SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/348 E. 2023/849 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2014/348

Karar No

2023/849

Karar Tarihi

27 Ekim 2023

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2014/348

KARAR NO : 2023/849

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 15/09/2014

KARAR TARİHİ : 27/10/2023

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların eylemleriyle kooperatifi zarara uğrattıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL’nin iddia olunan zimmet tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalılar... ve ... cevap dilekçesi ile özetle; görev süreleri devam etmekteyken yasal hiçbir zorunluluk olmadığı halde sağlık ve ailevi nedenlerle görevlerini devretmek amacıyla kooperatif genel kurulunu 26/10/2003 tarihinde olağanüstü toplantıya davet ettiklerini, toplantının üçüncü maddesinde faaliyet raporu ve geçici mizanın kabul edildiğini, dördüncü maddesinde ise yönetim kurulunun ibrasının yapılmadığını, ibrasızlık için herhangi bir sebep de gösterilmediğini, davacı tarafın ibrasızlığın genel manasını ön plana çıkartarak ön yargılı ve artniyetli yaklaşım sergilediğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, arsa sahiplerinin inşaat ve imalatı tamamen bitmiş 7253 ada 1 parseldeki A blok inşaatına çok acil oturma raporu alınması gerektiğini, kooperatif ortak senetleri dışında nakit para olmaması nedeniyle ve arsa sahipleri ile olan ilişkilerin bozulmaması için başkan...’nın evinin ipotek edilerek ve kooperatif ortak senetleri ciro edilmek suretiyle ... Bornova Şubesi’nden kredi kullanıldığını, kredi olarak alınan paranın harcamasının usulüne uygun olarak yapıldığını ve kooperatif defterlerine kaydedildiğini, suçlama getirilen tüm konularda somut kanıt ve açıklamaların bulunmadığını, yönetim kurulu olarak görev süreleri boyunca ortaklardan alınan senetlerle ilgili olarak yapılan muhasebe işlemlerinin sayısının 100.000 adedi bulduğunu, alınan ortak senetlerinin tahsile verilmesi, mal ya da hizmet karşılığı ciro edilmesi, gününde ödenmeyen senetlerin bankadan geri alınması, vadesinden sonra kooperatif merkezinde tahsil edilmesi, istifa eden veya ortaklığını devreden ortaklara senetlerin iadesi, bankadan kredi alan ortaklardan teminat senedi alınması, kooperatif merkezinde senet tahsilatı vs. gibi 100.000’e yakın işlemin çok zor olduğunu, bunlara rağmen senet portfoyünün açık vermemesinin takdire değer bir başarı olduğunu, ortak senetlerin klasik anlamda kambiyo senedi olmadığını, bu senetlerin ortakların kooperatif nezdindeki kendi cari hesaplarına yapacakları ödemeleri düzenleyen ve taahhüt eden senetler olduğunu, bir manada bu senetlerin alacaklısının da borçlusunun da ortağın kendisi olduğunu, bu konuda davacı kooperatifin ortakları ile bügüne kadar herhangi bir uyuşmazlık yaşanmadığını, haklarında İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını, yargılamalardan maddi ve manevi olarak yorulduklarını, zimmet suçunun maddi ve manevi unsurlarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile ileride vekil tuttuklarında avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemişlerdir.

Dava dilekçesi diğer davalı ... Büyükara’ya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak bu davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.

DELİLLER ;

Ticaret sicil ve kooperatif kayıtları, İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu.

GEREKÇE ;

Dava; davalı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin kooperatifi zarara uğrattıkları ileri sürülerek açılmış sorumluluk davasıdır.

