İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/675 E. 2024/233 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/675
2024/233
21 Mart 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/675 Esas
KARAR NO : 2024/233
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/06/2017
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı/borçluya gönderilen ödeme emrinin 24/02/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça dosyaya itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, bu sebeple itirazın iptalinin gerektiğini, takip açılmadan önce davalı şirkete TTK. 1530 ve diğer maddelerine göre faiz alacağına dair ödemenin yapılmasına ilişkin olarak İzmir Karşıyaka... Noterliği'nden 02/08/2016 tarih, ... yevmiye no'lu ihtarname çekildiğini, davalı tarafın bu ihtarnameyi 04/08/2016 tarihinde tebliğ aldığını, geç ödemelerden kaynaklanan faiz hesaplandığını, buna göre 21/02/2017 tarih, ... no'lu fatura düzenlenerek davalı tarafa e-fatura olarak gönderildiğini, ancak davalı şirketçe hiçbir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında 01/02/2016 başlangıç, 28/02/2017 bitiş tarihli Tedarikçi Anlaşma Formu düzenlendiğini, Tedarikçi Anlaşma Formu'nda vade tarihinin 90 gün olarak belirtildiğini, ancak 6102 sayılı TTK.'nın, KOBİ'leri ve fatura ya da eş değer ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süpermarket, hipermarket gibi alışveriş merkezleri karşısında koruma amaçlı getirmiş olduğu, 1530/5 maddesinde; "Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal hizmetinin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir. Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörülebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hallerde, ödeme süresi altmış günü aşamaz." denildiğini, mal teslimi tarihleri, fatura tanzim tarihi olup, yasanın kamu düzenini ilgilendiren ve emredici olan hükümlere göre tedarikçi KOBİ olan davacı tarafa 60 gün içinde ödeme yapılmadığından davalı şirketin temerrüte düştüğünü, bu hususa ilişkin ticari defterler incelendiğinde davalı/borçlu şirketin her bir faturadaki ödemelerinin gecikmiş olduğunun tespit edilebileceğini, yapılan hesaplamada TTK.'nın emredici maddesindeki avans faizi +B puan faiz oranına ilişkin talep hakkının saklı kalması kaydıyla Merkez Bankası'nın açıkladığı faiz oranına göre hesaplandıklarında 130.179,79 TL faiz borcu ve 38.156,74 TL bakiye cari hesap anapara borcu olduğunun görüleceğini, gerek taraflar arasında yapılan Genel Satın Alma sözleşmesinde, gerekse Tedarikçi Anlaşma Formunda gecikme faizine ilişkin herhangi bir hüküm konulmadığını, kanunun gerekçesinde, "Hüküm üreticileri, KOBİ'leri ve fatura ya da eşdeğer ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, şartları dayatma konumlar güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süpermarket, hipermarket gibi alışveriş merkezleri karşısında korumaktadır. Pazarlık güçleri ile konumları aynı olmayan kişi ve işletmeler arasında sözleşme özgürlüğü ilkesinin geçerli olmayacağı modern hukukun kabul ettiği bir diğer ilkedir. Tüketicinin, sigortalının, işçinin, küçük pay sahibi ile yatırımcının ve rekabetin korunması alanlarında ikinci ilke geçerlidir. Üretici firmalar ile KOBİ'ler de söz konusu ilkenin kapsamındadır. Çoğunlukla finansal açıdan pek de güçlü olmayan üretici KOBİ ve benzeri işletmelerin teslim ettikleri malların ve hizmetlerin bedellerini zamanında alarak ekonomik yapılarını güçlendirmelerine yardımcı olmak, Pazar ekonomisine hâkim yeni bir yaklaşımdır." denildiğini belirterek, açıklanan tüm bu nedenlerden fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı kalması kaydıyla icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibini devamını, icra takibinde alacağa ve faiz oranlarına ilişkin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olup, faiz oranın 6102 TTK. 1530/7 maddesinde emredici hükmüne uygun olarak ticari işlere uygulanacak faizi oranında en az %8 fazla hesaplanmasını, asıl alacak üzerinden %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, ve mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2014 yılından bu yana taraflar arasındaki sözleşmeler ile tedarik formlarının her yıl akdedildiğini, her seferinde de basiretli tacir olarak davacı tarafın söz konusu belgeleri imzaladığını, 2014 senesinde bu yana vadelere ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı şirketin 2016 yılı başında davacı taraf ile ticari ilişkisini sonladırmasını takiben, davacı tarafın basiretli tacirlik ile örtüşmeyen ve kötü niyetli taleplerinin gündeme geldiğini, neye istinaden düzenlendiği belli olmayan bir adet, 30/12/2016 tarihli, 205.604,01 TL tutarında fatura düzenleyip