İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/991 E. 2024/210 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/991
2024/210
15 Mart 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/991
KARAR NO : 2024/210
DAVA : Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 08/12/2023
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillerinden ...'in davalı şirketin % 18.75 paylı, ...'ın ise % 12.5 paylı ortağı olduklarını, her ikisine 18/11/2023 tarihli genel kurula ilişkin çağrı yazısının 03/11/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, dolayısıyla 15 gün önce çağrının tebliğ edilmesi zorunluluğunun yerine getirilmediğini, yasal sürenin ihlal edildiğini; toplantı çağrısının gündem bölümünde sehven 7 olarak belirtilen ikinci sıradaki 7. maddesinde "Müdür olan ortağa ve şirkette bilfiil bulunarak hasar bölümü müdürü sıfatıyla hizmet verecek olan şirket ortağına huzur hakkı verilmesi ile ve bu huzur haklarının azami miktarının belirlenmesi hususunun görüşülmesi ve karara bağlanması” gündeminin bulunduğunu, genel kurul toplantısında müvekkillerinin muhalefetine rağmen bu teklifin kabul edildiğini ancak şirketin 10 yıldan daha uzun süredir bir kez dahi kâr payı dağıtmadığını, bunun yanısıra huzur hakkı da dağıtmadığını; şirket müdürünün, kendisine çoğunluğu sağlaması için yeterli miktardaki oya sahip bir diğer şirket ortağı ...'a “hasar bölümü müdürlüğü” gibi şirketin organizasyon yapısı içinde olmayan bir kadro ihdas ederek maaşa bağladığını, böylece müvekkillerinin pasifize edilmeye çalışıldığını, şirket müdürünün bu keyfi davranışlarına ilişkin halihazırda İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas numarası ile "şirket müdürünün azli" davasının açıldığını, şirket müdürü ve diğer ortağın bu yöntem ile örtülü bir şekilde kar payı dağıtmaya karar verdiğini; şirkette fiili olarak hiç çalışmamış, şirketin kapısından içeri dahi uğramamış diğer ortak ...'a "hasar bölümü müdürü" olarak asgari ücretin üç katı huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini; şirketin para kazanan, yatırım yapan, kar payı dağıtan, karlı bir şirket olmadığını, son yılın verilerine göre şirketin 451.613,05-TL net kâr elde ettiğini, asgari ücretin üç katı huzur hakkının an itibariyle aylık 34.206,00 TL, yıllık ise 410.472,00 TL'ye tekabül ettiğini, alınan bu kararın oy çokluğu ile alındığını, kararın uygulanmasının şirketin teknik olarak iflâsına yol açacağını, söz konusu huzur hakkının şirketin son yıl net kârından bile tek başına daha yüksek olduğunu, dört ortaklı bir aile şirketinin iki ortağına 957.768,00 TL huzur hakkı ödemesinin TTK'nın 627.maddesindeki eşit işlem ilkesinin ihlali niteliğinde olduğunu, genel kurul toplantısında 4, 5, 6 ve 7. maddelere ilişkin olarak taraflarınca TTK'nın 420. maddesi uyarınca erteleme istendiğini, bu isteğin divan başkanı tarafından kabul edilerek bu hususlara ilişkin karar alınmasının ertelendiğini; huzur hakkının verilmesi hususunun da faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablolarının incelenmesi ve oylanması, yıllık kâr/zarar hususlarının oylanması ve müdürün ibrası ile ayrılamaz nitelikte olduğundan bu hususlara ilişkin de erteleme kararı verilmesi gerekirken bunun yasaya aykırı şekilde kabul edilmesinin genel kurul kararının iptali sebebi olduğunu; yine gündemin 8 numaralı maddesinin müvekkili ...'in şirketin ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin olduğunu, oy çokluğu ile kabul edildiğini, müvekkili ...'in yalnızca yasadan kaynaklanan ortaklık haklarını ve mülkiyet hakkını kullandığını, şirketin mahvına ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, tam aksine kötü yönetimden kurtulması adına hukuki haklarını kullanarak davalar açtığını; toplantıda hazır bulunsun yahut bulunmasın ortakların bu davayı açma ehliyetinin bulunduğunu, toplantıda hazır