İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/685 E. 2024/135 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/685
2024/135
22 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/685 Esas
KARAR NO : 2024/135
ASIL DAVADA;
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat),
DAVA TARİHİ : 21/06/2017
DOSYAMIZDA BİRLEŞEN DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/1340 ESAS, 2020/500 KARAR SAYILI DAVASINDA;
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 06/11/2018
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alman uyruklu olan ve kaza tarihinde 12 yaşında olan davacı taraf ..., ailesi ile birlikte birkaç günlüğüne tatil amaçlı Antalya'ya geldiğini, 03/10/2016 tarihinde, saat 09:10 sularında davacı tarafın ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Hotel karşısındaki yaya geçidinde karşıdan karşıya geçtiği sırada ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ne ait ... ve sevk ve idaresindeki ... plakalı araç hız kurallarını ve yaya geçidini hiçe sayarak davacı tarafa yaya geçidi üzerinde feci şekilde çarptığını, bu durum Side Jandarma Karakol Komutanlığı trafik ekiplerince tanzim edilen Kaza Tespit Tutanağı ile de sabit olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün bu trafik kazasına asli ve tam kusuruyla sebebiyet verdiği tespit edildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 74/1. maddesinde "sürücülerin görevli bir kişi veya ışıklı trafik işaretleri bulunmayan, ancak başka bir trafik işareti ile belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken araçlarını yavaşlatmak ve bu geçitlerden geçen veya geçmek üzere bulunan kişilere ve öğrencilere ilk geçiş hakkını vermek zorunda oldukları" düzenlendiğini, sigortalı araç sürücüsü bu kuralı ihlal ederek yaralamayı kazaya sebep olduğunu, davalı sigorta şirketinin, kaza tarihinde geçerli olan ... poliçe no'lu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç işleteninin sorumlu olduğu, kaza neticesi oluşan maddi zararlardan sorumlu olduğu hususunun izahtan vares olduğunu, davada husumet, ... Sigorta Anonim Şirketi'ne kazaya sebep olan ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi sıfatıyla yöneltildiğini, davalı kaza tarihinde geçerli olan ... poliçe no'lu "Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası" ile ... plakalı aracın sigortasını üstlenmesi ve sigorta riskinin gerçekleşmesi nedeni ile maddi zarardan sigorta teminatları dâhilinde sorumlu olduğunu, husumet 2 no'lu davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ne kazaya sebep olan ... plakalı aracın işleteni sıfatıyla, 1 no'lu davalı ...'e kazaya sebep olan ... plakalı aracın sürücüsü sıfatıyla yöneltildiğini, bu iki davalının sorumluluğu tüm talepler bakımından müştereken ve müteselsilen olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. mddesinde hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlendiğini, yine Türk Ticaret Kanunu'nun 1483 ve devam maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğini, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemelerinin davada görevli olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. Maddesi gereği; motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğini, HMK.'ya göre Özel Kanun niteliğinde olan KTK. ve sigorta poliçesi genel koşullarına uygun olarak; İzmir'de davalı sigorta şirketinin şube şeklinde örgütlendiğini bir bölge müdürlüğünün bulunması nedeniyle İzmir Mahkemeleri görülen davada yetkili olduğunu, bu hususta İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarında davalı sigortanın İzmir Bölge Müdürlüğü olarak İzmir Şubesi'nin açılmış olduğu ve halen faaliyette bulunduğunu gösterir belgeyi dava dilekçesi ekinde sunduklarını, 6100 sayılı HMK. madde 107'de belirsiz alacak davaları düzenlendiğini, bu maddeye göre "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açılabilir." açıkça belirtildiği üzere açılan davada davacı tarafın zararı VI no'lu bentte açıklanmış olan, kaza sebebiyle davacı tarafta oluşan maddi zararın miktarı ancak mahkemece yapılacak tahkikat aşamasından ortaya çıkacağından bu aşamada davalı tarafların sorumlu oldukları tazminat miktarı kesin olarak tespit edilemediğini, bu nedenle bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerektirdiğini, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu davranışı sonucu davacı ...'in ağır şekilde yaralandığını, kendisine ilk müdahalenin Özel Side Anadolu Hastanesi (Manavgat) Acil Servisinde yapıldığını, burada davacı taraf hakkında düzenlenen kati uzman doktor raporuna göre baş ve kalçada ağır mevcut olduğu, hastada travmatik subaraknoid kanama ve beyin ödeminin görüldüğü, hastanın hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyebilecek yaralanmasının bulunduğunu tespit edilerek hasta yoğun bakıma yatırıldığını, davacı taraf taburcu edildikten sonra daimi ikametgahı olan Almanya'ya döndüğünü ve tedavisine burada devam ettiğini, önce 12/10/2016 tarihinde Dresden Üniversite Hastanesi'nde yatılı tedavisine başlandığını, buradan klinik ... Rehabilitasyon Merkezine sevk edildiğini, 21/10/2016-22/12/2016 tarihleri arasında Klinik ... Rehabilitasyon Merkezi nöroloji rehabilitasyon servisinde yatılı tedavi gördüğünü, bu merkezin nihai nöropsikolojik raporunu da dava dilekçesi ekinde sunduklarını, merkezin 19/12/2016 tarihli kısa raporuna göre davacı tarafa konulan tanıların, 2-3. derece arası kafatası-beyin travması, subaraknoidal kanama, travmadik beyin ödemi, frontal diffüz aksonal yaralanma ve kök ganglionlarda ve korpus kollozumda küçük kanamalar, leğen kemiği kırığı, sol sakrum kemiği kırığı, çift taraflı asetabulum kırığı, 1. bel omuru kemiği kırığı ve raporda belirtilen diğer rehabilitasyon tanıları olduğunu, hasta taburcu edilirken ayaktan fizyoterapiye devam etmesi gerektiği, ayakta nöropsikolojik egzersizlere devam etmesi gerektiği, ancak Ocak 2017'den itibaren ve kademeli olarak okula devam edebileceği, şimdilik spor derslerine katılamayacağı, ortopedik takip altında kalması gerektiği belirtildiğini, davacı tarafın okul çağında olup bir iş yerinde çalışmasa da kaza sebebiyle günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına yaşıtlarına ve kendisiyle aynı durumda olanlara göre sakatlığı oranında daha fazla efor sarf etmek zorunda kalmakta olduğu, gerek mahkeme kararları, gerek doktrinde beden tamlığı ihlal edilen kimsenin meydana gelen maluliyet dolayısıyla eski işlerini yaparken daha fazla güç harcayacağı, bu durumun kişinin yıpranmasına ve daha erken yaşta enerjisini yitirmesine neden olacağı gözetilerek maluliyet oranında tazminatına hükmedilmesinin gerektiğinin benimsendiğini, geçici iş göremezlik yönünden, davacı çocuğun tedavisinin uzun sürmüş olduğundan, çocuk okula gidemediği ve zaman kaybına uğradığını bu sebeple yaşıtlarına göre yaşama geç atılacak olmaktan dolayı bir yıllık kazanç yoksunluğu asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacı tarafın taburcu olduktan sonra da çeşitli aralıklarla tedavisinin devam ettiğini, kaza sebebiyle uzunca bir süre yatılı olarak tedavi gördüğünü, bu süreler zarfında %100 oranında geçici iş göremez halde akıma muhtaç kaldığını, bu sebeple tıbbi şifa süresi içerisinde %100 oranında tam iş göremez kabul edilerek maddi tazminat hesabının yapıldığını, bu tazminat hesaplanırken davacı tarafın yatılı tedavi nedeniyle okula gidememesi sebebiyle derslerinden eksik kalması ve hayata geç atılacak olması da dikkate alınması olduğunu, kalıcı iş göremezlik yönünden, beden gücü kaybına uğrayan çocukların da "günlük yaşamlarını sürdürürlerken, okullarına gidip gelirlerken" sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları, tazminat isteğinin haklı nedeni olarak kabul edilmeli ve tazminat hesabı 18 yaşından değil, bulundukları yaştan başlatılmalı, hesaplamada yaşam süreleri dikkate alınmaldır." şeklinde açıklanan tazminat hesaplaması konusunda göz önüne alınması gerektiğini, Yargıtay'ın uzun yıllardan beri düzenli ve tutarlı bir biçimde sürdürülen kararlarıyla "güç kaybı kuralı" nın uygulama alnı genişletilmiş, "kişilerin bir işi ve kazancı olmasa bile günlük yaşamlarını sürdürürlerken sakatlık oranında zorlanacak olmaları" tazminat isteminin haklı nedeni sayıldığını, kişi maddi açıdan bir kayba uğramasa dahi meydana gelen maluliyet dolayısıyla eski işlerini yaparken daha fazla güç harcaması onun yıpranmasına ve daha erken yaşta enerjisini yitirmesine neden olacağı gözetilerek maluliyet oranında tazminata hükmedilesi