gönderdiğini, davalı şirketin söz konusu faturaya ilişkin İzmir ... Noterliği'nin 06/01/2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle faturaya ve mündericatına itiraz ettiğini, davacı tarafından, davalı şirketin takip konusu borcu zamanında ödemediği ve 38.156,74 TL alacağı olduğunu iddia ettiğini, ancak davacı tarafın bu tutarda bir alacağının bulunmadığını, bu hususun mahkeme tarafından tayin edilecek bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğini, davacı tarafından gönderilen ihtarname öncesinde cari hesap özetinde, 26/01/2016 tarihi ve ... sayılı, 27.816,48 TL tutarlı faturayı kayıtlarına aldığı, ancak daha sonrasında davalı şirkete gönderilen icra takibinden de anlaşıldığı üzere kayıtlarından çıkarıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve 2016 tarihli sözleşmenin 4.3. maddesinde; "Tedarikçi 3 aylık periyotlar halinde mutabakat sağlamadığı takdirde hesap özetleri ve cari hesaplara ilişkin farklılıklarda, ...'nın cari kayıtlarının esas alacağını beyan ve kabul eder." şeklinde düzenleme bulunduğunu, bu kapsamda Tedarikçi'nin em kendisine tebliğ edildiğini beyan ettiği, hem de herhangi bir dayanak belirtmeksizin, sadece ticari ilişkinin bitmiş olması sebebiyle sözleşmeye uygun olarak kesilmiş olan 26/01/2016 tarihli ve ... sayılı 27.816,48 TL tutarlı faturayı kabul etmemesinden herhangi bir hukuki dayanağı bulunulmadığını, yapılacak incelemeler neticesinde, firmanın alacaklı olduğunu iddia ettiği ... no'lu ve 16/05/2014 tarihli toplam, 4.436,64 TL, ...no'lu ve 30/04/2015 tarihli toplam, 3.110,40 TL,... no'lu ve 30/04/2015 tarihli toplam 777,60 TL ve 18/11/205 tarih ve ... no'lu toplam 1.049,33 TL tutarlı olmak üzere toplam 9.373,97 TL tutarındaki faturaların davalı şirkete tebliğ edimlediğini, bu sebeple söz konusu faturaların şirket kayıtlarında yer almadığını, ayrıca firmanın icra takibine konu ettiği toplam 130.179,79 TL tutarındaki faturanın 21/02/2017 tarihinde düzenlendiğini, taraflar arasındaki akdedilen sözleşmelerden de görüleceği üzere davalı şirketin firma ile ticari ilişkisinin Mayıs 2016 yılı içerisinde sona ermiş olması sebebiyle herhangi bir ticari dayanak olmaksızın kesilmiş olan fatura olduğun,u bu zamana kadarki ticari ilişkinin kâğıt fatura üzerinden yürütüldüğünü, ancak davacı taraf ile ticari ilişkinin devam etmemesi sebebiyle ve firmanın davalı şirkette kayıtlı unvanı ve vergi numarasının ... ve ort. (...), Vergi No: ... iken firmanın düzenlediği fatura üzerindeki unvan ve vergi numarası ile ... ve ortağı adi ortaklığı Vergi No: ... şeklinde olduğunu, bu sebeple ilgili vergi numarasına sahip firmanın kayıtlarında yer almaması sebebiyle kesilen faturanın davalı şirkete ulaşmadığını, firmanın 2014 yılı ve 2015 yılındaki tüm ödemelerinin davacı tarafın belirttiği şekilde yapılmadığını, sözleşmede mutabık kalınan sürelerde ve TTK.'nın 1530. maddesinde düzenlenen 60 günlük süreden de az olacak şekilde yapıldığını, şirket defterleri ve ödeme dekontları incelendiğinde, bu ödemelerin tamamının süresinde yasaya uygun olarak yapıldığının tespit edildiğini, örnek olarak, firmanın icra takibine konu ödemesinde 20525 sayılı fatura tarihinin 27/05/2014 olup, davalı şirkete tebliğ edilmesini takiben 19/09/2014 tarihinde değil, 03/07/2014 tarihinde ödendiğini, bu iddiaların yapılacak olan incelemelerde net bir şekilde gözükeceğini, 2016 yılına ilişkin ödemelerde ise, TTK. 1530 maddesinin 5. Fıkrasında açıkça "Sözleşmede öngörülen süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir." şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, her tacirin olduğu gibi, davalı şirketin Tedarikçiden satın aldığı ürünleri, teslim sırasında gerekli incelemeleri yapma hakkının mevcut olduğunu, Tedarikçi ile arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesi uyarınca bu hususun ayrıca belirtildiğini, yine TTK.'nın 1530. maddesi 4. fıkrasının d bendi uyarınca muayene süresinin 30 gün olabileceğinin hüküm altına alındığını, 2014 yılından bu yana ilgili vade tarihine ilişkin herhangi bir itiraz yapılasının basiretli tacir kavramı ile uyuşmadığını, davacı tarafın kötü niyetini gösterir nitelikte bir talepte bulunmasının Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, her türlü sair tazmin haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddini, davacı tarafın %20 kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetini ve mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası celp edilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı İdari Yaptırım Bürosu'nun 22/10/2021 tarih, ... idari yaptırım soruşturma numaralı,... idari yaptırım karar numaralı İdari Yaptırım Kararı celp edilmiştir.