İzmir ...Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı incelendiğinde; şikayetçilerin ... ve ...; müştekinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; katılanın ... Kooperatifi; sanıkların; ..., ..., ... olduğu, suç tarihinin 2000-2003; suçun “zimmet, görevi ihmal” olduğu; mahkemece; “sanıklar hakkında zimmet ve görevi ihmal suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemenin ilk kararı ile sanıkların beraatine karar verildiği, sanıkların ... Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı Kasım ayı dönemini kapsadığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda delillerin toplandığı, bilirkişilerden raporların alındığı, kooperatifin genel kurul kararı ile... adına ...tan çekilen 15.000,00 TL kredinin yine ... tarafından yaklaşık 3.000 küsür TL faizi ile birlikte geri ödendiği, tahsil edilemediği belirtilen 93 adet senet tutarının 20.295,00 TL olduğu, bunun 24/02/2016 tarihli Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda belirtildiği, yine bu rapora dayanarak bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/11/2016 tarihli rapora göre 93 adet senetten 48 adet senet bedeli olan 11.250 TL'nin banka veznesinden tahsil edilerek ilgili hesaba geçtiği, bir kısım kooperatif ortaklarının verdiği senetlerin de tahsile konulduğu, bunların bir kısmının tahsil edilemediği, icra müdürlüklerinden istenen dosyaların ise süresi dolduğundan imha edilmiş olduğu, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanıklara atılı zimmet suçunu işlediklerine ilişkin delil elde edilemediği, bu arada sanık ... ... ( ...)'ın 18/09/2017 tarihinde vefat ettiği; görevi ihmal suçu yönünden ise 765 sayılı TCK'nun sanıklar lehine olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı Kasım ayını kapsaması nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 230. maddesine temas eden bu suçun asli zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, zamanaşımını kesen işlemler dahi aradan 7,5 yıldan fazla sürenin geçtiği” gerekçesiyle "1-... ... (...)'ın 18/09/2017 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından sanık hakkında açılan kamu davasının TCK'nun 64/1 ve CMK 223/8 maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 2-Sanıklar ... ve ... hakkında görevi ihmal suçu yönünden ise 765 Sayılı TCK'nun sanıklar lehine olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı kasım ayını kapsaması nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 230.maddesine temas eden bu suçun asli zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, zamanaşımını kesen işlemler dahi aradan 7,5 yıldan fazla sürenin geçtiği anlaşılmakla 765 Sayılı TCK 102/4, 104/2 maddeleri gereğince ZAMANAŞIMI NEDENİYLE ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Sanıklar ... ve ... hakkında her ne kadar zimmet suçundan kamu davası açılmış ise de açıklanan gerekçe karşısında sanıklara atılı zimmet suçunu işlediklerine ilişkin savunmalarından başka, mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil elde edilemediği anlaşıldığından sanıkların CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı BERAATİNE” ilişkin 18/11/2019 tarihli kararın verildiği görülmüştür.

Davalılardan... (...)’ın dava açıldıktan sonra 18/09/2017 tarihinde vefat etmiştir.

Davacı vekili 22/03/2022 tarihli dilekçesi ile; davalılar ... ve ... yönünden davaya devam ettiklerini, sadece vefat eden davalı ... mirasçıları yönünden davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.

Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.