gerektiği, Yargıtay kararlarında ve doktrinde benimsenmekte olduğunu, açıklamalar dahilinde iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zarar karşılığı 5.000 EURO efor (güç kaybı) tazminatı, davalıların tamamından müşterek ve müteselsilen talep edilmekte olduğunu, zarar gerek davacı tarafın Alman uyruklu olması gerekse ödemelerin EURO üzerinden yapılması sebebiyle yabancı para üzerinden doğduğunu, buna rağmen TL üzerinden hüküm kurulması bozma sebebi sayıldığını, manevi tazminat talebi hakkında 03/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı tarafın geçirdiği rahatsızlık ve bu rahatsızlığın tedavisi için tatilin yarıda kalması, sonu gelmez tedavi sürecinin her birinin yarattığı acı ve ıstırap, bu sebeple girilen psikolojik çöküntü iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davacı tarafın tatil için Türkiye'ye gelmiş olup, rahatlamak ve dinlenmek amacıyla geçirmek istediği kısa bir süre içerisinde de bu üzücü olay başına geldiğini, davaya konu kaza sonucu yaralanmasının akabinde ise bahsedilen gibi uzun bir tedavi süreci geçirdiğini, bünyesinde meydana gelen hastalığın etkileri günümüze kadar devam ettiğini ve etmekte olduğunu, yaşanılan tüm bu üzücü ve yıpratıcı olayların bir nebze olsun telafisi için 1 no'lu davacı taraf için 15,000 EURO , 2 no'lu davacı için ise 5.000 EURO manevi tazminata hükmedilmesi talebinin bulunduklarını, manevi tazminatlardan sigorta şirketi dışındaki davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 56/2 maddesine göre; "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." maddesinde açıkça belirtildiği üzere kaza sonucu ağır bedensel bir zarara uğrayan ...'in annesinin bu durumdan en çok elem duyan kişi olduğunun ortada olduğunu, bu sebeple ... için de 5.000 EURO manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, taleplerinin Türk Borçlar Kanunu 56. maddesinde düzenlemesine uygun olup Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 24/06/2013 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı kararında da hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesinin gerekmekte olduğu görüşünde olduğunu, dava dilekçesinde, delil listesi maddelerde belirtilen delillerin ekinde sunmuş olduklarını, davalıların göstereceği delillere karşı delil gösterme haklarını saklı tuttuklarını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak üzere niteliği itibariyle maddi tazminat talebi bakımından belirsiz alacak davası olarak açılan davada, tahkikat sonucunda davacı tarafın maddi zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, davacı taraf ... için şimdilik 5.000 EURO maddi (efor-güç kaybı) tazimatın kaza tarihi olan 03/10/2016 tarihinden (sigorta şirketi bakımından 16/05/2017'den) itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için ise 5.000 EURO manevi tazminatın 1 ve 2 no'lu davalılardan kaza tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karışlığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsilini, kanuni vekalet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAPLAR: Davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalı şirkete ihbar edilene karşı dava ihbar edilene karşı ise Davalı sıfatı ile davanın yönlendirilmesini 04/10/2017 tarihinde talep ettiğini, davanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağını ve davadaki talebi aşan talep ile bağlılık ilkesini ve de davanın aslında açıldığı tarafları da yok sayan şekilde davanın yöneltilmesine bir kez daha itiraz ettiklerini, dava dilekçesi tebliği yerine geçmek üzere davalı şirkete yönlendirilmediğini, dava dilekçesi tebliğ edildiğini fakat delillerin davalı şirkete tebliğ edilmediğini, davacı tarafın dilekçe ekindeki delilleri tebliğ edilmemiş olduğundan delillerin geçerliliğinin kabul edilemeyeceğini, 03/10/2016 tarihinde Antalya İli Manavgat İlçesi Side İlçesinde olan kaza için bu kadar yüksek bedelli ve kabul edilemez ticari faiz talepleri ile faiz işletecek şekilde, 21/06/2017 tarihinde İzmir Mahkemelerinde dava açmak dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun bulunamayacağını, sigortaya başvuru zorunluluğunun yerine getirilmesi dava şartı usulüne uygun olarak yerine getirilmiş sayılamayacağını, belirsiz alacak davası, davacının dava dilekçesinde talep sonucunu belirleyemediği veya belirlemesinin imkânsız olduğu hallerde açılabilecek bir dava olduğunu, davacı alacağının miktarını belirleyebilir durumda ise belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olmadığını, davacı çocuk ... adına Annesi maddi tazminat talebinde bulunmuş ve Dava dilekçesinde 5.000 EURO güç ve efor kaybı demiş, başka yerde geçici iş göremezlik gelir kaybı ve başka bir yerde ise kalıcı iş göremezlik gelir yoksunluğu adına, 5.000 EURO ve 3095 sayılı faizi ödeme günündeki TL olarak talep ettiğini, HMK. 194. maddesi gereği taleplerine ilişkin delillerin ne olduğu anlaşılamamakta olduğunu, davacı çocuk ... nasıl geçici bir iş göremezliği ve kalıcı iş göremezliği gelir kaybının bir arada olduğu anlaşılamamakta olduğunu, tüm maddi tazminat talebinin ayrı ayrı gösterilmeksizin tek bedel üzerinden talep edilmesine itiraz ettiklerini, hem kalıcı iş göremezlik, hem geçici iş göremezlik taleplerinin bir arada olmasına da itiraz ettiklerini, davacı taraflar, 5.000 EURO maddi tazminat talep ederken içini boş bırakmış, nereden ne tutarsa mantığı içinde olan açılan davaya itiraz ettiklerini, gelir kaybı talep eden 12 yaşındaki davacının, hangi iş yaptığını, nerede, nasıl çalıştığını ve iş kaybının nasıl olduğunu, aylık ücretinin ne kadar olduğunu açıklamadığını, her hangi bordro benzeri belge ve bilgi ile bu duruma ilişkin delil göstermediğini, davacı, bakıcı için de talep de bulunmuş ve fakat bakıcı tuttuğuna ilişkin veya bakıcı ile ilgili açıklama ve delil de göstermemiş ve tanık deliline de dayanmamış olduğunu, davalı şirketin araç maliki olmadığını, araç maliki işleten sıfatına haiz olduğunu, adi yazılı sözleşmeye göre bu işi ticari iş edinmiş kazaya karışan aracın Maliki ... Otomotiv A.Ş. ile davalı Turizm Şirketi arasında bu kazaya karışan araç için yedi (7) aylık kiralama yapıldığı iddia edilmiş ve fakat bu duruma ilişkin adi yazılı bir kira sözleşmesi sunulmuş olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın mali mesuliyet sigortası yanında her türlü zarar ziyan için manevi tazminat dahil, Kaskosu da olup sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'ye ait olduğunu, bu nedenle davanın kazaya karışan aracın kasko Sigorta Şirketi olan ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbarının gerektiğini, yalnızca kaza tespit tutanağına dayanılarak kusur tespitinin kabul edilmesi doğru ve hakka uygun kabul edilemeyeceğini, kazanın oluşumunda asli başka unsurları göze almayan tutanağa itiraz edemeyeceğini, davacı tarafların kusurunun da görmezden gelinemeyeceğini, kimse kendi kusurundan yararlanamayacağını, tazminat hesabında davacı tarafların kusurunun da dikkate alınmak zorunda olduğunu, kazaya uğrayan ... 21/02/2004 doğum tarihli olduğunu, kaza tarihinde 12 yaşında olan çocuk aniden ve koşarak hareket etmesi nedeniyle kaza önlenemez bir durum yaratmış olduğunun göz ardı edilemeyeceğini, yaya kaldırımı olsa bile trafik ışıklarının olmadığı yaya kaldırımında, yayaların da uymak zorunda olduğu kurallar olduğunu, davacı çocuk Davalı Sürücü ...'ün önünden seyreden aracın önünden kontrolsüz bir şekilde hızlıca koşup aracının önüne çıktığını, davacı çocuğun koşarak diğer arabanın görme mesafesini kapattığı bir durumda aracın önüne aniden çıkması sebebi kazada asli kusurlu olanın davacı çocuğun olduğunu, aniden kontrolsüz bir şekilde koşarak yola çıkılması sebebi sürücü kazayı önlemeye çalışsa da kazayı önleyemeyeceği açık olduğunu, Karayolları Trafik Kanununda Yayaların uyacakları kurallar belirtilmiş olduğunu, KTK. 68. maddede "Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır." şeklinde düzenlenmiş olduğunu, olayın gerçekleşmesinde davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın, araç sürücüsü ...'