İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/553 E. 2023/937 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2014/553
2023/937
24 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/553
KARAR NO : 2023/937
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 29/08/2013
BİRLEŞEN İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2021/157 ESAS SAYILI DAVASINDA;
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle)
DAVA TARİHİ : 10/03/2021
KARAR TARİHİ : 24/11/2023
Mahkememizde görülen davanın ve birleşen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilleri tarafından davalılar hakkında İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/06/2013 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının açıldığını, bu davada müvekkilleri yararına “55.639,53-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000,00-TL manevi tazminatın da davalılardan ... Tur....A.Ş., ... Oto...Ltd. Şti ve ...'den tahsiline” karar verildiğini, ancak dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak faiz istenmediğini, dava ve ıslah dilekçesinde faiz konusunda istek bulunmadığı için mahkemece faize karar verilmediğini belirterek, 55.639,53-TL maddi tazminata 13/05/2008 kaza tarihinden mahkemenin 24/06/2013 karar tarihine kadar geçen sürede işlemiş yasal faiz tutarı olan 26.000,00-TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; 5.000,00-TL manevi tazminata 13/05/2008 kaza tarihinden mahkemenin 24/06/2013 karar tarihine kadar geçen sürede işlemiş yasal faiz tutarı olan 2.000,00-TL'nin davalılar ... Tic. A.Ş., ...ve .... Üretim Paz. Ltd. Şti ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı araç sürücüsü ...'in olay tarihinde yönetimindeki ... plakalı aracıyla alkollü olduğu halde aydınlatma sistemi bulunan yolda seyir halindeyken önünde aynı yönde giden ve arka ışık donanımı yanmayan maktul ...’ın yönetimindeki motosiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü ile arkasında bulunan oğlunun vefat ettiğini, Söke Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında ceza yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapora göre sanığın olayda asli kusurlu olduğunu, motosiklet sürücüsü maktulün ise tali kusurlu olduğunu, kazada ölen 17/08/1977 doğumlu ...'ın evli ve üç çocuk babası olup, inşaat işlerinde boyacılık işi yaptığını, ancak tazminatın hesaplanmasında gerçek ücretin belirlenmesi mümkün olmadığından serbest çalıştığı ve asgari ücret düzeyinde gelirinin olduğu kabul edilerek kazanç hesaplaması yapılması gerektiğini, aynı kazada vefat eden küçük ...'ın ise 22/03/2002 doğumlu olup müvekkillerine olan destek hesaplamasının ayrıca düzenlenmesi (Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, desteklik yalnız parasal olmayıp, yardım ve hizmet ederek de destek olunabileceğinden, vefat eden kişiler eğer yaşasaydı yaşlılık ve emeklilik günlerinde de eşine ve çocuklarına destek olacağı dikkate alınarak tazminatın da buna göre hesap edilmesi) gerektiğini, ... ve küçük çocuk ...'ın ölümüyle 1984 doğumlu eşi ... ile 2004 doğumlu ... ve 2005 doğumlu ...’ın maddi destekten yoksun kaldıklarını, kaza yapan ve sürücüsü asli kusurlu bulunan ve araç sahibi...izm Taşımacılık Tic. AŞ. tarafından söz konusu aracın tarafların iddiasına göre ...motiv ve .... Üretim Paz. Ltd.’ye kiraladığı araç sürücüsünün de ...motiv ve .... Üretim Paz. Ltd. Şirketi’nin sigortalı çalışanı olduğunu, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko sigortacısı ... A.Ş. olup, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin ise diğer davalı ... Şirketi tarafından gerçekleştirildiğini, destekten yoksun kalma tazminatına dair maddi ve manevi tazminat istemiyle daha önceden İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında bilirkişi raporuyla sabit olacak şekilde karar verildiğini, davacıların iki aile yakınının ölümü nedeniyle yoksun kaldıkları destek tazminatı hesaplanması için alınmış olan 06/02/2013 tarihli bilirkişi raporu ile davadan önce yapılmış olan ZMMS sigorta ödemesi ve kusur indirimi uygulandıktan sonra her üç davacının kalan toplam zararının 55.639,53-TL olarak belirlendiğini, akabinde davalılarca yapılan temyiz başvurusu sonucunda ise Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı 14/05/2015 tarihli incelemesi sonrasında “araç sahibi...izm Taşımacılık Tic. A.Ş. tarafından söz konusu aracın tarafların iddiasına göre ...motiv ve .... Üretim Paz. Ltd.’ye kiralandığına dair incelemenin yapılmadığı” gerekçesiyle kararın bozulduğunu, yerel mahkeme tarafından ... Esas sayılı yeni esas kaydı üzerinden Yargıtay bozma kararına uyularak yeniden yargılama yapıldığını, ancak müvekkilinin vekil eden avukatıyla yaşamış olduğu problemler nedeniyle söz konusu davanın takibini yapamaması nedeniyle HMK'nın 150/6. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve Yargıtay’a yapılan itiraz kapsamında söz konusu dosyanın işlemden kaldırılma kararının onandığını belirterek, 55.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı eş ... lehine 10.000,00 TL, davalı çocuk ... lehine 7.500,00 TL, diğer davalı çocuk ... lehine 7.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminat ile toplam 80.000,00 TL destekten yoksun kalmaya ilişkin istekleri açısından olay tarihinden işletilecek faizi ile, manevi tazminata ilişkin istekleri yönünden istek tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak adına İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında birleştirilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili 29/06/2021 gönderme tarihli açıklama dilekçesi ile; davacı eş ... için; vefat eden eşi ... yönünden 36.698,00 TL, vefat eden oğlu ... yönünden 10.466,00 TL olmak üzere toplam 47.164,00 TL; davacı... için vefat eden babası ... yönünden 4.137,00 TL; davacı Küçük ... için vefat eden babası ... yönünden 3.699,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı istediklerini belirtmiştir.