bulunmasına rağmen "çağrının usulüne göre yapılmadığını" ileri sürerek iptal davası açabileceklerini, ilerleyen aşamalarda telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek adına ihtiyati tedbir isteklerinin bulunduğunu belirterek; genel kurulda alınan kararların HMK'nın 390. maddesi uyarınca durdurulmasına, 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların öncelikle çağrı usulüne uygun toplantı yapılmamış olması nedeniyle tamamının iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise 7 numaralı kararın ve toplantı tutanağında sehven 9 yazılan ancak gündemde 8 numara ile belirtilen "ortaklıktan çıkarma" konulu kararın ayrı ayrı iptaline, mahkemece verilen kararın TTK'nın 450. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilânı için davalıya ihtarda bulunulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığını, ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığını, toplantının sonuna kadar da ayrılmadıklarını, bu durumda, 6102 sayılı TTK’nın 617/3. maddesinin yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulanan aynı kanunun çağrısız genel kurula ilişkin 416. maddesindeki tüm şartların oluştuğunu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceğini; davacılar vekilinin isteği üzerine gündemin 4, 5, 6 ve 7. maddelerinin görüşülmesinin 1 ay süre ile ertelendiğini; 6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi ile gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin öngörüldüğünü, 18/11/2023 tarihli genel kurulda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığını; şirketin mevcut mali bilançolarının görüşülerek şirketin uzun ve kısa vadeli borçları gözönüne alındığında müdür ortağa huzur hakkı ödenmesinin uygun olacağını, Anayasanın 18. maddesine göre angaryanın yasak olduğunu, 40 yıldır şirket müdürü olarak çalışan ve tüm emek mesaisini şirkete hasreden ...'ın 40 yıl sonra huzur hakkı almasına karşı çıkmanın uygun olmadığını, huzur hakkı yönünden genel kurulca alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilebileceğini; davacıların iddia ettiği gibi 2022 yılı gelir ve giderlerine nazaran 2023 gelirlerinin artan enflasyon nedeni ile % 150'den fazla artış göstereceğini, müdür ortağa ödenecek huzur hakkının azami asgari ücretin 4 katı olarak öngörüldüğünü, bu durumun sürekli bu tutarın azami hadden belirleneceği anlamını taşımadığını; 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca tutanağa geçirilmesi gerektiğini, oylama öncesi peşin muhalefet söz konusu olamayacağından iptal davası açan ortakların oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırmasının gerektiğini, bu durumda, genel kurul kararının iptali için açılan bu davada 18/11/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının sehven yazılan ikinci 7. gündem maddesi ile 9. gündem maddesinde alınan kararların iptali istemi yönünden 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesindeki ön şartın (özel dava şartı) gerçekleşmediğini, davacılar vekilinin genel kurul tutanağına geçirdiği hususların muhalefet şerhi değil, oylama öncesi görüşten ibaret olduğunu, genel kurul toplantılarında peşin muhalefet olmayacağını, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığını, eleştiri düzeyindeki açıklamaların da muhalefet olarak nitelendirilemeyeceğini, zira; muhalefet şerhinden toplantıda alınan karara karşı açıkça muhalif olunduğunun anlaşılması gerektiğini belirterek, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılması isteğinin reddine; davanın başkaca hiçbir araştırma yapmaksızın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine; mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı şirketin 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; Merkez ... sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin adresinin “.../ İZMİR” olduğu, davalı şirketin faal olduğu görülmüştür.