ün yüzde yüz kusurlu, kazaya sebep olduğu iddiasına dayalı davalı şirkete yöneltmeye çalıştığı davanın kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın maluliyet, geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik iddia ve taleplerine ilişkin maddi tazminat taleplerinin de herhangi bir delil durumu ortaya konmadan taleplerinin de reddinin gerektiğini, davacı çocuğun kalıcı bir sakatlığının olmadığını, bu nedenle kalıcı iş göremezlik taleplerinin de reddinin gerektiğini, davacı kaza geçirenin çocuk olması nedeniyle kaza sonucu, ne kazanç kaybı vardır ne de ekonomik geleceğinin sarsılması söz konusunun olduğunun kabul edilemeyeceğini, ayrıca bir kimsenin kendi kişisel tercihi nedeni ile çalışmaması, okula gitmemesi vesaire kendi tercihi mal varlığında rızası ile yaptığı eksilmeler ve varlığından yaptığı harcamalar zarar olarak nitelendirilemeyeceğini, mahkeme aksi kanaatte olması durumunda, Avrupa hukukuna göre seyahat eden herkesin seyahat süresini tamamını kapsayacak şekilde sağlık sigortasının olması gerekmekte olduğunu, kaza sebebiyle davacı tarafa sağlanan veya sağlanması gereken menfaat varsa bu indirim sebebi olup olmadığı dikkate alınarak mahsup edilmesinin gerektiğini, manevi tazminat taleplerinde anne için talebe itiraz ettiklerini, taleplerin fahiş olup adil olmadığını, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ait bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, Tazminat miktarı dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte dikkate alındığında Davacı için zenginleştirici nitelikte olduğunu, Türk Mahkemelerinde açılmış olan davada EURO, DOLAR üzerinden davanın açılmasının, davacı taraf, kendi kusurları sebebiyle yaşanan kaza nedeniyle sanki bu olay ticari bir olaymış gibi Türk Mahkemelerinde hem EURO talepli dava açmış, hem de 3095 sayılı yasa 4/a maddesi yürütülerek değişken faiz ve ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL taleplerine itiraz ettiklerini, para türünün EURO olarak taleplerinin, 3095 sayılı kanun değişken faiz talebinin, ödeme günü Merkez Bankası satış kuru TL karşılığı taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, yasal olmayan faiz talebinin de kabulünün mümkün omladığını, davacı taraf, hem TL'si olmaksızın EURO cinsi para ile fahiş tazminat taleplerinde bulunduğu gibi hem de ortada ticari iş söz konusu değilken ticari bir iş imiş gibi taleplerde bulunarak dürüstlük ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı hareket ettiğini açıkça göstermekte olduğunu, 22/02/2016 tarihli otomobil kiralama sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından dava konusu araç kiralanmış olduğunu, sözlemenin 7.5 maddesi, kiralanan araçların kiralandıkları süre içinde 3. kişilere verdikleri zararlardan doğacak her türlü maddi-manevi bedeni tazminat ve giderler ... tarafından zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanır maddesi ile ilgili KTK. hükmü gereğince maddi ve bedeni zararın teminat limitleri dahilinde ZMMS sigortasını yapan sigorta şirketi ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ait olduğunun açık olduğunu, sigorta şirketi'nin de, poliçede tanımlanan motorul aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğini, ZMMS poliçesi düzenleyici ... Sigorta Anonim Şirketi'nin teminat miktarı kadar zarardan sorunlu olup, davacı tarafın ilk önce sigorta şirketine başvurmasının zorunlu olduğunu, davalı sigorta şirketi aracılığıyla davacı tarafından başvuru yapılıp yapılmadığının ve davacı tarafın zararının ne kadarının giderildiğinin öğrenilmesinin gerektiğini, KTK. 97. maddesi kapsamında mahkemeye başvurabileceğini, yalnızca kaza tespit tutanağına dayanarak sürücünün kusurlu olduğu tespit edilemeyeceğini, kaza tutanağındaki kusur değerlendirilmesinin doğrudan hükme esas alınamayacağını, zarar gören davacı ve davalı sürücüsünün kusur oranlarının belirlenmesinin gerektiğini, kazanın araçtaki ya da yoldaki bir bozukluktan meydana gelip gelmediğinin araştırılmasının gerektiğini, aracın gerekli bakımlarının yapılıp yapılmadığı, abs ve fren sisteminin ne durumda olduğunun ve bunun sürücü kusuruna etkisinin saptanmasının gerektiğini, kazanın meydana geldiği yol işlek bir bulvar olup, göre davalı sürücünün de 21 metre fren izi bıraktığı kaza tespit tutanağından anlaşılacağını, davacı tarafın da gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığının dikkate alınması gerektiğini, sürücü her ne kadar yaya geçidi de olsa, aniden karşısına çıkan yayayı görme ihtimalinin değerlendirilmesinin gerektiğini, aniden karşısına çıkan yayayı görme ihtimalinin değerlendirilmesinin gerekmekte olduğunu, ne yazık ki yaya geçitlerinde yavaşlamak arkadan gelen araç için tehlike yaracağından araçların her yaya geçidinde yavaşlaması hayatın olağan akışına göre beklenemez, zarar görenin ağır kusurlu zararla motorlu aracın işletilmesi arasındaki uygun illiyet bağını keseceğini, davalı sürücü ... de mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde kaza meydana gelmeden önce zarar gören davacı tarafın davalı tarafının önünde seyreden aracından önünden çıkıp hızlıca koşarak aracın önüne çıktığını, tüm çabalarına rağmen çarpmayı önleyemediğini, diğer davacı taraf olan annenin de kazanın zarar gören davacı tarafın aniden ve koşarak hareket etmesi sebebiyle davalı tarafa kazayı önleme ihtimalinin olmadığını bizzat söylediğini ifade ettiğini, tüm bu hususlar tanık anlatımları, yapılacak keşif ve adli tıp raporu ile açıklığa kavuşacağını, zarar gören davacı tarafa ülkesindeki sosyal güvenlik kurumu ya da özel sigorta şirketi tarafından tedavi ve geçici sakatlık için ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerekliğini, davacı taraflara yapılan herhangi bir ödeme/yardım varsa kabul anlamına gelmemekle birlikte muhtemel tazminattan düşülmesinin gerektiğini, maddi tazminat yönünden, kimse kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereğince olası bir tazminat hesaplamasının davacıların da kusuru oranında hesaplanmasının gerektiğini, zarar gören davacı tarafın yaşı itibariyle çalışmadığını, çalışma yaşı geldiğinde de bedensel hasarlarının düzelmiş olacağını, bununla birlikte davacı tarafın tüm tedavilerinin tamamlamış olduğunu, manevi tazminat yönünden zarar görenin yakını olması tek başına manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmeyeceğini, manevi tazminatı haklı kılan ruhi çöküntü, sağlık problemleri gibi özel durumların olmasının gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılamaz hükmü uyarınca fahiş olan ve somut olay ve tarafların sosyal ekonomik durumları ile de örtüşmeyen manevi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını, hükmedilecek manevi tazminat bir tarafı elem ve ıstırabını dindirmeye yönelik olmakla birlikte diğer tarafın da ekonomik mahvına sebebiyet vermemesi gerektiğini, talep edilen her iki davacı tarafa yönelik manevi tazminat miktarları özellikle Türk Lirasına dönüştürüldüğünde fahiş miktarlarda olduğunu, 11/10/2016 tarihli ek ifade alma tutanağından da davacı ...'in "kaza tarihinden bu yana kızım şu an iyileşti sağlık durumu ilk güne göre iyi, şikayetimden vazgeçiyorum, uzlaşmak istiyorum" şeklindeki ifadesinden de anlaşılacağı üzere, ifade tarihi itibariyle zarar gören davacı tarafın sağlık durumunun iyi olduğunu, sürücü ...'ten şikayetçi olmadığı uzlaşmak istediği talebi göz önünde bulundurulursa bu denli bir manevi çöküntü ve ıstırap içinde olmadığının açık olduğunu, uzlaşmak istediği talebi göz nünde buldurulursa bu denli bir manevi çöküntü ve ıstırap içinde olmadığının açık olduğunu, davacı her ne kadar EURO kuru üzerinden dava açmış ve EURO kuru üzerinden dava değerini ıslah edecek olsa da, EURO cinsinden muhtemel bir tazmin hesaplaması davalılar için fahiş olacağını, maddi/manevi tazminat hesaplanırken tarafların ödeme gücü de dikkate alınmasının gerektiğini, diğer davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin cevap dilekçesinden anlaşılması üzerine, davacı tarafın ilgili sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yaptığını, davacı tarafın sigorta şirketi tarafından bildirilen eksik evrakları tamamlaması nedeniyle, davanın usul yönünden reddi gerektiğini, dava konusu kazanın nasıl gerçekleştiğinin belirsiz olması sebebiyle ilgili kanun hükmüne uyarlayıp davalı sürücünün yüzde yüz kusurlu olduğunun iddia edilemeyeceğini, davalı sürücü de cevap dilekçesinde yaya geçidine yaklaşırken yavaşladığını ve süratli olmadığını açıkladığını, ancak davacı küçüğün geçide aniden fırlaması sebebiyle aracın çarpması kaçınılmaz olduğunu, ek olarak davacı ..., küçük ...'i tek başına bırakıp önce kendisinin karşıya geçtiğini beyan ettiğini, davacı tarafın çocuğa karşı bakım ve gözetim yükümlülüğünü de ihlal ettiğinin göz önünde buldurulmasının gerektiğini, kaza tarihi itibariyle 12 yaşında olan davacı ... kendi başına karşıdan karşıya geçmeyi bilemeyecek düzeyde olduğunu, gerekli özen ve dikkat yükümlülüğünün bu nedenle gösterilmediğini, fahiş