SMM Bilirkişi ...'dan 11/05/2018 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
SMM Bilirkişi ..., SMM Bilirkişi ... ve SMM Bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden 31/10/2018 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
Bilirkişi Doç. Dr. ...'dan 10/07/2022 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
SMM Bilirkişi ..., SMM Bilirkişi ..., SMM Bilirkişi ..., SMM Bilirkişi ... ve Bilirkişi Doç. Dr. ... oluşan bilirkişi heyetinden 24/10/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporu alınmıştır.
-11/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Mahkemenin verdiği talimat doğrultusunda, davacı ve davalı şirketin ticari defterleri ve dayanağı belgeler üzerinde yapılan inceleme ve raporun III no'lu bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda,
-Davacı ...'nun dava konusu dönemlere ait listelenen ticari defterlerin 6102 sayılı TTK.'nın 64/3. maddesi ve VUK.'un 182., 220., 221. maddeleri uyarınca yapılması gereken noter açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulan defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu,
-Davalı şirkete ait listelenen 2014 yılına ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK.'nın 64/3. maddesi ve VUK.'un 182., 220., 221. maddeleri uyarınca yapılması gereken noter açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, diğer dönemlere ait ticari defterlerin 1 sıra no'lu Elektronik Defter Genel Teblliğ kapsamında e-defter olarak tutulduğu görülmüş olup, e-defterlerin yasal süresinde e-defter beratının alındığı, usulüne uygun tutulan defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu,
-Davacı ...'nun defterlerinde; 2014 yılı sonunda, davalı şirketin 12.876,84 TL borçlu, 2015 yılı sonunda davalı şirketin, 142.674,73 TL borçlu, 2016 yılı sonunda davalı şirketin 14.130,42 TL borçlu olduğu,
-Davacı ... tarafından 21/02/2017 tarihli, 130.179,79 TL tutarlı takibe konu faiz faturasının 2017 yılı ticari defterlerine kayıt altına alındığı,
-Davacının takip dosyası ile 38.156,74 TL cari hesap alacağı talebinde bulunmakta ise de İcra takip tarihinde Davacı ...'nun ticari defterlerine davalı şirketten asıl alacağının 14.130,42 TL olduğu,
-Davalı şirket ticari defterlerinde; 2014 yılı sonunda bakiyenin 0,00 TL, 2015 yılı sonunda, Davacı ...'nun 5.790,93 TL borçlu, 2016 yılı sonunda da bakiyenin 0,00 TL, Davacı ... tarafından düzenlenmiş 130.179,79 TL tutarlı faiz faturasının ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı, İcra takip tarihinde davalı şirketin ticari defterlerinde, Davacı ...'nun alacağının bulunmadığı, bakiyenin 0,00 TL olduğu,
-Taraflara ait ticari defterlerdeki yıl sonu bakiye farklılıklarının ayrıntılı şeklide açıklandığı üzere hiç kayıt altına alınmayan ve farklı dönemlere (cari yıla) kayıt yapılan faturalardan kaynaklandığı,
-Tarafların ticari defterlerinin karşılıklı olarak birbirlerini doğrulamadığı nazara alındığında, Davacı ...'nun ticari defterlerinde mevcut olup, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 8 adet faturaya dayalı alacağın varlığının Davacı ... tarafından diğer delillere ispat edilmesi gerektiği, yine davalı şirketin kayıtlarında mevcut olup, davacı şirketin ticari kayıtlarında görünmeyen 4 adet iade ve lojistik faturalarına konu alacağın mevcut olup olmadığının ilgili tarafça diğer delillerle ispatlanması gerektiğinden, takibe konu asıl alacak miktarının bu aşamadan sonra tespitinin mümkün olacağı,