Bilirkişi ...18/09/2023 tarihli raporunda özetle; ortaklarının konut ihtiyaçlarını gidermek amacıyla 1993 yılında kurulan davacı kooperatif tarafından, kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile temin edilen Buca’daki arsa üzerinde 195 adet konutun inşa edildiğini, bunlardan 105’inin kooperatif ortaklarına ait olduğunun, 90 adet konutun ise arsa sahibine verildiğinin belirtildiğini; Kooperatifler Kanunu’nun 81 ve Ana Sözleşmenin 85 maddelerine göre davacı kooperatifin, yapı kullanma izin belgelerinin alınıp ferdi mülkiyete geçilerek konutların mülkiyetinin ortaklara aktarılmasıyla amacına ulaşmış sayılacağını, amacına ulaşan kooperatiflerin tapu devirlerinden itibaren 6 ay içinde tasfiye edilmesi gerektiğini, kooperatif yetkililerinin, devam eden hukuki sorunlar nedeniyle ancak 2023/Haziran ayında yapılan genel kurul toplantısında tasfiye kararı alınabildiğini belirttiklerini; davacı kooperatifin 26/10/2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim değişikliği olduğunu, yeni seçilen yöneticilerin 04/03/2004 tarihinde eski yöneticiler aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını, bu davanın 16/06/2004 tarihinde açıldığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi ...’un 28/11/2004 tarihli raporu düzenlediğini, rapor ekinde incelenen defter, kayıt ve belgelerin dökümüne yer verildiğini, 1995 yılına ait yevmiye defteri ve defteri kebir ile 1999 yılına ait yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri dışında 1993 ile 2004 yıllarını kapsayan döneme ait defter ve kayıtların incelendiğinin anlaşılmakta olduğunu, buna göre; 2000 yılına ait Defteri Kebir, Yevmiye Defteri ve Envanter Defterinin; 2001 yılına ait defteri kebir, yevmiye defteri ve envanter defterinin, 2002 yılına ait defteri kebir ve yevmiye defterinin; 2003 yılına ait defteri kebir ve yevmiye defterinin bilirkişi ... tarafından incelendiğini, ancak mahkemenin istemesi üzerine İzmir... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında 22/11/2022 tarihli yazı ile “kooperatifinin 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin bulunmadığının” bildirildiğini; mahkememizin 22/02/2023 tarihinde oluşturulan ara kararında; “İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli yazısı ekinde E....–K.... sayılı dava dosyası aslı gönderilmiştir. Davacı vekili 20.02.2023 tarihli dilekçesi ile; müvekkili kooperatif tarafından davalılar hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na 04.03.2004 tarihinde verilen şikayet dilekçesi sonrası davalılar hakkında... sayılı dosyada soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da görüleceği üzere 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin ticari defter ve belgeler de dahil olmak üzere 47 başlıkta belge incelemesinin yapıldığını, iddianame düzenlendikten sonra dosyanın İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayısına kaydedildiğini ve yargılama sırasında yine defter, kayıt ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenerek hüküm kurulduğunu, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin... Esas sayılı kararı ile bozulması sonrası dosyanın İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayısına kaydedildiğini ve yine söz konusu defter, kayıt ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenerek hüküm kurulduğunu, sonuç olarak; müvekkili kooperatifin elinde belirtilen döneme ait herhangi bir defter, kayıt ve belgenin bulunmadığını belirtmiştir.” tespitine yer verildikten sonra mevcut olan defter, kayıt ve belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini; tarafına görev verilmesinden sonra İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin kalemine gidilerek, daha önce bulunamayan 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait defter ve kayıtların bulunup, bulunamadığının soruşturulduğunu ve olumsuz cevap alındığını, bunun üzerine kooperatif yetkilisi ... ile görüşülerek, anılan yıllara ait defter ve kayıtlar