Davaya konu 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; gündemin 1. maddesi ile; açılışın yapıldığı, “şirketin toplam 320.000,00 TL sermayesine tekabül eden 12.800 adet hisseden toplantıda 4.000 hissenin vekaleten 8.800 hissenin de asaleten toplantıda hazır bulunduğu, tüm ortakların genel kurulda temsil edildiği, yasada ve anasözleşmede ön görülen asgari toplantı nisabının bulunduğu” hususunun belirtilmek suretiyle toplantının şirket müdürü ... tarafından açıldığı; gündemin 2. maddesinde; “genel kurul toplantı başkanı olarak ...’in, yazman olarak da ...’un seçilmesine” oy birliğiyle karar verildiği; gündemin 3. maddesinde; toplantı başkanı ve yazmanına toplantıyı yönetme, hazirun taleplerini kalem alma, ihtirazi kayıtları tutanağa derç etme ve tutanağı düzenleyerek imzalama yetkisinin oylandığı ve oy birliğiyle karar verildiği; gündemin 4. maddesinde; 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait faaliyet raporlarının okunması hususunun ... eve ... vekili Av. ...’in TTK’nın 420/1 maddesi gereği 1 ay süreyle ertelenmesi isteğinin müzakere edildiği, yasal zorunluluk gereği bu teklifi sunan ortakların %10 nisabı aşması sebebiyle teklifin oy birliğiyle kabul edilerek faaliyet raporu elden verilen avukat ...’e genel kurul huzurunda teslim edilerek bu hususun görüşülmesinin 20/12/2023 Saat 17.30’da bu toplantının yapıldığı şirket merkezinde yapılmasının oy birliğiyle kabul edildiği; gündemin 5. maddesinde; 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait bilanço ve gelir- gider tablolarının okunması hususunun ... eve ... vekili Av. ...’in TTK’nın 420/1 maddesi gereği 1 ay süreyle ertelenmesi isteğinin müzakere edildiği, yasal zorunluluk gereği bu teklifi sunan ortakların %10 nisabı aşması sebebiyle teklifin oy birliğiyle kabul edilerek bilanço ve gelir gider tabloları elden verilen Avukat ...’e genel kurul huzurunda teslim edilerek bu hususun görüşülmesinin 20/12/2023 Saat 17.30’da bu toplantının yapıldığı şirket merkezinde yapılmasının oy birliğiyle kabul edildiği; gündemin 6. maddesinde; 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yılları kar ve zararları hakkında karar verilmesi hususunun ... eve ... vekili Av. ...’in TTK’nın 420/1 maddesi gereği 1 ay süreyle ertelenmesi isteğinin müzakere edildiği, yasal zorunluluk gereği bu teklifi sunan ortakların % 10 nisabı aşması sebebiyle teklifin oy birliğiyle kabul edilerek ayrıntılı gelir tablosu ve ilgili yıllara ait tüm bilançoların elden vekaleten ...’e genel kurul huzurunda teslim edilerek bu hususun görüşülmesinin 20/12/2023 Saat 17.30’da bu toplantının yapıldığı şirket merkezinde yapılmasının oy birliğiyle kabul edildiği; gündemin 7. maddesinde; şirket müdürünün ibrasının görüşülmesi hususunun 4, 5, 6. maddeler gereği ertelemeye tabi olmakla 20/12/2023 saat 17:30’da bu toplantının yapıldığı şirket merkezinde yapılmasının oy birliğiyle kabul edildiği; gündemin sehven yazılan 7. maddesinde; şirket müdürü olan ortağı ve şirkette bilfiil bulunarak hasar bölümü müdürü sıfatıpyla hizmet verecek olan şirket ortağına huzur hakkı verilmesi hususunun görüşmeye açıldığı, Av. ...’in söz alarak “huzur hakkı verilmesi hususunun da yukarıda bir ay süreyle ertelenen gündem maddeleriyle bağlantılı olması sebebiyle bu maddenin de ertelenmesinin gerektiğini, kaldı ki TTK’nın 627. Maddesinin eşit şartlar altında eşit işler mecburiyetini kaleme almakla bahse konu şirketimizin yıllardır kar payı dağıtmadığı göz önüne alındığında alınmak istenen karar şirket ortağı ...Hanım’a örtülü kar dağıtımı niteliğinde olacaktır. Bu da hem eşitlik hem de dürüstlük kuralının ihlali niteliğindedir” diyerek karar alınmasına muhalif olduğunu belirttiği, söz alan ...’