-Davacı ...'nun faiz alacağına konu edilen faturaların birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi halinde, TBK.'nın 131. maddesi uyarınca takibe dayanak faiz faturasına konu asıl alacakların ödenmiş olması sebebiyle, faiz alacağının yasal olarak sona ermiş olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu,
-TTK.'nın 1530/7 maddesi uyarınca muayene ve kabul süresi bulunmadığının kabulü halinde fatura tarihinden itibaren 60 günlük ödeme süresinden itibaren, her bir fatura yönünden ödeme tarihine kadar işleyen faiz hesabı neticesinde; 2014 yılı için 493,03 TL, 2015 yılı için 1.116,98 TL, 2016 yılı için 1.156,41 TL olmak üzere, 2.776,42 TL olacağı,
-TTK.'nın 1530/7 maddesi uyarınca muayene ve kabul süresinin 30 gün olarak kabulü halinde fatura tarihinden itibaren 90 günlük ödeme süresi sonunda, her bir fatura yönünden ödeme tarihine kadar işleyen faiz hesabı neticesinde, 2014 yılı için 347,51 TL, 2015 yılı için 595,08 TL, 2016 yılı için 64,54 TL olmak üzere, 1.007,13 TL olacağı, görüş ve kanaatine varılmıştır.
-31/10/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Davacı ...'nun, cari hesap bakiyesine dayalı 38.156,74 TL asıl alacak ile TTK.'nın 1530. maddesi hükümlerinden kaynaklanan 130.179,79 TL faiz olmak üzere toplam 168.336,53 TL alacağın tahsili maksadıyla İzmir .... İcra Dairesi nezdinde başlattığı ... sayılı İcra dosyasında adi icra takibine,
Davalı ... Kitle Pazarlama Tic. Loj. Gıd. San. A.Ş.'nin borçlu sıfatıyla yaptığı itirazın iptali talebiyle ikame olunan bu davaya ilişkin olarak; dava ve icra dosyalarındaki tüm mübrez defter, kayıt ve belgelerin, taraf vekillerinin 11/05/2018 tarihli önceki bilirkişi raporuna yönelik itirazları göz önüne alınarak iddia ve savunma doğrultusunda heyetin detaylı incelmesi sonucu;
- Mahkemenin 19/04/2018 tarihli ara kararına istinaden her iki tarafın yasal ticari defter kayıtları incelenerek 6102 sayılı, TTK.'nın 1530. maddesi bağlamında Davacı ...'nun alacağının bulunup bulunmadığı hususunda yapılan görevlendirmeye istinaden, SMM Mali Müşavir ...'ın düzenlendiği 11/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda ilgili kanaate ulaşıldığı,
Taraf vekilleri, önceki rapordaki bu tespit ve değerlendirmelere, bir kısım itirazlarda bulunduğunu,
Takibe konulan 38.156,74 TL cari hesap alacağı bağlamında,
- Her iki tarafın mübrez yasal defter kayıtlarına göre, ayakkabı, terlik vb. Kundura ürünlerinin toptan imalat, satış ve pazarlamasını yapan Davacı ... ve ülke çapında ve ağırlıklı olarak Ege Bölgesinde perakende satış mağazaları zincirine sahip... A.Ş. Arasında Mayıs/2014'de başlayan ve Ağustos/2016'ya kadar fiilen devam eden temel bir ticari ilişkinin varlığı tartışma dışıdır.
Keza davacı yanca dosyaya sunulu 01/02/2016 başlangıç, 28/02/2017 bitiş tarihli ve bir sayfalık "TEORİKÇİ ANLAŞMASI" ile beş sayfadan ibaret, "GENEL SATINALMA SÖZLEŞMESİ"nde taraf firmaların kaşesi/yetkililerinin imzaları bulunmamakta ise de; davaca dosyası içerisinde (davalı şirkete göre, önceki yıllardan beri yenilene gelen) her iki sözleşme metnine geçerlilik, sıhhat ve içerik bakımından davalı şirketin herhangi bir itirazına rastlanmamıştır.