CEVAP ;
Asıl davada davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında her ne kadar müvekkili davalı olarak gösterilmiş ise de bu davanın müvekkiline karşı usulüne uygun olarak açılmadığını, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın müvekkiline ihbar edildiğini, ihbar edilen olarak müvekkili hakkında hüküm kurulmaması gerekirken yasaya aykırı olarak müvekkili hakkında da hüküm kurulduğunu, kararı bu gerekçe ile temyiz ettiklerini, müvekkilinin tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın faiz konusunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını belirterek, dava sonucunun beklenmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ... ve .... Üretim Paz. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin adresinin bulunduğu Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın faiz isteğinin zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde faiz istemeyen davacı tarafın daha sonradan faiz isteyemeyeceğini, faiz miktarının çok fazla olduğunu, kazayı yapan ... plakalı aracın kaza tarihinde sigortalı olması nedeniyle faiz isteğinin de sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın maddi zararının İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında karara bağlandığını, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı tarafın faiz isteğinin zaman aşımına uğradığını, davanın dayanağının haksız fiil olduğunu, daha önce açılan davada faiz istenmediğini, aradan 5 yıla aşkın bir süre geçtiğini, faiz istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı.... Taş. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın faiz isteme hakkının zaman aşımına uğradığını, zira, zararlandırıcı olayın 13/05/2008 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 14/03/2014 tarihinde açıldığını, faiz isteğine dayanak tutulan mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, müvekkilinin faiz isteğinin dayanağı olan asıl alacaktan sorumlu olmadığını, müvekkilinin araç kiralama şirketi olduğunu, ... plakalı aracı uzun dönemli kiralama sözleşmesi ile diğer davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'ye kiraladığını, müvekkilinin davada taraf sıfatının bulunmadığını, istenen faiz tutarının yüksek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde dayanılan hukuki sebeplerin açıklanmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere alacağın zaman aşımına uğradığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, saklı tutulmuş olsa dahi yine de faiz isteyemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
Poliçeler, hasar dosyası, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, Söke ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, ekonomik ve sosyal durum araştırması, trafik kayıtları, Vergi Dairesi kayıtları, bilirkişi raporları.
GEREKÇE ;
Dava; haksız fiile dayalı faiz alacağının tahsili; birleşen dava ise; haksız fiile dayalı destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Asıl dava dosyası İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/09/2013 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiştir.
Görevsizlik kararı üzerine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Esas numarasını alan dava dosyası mahkemelerin kapatılması ve devir sebebiyle sonrasında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... Esas numarasını almıştır.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası 18/03/2021 tarihli birleştirme kararı ile birlikte mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Somut dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zarar miktarına uygulanması gereken faiz alacağının, aralarında sigorta şirketinin de bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin olup; Türk Ticaret Kanunu'nun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğinden ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1483 ve devam eden maddelerinde sayılan hususlardan olması nedeniyle en azından sigorta şirketleri yönünden davaya mahkememizde bakılması gerektiğinden, tüm davalılar yönünden ayırım yapılmaksızın davanın birlikte görülmesinde usul ekonomisi ve sağlıklı sonuca varılabilmesi yönünden yarar görüldüğünden, görev itirazının reddine karar verilmiştir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı taraf bu mahkemelerden birinde dava açmak konusunda seçimlik hakka sahip olduğundan ve somut olayda davalılardan ...'in adresi İzmir'de olup, davalı sigorta şirketlerinin de İzmir'de bölge müdürlükleri bulunduğundan, davacılar vekili de seçimlik hakkını İzmir olarak kullanmış olup mahkememiz yetkili olduğundan, yetki itirazının da reddine karar verilmiştir.
Derdestlik, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde dava şartı olarak “aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” şeklinde düzenlenmiş olup, derdestliğin olması için aynı davanın iki kez açılması gerektiğinden, somut olayda da; birleşen dava ile konusu ve tarafları aynı olan ve ilk dava olarak açılıp da “açılmamış sayılmasına” karar verilen İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararının henüz kesinleşmediği belirlendiğinden, aynı kanunun 115/2. maddesi uyarınca giderilmesi mümkün olan dava şartı eksikliği tamamlanabileceğinden, davacılar vekiline İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında tebligat aşamalarının tamamlanmasını sağlayarak kararı kesinleştirmek üzere 1 aylık kesin süre verilmiş, aksi durumda birleşen davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği ihtar edilmiştir. Davacılar vekili, kendisine verilen kesin süre içerisinde İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı kararının kesinleşme şerhini sunmuştur.
Asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacıların, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacaklarına faiz isteyip isteyemeyecekleri, hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarına ne miktar faiz yürütülebileceği, eldeki bu davada davacı tarafça istenen faiz miktarının yüksek olup olmadığı, davalıların faizden sorumlu olup olmadıkları, faiz alacağının zaman aşımına uğrayıp uğramadığı” konularındadır.
Birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; “dava konusu kazanın oluşunda kimin, ne oranda kusurlu olduğu, bu kazada ... ve ...'ın ölümü nedeniyle davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları, her bir davacı yönünden ayrı ayrı istenebilecek destekten yoksun kalma zarar miktarının ne olduğu” konularındadır.
6098 sayılı TBK’nın 72. maddesinde; “(1) Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. (2) Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesindeki davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat istekleri için de geçerli olacağına ilişkin düzenleme uyarınca davada uzatılmış ceza zaman aşımı süresinin uygulanması gerekeceğinden, faiz alacağı da genel alacağa ilişkin zaman aşımına tabi olacağından ve dava tarihi itibariyle 15 yıllık bu sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından, zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
... plaka sayılı aracın 30/03/2008-2009 tarih aralığı için ZMMS poliçesi davalı ... tarafından düzenlenmiştir. Poliçede kaza tarihi itibari ile ölüm-sakatlık halleri için kişi başı teminat limiti 100.000,00 TL, kaza başı teminat limiti 500.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
Davalı ... tarafından 22/01/2009 tarihinde davacı anne ...’a 4.891,19 TL; ...’a 36.337,91 TL, ...’a 6.915,52 TL, ...’a 8.823,39 TL olmak üzere toplam 52.076,82 TL ödeme yapılmıştır.
... plaka sayılı aracın 31/03/2008-2009 dönemi için Motorlu Kara Taşıtları Birleşik KASKO poliçesi ise davalı ... A.Ş (... A.Ş) tarafından düzenlenmiştir. Kaza tarihi itibari ile İMMS teminat limiti 30.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
Davalı ... A.Ş (... A.Ş) tarafından davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmamıştır.
İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; davamızın davacıları tarafından davamızın davalılarından olan.... Taş. Tic. A.Ş. ve ... aleyhinde 27/03/2009 tarihinde açılmış maddi ve manevi tazminat davası olduğu; bu davada ... ... A.Ş.’nin, ... A.Ş.’nin ve .... Ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.’nin “ihbar olunan” olarak yer aldıkları; davada ... ile oğlu ...’ın kazada ölmesi nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilinin istendiği; mahkemece hesap uzmanı bilirkişiden 06/02/2013 tarihli raporun aldırıldığı, bilirkişi tarafından davadan önce yapılan ZMMS sigorta ödemesi ve kusur indirimi uygulandıktan sonra her üç davacının kalan toplam zararının 55.639,53 TL olarak belirlendiği; davacılar vekilinin rapor doğrultusunda 01/03/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini artırarak 55.639,53 TL maddi tazminatın tahsilini istediği, mahkemece; “Davanın KABULÜ ile; 55.639,53 TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş.’nin sorumluluğu 43.033,00 TL, davalı ... ... A.Ş.’nin sorumluluğu 12.606,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine; 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar.... Taş. A.Ş., .... ve .... Paz. Ltd. Şti. ve ...’den tahsili ile davacılara ödenmesine” ilişkin 24/06/2013 tarihli kararın verildiği; karara karşı davalı.... Taş. A.Ş. vekili ve ihbar olunanlar tarafından temyiz yoluna gidildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 14/05/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulduğu görülmüştür. Bozma kararının gerekçesinde; “l-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı...izm Taşımacılık Tic A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava araç maliki ile sürücü aleyhine açılmıştır. Davalı.... Taş. Tic. A.Ş. vekili, ... A.Ş., ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş.’ye davanın ihbarını, davacılar vekili de 03/12/2009 tarihli dilekçesinde ... A.Ş., ...m.ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.ve ... A.Ş.'nin davalılar yanında davaya dahil edilmesini istemiştir. Her ne kadar ihbar edilenlerin davada taraf sıfatı olmasa da, aleyhlerinde hüküm kurulmuş olması nedeniyle hükmü temyizde hukuki yararları bulunduğu anlaşıldığından ihbar edilenler ... A.Ş.vekili, ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd .Şti. vekili, ... A.Ş. vekilinin temyiz talebinin kabulü ile yapılan incelemede; Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp HUMK'nun 49-52 nci maddeleri (6100 sayılı HMK.md.61 vd.) uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece res'en dikkate alınması gerektiği gözetilmeden hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve davada taraf sıfatı taşımayan, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan ihbar edilen konumundaki ... A.Ş., ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.'nin, ... A.Ş. ve...izm Taşımacılık Tic A.Ş.'nin diğer davalılarla birlikte tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. 3-Davalı...izm Taşımacılık Tic A.Ş. vekili, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, kazaya neden olan aracı uzun süreliğine kiraladığını savunmuştur. 2918 sayılı KTK’nın hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, ‘İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir; Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.’ şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85.maddesinde ise, ‘Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.’ hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ikiisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, dosya kapsamında bulunan kira sözleşmesinde kazaya neden olan araç 36 aylığına ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. tarafından kiralanmış olup bu sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde işleten sıfatının kiracıya geçtiğinin de kabulü gerekir. Davalı, yargılama aşamasında aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiraladığını ve işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürmüş, mahkeme tarafından bu konuda bir araştırma yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece taraflar arasında tanzim edilen uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. 4-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda her bir davacı için destekten yoksun kalmaya ilişkin aktüer hesabı yapılmış, sonra ... A.Ş. tarafından yapılan ödemeler nedeni ile belirlenen tazminattan indirim yoluna gidilmiştir. Ne var ki yapılan hesaplama usul ve yasaya uygun olmamıştır. Sigorta şirketince her bir davacı için yapılan ödemelerin tarih ve miktarları ayrı ayrı tespit edilmediği gibi bu ödemelerin davacılar için belirlenen tazminatın toplanarak bulunan bu toplam üzerinden indirilmesi ve mahkemece de davacıların hakları ayrı ayrı gösterilmeksizin aktüer hesabında belirlenen toplam miktar üzerinden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece, sigorta şirketince her bir davacı için yapılan ödemelerin tarihinin ve miktarlarının ayrı ayrı tespiti ve yapılan bu ödemelerin ayrı ayrı güncellenerek davacıların her biri için ayrı ayrı hesaplanacak tazminattan indirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 5-Bozma neden ve şekline göre, ihbar olunanlar ... A.Ş. vekili, ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. vekili, ... A.Ş. vekili ve...izm Taşımacılık Tic A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.” denmiştir. Bozma kararında sonra dava aynı mahkemede ... Esas sayısını almıştır. 09/05/2016 tarihli duruşmada 3. kez takipsiz kalan dava ile ilgili olarak “HMK’nın 150/6 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına” ilişkin 09/05/2016 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 05/07/2018 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onanmış, karar düzeltme yoluna gidilmeyerek 05/07/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin... Esas ve... Karar sayılı dava dosyasında hesap uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 06/02/2013 tarihli raporda; gerek eş gerek oğul ... yönünden ...’ın toplam destek tazminatı alacağıın 152.424,51 TL olduğu; küçük...’un destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 13.370,57 TL olduğu; küçük Emre’nin destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 11.956,96 TL olduğu; toplam destekten yoksun kalma tazminatı alacağı 177.752,04 TL olup, davalı sürücünün % 75 oranında kusurlu olduğunun kabulü halinde toplam destek tazminatı alacağının 133.314,03 TL olduğu, ZMMS kapsamında ödenen 77.674,50 TL’nin mahsubu sonrasında kalan destek tazminatı alacağının 55.639,53 TL olduğu, kalan bedelin poliçe limitinin bakiyesi çerçevesinde 22.325,50 TL’sinden ZMMS sigortacısı ... A.Ş.’nin, 30.000,00 TL’sinden Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko sigortacısı ... ... A.Ş.’nin, 3.314,03 TL’sinden ise diğer davalıların sorumlu oldukları bildirilmiştir.
Asıl davada ve birleşen davada davacılar vekili 29/06/2021 gönderme (06/07/2021 havale) tarihli dilekçesi ile; birleşen davada dava dilekçesinin sonuç (istek) kısmında belirtilen 55.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının daha önce İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan aktüerya hesabına göre istendiğini, 06/02/2013 tarihli raporda; “vefat eden eş/baba ... yönünden; davacı eş ... lehine 128.294,60 TL; davacı... lehine 13.370,57 TL ve davacı ... lehine 11.956,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının; vefat eden oğul ... yönünden; davacı anne ... lehine 32.394,81 TL’den yetiştirme masrafları 8.264,90 TL’nin mahsubu sonrasında destekten yoksun kalma tazminatının 24.129,91 TL” olarak hesap edildiğini, bu raporun sonuç kısmında ise; sigorta şirketlerinin davadan önce ödemiş oldukları tazminatın mahsubu ve kusur durumuna göre hesap edilen rakamların ise; vefat eden gerek eş ... gerekse oğlu ... yönünden; davacı ...’ın toplam destek tazminatı alacağının 152.424,51 TL olduğu; küçük ...’ın vefat eden babası ... yönünden; destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 13.370,57 TL; küçük ...’ın vefat eden babası ... yönünden; destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 11.956,96 TL olduğu” görüşüne varıldığını, toplam destek tazminatı alacağının 177.752,04 TL olduğunu, davalı sürücünün % 75 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi nedeniyle toplam destek tazminatının 133.314,03 TL olarak hesap edildiğini; bu bilirkişi raporu doğrultusunda ZMMS kapsamında 77.764,50 TL’nin mahsubu sonrası kalan destek tazminat alacağının 55.639,53 TL olarak kabul edildiğini belirterek, davacı eş ...’ın vefat eden eşi ... yönünden 36.698,00 TL, vefat eden oğlu ... yönünden 10.466,00 TL olmak üzere toplam 47.164,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davacı Küçük ...’un vefat eden babası ... yönünden 4.137,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davacı ... vefat eden babası ... yönünden 3.699,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davacı eş ... için vefat eden eşi ... yönünden 5.000,00 TL, vefat eden eşi oğlu ... yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL; davacı ... için vefat eden babası ... yönünden 5.000,00 TL, vefat eden kardeşi ... yönünden 2.500,00 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL; diğer davacı ... için vefat eden babası ... yönünden 5.000,00 TL, vefat eden kardeşi ... yönünden 2.500,00 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL manevi tazminatın, genel toplamda 25.000,00 manevi tazminatın tahsilini istediklerini belirtmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 10/09/2012 tarihli rapor incelendiğinde; davalı sürücü ...’e % 75, muteveffa sürücü ...’a % 25 oranında kusur yüklendiği görülmüştür.