hakkında bilgi istendiğini, adı geçenin “2004 yılı ve öncesine ait defter, kayıt ve belgelerin tamamının suç duyurusu ile ilgili soruşturmayı yürüten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiğini, kooperatifte sözü edilen döneme ait hiçbir defter, kayıt ve belge bulunmadığını” bildirdiğini, bu nedenlerle dosyada mevcut olan kayıt ve belgelerin yanı sıra daha önce alınmış olan bilirkişi raporları ile sınırlı inceleme yapılabildiğini; bu davada, davacı kooperatifin yönetim kurulunda görev yapan davalıların, icraatları ile yöneticisi oldukları kooperatifi zarara uğrattıklarının iddia edildiğini, Ana Sözleşmenin 48. maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan müteselsilen sorumlu olup, kooperatife tazmin etmekle yükümlü olduklarını, kusurlu olmadığını ispat eden üyeler ile karara muhalif kalıp durumu hemen denetim kuruluna yazılı olarak bildiren veya özrü nedeniyle toplantıda hazır bulunmayan üyelerin sorumluluktan kurtulacaklarını, davalı ... .../...’ın 10/06/1994/ 26/10/2003 döneminde yönetim kurulu başkanı olarak; davalı ...’nın 25/02/1996/ 02/03/1997 döneminde ve 19/04/1998/ 01/10/2001 döneminde muhasip üye, 01/10/2001/ 26/10/2003 döneminde ikinci başkan olarak; davalı ...’ın 01/10/2001/ 06/10/ 2001 döneminde ve 10/06/2002/ 26/10/2003 döneminde muhasip üye olarak görev yaptıklarını; 2002 yılı olağan genel kurul toplantısının 17/05/2003 tarihinde yapıldığını; okunan raporlar 26’ya karşı 29 oyla ibra edilirken, gündemin 4. maddesinde yönetim kurulunun 24’e karşı 33 oyla, denetim kurulunun ise 23’e karşı 33 oyla ibra edildiğini; 26/10/2003 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yeni bir yönetim kurulunun oluşturulmasıyla davalıların görevlerinin sona erdiğini; 2003 yılının olağan genel kurul toplantısının 16/05/2004 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulu ile denetim kurulunun oybirliği ile ibra edildiğini, gündemin 5.maddesinde önceki dönemlerde görev yapan yönetim ve denetim kurulu hakkında dava açılıp açılmamasının tartışıldığını ve görüşmelerin tamamlanmasından sonra “eski yöneticiler aleyhine hukuki sorumluluk davası açılmasının” oybirliği ile kabul edildiğini; ana sözleşmenin 36. maddesine göre, ibra edilmeyen yönetim kurulu aleyhine tazminat davası açılabilmesi için bu konuda genel kurulca karar verilmiş olması gerektiğini, kooperatif denetçilerinin genel kurul karar tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecbur olduklarını, bu sürenin geçirilmesinin dava hakkını düşürmediğini; görülmekte olan bu davanın kooperatif adına yönetim kurulu başkanı ... ile muhasip üye ... tarafından verilen vekaletnameye dayanarak açıldığını; davacı kooperatifin yöneticileri hakkında 2002 yılında İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi’nde ve 2005 yılında İzmir ...Ağır Ceza Mahkemesi’nde olmak üzere 2 ayrı ceza davasının açıldığını, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/06/2005 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında; ortaklardan bir kısmının suç duyurusunda bulunması üzerine kooperatifinin yönetim kurulu üyeleri (... ..., ..., ...) ile denetim kurulu üyeleri (..., ...) aleyhine “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na muhalefet edip, görevlerini ihmal ettikleri ve kötüye kullandıkları” gerekçesiyle dava açıldığını, yapılan yargılama sonunda; “Suç tarihinde ... başkanı olan sanık ... ...’nın, kooperatifin işlerini ortak olduğu ... Ltd. Şti.’ne yaptırdığı ve yine suç tarihinde kooperatif yönetim kurulu üyeleri olan sanık ... ile katılan sanık ...’in, sanık ...’in bu eylemine iştirak ettikleri ve bu suretle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun, 'yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat ya da dolayla olarak kooperatif ile kooperatif konusuna gören bir ticari muamele yapamaz' hükmüne aykırı hareket ettikleri iddia, savunma, dosya arasında mevcut bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı” gerekçesi ile “... ..., ... ve ...’in 1163 sayılı kanunun 59/6. maddesi delaleti ile aynı kanuna 3476 sayılı kanunla eklenen Ek:2 maddesinin 1. fıkrası gereğince her birinin ayrı ayrı 2’şer ay 15’er gün hapis ve 180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; Görevlerini ihmal suçundan dolayı TCK’nın 230 maddesi gereğince her birinin ayrı ayrı 2’şer ay 15’er gün hapis, 180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; Suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince, görevi kötüyü kullanmak suçundan ayrı ayrı beraatlerine” karar verildiğini; İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18/11/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında; bazı kooperatif ortakları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın suç duyurusunda bulunması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 03/02/2005 tarihli ...-... sayılı iddianamenin hazırlandığını, kooperatifin yöneticileri olan ... (...), ... ve ... aleyhine “görevlerini ihmal ettikleri ve kooperatifin varlıklarını zimmetlerine geçirdikleri” iddiası ile dava açıldığını, yapılan yargılama sonunda “sanıkların beraatlerine” karar verildiğini, katılanlar tarafından temyiz edilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma kararından sonra; “Sanık ... ... (...), ... ve ... hakkında zimmet ve görevi ihmal suçlarından kamu davası açıldığı; mahkemenin ilk kararı ile sanıkların beraatine karar verildiği, sanıkların ... yönetim kurulu üyeleri olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı Kasım ayı dönemini kapsadığı, kooperatife genel kurul kararı ile... adına ...’tan çekilen 15.000 TL kredinin yine ... tarafından yaklaşık 3.000 küsur lira faizi ile birlikte geri ödendiği, tahsil edilemediği belirtilen 93 adet senet tutarının 20.295 TL olduğu, bunun 24/02/2016 tarihli Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda belirtildiği, yine bu rapora dayanarak bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/11/2016 tarihli raporda 93 adet senetten 48 adet senet bedeli olan 11.250 TL’nin banka veznesinden tahsil edilerek ilgili hesaba geçtiği, bir kısım kooperatif ortaklarının verdiği senetlerin de tahsile konulduğu, bunların bir kısmının tahsil edilemediği, icra müdürlüklerinden istenen dosyaların ise süresi dolduğundan imha edilmiş olduğu tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanıklara atılı zimmet suçunu işlediklerine ilişkin delil elde edilemediği, bu arada sanık ... / ...’ın 18.09.2017 tarihinde vefat ettiği; Görevlerini ihmal suçu yönünden ise, 765 sayılı TCK’nun sanıklar lehine olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı Kasım ayını kapsaması nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 230. maddesine temas eden bu suçun asli zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, zamanaşımını kesen işlemler dahi aradan 7,5 yıldan fazla sürenin geçtiği” gerekçesiyle; “... .../...’ın 18/09/2017 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından sanık hakkında açılan kamu davasının TCK’nun 64/1 ve CMK 223/8 maddesi gereğince düşmesine; Sanıklar ... ve ... hakkında görev ihmal suçu yönünden ise 765 sayılı TCK’nun sanıklar lehine olduğu, suç tarihinin 2000-2013 yılı Kasım ayını kapsaması nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 230.maddesine temas eden bu suçun asli zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, zamanaşımını kesin işlemler dahi aradan 7,5 yıldan fazla sürenin geçtiği anlaşılmakla 765 sayılı TCK 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına; Sanıklar ... ve ... hakkında her ne kadar zimmet suçundan kamu davası açılmış ise de, açıklanan gerekçe karşısında sanıklara atılı zimmet suçunu işlediklerine iliş-kin savunmalarından başka mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil elde edilemediği anlaşıldığından sanıkların CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine” karar verildiğini; dosyada, dava konusu ile ilişkilendirilebilecek 2 rapor bulunduğunu; Emekli