İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1009 E. 2024/160 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1009
2024/160
1 Mart 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1009
KARAR NO : 2024/160
DAVA : Maddi Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2023
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin 06/01/2020 ile 17/06/2021 tarihleri arasında dava dışı ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.'de yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, bu tarihten önce 14/01/2019 ile 26/12/2019 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğunu, kendisinin yönetim kurulu üyesi olduğu bu süreçte imza yetkisinin yönetim kurulu başkanı olarak davalıda olduğunu, müvekkilinin şirket idaresinden tamamen dışlandığını, davalı tarafından keyfi ve danışıklı icraatlarla şirketin zarara uğratıldığını, şirkete ait 01/01/2019-31/12/2019 tarihli mizanda yani davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirket kasa hesabında 11.147.102,08 TL'lik bir tutarın şirkete aktarılmadığı ve yönetim kurulu uhdesinde kaldığı hususunun görüldüğünü; yine şirkete ait muavin defter kayıtları incelendiğinde 01/01/2019-31/12/2019 tarihli “Diğer Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler” başlığı altında 16/12/2019 tarihinde yine hali hazırda şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...’ya 2.689.280,09 TL'lik bir tutarın ödendiğinin görüldüğünü; TTK’nın 553/1 maddesinde “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar” dendiğini, kanundan veya anonim şirketin esas sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini kendi kusurlarıyla ihlal edip, anonim şirketin, pay sahiplerinin veya şirketin alacaklılarının zarara uğramalarına neden olmaları halinde, yönetim kurulu üyelerinin bu zararlardan sorumlu olacaklarını ve yönetim kurulu üyelerinin aleyhlerine sorumluluk davası yönelebileceğini, 6102 sayılı TTK’nın 555/1. maddesine göre anonim şirketin uğradığı zararın tazminini, sadece anonim şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceğini, oluşan zararların sorumlularının şirkette hakim olmalarından dolayı şirketin dava açamama ihtimali de dikkate alınarak sorumluluk davasını açma hakkının pay sahiplerine de tanındığını; davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde “şirket kasa hesabında 11.147.102,08 TL'lik bir tutarı şirkete aktarmayıp yönetim kurulu uhdesinde tutmak” ve yine “2.689.280,09 TL'lik bir tutarı ...’ya ödemek” suretiyle gerek şirkete gerekse de pay sahibi olan müvekkiline zarar verdiğini, TTK’nın 553 vd maddeleri uyarınca bu zararı tazminle yükümlü olduğunu, davalının sözü edilen fiillerinin özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu ve TTK’nın 369/1 madde hükmünü ihlal ettiğini; pay sahiplerinin doğrudan zararlarına bağlı olarak açtıkları sorumluluk davasında tazminatın kendilerine verilmesini isteyebileceklerini, dolaylı zarar nedeniyle açtıkları sorumluluk davalarında ise bu tazminatın ancak anonim şirkete ödenmesini isteyebileceklerini; bu bağlamda, davalının fiilleri nedeniyle pay sahibi sıfatını haiz müvekkilinin uğradığı dolaylı zararların şirkete ödenmesi, müvekkilinin uğradığı zararların ise bizzat kendisine ödenmesi istemiyle bu davanın açılma zorunluluğunu doğduğunu; belirtilen eylemler nedeniyle müvekkilinin zararının ne kadarının doğrudan, ne kadarının dolaylı zarar olduğunun taraflarınca belirlenemediğini, ellerindeki verilerin sadece mizan kaydı ve muavin defter kaydındaki rakamlardan ibaret olduğunu ve uğranılan zararın net olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu zorluğun, şirkete ait tüm defter ve kayıtların müvekkilinin ulaşamayacağı konumda ve şirket nezdinde bulunmasından da kaynaklandığını, davalının özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi, şirketi zarara uğratması vb. nedenlerle şirketi ve müvekkilini ne kadar zarara uğrattığının ancak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkabileceğini, bu nedenle davayı HMK’nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açtıklarını; şirket tarafından müvekkili ve bir kısım ortaklar aleyhine “müvekkilinin 02/10/2020 tarihinde şirket kasasında olan 10.850.000,00-TL'yi Nisan 2021 tarihinde kendi uhdesine borç olarak aldığı” iddiası ile açılan davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nın ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, aslında anılı davada iddia edilenlerin, eldeki bu davada ileri sürülenlerin bir yansıması olduğunu, diğer bir anlatımla; davalı tarafın bu dilekçede açıklanan fiiller ile hem şirkete hem de müvekkiline verdiği zararlar sanki müvekkilinin yönetimde olduğu süreçte meydana gelmiş gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldığını, yani aslında ortada müvekkili tarafından verilen bir zarar değil, davalı tarafça verilen bir zararın bulunduğunu; uyuşmazlığın çözümü için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının, ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.'de yönetim kurulu başkanı olduğu zaman aralığında açıklanan fiilleri nedeniyle pay sahibi müvekkilinin uğradığı dolaylı zararların, ilgili zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte ve sadece faiz ile sınırlı kalmayarak TTK-TBK hükümleri kapsamında denkleştirici adalet ilkesi hükümleri gözetilmek suretiyle yeniden değerleme yapılarak şimdilik