Söke... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve... Karar sayılı dava dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan aldırılan kusur durumuna ilişkin 30/10/2008 tarihli rapor incelendiğinde; sanık sürücü ...’e asli, muteveffa ...’a tali kusur yüklendiği görülmüştür.
Gerek ceza dosyasında gerekse İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında dava konusu kazaya ilişkin kusur durumlarının belirlenmiş olması ve raporun da alanında uzman kurum olan Adli Tıp Kurumu’ndan aldırılmış bulunması ve birbiriyle uyumlu olması karşısında bu raporlara mahkememizce de itibar edilmiş ve usul ekonomisi de gözetilerek yeni bir rapor aldırılması yönüne gidilmemiştir.
... Tur. Taş. Tic. A.Ş.’ye ait ... plakalı özel aracın ZMSS poliçesi incelendiğinde; 30/03/2008-30/03/2009 tarih aralığı için ... A.Ş. tarafından düzenlendiği, kişi başı sakatlık ve ölüm durumunda teminat limitinin 100.000,00 TL olduğu görülmüştür.
... Tur. Taş. Tic. A.Ş.’ye ait ... plakalı özel aracın motorlu kara taşıt araçları birleşik kasko sigorta poliçesi incelendiğinde; 31/03/2008-31/03/2009 tarih aralığı için Türkiye ... A.Ş. tarafından düzenlendiği, artan mali mesuliyet teminat bedelinin 30.000,00 TL olduğu, manevi tazminat isteklerinin teminata dahil olduğu görülmüştür.
... plakalı aracın trafik kaydı incelendiğinde; ... marka hususi araç olduğu, davalı.... Taş. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
27/03/2006 tarihli araç kiralama sözleşmesi incelendiğinde; kiraya verenin.... Taş. Tic. A.Ş., kiralayanın ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.; kiralama süresinin araçların fiilin tesliminden itibaren 36 ay olduğu görülmüştür.
Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta; mükellef.... Taş. Tic. A.Ş. hakkında kira sözleşmesinin 27/03/2006 tarihinde imzalandığı, mükellefin ilgili dönem olan 03/2006 dönemine ilişkin damga vergisi beyanının bulunmadığı bildirilmiştir.
Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta; 27/03/2006 tarihli araç kiralama sözleşmesi ve kira bedelleri hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmadığı bildirilmiştir.
... Tur. Taş. Tic. A.Ş. vekilinin sunduğu 02/04/2006 tarihli teslim tutanağı incelendiğinde; ... plakalı aracın teslim eden ... tarafından, teslim alan ...’e teslim edildiği, tutanakta ... ismi altında imzanın bulunduğu görülmüştür.
... Tur. Taş. Tic. A.Ş. vekilinin sunduğu muavin defter örneği incelendiğinde; davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. ile 2008 yılının başında başlayan bir ticari ilişkinin gözüktüğü ancak açıklamanın bulunmadığı, bu ilişkinin aracın kirasına ve kira parasının ödenmesine ilişkin olup olmadığı hususunun açık olmadığı görülmüştür.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasına sunulan faturalar incelendiğinde; davalı.... Taş. Tic. A.Ş. tarafından davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendikleri, açıklama kısımlarında “... aylık kira bedeli” yazılı olduğu, 01/04/2006 tarihli ... numaralı, 01/06/2006 tarihli ... numaralı, 01/02/2006 tarihli ... numaralı, 03/04/2006 tarihli ... numaralı faturalar olduğu görülmüştür.
31/01/2009 tarihli ... numaralı fatura incelendiğinde; davalı.... Taş. Tic. A.Ş. tarafından davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiği, açıklama kısmında “27/03/2008 tarihinde ... nlu sözleşme ile ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.’ye kiraya verilen ... plakalı aracın 15/05/2006 tarihinde ... sevk ve idaresindeyken resmi memurlarca hazırlanan tutanaktan da anlaşıldığı üzere alkollü araç kullanımı sebebiyle ... ve ...’ın vefatına neden olması yüzünden ... tarafından eşine ve çocuklarına ... numaralı dosyaya istinaden ödenen destekten yoksun kalma tazminatı bedeli” dendiği, fatura tutarının toplam 69.087,82 TL olduğu görülmüştür.
Mali müşavir ... talimat yoluyla düzenlediği 23/06/2023 tarihli raporunda özetle; davalı.... firmasının yasal defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, tasdiklerinin zamanında yapıldığını, davalı .... Ür. Ltd. Şti.’nin resmi defter ve belgelerinin imha edildiğini, bu nedenle usulüne uygun tutulup tutulmadığının ve yasal tasdiklerinin olup olmadığının belirlenemediğini,... şirketinin fatura incelemelerinde ...motiv firmasına birden fazla otomobil kira faturası düzenlediğini, düzenlenen faturaların birden fazla aracı içerdiğini ve bu faturalarda ... plakalı araç ile ilgili bir kaydın olup olmadığının belirlenemediğini, davalı... şirketinin defter, kayıt ve belgelerine göre .... Ür. Ltd. Şti.’den alacaklarının tamamını EFT ve havale olarak çeşitli bankalar aracılığı ile tahsil ettiğini, davalı ... firmasının 2006/2007 yıllarına ait yasal defterlerindeki kayıtlardan .... Ür. Ltd. Şti.’ye düzenlenen faturaların araç kiralamasına ilişkin olduğunu, ... firmasının 2008 yılı fatura ve belgelerinin su basması sonucu zayi olduğunu bildirdiğini, bu nedenle resmi defterdeki fatura kayıtlarının ... marka araç kiralaması veya araç kiralamasına ilişkin olup olmadığının tespit edilemediğini,.... ve .... firmalarının arasında araç kiralama işlemleri dışında 2006/2007 yıllarında başkaca bir ticari ilişkinin olmadığının belirlendiğini, 2008 yılı için ise davalılar arasında başkaca bir ticari ilişki olup olmadığının fatura ve belgeler zayi olduğu için belirlenemediğini bildirmiştir.