bulunan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin cevap dilekçesinde sunulan itirazlarını tekrar ettiklerini, zaman aşımı hususu olası bir ıslah adı altında dava değerinin arttırım talebinde dikkate alınması gerektiğini, kazaya karışan aracın ticari araç olmaması nedeniyle yasal faizin işletilmesinin gerektiğini, olsa ıslah talebinde ıslah tarihinden itibaren işletilmesinin uygun olacağını, mahkeme aksi kanaatte olması durumunda davalı ...'e yönelik kusuru oranında kazaya karışan araç zararları da dahil olmak üzere, bu dava nedeniyle doğacak tüm maddi manevi tazminatlar için rücu haklarının saklı olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davanın Davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi yönünden reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sigorta şirketine başvuru evraklarının getirtilmesinin gerektiğini, başvurunun yasaya uygun başvuru değilse dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davanın İzmir'de açılmasının sebebi davayı açan avukatlık bürosunun İzmir'de faaliyet gösteriyor olması olduğunu, davacı tarafların adreslerinin yurt dışı olduğunu, davalılardan işleten ve sürücünün Antalya ve Manavgat'ta olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 110/2 maddesi gereğince, sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün yetkili olacağına dair bir düzenleme yapmamış olduğunu, 110/2 çok açık olmasına rağmen sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün olduğu yer mahkemesine yetkili mahkeme hakkı tanımak hakkaniyet ve adalete uygun olmadığını, açıklanan sebeplerle davacı vekillerinin bürosunun yetkili mahkemesi durumunda olan İzmir Ticaret Mahkemeleri'nin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemelerin Manavgat Asliye Hukuk Mahkemeleri (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunu, dava dilekçesinde kazanın oluşumunda şahsının asli kusurlu olduğuna dair değerlendirmeyi kabul etmediğini, kaza meydana gelmeden önce davacı küçüğün, önünde seyreden aracın önünden hızlıca koşup birden kendi arabasının önüne çıktığını, davacının koşarak arabanın önüne çıkması sebebiyle ne kadar önlemeye çalışsa da çarpmayı önlemek mümkün olmadığını, bu hususun duruşmada dinlenecek görgü tanığı beyanları ile de ortaya çıkacağını, ayrıca kaza anını ve yerini gören güvenlik kameralarının mevcut olduğunu, savcılık soruşturma dosyasında bulunması kuvvetle muhtemel kamera kayıtlarından da kusur tespitinden de faydalanılmasının gerektiğini, davacı küçüğün kaza sonrası Manavgat Side Özel Anadolu Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, tüm süreç boyunca davacı küçüğün annesinin yanında olduğunu, kendisinin ve çalıştığı şirketteki arkadaşlarının davacıların her türlü ihtiyaçları ile ilgilendiklerini, tatillerini geçirmek için rezervasyon yaptıkları oteldeki süreleri bitince çalıştığı şirketin planlaması ile aşka bir otelde taraflarınca misafir edildiklerini, hatta çocuğun tedavisi sırasında sayısız defa görüştüğü davacı annesi, kaza sırasında çocuğunun aniden ve koşarak hareket etmesi sebebiyle, kendisinin kazayı önleyebilme ihtimalinin olmadığını tarafına bizzat kendisinin söylediğini, soruşturma sırasındaki beyanında şikayetçi olmayıp, uzlaşma talebinin kabul etmesinin sebebinin de bu olduğunu, davacı küçüğün Türkiye'de gördüğü tedavi sonrası, tedavisine ülkesinde devam edebilecek olması ve doktorlarının kalıcı herhangi bir sorunu olmayacağı değerlendirmesiyle ülkesine döndüğü dosya kapsamında göre açık olduğunu, bunun dışında davacı küçüğün kaza sonrası ülkesinde gördüğünü iddia ettiği süreçle ilgili belgeleri ve delillerini kabul etmediğini, bunun dışında davacı küçüğün, dava dilekçesinde belirttiği gibi kaza sonrası bir travma yaşamışsa bunun sebebinin karıştığı kaza değil, ailevi sorunları olduğunu, davacı küçükte kaza sebebiyle kalıcı sakatlık oluşmadığını, dava dilekçesinde kalıcı iş göremezlik yönünden yapılan değerlendirmelere katılmasının mümkün olmadığını, davacı küçükle ilgili geçici iş göremezlik yönünden yapılan beyanları ve değerlendirmeleri de kabul etmediğini, davacı tarafın manevi tazminat talebini kabul etmediğini, kaza sonrası davacıların bütün ihtiyaçları ile ilgilendiğini, ülkelerine dönecekleri zamana kadar ilgi ve alakalarını hiç eksik etmediklerini, hem davacı küçüğün hem de davacı tarafın annesi kaza sebebiyle ilgi ve alakaları ile memnun olduklarını, taraflarına karşı en ufak bir husumet duygusu olmadan ülkeden ayrıldıklarını, davacı küçüğün kaza sonrası tedavisi ile ilgili tüm belgelerin toplanarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep ettiklerini, açıklanan tüm nedenlerden dolayı gerekli delillerin toplanarak, dava şartı eksikliğinin bulunması nedeniyle dava şartı eksikliği sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, dosyada İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olmadığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek yetkili Manavgat Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesini, ilk itirazlarının reddi halinde, yapılacak yargılama ile davacıların haksız taleplerinine reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemede davacılar tarafından Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi aleyhine maddi ve hukuki gerçeğe aykırı bir biçimde işleten sıfatına dayanılarak açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, MÖHUK. 48. maddesi hükmüne göre; "Türk Mahkemelerinde dava ve icra dairelerinde takip açan gerçek ve tüzel kişi yabancıların yargılama ve takip giderlerini icra takip harcı, icra masrafları, alacaklının mesul olduğu cezaevi harcı, itiraz ve itirazın kaldırılması duruşmadaki yargılama giderleri ile bu yargılamanın borçlu lehine neticelenmesi halinde vekille temsil ediliyorsa yargılama giderlerinden olan vekalet ücretini ve takip yüzünden borçlunun uğrayacağı zararları" temin etmesi gerekeceğini, davacıların, yabancı uyruklu olup (Almanya) Türkiye'de de ikamet ettiklerini, davacıların dosya kapsamından anlaşılacağı üzere Almanya vatandaşı olduklarını, HMK. madde 84 açıkça belirtilen hususlarda değinilen somut yasal sebeplerle, Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketine dava açan yabancı uyruklu davacıların teminat göstermesinin zorunlu olduğunu, davacıların dava değeri nispetinde teminat göstermedikleri için açılan davanın reddinin gerektiğinin, davacılar tarafından teminat gösterilmemesi nedeniyle HMK. 84. madde ve MÖHUK. 48. madde gereğince davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca Almanya Lahey Sözleşmesi'nin tarafı da olsa davacı tarafın uygun bir teminat göstermesinin gerektiğini, davaya konu trafik kazasının Antalya Manavgat'ta meydana geldiğini, Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin adresinin Antalya ili olması nedeniyle İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olmadığını, yetkili Mahkemeni Antalya Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkisiz mahkemede açılan davanın reddinin gerektiğini, Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin işleten olmadığından davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacıların, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi taraf sıfatı olmayan Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ni davalı olarak göstermesinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin dosyada taraf sıfatı olmadığını ve şirketin işleten olmadığını, somut olayda ... plaka sayılı aracı kullanan diğer davalının kusurunun olmadığını, tespit edilen oranın da doğru tespit edilmediğini, bu nedenle Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin davacı taraflara tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacıların, ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan ... Sigorta A.Ş. ve Kasko Sigorta poliçesini yapan ... Sigorta A.Ş. adlı sigorta firmalarından meydana gelen hertürlü zarar ve ziyanını (manevi tazminat dahil) talep etmek hakkına sahip olduğunu, Davacıların öncelikle sigorta şirketinin ödeme sürecini takip etmemekte; hatta ayak sürümek suretiyle sigorta şirketinin ödeme yapmasını geciktirmeye çalıştığını, davacıların tarafın, aracın yasal işleteni (... Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.) hakkında dava açmaması, Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ni tek başına davalı olarak göstermesi oldukça manidar ve kötüniyetli bir durum olduğunu, Davacıların taraf fahiş bir manevi tazminat bedeli talep etmiş olup; bu durum tazminat bedeli adı altında zenginleşme gayesi taşıdıkları yönünde güçlü karineler oluşturduğunu, Bilindiği üzere tazminat müessesi hukukta bir zenginleşme aracı olarak görülmemekte olup bu gibi maddi ve hukuki gerçeğe aykırı tazminat talebinin zenginleşme amacı taşıdığı Yargıtay İçtihatlarında kabul edilemeyeceğini, bu bağlamda davacı anne ...'in manevi zararının söz konusu olamayacağını, Zaten kazaya karışan ... manevi tazminat talep ettiklerini, bu nedenle davacıların kötüniyetli ve zenginleşme amacı taşıdıklarını, Davacı annenin şikayetinden vazgeçip sonrasına iş bu davayı açarak manevi tazminat talep etmesi de davacının iyiniyetli olamadığını gösterdiğini, Davacı tarafın, hiçbir hukuksal dayanağı olmadığı halde Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin davayı yönelttiğini, davacı tarafın, kanaatlerince dava etmesi gereken dava dışı gerçek ve tüzel kişilerden elde edeceği bütün faydaları sağladığını, Bu hususta Sigorta şirketlerine ve aracın işleteni olan ... Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. müzekkere yazılmasının, davaya konu kaza ile ilgili olarak tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulmasının gerektiğini, Davacı tarafın maddi tazminat talebinde avans faizi istemesi de hukuka ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını açıklanan tüm bu nedenlerle yargılama sırasında ortaya çıkacak olan sebepler ışığında, öncelikle teminat ve yetki itirazlarının kabulünü, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dava şartının yerine getirilmemesi sebebi ile davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, Resmi Gazete'de yayımlanan 26/04/2016 yayım ve yürürlük tarihli 6704 sayılı "65 Yaşını doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 2918 sayılı Kanunun 97. maddesi ve alan maddelerinin değiştiğini, ilgili kanun değişikliği gereği, davacıların uyuşmazlığın çözümlenmesi için gerekli belgelerle birlikte Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne başvurmasının gerektiğini, kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacı tarafın talebinin, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinde dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceğini, mahkeme dava şartı noksanlığı tespit ederse davanın usulden reddine karar verebileceğini, davacı tarafından davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne eksik evrak ile başvuru yapıldığını, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için, gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme süresi dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olmasının gerektiğini, söz konusu evrakların ibrazından sonra başlayacak olan 15 günlük yasal sürenin sona ermesi gibi bir durumun mümkün olmadığını, belirtilen sebeplerle davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin açıklamalarda dava dilekçesinde bahsi geçen 03/10/2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı araç, Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne 03/10/2015-03/10/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigorta Poliçesi ile Sigortalı olduğunu, söz konusu teminat limitleri kişi başına 310.000,00 TL olduğunu, trafik sigortacısı, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur durumunun sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılacağını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğunun da olmadığını, dosyada öncelikle kusur tespitinin yapılmasının gerektiğini, kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek rapor aldırılarak taleplerinin değerlendirilmesinin gerektiğini, davaların trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesinin gerektiğini, bu amaçla davacıların Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne veya Üniversitesi Hastaneleri'nin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Bölümlerine sevk edilerek rapor aldırılmasının gerektiğini, maluliyet sebebi ile ortaya çıkan zararlar uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap edilerek, hesaplamada genel şartların dikkate alınması ve TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 olmak üzere hesaplamasının yapılması, 01/06/2015 yürürlük tarihli Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları'nın ekinde yer alan maddelerde yaralanmalarda geçerli olan ve Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigorta edilen teminat tutarı; her halükarda verilecek bir teminat olmadığını ve belirtilen konuların açıklığa kavuşturulmasından sonra hesaplanacak tutar esas alınarak ödenecek bir tazminat olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, talep edilen faiz açısından söz konusu kazaya ilişkin olarak poliçe için Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nce yapılmış bir geçerli başvurunun bulunmadığını, aleyhe hüküm kurulması kanaat getirilmesi halinde, faiz başlangıç tarihli dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davacıların davalarının dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddini, red edilememesi halinde kusur oranı tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi'ne gönderilmesini, Özür oranı tespiti için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne veya Üniversite Hastanesi'nin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Bölümün'e sevkini, geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerinin reddini, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılasını, davacı şirket temerrüte düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun taraflarına tebliğini, Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraflarca açılan dava ile; 03/10/2016 tarihinde ... plakalı aracın davacılardan ...'e çarptığı iddiasıyla, meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı için maddi ve her iki davacı için manevi tazminat talep edildiğini, davacıların, İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbar edilmesi talep edilmiş ve mahkemece İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'ne tebligat gönderildiğini, İhbar dilekçesi ile deliller taraflarına tebliğ edilmediğinden, HMK. gereği dava dilekçesi ile deliller taraflarına tebliğ edilene kadar esasa cevap haklarını saklı tuttuklarını, davalılardan ... Oto. İnş. Tic. A.Ş. adına tescilli ... plakalı araç için, davacı şirket tarafından 11/08/2016 başlangıç, 11/08/2017 bitiş tarihli ve ... poliçe numarası ile Kasko Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, Kasko sigorta poliçesinde; ihtiyari mali mesuliyet ek teminat olarak verildiğini, İhtiyari Mali Mesuliyet Genel Şartlarına göre kaza tarihindeki trafik sigortası yasal limitlerinin maddi zararı karşılamaya yetmemesi halinde, ihtiyari mali mesuliyet sigortası limit dahilinde devreye girdiğini, İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmiş olan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, davacıların dilekçesinde belirtildiği üzere, davalılardan ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, davacıların taleplerinin zorunlu mali mesuliyet sigortasının teminatı dahilinde kaldığından ve İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'ne düzenlenen kasko poliçesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı teminatlar dahilinde temin ettiğinden, İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'nin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, Sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında, kaza nedeniyle oluşan maddi zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu, davacılar tarafından talep edilen tazminatın varlığının ve miktarının belirlenmesi yönünden sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun varlığı ve oranının doğru olarak saptanmasının gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise oranının tespiti için alanında uzman bir bilirkişiden rapor aldırılmasının gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle işgücü ve efor kaybına bağlı tazminat, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talep etmesinin, davacının maddi tazminata yönelik talepleri soyut olduğunu, Adli Tıp marifetiyle davacının var ise maluliyetinin ve oranının tespitinin yapılmasını, Hazine Müsteşarlığına kayıtlı aktüer bilirkişiler marifetiyle de maddi zararın tespitinin yapılmasının gerektiğini, Davacılardan ...'in, kaza tarihinde 12 yaşında olup, geçici iş göremezlik taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, yine davacının bakıcı gideri taleplerinin soyut olup poliçe teminatlarına da dahil edilemeyeceğini, Davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş olması