Müfettiş ...’un raporuna göre; davalıların görevlerine son verilmesinden sonra Yönetim Kuruluna seçilen ... ve ... tarafından suç duyurusunda bulunulması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen 28/11/2004 tarihli raporda, görülmekte olan davada istenilen tazminatla ilişkilendirilebilecek; “1- ...,..., ... ve ...’den alınan 9.000,00 TL tutarındaki senetlere, 26/10/2003 tarihinde yeni yöneticilere teslim edilen senetler arasında rastlanmadığı gibi adli emanete alınan senetler arasında da rastlanmamıştır. Bu durumda aksi kanıtlanıncaya kadar sözü edilen senetlerin, kooperatif yöneticisi olan..., ... ve ...’ın zimmetinde kaldığının kabul edilmesi gerekecektir. 2-10/07/2001/121 ve 31/08/2003/... numaralı yevmiye kayıtlarına göre 20.295,00 TL bedelli 93 adet senet ... Bornova Şubesine tahsile verilmiştir. Bahsedilen senetler muhasebe kayıtlarında tahsile verilmiş olarak gösterilmiş ise de, tahsile verildiğine ilişkin hiçbir kayıt ve belge ibraz edilmemiştir. Normal şartlarda tahsile verilecek senetlerin, bir bordro yapılarak bankaya teslim edilmesi gerekirdi. Sözü edilen muhasebe kaydına rağmen, senetlerin arkasındaki cirolara bakıldığında, yönetim kurulu tarafından, Yönetim Kurulu Başkanı...’ya verildiği anlaşılmaktadır. Mevcut kayıtlara göre, bu senetler ne kooperatife iade edilmiş ne de bedelleri tahsil edilmiştir. Bu haliyle 20.295,00 TL tutarındaki senetlerin tamamından, o dönemde yönetim kurulu başkan ve üyesi olan..., ... ve ... sorumludur. Tahsil edilen veya edilemeyen senetlerin akıbeti hakkında kesin bir bilgi edinmek, ... Bornova Şubesinde yapılacak inceleme ile mümkündür. 3-... Bornova Şubesinden alınan 15.000,00 TL,... adına alınmış ise de, işlem kooperatif kayıtlarında muhasebeleştirilmiş, başka bir ifade ile kooperatife intikal ettirilmiştir. Bu şekliyle zimmetten ve zimmet amacıyla hareket edildiğinden söz edilemez. Bu paranın oturma raporları için alınmış bir kredi olduğu iddia edilmiş ise de, bununla ilgili herhangi bir delil sunulmamıştır. Varsayalım ki böyle bir karar var. Bu durumda çekilen paradan 13.644,93 TL olarak kasaya intikal eden paranın, 7.518,00 TL’sinin alınamayan oturma raporları için har-candıktan sonra geri kalan 6.126,93 TL’sinin başka yerlerde kullanılmasının yasal bir sakıncası bulunmamaktadır." şeklindeki tespitlere yer verildiğini; emekli Sayıştay Denetçileri ...,... ve ...’dan alınan 23/12/2009 tarihli raporda; "22.05.2003 tarihli senet teslim bordroları ile ..., ...,... ve ...’dan 200,00 TL x 12 ay = 2.400,00 TL bedelli senetler alınmıştır. Senet alım bordrolarına göre alınan 48 adet senet bedeli 9.600,00 TL olup, 24/05/2003 tarih ve 80 numaralı yevmiye ile kayıtlara alındığı, ...,... ve ...’tan 25/05/2003 vadeli senet bedeli olan (200,00 TL x 3) 600,00 TL’nin tahsil edildiği ve 20/06/2003 tarihli ve ... numaralı yevmiye ile kayıtlara alındığı, yukarıda ismi bulunanlardan...’nın senet alım bordrolarının düzenlendiği tarihte kooperatif yönetim kurulu başkanı, ...’nın 2. başkan, ...’ın muhasip üye, ...’in ise kooperatif üyesi ve çalışanı oldukları anlaşılmaktadır. Sanıklar..., ... ve ... ve vekilleri savunmalarında; zimmete konu edilen senetlerin gerçekte hiç düzenlenmediğini, bordroların sehven düzenlendiğini, ortak senetlerinin, ortakların kendi cari hesaplarına yapacakları ödemeleri düzenleyen taahhüt senetleri olduğu ve önemli olanın ortaklardan alınan ödemelerin, ortağın cari hesabına kaydedilmiş olması ve bu hususta ortakla kooperatif arasında bir ihtilafın bulunmaması gerçeği karşısında bir zimmetin oluşmayacağı, Tanık ... ifadesinde; 2002 yılında kooperatife üye olduğunu, aynı zamanda kooperatifin işyerinde çalıştığını, kooperatifin olağan kongresinde, ortakların aidatlarının senetle ödenmesine karar verildiği ancak üye ortakların aidat olarak vermeleri gereken senetleri ya vermediklerini ya da göndermediklerini, kooperatifin 100’ün üzerinde üyesi bulunduğunu, kooperatif üyesi olarak kendisinin de senet