İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/916 E. 2024/159 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/916
2024/159
1 Mart 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/916
KARAR NO : 2024/159
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/10/2022
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'ın "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'in "..., ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "... kayıtlı, ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "... kayıtlı, ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu;müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nin "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nun "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... 'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ... ve ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ... "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresinde taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ... ve ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını;müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nin "..." adresinde taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ..., ..., ...ve ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'nin "..." adresinde taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkileri ..., ..., ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ... "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'un "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nin "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nun "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ... ve ...'ün "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'nun "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ... ve ...'un "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'un "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'in "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'un "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ün "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın tapuda "..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nun "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresinde taşınmazın sahibi olduğunu, müvekkili ...'nun "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..., ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ... ve ...'nun ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili ...'in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ün ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "..., ... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "..., ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ... "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkilleri ..., ... ve ...in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduklarını; müvekkili...'nın "..., .... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'un ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in "... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'in ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, müvekkili ...'nin ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'ın ".... ... ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; müvekkili ...'nın "..." ve yine aynı site içerisinde "..." adresindeki bağımsız konutların sahibi olduğunu; müvekkili ...'ün "... parselde kayıtlı, ..." adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu; yukarıda bilgileri verilen taşınmazlarının bulunduğu ... Sitesinin 30/10/2020 İzmir'de meydana gelen depremde ağır hasar aldığını ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından A1, A2 ve C Bloklar için "az hasar", B1 ve B2 Bloklar için "orta hasar" tespitinin yapıldığını, gözleme dayalı bu hasar tespitiningerçeği yansıtmadığını, ... Sitesi sakinlerinin 6306 sayılı kanun kapsamında riskli yapı tespit raporu aldıklarını, bu raporlarda tüm binalar için “'riskli yapı olarak tespit edilmiş olup, can güvenliği koşulunu sağlamamıştır” şeklinde tespit yapıldığını, müvekkillerinin konutunun bulunduğu ... Sitesi sakinlerinin isteği üzerine İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da; "tespite konu olan ... İli ... İlçesi ... Mahallesi, ... Sokak ... sitesi ve tapunun ... İlçesi, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazların 30 EKİM 2020 tarihli izmir depremi sonrası, çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan gözlemsel incelemeler sonucu hafif-orta hasar seviyesinde hasar durumu verilmesine karşın, binaların yüksek bilgi düzeyine göre yapılan performans analizi ve zemin parametreleri dikkate alındığında riskli bina olarak kabul edilebileceği, bu haliyle binalarda yaşam sürmenin, eldeki bilgi-belge ve afad raporu değerlendirmelerine göre can güvenliği açısından riskli olduğu anlaşılmıştır." dendiğini; tüm bloklarda deprem nedeniyle oluşan çatlakların tespitinin yapıldığını ve sitedeki taşınmazların ağır hasarlı olduğunun ortaya konduğunu, İzmir İnşaat Mühendisleri Odası'nın 16/07/2021 tarihli raporu ile de hem uygulama hem de imalat hatasının tespit edildiğini, yine ... Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından atanan ekspertizlerin müvekkillerinin konutunun bulunduğu ... Sitesi içinde bulunan binaların tamamı için pert yani ağır hasarlı olduğu tespitini yaptığını, sitede DASK sigortası yapan maliklerin sigorta bedelinin tamamının ödediğini; sitenin S.S ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından emanet usulü ile yaptırıldığını, davalıların ise bu kooperatifin yöneticileri olduğunu, müvekkillerin ise kooperatifin üyeleri olduklarını, kooperatifin terkin edilerek ferdileşmeye geçildiğini, meydana gelen haksız eylemden sorumlu olan kişilerin taraflarınca sınırlı bir şekilde belirlenebildiğini, yapılacak olan bilirkişi incelemesinde kusuru olduğu belirlenecek diğer sorumlulara dava açma haklarının saklı olduğunu; meydana gelen depremde davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkillerinin ve yakınlarının can ve mal güvenliğinin tehlikeye sokulduğunu, tüm konut sahiplerinin evlerini yıkıp yeniden yaptırmak zorunda olduklarını, binanın, yapım döneminde dahi yürürlükte olan deprem yönetmeliğine aykırı şekilde inşa edildiğini, TBK'nın 49. maddesinin "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarara veren bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlendiğini, davalıların haksız fiilleri sonucu meydana gelen zarar ile davalıların eylemleri arasında nedensellik bağının bulunduğunu, TTK'nın 553. maddesinde; "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." dendiğini, davalıların ağır kusurlu olduklarını, müvekkilleri taşınmazlarını dava dışı olan 3. kişilerden almış olsalar dahi, davalıların taşınmazların ayıplarından TBK'nın 470 ve devamı maddelerine göre sorumlu olduklarını; müvekkillerinin tamamının taşınmazı depremde ağır hasar gördüğü için tahliye etmek zorunda kaldıklarını, deprem sonrasında eskisi gibi olmasa da ortalama bir yaşam sürmek için yeniden ev kurmak zorunda kaldıklarını ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın gözleme dayalı "az ve orta hasar" tespiti nedeniyle 7269 sayılı kanundan kaynaklanan haklarından yararlanamadıklarını, tahliye nedeniyle müvekkillerinin kira külfeti altında kaldıklarını, üstelik hiçbir kira yardımı alamadıklarını, her şeyi tek başlarına yapmak zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin yaklaşık 1,5 yıldır kira ödediklerini, ne kadar süre daha kirada kalacaklarının belirsiz olduğunu, müvekkillerinin çoğunun taşınmazlarda lüx tadilatlar yaptırdığını ancak deprem nedeniyle boşaltmak zorunda kaldıklarını, tadilat tutarlarının her bir müvekkili için ayrı ayrı 100.000-120.000-TL civarında olduğunu, Bayraklı bölgesinde taşınmazların yeniden yapım bedeli için hiçbir müteahhitin 900.000-1.000.000-TL'nin altında fiyat teklifi vermediğini, müvekkillerinin deprem nedeniyle uğramış oldukları zararın karşılanması için taşınmazların yeniden yapım bedellerinin ödenmesi gerektiğini, yaşanan depremin davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkilleri için ömür boyu unutulmayacak bir travma haline geldiğini, maddi ve manevi kayıpların yaşandığını, 29/02/2000 tarihli 4539 sayılı Doğal Afet Bölgelerinde Afetten Kaynaklanan Hukuki Uyuşmazlıkların Çözümüne ve Bazı İşlemlerin Kolaylaştırılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulü Hakkında Kanun'un afete maruz kalanlar için adli yardımın nasıl olacağı hakkında düzenleme yaptığını, gelir durumuna bakılmaksızın afete maruz kalanın isteminin yeterli bulunduğunu, müvekkillerinin deprem sebebiyle mağdur olduklarını belirterek, 4539 sayılı kanun uyarınca adli yardım isteklerinin kabulüne; HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince davalılara ait tüm taşınır ve taşınmaz mallarile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir, bu istekleri kabul görmez ise ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, ileride arttırılmak ve belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere, her bir taşınmaz için ayrı ayrı 100,00-TL olmak üzere toplamda 9.300,00-TL maddi tazminatın ve ayrı ayrı 30.000,00-TL olmak üzere toplamda 2.790.000,00-TL manevi tazminatın; toplamda 2.799.300,00- TL'nin zararın meydana geldiği tarih olan 30/10/2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; açılan davada dayanak olarak TBK’nın 49. maddesi gereğince haksız fiil sorumluluğuna, bir de 1163 sayılı KK’nın 