nedeniyle, manevi tazminatın bir zenginleşme vasıtası olmaması gerektiğini, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ait zararın karşılanmasını da amaç edinmemiş olduğunu, bu nedenle davacılardan ...'in manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, Davacılar Almanya vatandaşı olup, sosyal bir devlet olan Almanya'da sosyal güvencelerinden yararlanmaları kuvvetle muhtemel olduğu ve yine davacıların seyahat sigortası yaptırmış olmaları da kuvvetle muhtemel olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle, davacıların aldıkları tüm ödemelerin tespit edilmesi gerektiğini, CMK. 253/19 ve Yönetmelik madde 23/7 uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde kovuşturma konusu suç nedeniyle hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat etmiş sayılacaklarını, Davacılar tarafından talep edilen faiz oranına, türüne ve faiz başlangıç tarihine, davacıların yabancı para alacağı üzerinden tazminat taleplerine itiraz ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddini, davanın kabulü halinde, davacıların taleplerinin zorunlu mali mesuliyet sigortasının teminatı dahilinde kaldığından ve İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'nce düzenlenen kasko poliçesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı teminatlar dahilinde temin ettiğinden, İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'nin herhangi bir sorumluluğu doğmadığından ve İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'nin bu davada taraf olmadığından aleyhe hüküm tesis edilmemesini, tüm yargılama masrafları ve yasal vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-BİRLEŞEN DAVADA(Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı),
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alman vatandaşı çocuk ...'in, 03/10/2016 tarihinde Antalya Manavgat Side'de yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmekte iken kendisine ... plakalı araç sürücüsü ... tarafından çarpılması neticesinde ağır şekilde yaralandığını, trafik kazası tespit tutanağında, araç sürücüsü ...'e tam kusurlu, yaya ...'e ise kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, çocuk ...'in kazada başının sol kısmını araç ön camına ve kalçası ile tampon kısmına çarptığını, çarpmanın etkisiyle yaklaşık 5 metre öteye savrularak düştüğünü, ağır beyin travması ile beyin kanaması geçirdiğini, kalçada ve diğer yerlerde kırıklar oluştuğunu ve ağır yaralandığını, Side Anadolu Hastanesi'nde ilk müdahalesinden sonra değerlerinin düzelmesi ile memleketi Almanya'ya sevk edildiğini ve tedavisine devam edildiğini, davacı şirketin Almanya'da hastalık sigortası kurumu olup sigortalısı, davacı ...'in Almanya'da yürütülen toplam 19.925,21 EURO tutarındaki tedavi gideri zararını karşıladığını, davalılar ... Otom. İnş. Tic. A.Ş.'nin ... plakalı aracı işleteni sıfatı ile sorumlu olduğunu, davalı ...'ün kazanın oluşumunda tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğinden sorumluluğunun bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin aracın ZMSS poliçesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine zararın tazmini için başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketinin cevap vermediğini ve zararlarını karşılanmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ... Otom. İnş. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olması halinde ... plaka araç ve davalı şirket adına kayıtlı bulunduğu tespit edilecek diğer araçlar üzerine ihtiyati haciz/tedbir şerhi konulmasını, 21.925,11 EURO tazminat alacağının (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) diğer davalılar yönüden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan, 16/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterekene ve müteselsilen tazminine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAPLAR:Birleşen Dosyada Davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; 31/10/2023 tarihli 3 no'lu ara karar ve 13/11/2023 tarihli tebliğ ile tebelllüğ edilen dava dilekçesine karşı cevaplarının ve delillerini sunumu ile, davacı tarafın talepte bağlılık ilkesine aykırı şekilde taraf değişikliğinin kabul edilemeyeceğini, 08/06/2023 tarihli celsede Davacı taraf, birleşen davanın sübut bulunduğuna ve esas davadan tefrik edilmesine yönelik taleplerinin içerir dilekçesini dosya kapsamına sunmuş olduğunu zapta geçirirken ayrıca sözlü olarak da; "her iki davalı tarafları ve talepleri dikkate alındığında birleşen davanın asıl davadan tefrik edilerek karar verilmesini talep ederiz." Şeklinde beyanda bulunduğunu, yazılı ve sözlü beyanlar da dikkate alındığında davacı tarafın talebinin, birleşen davanın asıl davadan tefrik edilmesine yönelik olduğu, birleşen davanın usul hukuku yönünden ele alındığında asıl dava ile birleşmesi için gereken şartları taşımadığı şeklinde olduğu açıkça görüldüğünü, 31/10/2023 tarihinde, davacı tarafın önceki taleplerine ve beyanlarına aykırı şekilde davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'ne davalı sıfatı verilmesine yönelik taleplerinin hukuken kabul edilemeyeceğini, 31/10/2023 tarihi 3 no'lu ara karar ile davacı tarafın ,ihbar olunan konumundayken davalı olarak yer almasına yer almasına itiraz ettiklerini, Davalı ... Otomotiv Anonim Şirketi'nin davalı sıfatının silinmesine ilişkin taleplerin hukuk usulünde yer almadığını, ara karar gereği taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesinde, davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'ne davalı sıfatı ile yer almıyor olması açıkça HMK. 119 düzenlenmesine aykırı olduğunu, davacı tarafın talebinin davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi yönünden zaman aşımına uğradığını, davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin dava kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, taraflar arasındaki akdedilmiş araç kiralama sözleşmesinin uzun süreli olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını, araç maliki olan Davalı ... Otomotiv Anonim Şirketi'nin, davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'ne aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerindeki fiili tasarrufunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispatlamakla yükümlü olduğunu, dava konusu olayda ise davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin trafik kazasına karışan araç ve sürücü üzerinde mutlak hakimiyet ve tasarruf imkanından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, tek başına kaza tespit tutanağı kusurun tespitinde yeterli olmadığını, olayın gerçekleşmesinde davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece re'sen takdir edilecek nedenlerle savunma, itiraz ve taleplerinin kabulü ile davanın davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından gerekli belgeler ibraz edilmeden davalı sigorta şirketinin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirleyebilmesi ve ödeme yapabilmesinin mümkün olmadığını, evrakların eksik olduğu davacı tarafa bildirildiğini, ancak eksiklikler giderilmeden dava açıldığını, davacı tarafın gerekli belgeleri davalı sigorta şirketine ibraz etmediğini ve ödeme süresinin dolmasını beklemediğinden kanunda belirtilen başvuru şartının yerine getirmemiş olduğunu, bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... tarafından ibraz edilen cevap dilekçesi ile; davacının davasının zamanaşımına uğradığını, Karayolları trafik kanununda belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açtığını, davacının, davalı sigorta şirketine başvurusu yasaya uygun değilse dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, yetki itirazında bulunduğunu, aynı kazayla ilgili tarafına İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, derdestlik itirazında bulunduğunu, haksız davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: Antalya Manavgat ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Antalya Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasının tümü UYAP sistemi üzerinden celp edilerek, dosyanın akıbeti hakkında bilgiler celp edilmiştir.
İhbar Olunan ... Sigorta Anonim Şirketi'nden ilgili aracın Mali Mesuliyet (İMM) hasar ve değer kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
Davalı ...'ün Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır.
İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan davacı ... için 15/03/2021 tarihli Adli Tıp Raporu aldırılmıştır.
İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan davacı ... için 29/03/2023 tarihli Adli Tıp Raporu aldırılmıştır.