2918 sayılı KTK’nın 3. maddesinde; “İşleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." düzenlemesine yer verilmiş ve böylece işletenin tanımı yapılmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; davalı.... Taş. Tic. A.Ş. ile davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 27/03/2006 tarihli araç kiralama sözleşmesinin süresinin araçların fiilen tesliminden itibaren 36 ay olduğu; sözleşmenin davalı.... Taş. Tic. A.Ş. tarafından vergi dairesine bildiriminin yapılmadığı, davalı.... Taş. Tic. A.Ş. tarafından davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. adına “... aylık kira bedeli” açıklaması ile 01/04/2006 tarihli ... numaralı, 01/06/2006 tarihli ... numaralı, 01/02/2006 tarihli ... numaralı, 03/04/2006 tarihli ... numaralı faturaların düzenlendiği, bu iki şirket arasında araç kiralanması dışında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi tarafından “faturalarda ... plakalı araç ile ilgili bir kaydın olup olmadığının belirlenemediği” görüşüne varılmış ise de aracın ... marka araç olması ve faturalarda da “...” olarak gözükmesi nedeniyle aksi de ispat edilmediğinden, kira sözleşmesinin bu araç için düzenlendiğinin kabulünün gerektiği; kira süresinin yerleşik Yargıtay kararlarına göre uzun süreli olduğu, bu kira sözleşmesi ile birlikte araçtan yararlanmanın davalı ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti.’e geçtiği ve davalı.... Taş. Tic. A.Ş.’nin araç üzerinde fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanmasının ortadan kalktığı, davalı.... Taş. Tic. A.Ş.’nin dava konusu kaza tarihi itibariyle işleten sıfatını yitirdiği, bu nedenle de davacıların zararından sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, bu davalı hakkındaki maddi tazminata ilişkin asıl dava ile maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Trafik kaydına göre davanın davalı.... Taş. Tic. A.Ş.’ye karşı yöneltilmesinde davacıların kusuru bulunmadığından, bu davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargılama sırasında Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı iptal kararı ile 14/04/2016 tarihli, 6704 sayılı kanunun 3. maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı KTK’nın 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, 2. cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin iptaline karar verilmiş, bu karar 9 Ekim 2020 tarihli, 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi sonucunda verdiği iptal kararları Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracak ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerekecektir. İptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden isteyebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, davacının uğradığı iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (% 10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla hazırlanan “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu”nun uygulanmasına geçilmiştir. SGK tarafından da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında bu tablonun uygulanmasına geçilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 24/02/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; “gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğu, gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğu, bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” hususu kabul edilmiş olduğundan; mahkememizce birleşen dava yönünden; “tazminat hesaplanırken Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve Yargıtay tarafından benimsenmiş tazminat hukuku ilkeleri ile hesaplama yöntemi çerçevesinde TRH 2010 yaşam tablosu ile peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle dava konusu kazada ... ve ...'ın ölmesi nedeniyle davacıların ayrı ayrı ne miktar destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları” konusunda bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Hesap uzmanı bilirkişi ... 28/09/2022 tarihli raporunda özetle; hesaplamaların % 75 haklılık oranı üzerinden yapıldığını, muteveffa ...’ın 17/08/1977 doğumlu olduğunu, vefat ettiği 13/05/2008 tarihinde 31 yaşında olduğunu, dosya kapsamına göre ...’ın boyacılık işi ile uğraştığının ve gelirinin 2.000-2.500,00 TL civarında olduğunun ifade edildiğini ancak davacının gelirinin ve kazancının bu yönde olduğuna dair başkaca bir tahkikat evrakının bulunmadığını, geliri destekleyici ve birbirleri ile tutarlı tanık anlatımlarının olmadığını, bu nedenle hesaplamada kamu düzenine ilişkin olduğundan net asgari ücretin esas alındığını; aktif dönem hesaplarında evli, 3 çocuklu işçiler için belirlenen AGİ’nin asgari ücrete dahil edildiğini (ancak 2022 yılında AGİ uygulamasına son verildiğinden, güncel 2022 yılı verileri ile yapılan hesaplamada aktif dönemde de net asgari ücretin kullanıldığını), pasif dönem hesaplarının ise AGİ hariç net asgari ücret üzerinden yapıldığını; muteveffa ...’ın 22/03/2002 doğumlu olduğunu, vefat ettiği 13/05/2008 tarihinde 6 yaşında olduğunu, bu nedenle genel kurala uygun olarak 18 yaşını tamamlayacağı 22/03/2020 tarihinden itibaren annesine destek olacağı kabul edilerek kamu düzenine ilişkin olduğundan hesaplamalarda net asgari ücretin esas alındığını; hesaplamalarda % 10 artış - % 10 ıskonto esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanıldığını, destek sürelerinin TRH 2010 yaşam tablolarına göre belirlendiğini; asıl dava yönünden; İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 2013 yılında hüküm altına alınan 55.639,53 TL maddi tazminatın davacılardan ...’ın alacağı olduğunun belirlendiğini, davalıların temerrüt tarihleri nazara alınarak; araç işleten ve sürücüsü yönünden (55.639,53 TL için): kaza tarihi olan 13/05/2008 ile 24/06/2013 (... AHM’nin karar tarihi) arasında geçen 1841 gün için 25.608,09 TL; ... yönünden (anılan kararda sorumlu tutulduğu 43.033,00 TL için) 17.127,13 TL; ... yönünden (anılan kararda sorumlu tutulduğu 12.606,00 TL için) 4.443,61 TL işlemiş yasal faiz hesaplandığını; 5.000,00 TL manevi tazminatın hangi davacı için olduğunun tarafınca belirlenemediğini, manevi tazminat yönünden kaza tarihi ile 24/06/2013 arasında geçen 1841 gün için 2.301,25 TL işlemiş yasal faiz hesaplandığını; birleşen dava yönünden; ... tarafından davacılara DYKT ödemesi yapıldığı anlaşılan 2009 yılı verileri ile % 75 haklılık oranı üzerinden hesaplama yapıldığını ve yapılan ödemeler ile davacıların 2009 yılındaki gerçek zararlarının karşılanmadığının (aradaki farkın % 10’dan fazla olduğunun) belirlendiğini (KTK m.111); bu nedenle daha sonra nihai karar mahkemeye ait olmak ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler güncellenerek mahsup edilmek suretiyle; İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin hükme esas aldığı 07/02/2013 tarihli bilirkişi raporu nedeniyle 2013 yılı verileri ile ve bu raporun düzenlendiği tarih itibariyle güncel 2022 yılı verileri ile seçenekli olarak hesaplama yapıldığını; 2013 yılı verileri ile değerlendirme yapıldığında; ...’ın ölümü nedeniyle; annesi davacı ... için 43.206,69 TL bakiye DYKT alacağı bulunduğunun belirlendiğini, bu bedelin ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin teminat limiti içinde kaldığını; ...’ın ölümü nedeniyle; eşi ... için 60.059,95 TL, ... için 11.139,59 TL, ... için 6.249,60 TL olmak üzere toplam 77.449,14 TL DYKT hesaplandığını, hesaplanan davacılar zararından ...’nın bu müteveffa yönünden bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL ile ve ...’nın da ZMMS limitlerinin aşılması nedeni ile 30.000 TL İMMS teminatının 29.525,96 TL’si ile sorumlu bulunduğunu; 2022 yılı verileri ile değerlendirme yapıldığında; ...’ın ölümü nedeni ile; annesi davacı ... için 312.845,38 TL bakiye DYKT alacağı bulunduğunun belirlendiği, bu bedelin 95.180,81 TL’sinin ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin müteveffa ... için olan bakiye teminat limiti içinde kaldığını; ...’ın ölümü nedeniyle; eşi ... için 581.669,52 TL, ... için 51.172,59 TL, ... için 11.538,13 TL olmak üzere toplam 644.380,24 TL DYKT hesaplandığını, hesaplanan davacılar zararından ...’nın bu muteveffa yönünden bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL ile ve ...’nın da ZMMS limitlerinin aşılması nedeni ile 30.000,00 TL İMMS teminatı ile sorumlu bulunduğunu bildirmiştir.