98. maddesinin göndermesiyle 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayanıldığını, kooperatifin davalı olarak gösterilmeyip ya da buna ilişkin prosedür işletilmeyip müvekkillerinin şahsi olarak davalı gösterilmesi ve sorumluluğun TBK’nın 49. maddesine dayandırılması durumunda asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağını, diğer yandan davaya KK ve buna bağlı olarak TTK’nın 553. maddesi üzerinden devam ediliyorsa bu kez husumete ilişkin sorunların gündeme geleceğini, zira; KK’nın 59. maddesi gereğince yönetime veya temsile yetkili kişilerin kooperatife ait görevlerini yürütmeleri sırasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatifin sorumlu olacağını, müvekkillerinin doğrudan sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, davanın yüklenici olarak sorumlu olan S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’ne karşı açılması gerektiğini, yargı kararlarına göre öncelikle kooperatifin ihyasının gerçekleştirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde sözü edilen bağımsız bölümlerin tamamının kooperatif tarafından inşaa edildiğini, müvekkillerinin değişen yönetim kurulu üyelerinden ikisi olduğunu, kanun, ana sözleşme ve genel kurulun kendilerine verdiği yetki çerçevesinde görevlerini yürüttüklerini, haksız fiile ilişkin sorumluluğun ancak kooperatife karşı ileri sürülebileceğini, müvekkillerine husumetin yöneltilemeyeceğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin emsal 2017/6740 Esas ve ... Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde müvekkillerine karşı dava açılabilmesi için davacıların bağımsız bölümleri kooperatiften satın almış olmaları ve davalıların da kooperatif yöneticisi olmaları ve imal edilen binanın yüklenicileri olmaları gerektiğini, müvekkillerinin dairelerin yüklenicisi olmadığını, ayrıca davacıların kooperatif üyesi olup olmadıkları ve bağımsız bölümleri kooperatiften satın alıp almadıkları hususunun belli olmadığını, davacı tarafça her bir bağımsız bölüm için 100,00 TL belirsiz alacak davası açılmış ise de “maddi zararların nelerden ibaret olduğu, bilahare tek tek kuruşlandırmak suretiyle” dediği hususun kabulünün mümkün olmadığını, bu durumun iddianın genişletilmesi kapsamında değerlendirilebileceğini ve buna muvafakatlarının bulunmadığını, davacı tarafa talep sonucunu açıklaması için süre verilmesi gerektiğini, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen alacak kalemleri yönünden zaman aşımı defiinde bulunduklarını, zaman aşımı süresinin dolduğunu, ortada suç oluşturan bir eylemin bulunmadığını; fenni mesul ...’ın inşaatın başından itibaren kooperatif bünyesinde çalıştırıldığını ve kendisine maaş ödendiğini, tüm işlemlerin bu kişi nezaretinde yürütüldüğünü, yapı ruhsatının alınmasından sonra inşaata başlandığını, kooperatife bir çok üyenin alındığını, inşaat devam ederken kooperatif genel kurullarının düzenli şekilde toplandığını, yönetim kurulu üyelerinin denetçiler tarafından dedetlendiğini ve yöneticilerin genel kurulca her seferinde ibra edildiklerini, kooperatifin inşaa ettiği konutlarda herhangi bir sorun yaşanmadığını, kooperatif üyelerinin oturduklarını, kooperatifin yönetim kurulu üyelerinden olan müvekkillerinin de ilgili konutlarda uzun süre oturduklarını, yönetimde bulundukları süre zarfında görevlerini bedelsiz olarak yerine getirdiklerini, 30/10/2020 tarihinde İzmir ilinde meydana gelen deprem sebebiyle ilgili bağımsız bölümlerin de etkilendiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Belediye yetkilileri tarafından yapılan tespitlere göre 5 bloktan A1- A2- C blokun az hasarlı, B1 ve B2 blokun ise orta hasarlı olarak belirlendiğini, riskli yapı olarak kabul edilen blokların yıkımına karar alındığını ve bu işlemin gerçekleştirilmesi için bir firma ile anlaşmaya varıldığını, 2.000.000,00 TL bedelin firma tarafından kat maliklerine ödenmek ve yıkımdan çıkan hafriyat yıkım firmasına kalmak koşuluyla yıkım işlerinin gerçekleştirildiğini, yıkım firmasından tahsil edilen 2.000.000,00 TL’nin davacıların da içinde bulunduğu kat maliklerine dağıtıldığını, yıkım sürecinin görüntülerinin bulunduğunu; idare tarafından yapılan tespitler nazarında blokların durumunun belli olduğunu, açılan davalarda da ret kararları verildiğini, müvekkillerinin sorumluluğundan ve kusurundan söz edilemeyeceğini, deprem sebebiyle yıkılan, çöken ya da yetkili idare tespitlerine göre yıkılması gereken bir binanın bulunmadığını, bu haliyle 7269 sayılı kanun ve diğer kanunlardan davacıların yararlanamamasının sorumlusunun müvekkilleri olmadığını, deprem sonrası çevredeki bir çok bina yıkılmışken dava konusu taşınmazlarda sadece çatlakların oluştuğunu, 1975 yılında yürürlüğe giren yönetmeliğe uygun olarak inşaa