kaydıyla 25.000,00 TL olarak tahsili ile ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.'ye ödenmesine; davalının, ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.'de yönetim kurulu başkanı olduğu zaman aralığında açıklanan fiilleri nedeniyle pay sahibi müvekkilinin uğradığı doğrudan zararların, ilgili zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte ve sadece bu faiz ile sınırlı kalmayarak TTK-TBK hükümleri kapsamında denkleştirici adalet ilkesi hükümleri gözetilmek suretiyle yeniden değerleme yapılarak şimdilik kaydıyla 25.000,00-TL olarak tahsili ile müvekkiline ödenmesine; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesime karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın belirsiz alacak davası olduğu iddiasını kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 11.147.102,08 TL ve 2.689.280,09 TL usulsüz ödeme ve kayıtlardan bahsedildiğini, buna rağmen harca esas değerin 50.000,00 TL olarak gösterildiğini, eksik harcın davacı tarafından tamamlanması konusunda kesin süre verilmesinin gerektiğini, TTK’nın 560. maddesi uyarınca iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin görevinin 26/12/2019 tarihinde sona erdiğini ve yönetim kurulu üyesi olan davacının 06/01/2020 tarihinden itibaren yönetim kurulu başkanı olduğunu, 2019 yılı içerisinde gerçekleştiği ileri sürülen zararlar yönünden iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kendisinin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönemdeki usulsüz işlemler dolayısıyla kendisine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosya üzerinden dava açıldığını bildirmiş olup, bu dava dosyasının incelenmesi ile kendisinin davaya verdiği cevap dilekçesinde söz konusu usulsüz işlemlerin öğrenilmiş sayılması gerektiğini; 14/01/2019 tarihli olağanüstü genel kurulda davacının, müvekkilinin ve ...’ın yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, 14/01/2019 tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararı ile temsilcilerin görev dağılımının yapıldığını ve sicil gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu karar gereğince müvekkilinin davacı ile ...’dan herhangi birisiyle müşterek temsile yetkili seçildiğini, davacının müvekkili ile ...’dan herhangi birisiyle müşterek temsile yetkili seçildiğini ve ...’ın davacı ile...’ten herhangi birisiyle müşterek temsile yetkili seçildiği, yönetim kurulu üyelerinden ikisinin müşterek imzası ile temsil yetkisinin tanındığınrı, yönetim kurulu başkanı olan müvekkilinin de yine ortak imzayla işlem yapabildiğini, davacının görevden dışlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının bizzat kendisinin de görev yaptığı ve imza yetkisinin olduğu 14/01/2019 ile 26/12/2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin bir usulsüzlük iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, zira kendisinin de bu dönem içerisindeki her türlü işlemden bizzat sorumlu olduğunu, davaya konu edilen 14/01/2019- 26/12/2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ... şirketinin 11/12/2020 tarihli olağan genel kurul topantısında davaya konu edilen döneme ilişkin bilançoların, gelir gider tablolarının ve faaliyet raporlarının bizzat davacı tarfaından incelenerek toplantının hazırlandığını ve görüşüldüğünü ve ardından 2019 yılında görev alan yönetim kurulu aleyhine TTK’nın 560. maddesinde yer alan zaman aşımı süresi içerisinde herhangi bir sorumluluk davasının açılmadığını, bu aşamadan sonra müvekkili aleyhine böyle bir davanın açılma imkanının bulunmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kasa hesaplarında var olduğunu iddia ettiği usulsüzlüklere ilişkin hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının yönetimi döneminde şirketin borçlarının artması sonucunda müvekkilinin bizzat kendisine ait ipotek ettiği taşınmazı için ipotek takibi başlatıldığını, yine sebepsiz yere kendisine para ödendiği ileri sürülen ...’nın şirketin davacıdan sonraki yöneticisi olup şirketin borçlarını ödeyebilmek ve şirketin faaliyetinin devamını sağlayabilmek için bizzat şirkete kendi cebinden yüklü miktarda boç para verdiğini, davacı tarafından şirketin şu anki mevcut yönetim kurulu aleyhine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davasında TTK’nın 555. maddesine dayalı davanın açıldığını, bu davada aldırılan bilirkişi raporunda “davacının bizzat kendisinin tek imza yetkilisi olduğu dönemde şirketi borç batağı içine sürüklediği” hususunun belirlendiğini, davacının şirketi ele geçirme gayesi içerisinde olduğunu ve yeni yönetim tarafından şirketin yönetilemediği ve borçlarının ödenmediği şekilde bir algı oluşturmak adına sermaye artırımını engellemek için her yolu denediğini, sermye artırım kararı alınan 29/11/2023 yılı genel kurul kararının iptali istemiyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ... Esas sayılı davanın açıldığını, söz konusu kararın uygulanmasının tedbiren durdurulduğunu, şirketin bu nedenle borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını, hastanenin tüm malvarlığının ve ruhsatın icra yoluyla satılması riskinin doğduğunu, bunun tek sebebinin davacı olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; sorumluluk davasıdır.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; dava dışı ... Yatırımları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı olduğu, adresinin “... İZMİR” olduğu görülmüştür.