Dolayısıyla 6102 sayılı TTK. 89. maddesi ve devamında hükme bağlanan şekliyle, "yazılı olarak" bağlatılmış bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı cihetle; sipariş, teslim, satış ve ödeme vb. alım satım sürecinin sözleşmelerle şekillendirdiği, faturaya dayalı bir açık hesap ilişkisinin varlığı sabittir.
- Davacı ...'nun ticari defterlerinde takvim yılının (01 Ocak. 31 Aralık) hesap dönemi olarak esas alınması; buna karşın davalı ...'nın ticari defterlerinde ise (01 Mart. 28 Şubat) olarak özel hesap döneminin kullanılması;
Bir kısım davacı faturalarının düzenlendiği ay yerine davalı şirketin defterlerine sonraki aylarda intikal etmesi, keza her iki firmaca düzenlenen bir kısım faturaların karşı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmaması;
Keza Davacı ...'nun ticari defterlerinde tahsilatlar banka dekont tutarı olarak topluca kayda alınırken, davalı ...'nın ticari defterlerinde fatura bazında tefrik yapılmak suretiyle ödemelerin işlenmesi,
Ve sair sebeplerden dolayı; her iki tarafın defter kayıtları arasında ticari ilişkinin devamı süresince herhangi bir tarih itibariyle birebir cari hesap borç/alacak bakiyesi mutabakatı sağlanması olanak dışıdır.
- Bu minvalde TTK.'nın 1530. maddesi kapsamındaki talep edilen faiz hariç; taraf kayıtları arasında mutabık kalınmayan kalemler tenzil ya da ilave edilerek yapılan düzeltmeler sonucu; somut olayda davacı ve davalı arasındaki nihai hesap vaziyeti alttaki gibi saptanmıştır.İzahat Sonuç/Tutar. TL
Davacı ...'nun 2014 yılı satışları (56 adet fatura) 107.341,20 TL
Davalı ... 2014 yılı kayıtlarında olmayan (-) 12.846,84 TL
Davacının 2014 yılı faturaları (4 adet)
Davalı ...'nın 2015 yılında defterlerinde işlediği davacının 8.440,20 TL
3 adet 2014 yılı faturası
Davacı ...'nun 2014 yılı tahsilatları (-) 94.329,36 TL
Davacı ...'nun 2015 yılı satışları (111 adet fatura) 1.009.660,47 TL
Davalı ... kayıtlarında olmayan davacının 2015 yılı faturaları (-) 5.469,56 TL
Davalı ...'nın 2015 karşıt faturaları 31 adet (davacıda kayıtlı) (-) 29.253,46 TL
Davacı ...'nun 2015 yılı tahsilatları (-) 850.609,12 TL
Davacı ...'nun 2016 yılı satışları (38 adet fatura) 194.106,24 TL
Davalı ...'nın 2016 karşıt faturaların 11 adet (davacıda kayıtıl) (-) 35.932,31 TL
Davacı ...'nun 2016 yılı tahsilatları (-) 286.718,23 TL
Müspet kalemler toplamı (+) 1.319.548,11 TL
Menfi kalemler toplamı (-) 1.315.158,88 TL
Davacı ...'nun takip tarihi 23/02/2017 itibariyle
(TTK.1530.m. gereğince faiz alacağı hariç)davalı...'dan C/H alacağı 4.389,23 TL
Buna göre Davacı ...'nun icra takip tarihi 23/02/2017 tarihi itibariyle, davalı ...'dan (TTK. 1530. Maddesi bağlamındaki faiz kalemi hariç) 4.389,23 TL cari hesap alacağı bulunduğu,
-TTK. 1530. maddesi hükümlerinden kaynaklanan; Ticari ilişkinin cereyan ettiği 2014-2015-2016 dönemlerinde davacının satış faturalarının, davalı şirketçe geç ödenmesine bağlı 130.179,92 TL faiz istemi bağlamında;
- Uygulanacak faiz oranıyla alakalı olarak TTK.'nın 1530. maddesinin 7. fıkrasında;
"Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranın sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı, 04/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranında en az yüzde sekiz fazla olmalıdır."
denilmektedir.