ın ise; “ertelenen maddelerde incelenmesi istenen hususların kendisi tarafından önceden incelendiğini, bu nedenle şirketle ilgili tüm mali bilgilere vakıf olduğunu” söyleyerek oylama yapılmasını istediği ve boş olan hasar bölümü müdürlüğüne henüz atama yapılmadığını, muhalif ... beyin yüksek öngörüsüne teşekkür ettiğini ve bu kadroya talip olduğunu, eskiden de bu görevde bulunduğunu, ... A.Ş.’nin de bu kadroda görevli müdür istihtam edilmesi gerektiği hususunda uyarıları olduğunu, eğer müdür ... tarafından takdir ve görev tevdii edilirse eskiden olduğu gibi tüm emek ve mesaisini şirkete harcayacağını belirttiği, ... ile aynı görüşte olduğunu söyleyen şirket müdürü ...’ın da oylama yapılmasını istediği, huzur haklarının azami miktarnın belirlenmesi ve bu hadler çerçevesinde ödenmesi hususunun görüşülmesi maddesi gereğince yapılan oylamada müdür ortağı azami olarak net asgari ücret tutarının dört katı huzur hakkı ödenmesine, şirkette boş olan hasar bölümü müdürü kadrosuna alınarak bilfiil hizmet edecek olan ve tercihen ortaklardan birine bu görevin verilmesi halinde bu görevdeki ortağa miktar takdiri müdüre ait olmak üzere azami, net asgari ücreti tutarının üç katı net huzur hakkı ödenmesine ... ve ... vekili ...’in red oyuna karşılık ... ve ...’ın kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği; gündemin 9. maddesinde; şirket ortağı olan ...’in şirketin zararına ve ekonomik mahvına sebep olacak eylemleri nedeniyle şirket ortaklığından çıkarılması ve bu yönde ilgili mahkemeye başvurulması için şirket müdürüne yetki verilmesi hususunun görüşülmesine geçildiği, Av. ...’in söz alarak; “şirketin mahvına sebep olma iddiasında işaret edilen faaliyetler müvekkil ... tarafından şirketin daha iyi yönetilmesi için yapılan faaliyetlerdir. ...nın açtığı davalardan aktif husumet ehliyeti yalnızca şirket ortaklarına tanınmaktadır. Dolayısıyla şirket ortağı olması hasebiyle bu davalar ikame edilmektedir. ...’nın şirketin zararına iş ve eyleme giriştiği düşünülemez” dediği, yapılan görüşmeler sonucunda ... ve ...’in red oyuna karşılık ... ve ...’ın kabul oyu ile ...’in şirketin zararına ve ekonomik mahvına sebep olacak eylemleri sebebiyle şirket ortaklığından çıkarılması ve bu yönde ilgili mahkemeye başvurulması için şirket müdürüne yetki verilmesine oy çokluğuyla karar verildiğ görülmüştür.
18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazır bulunanlar listesi incelendiğinde; şirketin sermayesinin ve payların toplam itibari değerinin 320.000,00 TL olduğu, toplam hisse adedinin 12800, asgari toplantı nisabının 6.401, mevcut toplantı nisabının 12.800 olduğu, toplantıya ... ve ...’ın asaleten katıldıkları, ... ve ...’in ise vekaleten katıldıkları, kendilerini Av. ...’in temsil ettiği; ...’ın hisse adedinin 6.400, ...’ın hisse adedinin 1.600, ...’in hisse adedinin 2.400 ve ...’ın hisse adedinin 2.400 olduğu görülmüştür.
6102 sayılı TTK’nın 414/1 maddesinde; ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” düzenlemesine, ''iptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesinde ise; ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'' düzenlemesine ve ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde; ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy (red oyu) vermenin dışında 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de açık bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Bununla beraber, muhalefet şerhinin toplantı tutanağında bulunması dışında, toplantı tutanağına ekli bir belge ile toplantı başkanlığına sunulması ve toplantı tutanağında bu hususa yer verilmesi de olanaklıdır. İptal davası açısından, davayı açabilecek olanlar, pay sahipleri, organ olarak yönetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyelerinden her birisidir. Bu tür davalarda oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığı gibi, muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir. Yine emsal Yargıtay kararlarında muhalefetin karardan sonra olması gerektiği, karar öncesinde karara peşinen muhalefet etmenin mümkün olmadığı hususuna işaret edilmiştir.