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacının ... Yatırımları San. Tic. A.Ş., davalılarının ...,... ve ... olduğu, dava tarihinin 24/07/2023 olduğu, davanın 50.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dava dilekçesi ile birlikte “şirketin eski yönetim kurulu döneminde maddi olarak büyük bir zarara uğratıldığı, yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları” hususlarının ileri sürülerek açılan bu davanın bir sorumluluk davası olduğu, davanın derdest olduğu görülmüştür.
İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacılarının ... ve ..., davalılarının ..., ... ve ... olduğu, söz konusu davada taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun “şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ait tazminat davasına ilişkin olduğu” şeklinde belirlendiği, davanın derdest olduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 166. maddesinin 1. fıkrasında; “Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.”; 4. fıkrasında da; “Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda; eldeki bu davanın bir sorumluluk davası olduğu, davacı tarafın “14/01/2019 ile 26/12/2019 tarihleri arasında dava dışı ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.’de yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğunu, bu süreçte imza yetkisinin yönetim kurulu başkanı olarak davalıda olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iş ve işlemlerle davalının dava dışı ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.’yi ve kendisini doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğrattığını” ileri sürdüğü ve belirsiz alacak davası şeklinde açtığı davada doğrudan ve dolaylı zararın belirlenerek kendisine ve şirkete ödenmesine karar verilmesini istediği; İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen ... Esas sayılı davanın da sorumluluk davası olduğu ve bu davanın ... Yatırımları San. Tic. A.Ş. tarafından ...,... ve ... aleyhine açıldığı, söz konusu davada davalıların “şirket kasa nakitini..., ... ve ...’dan tahsil etmekten imtine ederek doğrudan şirket ortaklarının hesaplarına aktardıklarının” ileri sürüldüğü, bu davanın da belirsiz alacak davası olarak açıldığı; dolayısıyla mahkememizdeki bu davada "...’ın ve ... Yatırımları San. Tic. A.Ş.’nin eski yönetici... tarafından zarara uğratılma durumlarının olup olmadığı, varsa doğrudan ve dolaylı zarar miktarının ne olduğu" konusunda, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davasında ise "... Yatırımları San. Tic. A.Ş.’nin diğer eski yöneticilerle birlikte ... tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığı, varsa zarar miktarının ne olduğu" konusunda inceleme ve araştırma yapılacaktır. Dolayısıyla her ik davanın konusu aynı olup, ortak konu “şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı ve zarar miktarı” ile ilgilidir. Öyleki; eldeki bu davada davacı tarafın,, davalının işlem ve eylemleri nedeniyle uğradığı dolaylı zararın şirkete ödenmesine karar verilmesi istendiğinden, her iki davada toplanacak deliller aynı olduğundan ve her iki davanın birleştirilerek görülmesi şirketin varsa uğradığı zararın (görev yaptıkları döneme göre kimden, ne miktar olacağı konusunda) belirlenmesi yönünden gerekli ve yararlı olacağından, davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu kanaatine ulaşıldığından, mahkememizin... Esas sayılı bu davası ile İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasının 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
-
Aradaki fiili ve hukuki bağlantı sebebiyle mahkememizin bu davası ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davasının HMK’nın 166. maddesi gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE,
-
Yargılamaya İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine,
-
Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına,
-
Birleştirme kararı verildiği hususunun derhal İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne bildirilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/03/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57