Dolayısıyla davacı vekilinin 05/06/2018 UYAP çıkış tarihli itiraz dilekçesinde, hesaplamada esas alınması gerektiğini ileri sürdüğü; 2014 yılı için 11,75+8=%19,75 ve 2015-2016 yılları için 10,50+8=%18,50; yıllık faiz oranlarının somut olayda baz alınmasının mümkün olmadığı,
Geçerlilik Tarihi Temerrüt Faiz Oranı (%)
01/01/2013 15,00
01/01/2014 12,75
01/01/2015 11,50
01/01/2016 11,50
01/01/2017 10,75
01/01/2018 10,75
TCMB'ce, TTK. 1530'ncu maddesinin 7'nci fıkrası uyarınca mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak faiz oranlarına dair saptanan yukarıdaki faiz oranlarının esas alınması lazım geldiği,
- Bu kabil alım satımlarındaki ödeme vadeleriyle ilgili olarak; TTK. 1530'un 5. fıkrasındaki;
"Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir.
Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, ödeme süresi, altmış günü aşamaz."
Hükümleri karşısında;
Olası kontrol ve muayene süresi dahil ödeme vadesinin her halükarda 60 gün aşamayacağı açıktır. Bu açıdan fatura bedellerini geç ödenmesinden kaynaklı faiz miktarının hesabına 60 günlük azami vade süresi dikkate alınması gerektiği,
- Tüm bu veri ve değerlendirmeler ışığında, 2014 yılı için Yıllık %12,75; 2015. 2016 yılları için yıllık %11,50 faiz oranları üzerinden ve TTK. 1530. maddesi kapsamında davalı ... A.Ş.'ce 60 günlük yasal süre zarfında ödenmeyen/gecikmeli ödenen alış faturaları için; Davacı ...'nun hesaplanan faiz alacağının toplam 7.165,54 TL olduğu,
Mütalaa edilmekte olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
-10/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Davacının asıl alacak kalemi bakımından ticari defterlerin, faturaların ve ödeme dekontlarının incelenerek bir kanaate ulaşılması gerekmektedir. Dosyadaki mali bilirkişiler tarafından hazırlanan iki rapor arasında çelişki bulunmaktadır. Bu sebeple bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekip gerekmediği hususunda takdir mahkemenindir.
2.Davacının temerrüt faizi alacağı talebi bakımından değerlendirme yapılacak olursa, TBK.'nın 131. maddesine göre asıl alacağın sona ermesiyle birlikte sözleşmede veya ifa anında çekince koyulmadığı müddetçe faiz alacağının da sona erdiği gözetilerek bir kanaate ulaşılması konusunda takdir mahkemenindir.
3.Buna göre davacının faiz alacağı bakımından dosyadaki bilirkişi raporlarına göre ayrı ayrı değerlendirme yapılacak olursa;
-Bu durumda bilirkişi raporuna göre değerlendirme yapılacak olursa davacının asıl alacağı ödenerek sona erdirildiği ve davacı çekince koymaksızın ifayı kabul ettiği için davacının temerrüt faizi alacağı olmadığı kanaatine ulaşılması konusunda takdir mahkemenindir.
-İkinci bilirkişi raporuna göre değerlendirme yapılacak olursa, davacının öncelikle 4.389,23 TL asıl alacağının hangi faturaya ve faturalara dayalı olduğu tespit edilmelidir. Akabinde alacağın dayandığı fatura (ürünün teslim tarihi) tarihinden itibaren 60 gün sonra alacağın vadesinin geldiği gözetilerek temerrüt faizi işletilmelidir. Bu hususta nihai takdir mahkemenindir.
4.TTK.'nın 1530/7 maddesi çerçevesinde belirlenecek faiz oranı da tartışmalıdır. Bu husustaki görüş farklılıkları raporda belirtilmiş olup, nihai değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır.
-24/10/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporunda özetle;
-Davacının temerrüt faizi alacağı talebi bakımından değerlendirme yapılacak olursa, TBK.'nın 131. maddesine göre asıl alacağın sona ermesiyle birlikte sözleşmede veya ifa anında çekince koyulmadığı müddetçe faiz alacağının da sona erdiği gözetilerek bir kanaate ulaşılması konusunda takdir mahkemenindir.
-TTK.'nın 1530. maddesi kapsamındaki talep edilen hariç; taraf kayıtları arasında mutabık kalınmayan kalemler tenzil ya da ilave edilerek yapılan düzeltmeler sonucu; somut olayda davacı ve davalı arasındaki nihai hesap vaziyeti alttaki gibi saptanmıştır.