Aynı bilirkişi 17/03/2023 tarihli ek raporunda özetle; 2023 yılı verileri ile yaptığı hesaplamaya göre ...'ın ölümü nedeni ile; annesi davacı ... için 527.945,02 TL bakiye DYKT alacağı bulunduğunun belirlendiğini, bu bedelin 95.180,81 TL’sinin davalı ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin müteveffa ... teminat limiti içinde kaldığını; ...'ın ölümü nedeni ile; eşi ... için 1.022.346,19 TL, ... için 93.369,76 TL, ... için 11.538,13 TL olmak üzere toplam 1.127.254,08 TL DYKT hesaplandığını, hesaplanan davacılar zararından davalı ...'nın bu müteveffa yönünden bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL ile ve davalı ...'nın da ZMMS limitlerinin aşılması nedeni ile 30.000,00 TL İMMS teminatı ile sorumlu bulunduğunu bildirmiştir.
Hesap uzmanı bilirkişinin Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve Yargıtay tarafından benimsenmiş tazminat hukuku ilkeleri ile hesaplama yöntemi çerçevesinde TRH 2010 yaşam tablosu ile peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle yaptığı zarar hesabı mahkememizce somut olaya uygun bulunmuş ve ek rapor hükme esas alınmıştır.
Davacılar vekili 04/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; a-...’ın ölümü nedeniyle annesi davacı ... için 527.945,02 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağından 95.180,81 TL’sinin davalı ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin müteveffa ... için olan bakiye teminat limiti içinde kaldığına; b-...’ın ölümü nedeniyle eşi ... için 1.022.346,19 TL, ... için 93.369,76 TL, ... için 11.538,13 TL olmak üzere TOPLAM 1.127.254,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren davalıların sorumluluk oranlarınca ve sigorta şirketleri ...’nın ...’nın teminat limitleri kapsamında olay tarihi olan 13/05/2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline; davacı eş ... lehine 10.000,00 TL, davacı çocuk ... lehine 7.500,00 TL, diğer davalı çocuk ... lehine 7.500,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 manevi tazminatın ise dava tarihi itibariyle manevi tazminata ilişkin istek tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak adına İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalılara sorumlukları oranında ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son fıkrası uyarınca davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
15 yıllık uzamış ceza zaman aşımı süresinin ıslah dilekçesinin verildiği tarihte doğmamış olması nedeniyle davalı tarafın zaman aşımı itirazı haklı görülmemiştir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMMS) ise motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve genel hükümlere göre oluşan ve ZMSS hadleri dışında kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazan azami hadlere kadar sigorta güvencesine almaktadır. Sigortacı limit ve aynı zamanda gerçek zarar miktarı ile sorumludur. İMSS kapsamının başlangıç noktası ZMSS limitinin üzerinde kalan kısımdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde; “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 6098 sayılı TBK'nın 49/1.maddesinde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de benzer şekilde; “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” düzenlemesine yer verilmiştir. 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde; “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise Genel Şartlar'ın A.3. maddesinde; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda yazılı yasal düzenlemelerde de açıkça belirtildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi gereğince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği zarardan dolayı hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. Dolayısıyla 2918 sayılı KTK'nın 85/son maddesine göre işleten, araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğundan, oluşan zararın niteliği yönünden de sigortacının sorumluluğunun da işleten gibi değerlendirilmesi gerekir. 2918 sayılı KTK'nın 91/1. ve 85/1. maddeleri uyarınca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı, işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi 6098 sayılı TBK'nın 49 ve devam eden maddelerinde destekten yoksun kalma tazminatı düzenlenmiştir. 49. maddenin 1. fıkrasında genel olarak sorumluluk; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” düzenlemesiyle yer almıştır. Aynı kanunun 53. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar sayılmış, maddenin 3. fıkrasında; “Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” düzenlenmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle uğranılan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç oldukları paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilecektir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse “destek” sayılır. Bu anlamda, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir.