Genel kurulun toplantıya çağrı şekline ilişkin hususlar ve esaslar, TTK’nın 410, 414 ve 415. maddeleri ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in 10-11 maddeleri ile düzenlemekte olup geçerli bir çağrının; öncelikli olarak çağrının ilan ve toplantı günleri sayılmaksızın toplantı tarihinden en az iki hafta önce şirket esas sözleşmesinde gösterilen şekilde hazırlanarak internet sitesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi gerekmektedir.
Davaya konu toplantı 18/11/2023 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, 08/12/2023 tarihinde açılan davanın TTK’nın 445. maddesi kapsamında 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı belirlenmiştir.
Çağrısız genel kurulu düzenleyen TTK’nın 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir. Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 14.06.2013 tarih ve E:..., K:... sayılı kararında da belirtildiği şekilde tüm ortakların hazır bulunması ve bir itirazda bulunmamaları halinde genel kurul çağrı hakkındaki merasime riayet edilmeksizin de toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün ortakların hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya katılıp toplantı şekline itiraz ederse bu defa ortada bir genel kurulun varlığından söz edilemez. Usulüne uygun çağrı olmadan genel kurul yapılmış olması toplantıya katılmayan ortağa iptal davası açma hakkı vermekle birlikte, genel kurul kararlarının sırf bu nedenle iptali mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesi uyarınca genel kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması gerekir.
Somut olayda; davaya konu toplantıda tüm ortakların bulunmaları/temsil edilmeleri ve bu yönde bir itiraz ileri sürülmeksizin toplantının gerçekleştirilmesi sebebiyle, davacıların temsilcilerinin ve tüm ortakların katılımının olduğu toplantıda “toplantı gününün 15 gün öncesinden bildirilmediği” gerekçesiyle toplantıya çağrının usulsüz olduğunun ileri sürülerek iptal isteminde bulunulması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaştırılmamıştır. Davaya konu genel kurul kararlarına gelince; toplantıda 1 numaralı gündem maddesinde alınmış bir kararının bulunmadığı yani iptal istemine konu edilebilecek bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından bu madde ile ilgili iptal isteği hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların davacıların temsilcisinin de olumlu oyu ile oy birliği ile alındığı anlaşıldığından, dolayısıyla oy birliği ile alınan kararlar yönünden red oyu dahi bulunmayan davacı tarafın 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi çerçevesinde davalı şirkete karşı dava açma hakkı bulunmadığından, davalı şirket hakkında 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptali istemiyle açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer kararlar yani oy çokluğu ile alınan kararlar yönünden ise; bu kararlara karşı davacı tarafça red oyu kullanılmış ancak karar sonrasında tutanağa kararlara karşı ayrıca ve açıkça bir muhalefet şerhi yazdırılmamıştır. Muhalefet ayrı bir dilekçe ile de ileri sürülmemiştir. Sonuç olarak; toplantı tutanağının (1) numaralı gündem maddeleri dışındaki diğer gündem maddelerinde gerek oy birliği ile gerekse oy çokluğu ile alınan kararlar yönünden muhalefeti bulunmayan ve hatta oy birliği ile alınan kararlar yönünden red oyu dahi bulunmayan davacı tarafın dava açma hakkı bulunmadığından, bu kararlar yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurumuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
-
Davaya konu 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında (1) numaralı gündem maddesinde alınmış herhangi bir karar bulunmadığından, buna ilişkin iptal isteği ile ilgili olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Davaya konu 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında diğer gündem maddelerinde alınan tüm kararlara ilişkin iptal isteğinin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 269,85 TL harcın düşülmesi ile kalan 157,75 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/03/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57