İzahat Sonuç/Tutar-TL
Davacı ...'nun 2014 yılı satışları (56 adet fatura) 107.341,20 TL
Davalı ... 2014 yılı kayıtlarında olmayan (-) 12.846,84 TL
Davacının 2014 yılı faturaları (4 adet)
Davalı ...nın 2015 yılında defterlerinde işlediği davacının 8.440,20 TL
3 adet 2014 yılı faturası
Davacı ...'nun 2014 yılı tahsilatları (-) 94.329,36 TL
Davacı ...'nun 2015 yılı satışları (111 adet fatura) 1.009.660,47 TL
Davalı ... kayıtlarında olmayan davacının 2015 yılı faturaları (-) 5.469,56 TL
Davalı ...'nın 2015 karşıt faturaları 31 adet (davacıda kayıtlı) (-) 29.253,46 TL
Davacı ...'nun 2015 yılı tahsilatları (-) 850.609,12 TL
Davacı ...'nun 2016 yılı satışları (38 adet fatura) 194.106,24 TL
Davalı ...'nın 2016 karşıt faturaların 11 adet (davacıda kayıtıl) (-) 35.932,31 TL
Davacı ...'nun 2016 yılı tahsilatları (-) 286.718,23 TL
Müspet kalemler toplamı (+) 1.319.548,11 TL
Menfi kalemler toplamı (-) 1.315.158,88 TL
Davacı ...'nun takip tarihi 23/02/2017 itibariyle
(TTK.1530.m. gereğince faiz alacağı hariç)davalı ...'dan C/H alacağı 4.389,23 TL
-Buna göre Davacı ...'nun icra takip tarihi 23/02/2017 tarihi itibariyle, davalı...'dan (TTK. 1530. Maddesi bağlamındaki faiz kalemi hariç) 4.389,23 TL cari hesap alacağı bulunduğu,
Takdiri mahkemeye ait olmak üzere terditli faiz hesabı yapıldığı,
-Tüm bu veri ve değerlendirmeler ışığında, 2014 yılı için Yıllık %12,75; 2015-2016 yılları için yıllık %11,50 faiz oranları üzerinden ve TTK. 1530. maddesi kapsamında davalı ... A.Ş.'ce 60 günlük yasal süre zarfında ödenmeyen/gecikmeli ödenen alış faturaları için; Davacı ...'nun hesaplanan faiz alacağının toplam 7.165,54 TL olduğu,
-Avans faiz oranlarına %8 faiz eklenerek davalı ... A.Ş.'ce 60 günlük yasal süre zarfında ödenmeyen/gecikmeli ödenen Davacı ...'nun faturaları için (432,85 + 1.272,15 + 8.749,21 + 667,39 - 17,94) = toplam 11.103,66 TL faiz alacağı hesaplandığı,
Bilirkişi heyetince görüş ve kanaate varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Alım satım ilişkisi kapsamında ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı şirketin dava dilekçesinde; Taraflar arasında 01/02/2016 başlangıç, 28/02/2017 bitiş tarihli Tedarikçi Anlaşma Formu düzenlendiğini, Tedarikçi Anlaşma Formu'nda vade tarihinin 90 gün olarak belirtildiğini, ancak 6102 sayılı TTK.'nın, KOBİ'leri ve fatura ya da eş değer ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süpermarket, hipermarket gibi alışveriş merkezleri karşısında koruma amaçlı getirmiş olduğunu, taraflar arasında imzalanan tedarikçi anlaşması kapsamında davacının alacaklı olduğunu beyan ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde; 2014 yılından bu yana taraflar arasındaki sözleşmeler ile tedarik formlarının her yıl akdedildiğini, her seferinde de basiretli tacir olarak davacı tarafın söz konusu belgeleri imzaladığını, 2014 senesinden bu yana vadelere ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı şirketin 2016 yılı başında davacı taraf ile ticari ilişkisini sonladırmasını takiben, davacı tarafın basiretli tacirlik ile örtüşmeyen ve kötü niyetli taleplerinin gündeme geldiğini, neye istinaden düzenlendiği belli olmayan bir adet, 30/12/2016 tarihli, 205.604,01 TL tutarında fatura düzenleyip gönderdiğini, davalı şirketin söz konusu faturaya ilişkin İzmir ... Noterliği'nin 06/01/2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle faturaya ve mündericatına itiraz ettiğini, davacı tarafından, davalı şirketin takip konusu borcu zamanında ödemediği ve 38.156,74 TL alacağı olduğunu iddia ettiğini, ancak davacı tarafın bu tutarda bir alacağının bulunmadığını beyan ederek beyan ederek taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu kabul ve ikrar etmiştir. Davacı ticari ilişkiyi ispat etmiş olup davanın ispatında ispat yükü yine davacı taraftadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas ... Karar sayılı ilamında "Borçlar Kanununun 113.maddesi uyarınca, son fıkrasında belirtilen gayrimenkul rehni, kıymetli evrak ve konkordatoya ilişkin özel hükümler dışında, asıl borç ifa ile veya başka bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer fer’i haklar da sona ermektedir. Fer’i haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerlidir ve asıl alacak ile birlikte doğar; varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler. Fer’i hakların en önemlilerinden birisi de faizdir.