Nitekim; davacılar vekili de bu düzenlemeler kapsamında, sigortalı araç sürücüsü tarafından uğratılan zararın aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle davalı sigorta şirketleri, TBK'nın 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde davalı sürücü ve 2918 sayılı KTK'nın 85/son maddesi gereğince davalı işleten tarafından karşılanmasını istemiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; asıl dava yönünden; asıl davanın dayanağı olan İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında Yargıtay’ın bozma kararı sonrasında ... Esas ve ... Karar sayılı karar ile “HMK’nın 150/6 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına” ilişkin 09/05/2016 tarihli karar verilmiş olup, faiz alacağı, asıl alacağa bağlı bir fer’i nitelikte alacak olduğundan, söz konusu kararda bir alacak hükmü bulunmadığından, yani anılan karar, kesinleşmiş bir alacak hükmünü içermediğinden, davalılar ... A.Ş., ...m. ve Mon. San. Ür. Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş. yönünden de HMK'da "dahili dava" kurumu bulunmayıp, söz konusu kararda bu davalılar aleyhinde bir alacak hükmü de olmadığından, davanın konusunun kalmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Asıl davada; davalı.... Taş. Tic. A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğundan dolayı reddine, diğer davalılar yönünden ise konusu kalmadığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı.... Taş. Tic. A.Ş. dışındaki diğer davalılar yönünden konusuz kalan asıl davada davacı tarafın İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davayı takipsiz bırakarak davanın açılmamış sayılmasına kendilerinin sebebiyet vermiş olması nedeniyle yargılama giderleri davacı taraf üzerinde bırakılmış ve davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir. Birleşen dava yönünden ise; bu davada "ölen eş ve çocuğun desteğinden yoksun kalındığı" ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunulmuştur. Anne ve babanın çocuğa destekliğinin dayanağı, 4721 sayılı TMK’nın “Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama” başlıklı 327. maddesinin “(1) Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” şeklindeki hükümdür. Ancak bu bakım borcu kanunun 328. maddesinin “(1) Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. (2) Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” şeklindeki düzenlemesi ile belirli bir süre ile sınırlanmıştır. Anne ve babanın çocuğa destekliği desteğin muhtemel kalan bakiye ömürleri ile, çocukların ise çalışmaya başlama süresi ile sınırlıdır. Dolayısıyla; çocuklara yardımda, çocukların çalışmaya başlama süresi esastır. Çocuklara yapılacak desteğin süresi kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklılık göstermektedir. Kız çocuklarının çalışmaya başlaması veya evlenmeleri ile destek ihtiyacının ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre ise, kız çocukları 22 yaşına kadar, erkek çocukları 18 yaşına kadar, yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocuklar ise 25 yaşına kadar destek alabilecektir. Hesap uzmanı bilirkişi, raporunda; “... tarafından davacılara 2009 yılı verileri ile % 75 haklılık oranı üzerinden destek hesabı yapılarak ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeler ile davacıların gerçek zararlarının karşılanmadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler güncellenerek mahsup edilmek suretiyle; İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin hükme esas aldığı 07/02/2013 tarihli bilirkişi raporu nedeniyle 2013 yılı verileri ile ve bu raporun düzenlendiği tarih itibariyle güncel 2022 yılı verileri dikkate alınarak seçenekli olarak hesaplama yapıldığını; 2013 yılı verileri ile değerlendirme yapıldığında; ...’ın ölümü nedeniyle; annesi davacı ... için 43.206,69 TL bakiye DYKT alacağı bulunduğunun belirlendiğini, bu bedelin ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin teminat limiti içinde kaldığını; ...’ın ölümü nedeniyle; eşi ... için 60.059,95 TL, ... için 11.139,59 TL, ... için 6.249,60 TL olmak üzere toplam 77.449,14 TL DYKT hesaplandığını, hesaplanan davacılar zararından ...’nın bu müteveffa yönünden bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL ile ve ...’nın da ZMMS limitlerinin aşılması nedeni ile 30.000,00 TL İMMS teminatının 29.525,96 TL’si ile sorumlu bulunduğunu; 2022 yılı verileri ile değerlendirme yapıldığında; ...’ın ölümü nedeniyle; annesi davacı ... için 312.845,38 TL bakiye DYKT alacağı bulunduğunun belirlendiği, bu bedelin 95.180,81 TL’sinin ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin müteveffa ... için olan bakiye teminat limiti içinde kaldığını; ...’ın ölümü nedeniyle; eşi ... için 581.669,52 TL, ... için 51.172,59 TL, ... için 11.538,13 TL olmak üzere toplam 644.380,24 TL DYKT hesaplandığını, hesaplanan davacılar zararından ...’nın bu müteveffa yönünden bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL ile ve ...’nın da ZMMS limitlerinin aşılması nedeni ile 30.000,00 TL İMMS teminatı ile sorumlu bulunduğunu bildirmiştir. Aldırılan ek rapor gerekçeli, somut olaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Davacılar, davaya konu kazada ölen ...'ın ve ...'ın her ikisinin de desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek; davacı eş için ...'ın ve ...'ın ölümü nedeniyle, diğer davacılar için ise ...'ın ölümü nedeniyle destek tazminatı isteğinde bulunmuşlardır. Yukarıda da belirtildiği şekilde; eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse “destek” sayılır. Bu anlamda, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. Davalı ... tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinde kaza tarihi itibari ile ölüm-sakatlık halleri için kişi başı teminat limiti 100.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı ... A.Ş (... A.Ş) tarafından düzenlenen ihtiyari mali mesuliyet poliçesinde kaza tarihi itibari ile teminat limiti 30.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe teminat limitleri oranında kabul edilmiştir. Benimsenen bilirkişi raporuna göre davacı ...'ın, ...’ın ölümü nedeniyle 527.945,02 TL ve ...’ın ölümü nedeniyle 1.022.346,19 TL; davacı ...'ın, ...’ın ölümü nedeniyle 93.369,76 TL ve davacı ...'ın, ...’ın ölümü nedeniyle 11.538,13 TL olmak üzere toplam 1.655.199,10 TL destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları; davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın poliçe teminat limiti olan 30.000,00 TL’lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, davalı ... Şirketi’nin ise davacı ... için ...’ın ölümü nedeniyle hükmedilen 527.945,02 TL destekten yoksun kalma tazminatından bakiye teminat limiti olan 95.180,82 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, davalı ... Şirketi’nin ...’ın ölümü nedeniyle tüm davacılar lehine hükmedilen 1.127.254,08 TL’lik destekten yoksun kalma tazminatından bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL’lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu anlaşıldığından, birleşen davada davacıların davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...'e yönelik maddi tazminat isteklerinin bu miktarlar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK’nın 100. maddesine göre ihtiyari mali mesuliyet sigortasına uygulanacak hükümler bu kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95. maddesi, doğrudan doğruya istek ve dava hakkına ilişkin 97. maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109. maddesidir. Tazminatın ödenmesi ve temerrüdün düzenlendiği 99. maddesine atıf yapılmamıştır. Dolayısıyla KTK’nın 99. maddesi İMMS sigortacısı hakkında uygulanamayacaktır. Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında da sigortacının temerrüdüne ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda İMMS poliçesini düzenleyen sigortacının temerrüdünün genel hükümlere göre belirlenmesi gerekecektir. 6102 sayılı TTK’ıun 1475/2. maddesinin göndermesiyle 1427/2. maddesi uyarınca sigorta tazminatı her halde ihbardan itibaren 45 gün sonra muaccel olacak ve 1427/4 maddesi uyarınca borç muaccel olduğunda sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşecektir. Somut olayda; İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada davalı ... A.Ş.’ye ihbar dilekçesinin 13/07/2009 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle 45 gün eklenmesi sonucunda bu davalının 28/08/2009 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilmiş ve faiz başlangıç tarihi olarak bu tarih alınmıştır. Diğer davalı ... A.Ş.’ye de aynı dava dosyasında ihbar dilekçesi 15/07/2009 tarihinde tebliğ edilmekle birlikte bu davalı tarafından davacılara 22/01/2009 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı belirlendiğinden, bu davalının 22/01/2009 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilmiş, faiz başlangıcında bu tarih dikkate alınmıştır.
