi gönderdiğini, davacının boşanma davasındaki haksızlığını örtmek ve müvekkilini zorlamak amacıyla pek çok dava ve icra takibi açma yoluna gittiğini, tamamının yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, icra takiplerindeki amacının şirket müdürü olan müvekkilinin şirketi kötü yönettiği, şirketin borçları olduğu ve taraflar arasında para konusunda anlaşmazlık olduğu algısını yaratmak ve iddiasına delil oluşturmak olduğunu, ayrıca şirketin çalışmasını ve müvekkilinin iş hayatını baskı altına almak amacının güdüldüğünü, yani müvekkili boşanma davası açmasaydı hiçbir dava ve icra takibinin açılmayacak olduğunu; davacının şirketten alacaklı olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, bu alacağın dayanağı belgenin sunulmadığını, mesajların bir delil değerinin bulunmadığını; şirketin borca batık olduğu ve zarar ettiği iddiasının doğru olmadığını, davalı şirketin müvekkili ...’e ait şahıs şirketi iken limited şirkete dönüştürüldüğünü, şirketin sermayesi, mali durumu ve faaliyetleri ile ilgili herhangi bir sorunun bulunmadığını, davacının şirketle ilgili bilgi alamadığı yönündeki iddiasının da doğru olmadığını, aksine davacının şirkete ait defter ve kayıtlara el koyması ve kaçırması, ihtara rağmen teslim etmemesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu ve ardından zayi davası açmak zorunda kalındığını, şirketin mali müşaviri ile davacının halen irtibat halinde olduklarını; şirkete kayyım tayini isteğinin yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır şirket müdürlüğü yaptığını, pek çok öğrencisinin bulunduğunu, davacının kişisel hırs ve sebeplerle şirketin faaliyetini sekteye uğratacak, şirket unvan ve itibarını zedeleyecek şekilde şirkete kayyım tayin edilmesini istemesinin hukuk nezdinde kabul görmemesi gerektiğini, davalı şirkette şirket müdürünün bulunduğunu, şirketin yönetimsiz olmadığını; şirket müdürünün genel kurulca seçildiğini ve uzun yıllardır şirketi temsil ettiğini, davacının şirketin yönetimi ve işlerinden haberdar olduğunu, şirketin kötü yönetilmediğini, buna ilişkin iddianın da haksız olduğunu, şirketin amaçlarına uygun olarak eğitim ve öğretim hayatına devam ettiğini, sermaye artırımı ile ilgili iddia ve isteğin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı şirket genel kurulunun toplantıya çağrıya izin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın 15/12/2023 tarihli duruşmasında dava dilekçesindeki isteklerden biri olan “şirkete bir kayyım tayini ile 2020, 2021 ve 2022 yılı mali yıllarına ilişkin genel kurul toplantısı yapılmasının sağlanması” şeklindeki istek mahkememizce TTK’nın 410 ve devam eden maddeleri gereğince “genel kurul toplantısına çağrıya izin verilmesi” şeklinde nitelendirilmiş ve bu istekle ilgili olarak davacı tarafça davalı şirket hakkında açılan davanın 2023/712 Esas sayılı davadan tefrik edilerek mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydı yapılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin adresinin “... Balçova/ İZMİR” olduğu, şirketin faal olduğu, şirket temsilcisinin 01/12/2020 itibariyle ... olduğu, yetkisinin devam ettiği, münferiden temsile yetkili olduğu, hissedarlarının 1250 pay ile ... ve 1250 pay ile... olduğu görülmüştür.
Davacı... vekili, davalılara Bornova ... Noterliği’nden gönderdiği 16/08/2023 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; “TTK’nın 617/1 maddesi gereğince şirket müdürlerinin olağan genel kurul toplantısını her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde yapmak durumunda olduğu müvekkilinin ortağı olduğu şirketin 2020, 2021 ve 2022 mali yıl sonu itibariyle genel kurul toplantısını yapmadığını, şirket müdürü tarafından genel kurul toplantı çağrısının yapılmadığını, muhatapların derhal TTK’nın 376/3 maddesi uyarınca bir ara bilanço hazırlatarak genel kurul toplantısı yapması ve toplantı gündemine acilen sermaye artışı yoluna gidilmesi gerektiğini ve artırılacak sermayenin tutar ve ödeme şeklinin belirlenmesi maddesi ile şirket müdürü seçimi maddesinin konulmasının şart olduğunu” ileri sürerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren muhataplar tarafından derhal genel kurul toplantısı çağrısı yapılmasını, toplantı gündemine sermaye artırılması ve şirket müdürü seçimi maddesinin konulmasını, aksi halde müvekkiline şirketten kayıtlara yansıyan 8.707.337,00 TL’nin derhal ödenmesini ihtar etmiştir.
Dosyaya ihtarnamenin tebliğ şerhi sunulmamakla birlikte cevap dilekçesinde ihtarnamenin gönderildiği hususu kabul edilmiştir. Her ne kadar tebliğ şerhi yok ise de ihtarname tarihinin 16/08/2023 olduğu, muhtemel tebliğ süresi ve davanın 07/09/2023 tarihinde açıldığı hususu dikkate alındığında makul sürede başvurunun yapıldığı kabul edilmiştir. Davalı tarafça ihtarnameye olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmemiştir.
6102 sayılı TTK’nın 410. maddesinde; “(1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler. (2) Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir.” düzenlemesine; 412. maddesinde; “(1) Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 413. maddesi gereğince de gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenecektir.
TTK'nın 412. maddesinde "zorunluluk olmadıkça mahkemenin dosya üzerinde inceleme yaparak karar vereceği" düzenlenmiş olduğundan, bu düzenleme gereğince mahkememizce duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi gereğince toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirkete ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. Aynı kanunun 410/2. maddesine göre, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izniyle tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. TTK'nın 412. maddesinin uygulamasında ise, şirkette yönetim kurulu mevcut olup pay sahiplerinin çağrı istemi reddedildiği veya isteme olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, mahkeme genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verebilir ancak çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar.
Somut olayda; davalı şirket, iki ortaklı bir limited şirket olup, anonim şirketin toplantıya çağrıya ilişkin hükümleri kıyas yolu ile uygulanacaktır. 6102 sayılı TTK’nın 413. maddesi gereğince gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenecektir. Davacı taraf mahkememizden 2020, 2021 ve 2022 yılı mali yıllarına ilişkin genel kurul toplantısı yapılmasının sağlanmasını istemiştir. Bu toplantıların gündeminin ne olacağı konusunda herhangi bir açıklama yapmamıştır yani dava dilekçesinde toplantıların hangi gündem maddeleri ile yapılacağı hususunu belirtmemiştir. Dolayısıyla davacı tarafça yasanın aradığı şartlara uygun bir başvurunun yapıldığından söz edilemeyeceğinden, toplantıya çağrıya izin verilmesi yönündeki isteğin (davanın) reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 472,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, 6102 sayılı TTK'nın 412. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/01/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35