Kural bu olmakla beraber, Borçlar Kanunu işlemiş faizin devam edip etmeyeceği konusunda özel bir hüküm getirmiştir. Borçlar Kanununun 113/2.maddesi hükmüne göre, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
İhtirazi kayıt, alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Ön koşul ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımnı olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır.
İşlemiş faizleri talep hakkının saklı tutulduğuna ilişkin beyanla ilgili olarak yasada bir şekil öngörülmemiştir. Asıl borç son bulduğu halde alacaklı, bu hakkını saklı tuttuğunu veya durumun koşullarından bunun anlaşılması gerektiğini kanıtladığı takdirde işlemiş faizlerle ilgili alacak hakkı, son bulmayacaktır.
Burada önemli yön, alacaklının hangi eylem ve işlemlerinin, bu hakkı kullanmak istediği şeklinde yorumlanması gerektiğidir. İfade edilmek istenen husus, somut olayın niteliğinin, para borcunun son bulmasına karşılık, işlemiş faiz borcunun devamını gerektirmesidir. Alacaklı açıkça ihtirazi kayıt ileri sürmese de, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, artık bu hakkın saklı tutulduğunun kabulü gerekecektir. Alacaklının, asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum “hal ve koşullardan çıkartılmadığı” takdirde ise, yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır.
Faiz alacağının hüküm altına alınabilmesi için, anılan maddede belirtildiği gibi, işlemiş faizi talep hakkının saklı tutulduğunun beyan edildiği ya da eylem ve işlemlerinden bu durumun anlaşılmakta olduğunun kanıtlanması gerekir.
Borç ilişkisinin sosyal güvenlik hukukuna dayalı olması, borçların ferilerinin son bulması yönünden düzenleyici nitelikte hüküm öngören Borçlar Kanununun 113.maddesinde belirtilen ana kuralın ve maddede sınırlı olarak belirtilen düzenlemelerin dışına çıkılması sonucunu yaratmayacaktır. Asıl borcun son bulması nedeniyle fer’ilerinin de son bulduğunun mahkemece resen göz önünde tutulması gerekir.
Davacının faiz talep hakkını saklı tuttuğuna ilişkin beyanın ya da bu kapsamda ele alınacak halin gereği olan işlem ve eylemlerin neler olduğunun araştırılarak, ortaya konmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır." denilmektedir.
Mahkememizce aldırılan 11.05.2018 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve 31.10.2018 tarihli... SMMM bilirkişiden aldırılan raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla çelişkinin giderilmesi nedeniyle başka bir bilirkişiden çelişkileri giderir nitelikte bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Sonuç olarak; Dosya kapsamı, Mahkememizce aldırılan çelişkileri giderir nitelikteki bilirkişi raporu dikkate alındığında dava açmadan önce davalı tarafından asıl borç miktarının davacı tarafa ödenmesi, davacı tarafından ödeme aşamasından önce ve en geç ödeme aşamasında ihtirazi kayıt ile alacağını tahsil ettiğine ilişkin alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildiriminin dosya kapsamında olmaması, durumun koşullarından da ihtirazi kayıt tutulduğuna ilişkin dosya kapsamında delil olmaması nedeniyle asıl alacağa bağlı fer'i alacağa ilişkin hakkın düşmüş sayılması gerektiği kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından her ne kadar açılan bu davanın alacak davası olduğuna ilişkin düzeltme dilekçesi verilmiş ise de dava dilekçesinde davanın itirazın iptali davası olduğunun ve davaya esas değerin de dava açılmadan önce başlatılan takipteki miktar olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin talebinin HMK. 183. maddesindeki yazı ve hesap hatası niteliğinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin yeniden rapor aldırılmasına yönelik talepleri ise Mahkememizce aldırılan önceki iki rapor arasındaki açık çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişiden rapor aldırılması nedeniyle ve çelişkinin giderilmiş olması nedeniyle kabul edilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 2.033,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.605,49 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 26.934,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 21/03/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49