-
Bilirkişi raporu aldırılmak üzere Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan ... Talimat dosyasından, Makine Mühendisi ..., Makine Mühendisi ... ve Makine Mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden, 20/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-
Bilirkişi raporu aldırılmak üzere İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan ... Talimat dosyasından, İTÜ. Prof. Dr. Yüksek Mühendisi ..., İTÜ. Prof. Dr. Yüksek Mühendisi ... ve İTÜ. Dr. Yüksek Mühendisi ... oluşan bilirkişi heyetinden, 23/09/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-
Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Bilirkişi ...'tan 14/09/2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
-
Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Doktor Bilirkişi ...'den 14/12/2021 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
-
Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Doktor Bilirkişi ...'den 13/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır.
-
Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Bilirkişi ...'tan 25/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır.
-
Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Bilirkişi ...'tan ve Aktüerya. Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Doktor Bilirkişi ...'den 12/09/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporu alınmıştır.
Antalya Manavgat ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılan ... Talimat dosyasında, Tanık ...'ün tanık ifadeleri alınmıştır.
Davacı vekili 13/11/2023 tarihli Dava Değeri Arttırım Dilekçesiyle dava değerini arttırmış ve aynı tarihte harcını yatırmıştır.
-
Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan ... Talimat dosyasından aldırılan, 20/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
-
... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ün meydana gelen olayda %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu bulunduğu,
-
Davacı yaya ...'in meydana gelen olayda %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu bulunduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır.
-
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan ... Talimat dosyasından aldırılan, 23/09/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Açıklamaların ışığında olayda;
I-Otomobil sürücüsü davalı ...'ün hatalı sevk ve idaresinin BİRİNCİ DERECEDE ve takdiren %75 (yüzde yetmiş beş) oranında etkili olduğu,
II-Davacı yaya ...'in hatalı davranışının İKİNCİ DERECEDE ve takdiren %25 (yüzde yirmi beş) oranında etkili bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
- 14/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
03/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında %2,1 oranında malul kalan davacı ... hakkında, kusur ve diğer indirimler yapılmaksızın;
=Geçici iş göremezlik zararının kabulü hali için,
(7.912,56) EURO geçici iş göremezlik zararı,
(23.931,95) EURO sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış,
=Geçici iş göremezlik zararının kabulü edilmemesi hali için,
(24.098,11) EURO sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmıştır.
Hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi mahkeme ait olmak üzere tespit ve hesap kanaatine varılmıştır.
- 14/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Yapılan tespitler üzere toplam 03/10/2016 tarihinde geçirmiş olan kazadan kaynaklı olarak toplam tedavi giderinin 21.704,65 EURO'ya tekabül ettiği, ilgili bedellerin Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olmadığı, bu bağlamda diğer davalıların sorumluluğunun devam edeceği,
Mevcut hesaplama tarihi itibariyle 1 EURO= 16,0096 TL olup, 21.704,65 EURO'nun 347.482,76 TL'ye tekabül ettiği, kusur indirimi sonrasında ise davalı tarafın sorumlu olacağı bedelin 260.612,07 TL olduğu,
Davalı sigorta şirketinin ise sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olacağı kanaatiyle Manevi tazminatın takdiri mahkemeye ait olduğu kanaate varılmıştır.
- 13/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
Mahkeme nezdinde 14/12/2021 tarihli rapor düzenlenmiş ve 21.704,65 EURO'ya tekabül eden tedavi giderinin 03/10/2016 tarihinde geçirilmiş olan kazadan kaynaklı olarak yapılmış toplamı tedavi gideri olduğu yönünde tespitte bulunulmuştur. Birleşen dava davacı vekili tarafından 22/12/2021 tarihli itiraz dilekçesi ile 08/11/2016 ve 02/01/2017 tarihli faturaların değerlendirme dışında tutulduğu, esasen ilgili faturaların da tedavi gideri harcaması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Birleşen dava davacı vekilinin haklı itirazı doğrultusunda yapılan değerlendirmede 08/11/2016 tarihli 20.52 EURO psikolog hizmeti muayene faturası ve 02/01/2017 tarihli 200,34 EURO Fizik Tedavi hizmet faturasının tarafımızca sehven değerlendirme dışında tutulduğu, bu sebeple ilgili giderlerin de toplam tedavi giderince eklenmesi gerekeceği yönünde tespitte bulunulmuş, böylelikle toplam tedavi giderinin 21.925,51 EURO olduğu, ilgili bedeller yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunun bulunmadığı, bu bağlamda diğer davalıların sorumluluğunun devam edeceği yönünde ek değerlendirme yapılmıştır.
Mevcut hesaplama tarihi itibari ile 1 EURO = 15.35 TL olup, 21.925,51 EURO'nun 336.556,57 TL'ye tekabül ettiği, kusur indirimi sonrasında ise davalı tarafın sorumlu olacağı bedelin 252.417,43 TL olacağı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketinin ise sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olacağı kanaatiyle Manevi tazminatın takdiri mahkemeye ait olduğu kanaate varılmıştır.
- 25/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
03/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında %2,1 oranında malul kalan davacı ... için, kusur ve diğer indirimler yapılmaksızın;
=Geçici iş göremezlik zararının kabulü hali için,
(10.241,50 EURO) geçici iş göremezlik zararı,
(32.293,42 EURO) sürekli iş göremezlik zararı,
=Geçici iş göremezlik zararının kabul edilmemesi hali için,
(32.508,49 EURO) sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmıştır.
Hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi mahkeme ait olmak üzere tespit ve hesap kanaatine varılmıştır.
- 12/09/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporunda özetle;
Hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi mahkemenin takdirinde olmak üzere;
- 03/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu %3 oranında engelli kalan davacı ... için,
=Geçici iş göremezlik zararının kabulü hali için,
(7.681,13 EURO) geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığına,
(34.600,10 EURO) sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına,
=Geçici iş göremezlik zararının kabul edilmemesi hali için,
(34.830,53 EURO) sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığına,
- Mağdurun tespit edilen nihai tedavi giderleri alacağının 21.925,51 EURO olduğu ve hesaplama tarihi itibariyle 630.577,66 TL'ye (1 Euro = 28,76 TL) tekabül ettiği, ilgili giderlerin SGK sorumluluğunda olmayan harcama kalemleri olduğu yönünde, tespit ve hesap kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Asıl dava; Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat Davası, Birleşen Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar Sayılı Davası ise Davacıya ait Yabancı Sigorta Şirketi'nin ödemiş olduğu tedavi giderlerinin rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Asıl ve Birleşen Davada Asıl ve Birleşen Davada Davacı vekillerinin farklı zamanlarda Mahkememize ibraz etmiş olduğu HMK. 124/3 gereği davada ihbar olunan sıfatını taşıyan ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin davalı olarak gösterilmesine yönelik talebi kabul edilerek HMK. 124/3 uyarınca ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti. HMK. 124/4 uyarınca davalı olarak kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde "Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "…ve genel şartlarda…" ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası'nın 153/6. maddesinde, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK'nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/824 Esas, 2020/1025 Karar sayılı, 2019/3373 Esas, 2020/1022 Karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK.'nun 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3. kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay 17. HD.'nin 2019/4517 Esas, 2021/341 Karar sayılı 21/01/2021 tarihli , 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında "Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” yönündeki gerekçesi dikkate alınarak "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Davacıların tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Kaza tarihi 8.01.2017 olup, bu tarihte yürürlükte olan mevzuat ise "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik"tir. Yargıtay 17. HD.'nin 2021/2620 E. 2021/2238 K. Sayılı içtihadında ".. veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmiştir.
Maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği ve Mahkememizce ilk aldırılan Maluliyet Yönetmeliğinin hatalı olması nedeniyle yeniden 3/10/2016 tarihli kaza nedeniyle, raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen iş gücü kaybı oranına göre rapor aldırılarak hükme bu rapor esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Asıl davadaki maddi tazminat istemi konusundaki değerlendirmede; Alman uyruklu olan ve kaza tarihinde 12 yaşında olan davacı taraf ..., ailesi ile birlikte birkaç günlüğüne tatil amaçlı Antalya'ya geldiği, 03/10/2016 tarihinde, saat 09:10 sularında davacı tarafın ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Hotel karşısındaki yaya geçidinde karşıdan karşıya geçtiği sırada ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ne ait ... ve sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı yayaya feci şekilde çarptığı, Mahkememizce aldırılan her iki raporda da davacının % 25, araç sürücüsünün % 75 oranda kusurlu olduğunun tespit edildiği, olay tarihinde yürürlükte olan “ Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak rapor tanzim edildiği, dosya arasında davacıya ödeme yapıldığına ya da gelir bağlandığına ilişkin belge bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre 10.241,50 Euro geçici iş göremezlik zararı, 32.293,42 Euro sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı ancak davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik zararının oluşmayacağı, davacının da söz konusu kazada % 25 oranda kusurlu olması nedeniyle kusuru oranında indirim yapılması gerektiği, davalı sigorta şirketinin ve araç sürücüsü KTK.'nın 85 ve 91. maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve Sigorta Şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, davacının küçük olması nedeniyle lehine geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemeyeceği, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Asıl davadaki Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede; TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunması, davacının maluliyetinin olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca yabancı ülke vatandaşlarının uğradıkları bedensel zararların karşılığı da yabancı para cinsinden hesaplanmalıdır. Davacı vekili de zararlarını Euro cinsinden talep edilmiş olduğundan tazminat hesabına esas alınacak asgari ücret de Almanya’da uygulanan asgari ücret üzerinden hesaplanmış ve hükümde de fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasınca belirlenen satış efektif kuruna göre belirlenecek TL karşılığının tahsiline karar verilmiştir.
Asıl Ve Birleşen Davada Davalı ... Otomotiv İnşaat Ticaret Anonim Şirketi Hakkında Açılan Davada Yapılan Değerlendirmede; Davalı şirketin malik olduğu ve zarara neden olan aracın diğer Davalı ... tarafından kiralandığı anlaşılmaktadır. Asıl ve Birleşen davada her iki Davacı da kira sözleşmesini bilmelerinin mümkün olmadığını belirtmek suretiyle HMK. 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunmuş ve talepleri kabul edilerek taraf değişikliği sağlanmıştır.
2918 sayılı KTK.'nun 3. Maddesinde işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
2918 sayılı KTK.'nun 85/1. Fıkrası gereğince; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK.'nun 86/son fıkra gereğince; işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
22.02.2016 tarihli kira sözleşmesinin incelemesinde ; Davalı ... A. Ş'ye ait olan aracın Davalı ... ve Turizm Şirketine 22.02.2016 tarihli kira sözleşmesi ile aracın tesliminden itibaren 7 ay süre ile aylık 1.025-TL'ye kiralandığı, bu nedenle davalı ... şirketine ait olan kazaya sebep olan araç üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalkması, davalıya ait araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekeceği kanaatiyle davalı ... Şirketi hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin karar vermek gerekmiştir.
Birleşen Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı Davasında Davacının Maddi Tazminat Talebi açısından yapılan değerlendirmede; Davacının kaza meydana geldikten sonra Side Anadolu Hastanesi'nde ilk müdahalesinden sonra değerlerinin düzelmesi ile memleketi Almanya'ya sevk edildiği ve tedavisine devam edildiği, Birleşen Dosyada Davacı Şirketin Almanya'da hastalık sigortası kurumu olduğu, davacı ...'in Almanya'da yürütülen toplam 19.925,21 EURO tutarındaki tedavi gideri zararının karşıladığı, davalılar ... Otom. İnş. Tic. A.Ş.'nin ... plakalı aracı işleteni sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı ...'ün kazaya sebebiyet verdiğinden sorumluluğunun bulunduğu, davalı sigorta şirketinin aracın ZMMS poliçesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek dava açtığı, ihbar olunan ... Şirketinin sıfatının HMK. 124. Maddesi uyarınca sıfat değişikliği talebinde bulunduğu ve talebinin Mahkememizce kabul edildiği anlaşılmıştır.
TTK. m. 1472'de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK.'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücûu davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. Maddesine de (TBK. m. 52'ye) dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Birleşen dosyada Davacı Şirket'in davacıya yaptığı ödemeler nedeniyle davacıya halef olduğu, ödediği miktar kadarıyla rücu hakkı bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı Anna'nın dava konusu kazada % 25 oranda kusurlu olması, davalı sigorta şirketinin ve araç sürücüsü KTK.'nın 85 ve 91. maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve Sigorta Şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı" Mahkemece davanın kabulü ile karar tarihindeki kur esas alınarak davalıdan vekalet ücreti ile karar ve ilam harcı tahsiline hükmedilmiş ise de, Dairemizce istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Bu ilkeye aykırı şekilde yabancı paranın karar tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması yerinde olmamıştır." şeklindedir.
Bu nedenle Asıl davada maddi tazminat hesabı, harç ve vekalet ücreti davanın ıslah edildiği tarih itibariyle Merkez Bankasının Efektif satış kuru üzerinden, manevi tazminat hesabı dava açıldığı tarihten; Birleşen dosyadaki maddi tazminat hesabı, harç ve vekalet ücreti dava açıldığı tarihteki kur üzerinden hesaplanmıştır.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-DAVALI ... OTOMOTİV İNŞAAT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA AÇILAN ASIL VE BİRLEŞEN DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
Davalının dava açılmasına sebep vermemesi nedeniyle lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre davalı yararına takdir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin Asıl ve Birleşen davada Davacılardan eşit bir şekilde alınarak bu Davalıya verilmesine,
B-1-ASIL DAVADA DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE,
26.112,9 Euro sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den 16/05/2017 tarihinden (sakatlanma teminat limiti olan olan 310.000 TL ile sınırlı kalmak kaydıyla) diğer davalılar ... ve Davalı ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti Şirket'inden kaza tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
2-ASIL DAVADA DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE,
Davacı ... için 1.000 Euro manevi tazminatının davalılar ... ve Davalı ... Tur. Ve Tic. Ltd. Şti Şirket'inden kaza tarihi olan 3/10/2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
Davacı ... için 500 Euro manevi tazminatının davalılar ... ve Davalı ... Tur. Ve Tic. Ltd. Şti Şirket'inden kaza tarihi olan 3/10/2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
-
Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 54.414,15 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 336,55 TL harcın ve 3.108,04 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.444,59 TL harcın düşülmesi ile kalan 50.969,56 TL karar ve ilam harcının (sigorta şirketinin bu miktarın 19.835,59 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harcın davalılar ... ve Davalı ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti Şirket'inden alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacılar tarafından tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 336,55 TL peşin harç ve 3.108,04 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.475,99 TL harcın (sigorta şirketinin bu miktarın 1.352,73 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı tarafa verilmesine,
-
Davacılar tarafından yapılan 1.626,88 TL tebligat ve posta gideri ve 7.050,00 TL bilirkişi ücreti, 2.648,00 TL Adli Tıp Rapor ücreti olmak üzere toplam 11.324,88 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 9.194,69 TL'sinin (sigorta şirketinin bu miktarın 2.896,34 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Kabul edilen Maddi Tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 117.521,00 TL vekalet ücretinin (sigorta şirketinin bu miktarın 45.735,10 TL'si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
-
Reddedilen Maddi Tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalılar yararına takdir olunan 18.145,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara eşit olarak verilmesine,
-
Kabul edilen Manevi Tazminat davası yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 5.912,10 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve davalı ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti Şirketi'nden alınarak, davacılara verilmesine,
10-Reddedilen Manevi Tazminat davası yönünden Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 5.912,10 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılar ... ve Davalı ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti Şirketi'ne verilmesine,
C-BİRLEŞEN DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DAVASINDA DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE;
15.443,84 Euro tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den 16/09/2018 tarihinden ( sağlık gideri teminat limiti olan olan 310.000 TL ile sınırlı kalmak kaydıyla) diğer davalılar ... ve Davalı ... Tur. ve Tic. Ltd. Şti.'nden kaza tarihi olan 03/10/2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.562,01 TL nispi harçtan, peşin alınan 2.325,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.236,52 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacılar tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 2.325,49 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.361,39 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 322,75 TL tebligat ve posta giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 250,16 TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
-
Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre davalılar yararına takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara eşit olarak verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, asıl ve birleşen davada davalı vekili, asıl davada davacılar vekili ve birleşen dosyada davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 22/02/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12