Davacıların birleşen davada manevi tazminat isteklerine gelince; birleşen davanın içeriğinde; “...davalı sürücünün kusurlu eylemi nedeniyle TBK’ye göre davacıların mağduriyetinin giderilmesi amacıyla işleten sıfatı bulunan araç sahibi ve kiralayan şirket ile araç sürücüsü olan ...’in meydana gelen manevi zarardan birlikte sorumluluğu bulunanlara karşı bu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur.” denmek suretiyle manevi tazminat isteği davalılar ..., .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti. ve.... Taş. Tic. A.Ş.’ye yöneltilmiştir. Davalı.... Taş. Tic. A.Ş.’nin işleten sıfatı ortadan kalkmış olup, yukarıda açıklanan gerekçe ile bu davalıya pasif husumet yöneltilemeyeceğinden, davalılar ..., .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti. hakkındaki manevi tazminat isteği ile ilgili değerlendirme yapılmıştır. TBK'nın 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacıların manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesine göre; hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilecektir. Dolayısıyla; manevi tazminat, zarar görende manevi olarak huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir nitelik taşıdığından, bir ceza olmadığı gibi bu düzenleme ile mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinmemiştir. Yani; zarar görenin zenginleşmemesi, zarara sebebiyet verenin de fakirleşmemesi gerekecektir. Amaç; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi olduğundan, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile birlikte olayın meydana geliş şeklinin de gözönünde bulundurulması, hakkaniyete uygun ve adaletli bir sonuca varılması önem taşıyacaktır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar belirtilmiştir. Bu hal ve şartlae her olaya göre değişebilecektir. Bunun yanısıra tatmin duygusunun yanında caydırıcılık uyandırancak oranda manevi tazminata karar verilmesi önemlidir. Olaya bu açıdan bakıldığında; dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur durumu, kazanın gerçekleştiği tarih, olayın ağırlığı, duyulan acı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü göz önüne alındığında davacı ... için 10.000,00 TL, davalı ... için 7.500,00 TL ve davalı ... için 7.500,00 TL manevi tazminata karar verilmek hakkaniyete uygun ve makul bulunmuş, tüm dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargılama sırasında unvanları değişen taraf şirketler bakımından yeni unvanları gerekçeli karar başlığında gösterilmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
I-ASIL DAVADA;
-
Davacıların, davalı.... Taş. Tic. A.Ş. hakkında açtıkları davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
-
Davacıların, diğer davalılar hakkında açtıkları davanın konusunun kalmaması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Asıl davada Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 478,17 TL harçtan düşülmesi ile kalan 208,32 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
-
Asıl davada davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
-
Asıl davada davalı ...'in yapmış olduğu posta. tebligat ücreti olan 50,00 TL'lik yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı ...'e verilmesine,
-
Asıl davada davalı ... Hizmetleri Anonim Şirketi'nin yapmış olduğu bilirkişi ücreti olan 2.000,00 TL'lik yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı ... Hizmetleri Anonim Şirketi'ne verilmesine,
-
Davalılar lehine karar gerekçesinde yazılı nedenlerle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
II-BİRLEŞEN DAVADA;
-
Davacıların, davalı.... Taş. Tic. A. Ş. hakkında açtıkları maddi ve manevi tazminat davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
-
Davacıların, diğer davalılar hakkında açtıkları maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
Davacı ... için; ...’ın ölümü nedeniyle 527.945,02 TL ve ...’ın ölümü nedeniyle 1.022.346,19 TL; davacı ... için; ...’ın ölümü nedeniyle 93.369,76 TL ve davacı ... için; ...’ın ölümü nedeniyle 11.538,13 TL olmak üzere toplam 1.655.199,10 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 30.000,00 TL’lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile, davalı ... Şirketi’nin davacı ... için ...’ın ölümü nedeniyle hükmedilen 527.945,02 TL destekten yoksun kalma tazminatından bakiye teminat limiti olan 95.180,82 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile, davalı ... Şirketi’nin ...’ın ölümü nedeniyle tüm davacılar lehine hükmedilen 1.127.254,08 TL’lik destekten yoksun kalma tazminatından bakiye teminat limiti olan 47.923,18 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan ... Şirketi yönünden 22/01/2009, davalı ... A.Ş. yönünden 28/08/2009, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi oloan 13/05/2008 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine,
- Davacıların, davalılar ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti. hakkında açtıkları manevi tazminat davasının KABULÜ ile;
Davacı ... için 10.000,00 TL, davalı ... için 7.500,00 TL ve davalı ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın birleşen dava tarihi olan 10/03/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine,
-
Birleşen davada maddi tazminat isteği yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 113.066,65 TL harçtan peşin alınan 273,24 TL harcın düşülmesi ile kalan 112.793,41 TL harcın (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 2.044,35 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 9.751,81 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Birleşen davada manevi tazminat isteği yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.707,75 TL harcın ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Birleşen davada dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL'nin (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 24,65 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 117,58 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Birleşen davada davacıların yatırmış olduğu 59,30 TL'si başvurma harcı ve 273,24 TL'si peşin harç olmak üzere toplam 332,54 TL'nin (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 6,03 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 28,75 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine,
-
Birleşen davada davacıların yapmış olduğu tebligat ve posta gideri 1.163,50 TL ve bilirkişi ücreti 1.500,00 TL olmak üzere toplam 2.663,50 TL'lik yargılama giderinin (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 48,28 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 230,28 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine,
-
Davacı ...'ın maddi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 196.023,30 TL vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 3.793,29 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 18.094,48 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
10-Davacı ...'ın maddi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.’nin bu tutarın 5.751,33 TL'lik kısmı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile ve davalı ... Şirketi’nin 9.187,40 TL’lik kısımı ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
11-Davacı ...'ın maddi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 11.538,13 TL vekalet ücretinin davalılar .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Şirketi ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
12-Davacı ...'ın manevi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
13-Davacı ...'ın manevi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 7.500,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
14-Davacı ...'ın manevi tazminat davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 7.500,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ...'a verilmesine,
15-Davacıların davalı.... Taş. Tic. A. Ş. hakkında açtıkları dava yönünden; gerekçede açıklanan nedenlerle bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
16-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; asıl davada ve birleşen davada davacılar vekilinin, asıl davada ve birleşen davada davalı .... ve .... Ür. Paz. Ltd. Şti. vekilinin, asıl davada ve birleşen davada davalı.... Taş. Tic. A.Ş. vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/11/2023
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20