edilen blokların deprem sonrası durumlarının günümüz mevzuat koşullarına göre riskli olarak tespitinin bu blokların yapımı zamanında uygulama ve tasarım hataları barındırdıkları şeklinde yorumlanamayacağını, diğer yandan dava dilekçesinde 3194 sayılı Kanun’un 28. maddesine aykırı davranıldığı ileri sürülmüş ise de bu maddenin dava konusu inşaatın bitmesinden çok sonra 20/02/2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve geçmişe uygulanamayacağını, söz konusu maddede inşaat dönemindeki yürürlük halinde sadece fenni mesulün yükümlülüklerinden söz edildiğini, inşaatın bittiği tarihlerde yapı denetim firmalarının bulunmadığını, bu itibarla davacı tarafın buna ilişkin iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkillerinin ancak kast ve ağır ihmal durumunda sorumlu tutulabileceklerini, ispat yükünün davacı tarafta olacağını, kaldı ki bu konuda fenni mesullerin sorumlu olacağına ilişkin emsal yargı kararlarının da bulunduğunu, 1975 yılı yönetmeliğine göre zemin etüdünün zaruri olmadığı göz önüne alındığında projenin TMMOB odaları ve belediye tarafından buna göre hazırlandığını, diğer yandan beton sınıflarının (C15, C20 ve C25 vb.) içeriğindeki karışım itibariyle yıllara göre değişkenlik gösterip göstermediğinin araştırılmasının gerektiğini, yine demir kalitesinin incelenmesi gerektiğini, her ne kadar dava dilekçesinde lüks tadilatlardan söz edilmiş ise de dosyaya buna ilişkin hiçbir donenin sunulmadığını, bu aşamadan sonra sunulacak delillere muvafakat etmediklerini, DASK ödemesi miktarlarının dosyaya kazandırılması gerektiğini ve bu bedellerin tenzil edilmesi gerektiğini, deprem sonucunda yıkılan binaların yaşının yaklaşık 25-26 olduğunu, binaların kabul edilen amortisman yaşının 50 olarak kabul edildiğini ve her yıl bina değerinin % 2’sinin düştüğünü, 50 yaşındaki bir binanın hurda değerinin söz konusu olduğunu, davacıların binaların yeniden yapılmasında ödeyecekleri bedelin binanın yenilenmesi karşısında piyasa rayiç değeri üzerinden amortisman değerinin belirlenmesinden kaynaklandığını, davacıların yeni inşaat durumunda ödeyecekleri bedel ile daha sağlıklı, daha verimli ve kullanımlı yapı elde edecek olup piyasa rayiç değerleri bakımından da oldukça avantajlı ve kazançlı durumda olacaklarını, davacıların manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığını, müvekkillerinin de deprem sebebiyle sahip oldukları taşınmazların zarar gördüğünü ve kentsel dönüşüm kararı çerçevesinde yıkıldığını, adli yardım koşullarının bulunmadığını, ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık hakkında verilebileceğini, İİK’nın 257. maddesi gereğince muaccel bir alacağın bulunmadığını, bu nedenle ihtiyati tedbir/ ihtiyati haciz isteğinin reddedilmesinin gerektiğini belirterek davanın öncelikle görev, aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine, bu olmadığı takdirde her bir bağımsız bölüm yönünden davanın ayrı ayrı esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin her bir bağımsız bölüm yönünden ayrı ayrı davacılar üzerinde bırakılmasına, davanın yapı ruhsatında imzası bulunan fenni mesule, projeyi hazırlayan teknik kişilere, projelere onay veren ilgili odalara, projelere onay veren Bornova Belediyesi’ne ihbar edilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; dava dışı kooperatif yöneticilerinin haksız fiilleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99. maddesi gereği kooperatif üyelerinin kooperatife veya yöneticilerine açtığı kooperatifler kanunundan kaynaklanan davalar ticari dava sayılacağından, dosyadaki bilgilerden davacıların kooperatif üyesi olup olmadıkları henüz belli olmadığından; göreve ilişkin dava şartının var olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından “davacıların, dava dışı kooperatifin üyesi olup olmadıkları, davaya konu bağımsız bölümleri satış yolu ile mi yoksa ne şekilde aldıkları” hususunun belirlenmesi amacıyla dava dosyası ve dava dışı kooperatife ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi, 20/11/2023 tarihli raporunda özetle; davanın, 30/10/2020 tarihinde meydana gelen depremde hasar gören ve oturulması riskli bulunduğu için Kat Malikleri Kurulu kararı yıktırılan ... Sitesindeki konutlarla (... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel üzerinde inşa edilen ..., ..., ..., ..., ... Bloklar) ilgili olduğunu; dava konusu taşınmazların SS ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından ve emanet usulü ile yaptırıldığını, kooperatifin “ana sözleşmedeki amacını (ortakların konut ihtiyaçlarını gidermek) gerçekleştirdiği” gerekçesiyle tasfiye edildiğini ve 14/07/2003 tarihinde Ticaret Sicilinden terkin edildiğini; konutların inşa edildiği arsanın davalıların da mensup olduğu ... ailesine ait iken, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile temin edildiğini, davalı ... ve ..., dava dışı SS ... Konut Yapı Kooperatifi'nin kurucu ortaklarından olup, başından itibaren kooperatifin ticaret sicilinden terkin edildiği tarihe kadar yönetim kurulunda başkan ve muhasip olarak görev yaptıklarını, inşaatlar emanet usulü ile ve emanet komisyonunun sorumluluğunda yapıldığını, davalıların, yönetim kurulu başkan ve saymanı olarak Emanet Komisyonunda da görev yaptıklarını; ... Sitesinde yer alan konutların, 30/10/2020 tarihindeki depremde hasar görmesinin malzeme ve işçilik kaynaklı olup olmadığının teknik bilirkişilerin raporlarına göre tayin ve tespit edilmesi gerektiğinden, uzmanlık alanının dışında kaldığını; sunulan tapu kayıtlarından, davacıların tamamının ... parselde kat maliki olduğu ancak sadece 23'ünün bu taşınmazları 21/07/2000 tarihinde ferdileşme yolu ile veya arsa sahibinden satın almak suretiyle edindiği; diğerlerinin ise daha sonra satın almak ya da veraset yoluyla edindikleri hususunun anlaşıldığını; 28/06/2003 tarihli ortak/hazırun listesi ile karşılaştırıldığında listede kayıtlı ortaklardan sadece 18'inin (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... varisleri ..., ..., ..., ...’ün) kooperatif ortağı olduğunun görüldüğünü bildirmiştir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce davanın her aşamasında ve temyiz incelemesi aşamasında re’sen dikkate alınacağından, mahkememizce öncelikle dava şartlarından olan görev konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, mal varlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Aynı kanunun 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira; Türk Ticaret Kanunu ile kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davalar, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59/3 maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur." düzenlemesine; 98. maddesinde; "Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı 553. maddesinde; "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz" düzenlemesine yer verilmiştir.
Yasal mevzuatla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça, dava dışı kooperatifin yöneticileri olan davalıların haksız ve kusurlu eylemleri sonucu davaya konu zarara sebebiyet verdiklerinin ileri sürülerek her bir davacı yönünden ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunulduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59. maddesinde yönetime veya temsile yetkili kişilerin kooperatife ait görevlerini yürütmeleri sırasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatifin sorumlu olacağının düzenlendiği, bu düzenlemenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre yöneticiler ile birlikte kooperatifin dahi sorumlu olacağı şeklinde yorumlandığı, bununla birlikte davacı tarafça davanın kooperatife değil, sadece kooperatif yöneticilerine yöneltildiği; yani davada kooperatifin bir kenara bırakılarak davalıların şahsi sorumluluğuna gidildiği ve Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre haksız fiil hukuki sebebine dayanıldığı; davaya konu edilen tazminat isteminin doğrudan zarar niteliğinde ve özü itibariyle haksız fiile dayalı olduğu; davacı tarafça, davalıların binaların ayıbından TBK'nın 470. maddesi gereğince de sorumlu olduklarının ileri sürüldüğü, binaların dava dışı kooperatif tarafından emanet usulü yaptırıldığı, davalıların binaların yüklenicisi olmadıkları, davacılar da tacir olmadığı gibi davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... varisleri ..., ..., ..., ... dışında diğer davacıların dava dışı kooperatifin üyesi de olmadıkları; bu kapsamda da davalıların şahsi olarak sorumlu oldukları ileri sürülerek açılan davada TBK'nın 49 maddesi çerçevesinde mahkememizin görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu anlaşıldığından, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
-
Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereğinde usulden REDDİNE,
-
Kararın kesinleşmesinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde mahkememize başvurulması durumunda dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
-
Harç ve yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
-
6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin iki haftalık süre içerisinde gönderme isteğinde bulunmaması durumunda "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilerek, aynı karar ile yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca karara bağlanmasına,
Dair; davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/03/2024
Başkan...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye...
e-imzalı
Katip...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57