imzaladığını, ortaklara motive etmek için bilgilendirdiklerini, kooperatif yönetiminde çalışanlar huzur hakları aldıkları için üye aidatı ödemediklerini, yöneticilerin ortakları motive etmek için senet düzenlediklerini söylediklerini, gerçekte üye aidatlarına yönelik herhangi bir senet düzenlenmediğini, sadece senet alındı bordrolarının düzenlendiğini, belirtmektedirler. Dosyada mevcut 28/11/2004 tarihli bilirkişi raporu, sanık ve vekillerinin savunmaları ile tanık beyanlarından, 22/05/2003 tarihli senet alındı bordrolarında belirtilen her biri 200,00 TL’lik olan senetlerin gerçekte olmadığı, sanıklar..., ... ve ... ile kooperatif çalışanı ... adına bahse konu senet alım bordrolarının sehven düzenlenip, kayıtlara alındığı, bunların aidat ödemelerine ait olduğu ve tahsil edildikçe cari hesaplarına kaydedildiği, zaten bu sanıklar ile ...’in aidatlarını ödemediklerine ilişkin bir tespit ve iddianın bulunmadığı, zimmetin ancak gerçekte düzenlenip kooperatif yönetimine teslim edilen senet bedellerinin tahsil edilmesine karşın kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi halinde mümkün olabileceği, bu konuda da yapılan bir tespit ve iddianın bulunmadığı, bu bakımdan sanıklar Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı..., 2.Başkan ... ve ...’ın iddia edildiği gibi bu konuda oluşmuş herhangi bir zimmet suçlarının bulunmadığı, keza bu senet alım bordrolarının düzenlendiği 22/02/2003 tarihinde görev yapan denetim kurulu üyelerinin de bu konuda oluşmuş herhangi bir suçlarının bulunmadığı tespit ve görüşüne varılmıştır" şeklindeki tespitlere yer verildiğini; davacı tarafın iddialarının niteliklerinin farklı olması nedeniyle ayrı ayrı incelendiğini; "2003 Mayıs ayında, ortaklık borçlarına karşılık yönetim kurulu üyeleri..., ... ve ... ile kooperatif çalışanı/ortak ...’den 9.600,00 TL bedelli 48 adet senet alındığı, bunlardan sadece 600,00 TL bedelli 3 adedinin tahsil edilip yasal defterlere kaydedildiği, geri kalan 9.000,00 TL bedelle 45 adet senedin akıbetinin belirsiz olduğu" iddiası ile ilgili olarak; 22/05/2003 tarihinde aynı zamanda davalı olan kooperatif yöneticileri olan..., ... ve ... ile kooperatif ortağı ve çalışanı ...’den ortaklık borçlarına karşılık senet alım bordrosu düzenlenerek toplam bedeli 9.600,00 TL olan senetlerin ticari defterlere kaydedildiğini, davalıların görevinin 26/10/2003 tarihinde sona erdiğini, senetlerin tahsil edilmiş olmaları halinde ticari defterlerde gösterilmesinin gerektiğini, tahsil edilmemiş iseler yeni yöneticilere teslim edilmesinin gerektiğini, ticari defterler incelendiğinde bu senetlerden sadece üçünün (25/05/2003 vadeli..., ... ve ...’e ait senetler) tahsil edildiğinin görüldüğünü, diğerlerinin tahsil edildiğini gösteren herhangi bir kayda rastlanmadığını, böylece sözü edilen senetler nedeniyle sadece 200,00 TL x 3 = 600,00 TL tahsilat yapıldığını, bu durumda 9.000,00 TL bedelli diğer senetlerin yeni yöneticilere teslim edilmesinin gerektiğini, 26/10/2003 tarihinde görevleri sona eren eski yöneticiler (davalılar) ile yeni yöneticiler arasında aynı gün devir protokolünün imzalandığını, kooperatifte mevcut olan ve yeni yöneticilere teslim edilen senetlerin bu protokolde mevcut olduğunu, ancak yeni yöneticilere teslim edilen senetlerin arasında dökümü yapılan 45 adet senede rastlanmadığını, buradan eski yönetici olan davalıların, ödemekle yükümlü oldukları 9.000,00 TL bedelli 45 adet senedi yeni yöneticilere teslim etmeyerek kendi üzerlerinde alıkoydukları sonucunun çıkmakta olduğunu, bilirkişi ...’un 28/11/2004 tarihli raporunda "yeni yöneticilere teslim edilmeyen 45 adet senet nedeniyle 9.000,00 TL’nin eski yöneticilerin (davalılar) zimmetinde kaldığının" belirtildiğini, eğer davalılar ve kooperatif çalışanı, üzerlerine aldıkları bu senetlere dayanarak 2003/Haziran ile 2004/Nisan aylarını kapsayan dönemde ödenmesi gereken aidat borçlarını ödemekten kaçınması nedeniyle aidat alacaklarının tahsili imkansızlaşmış olsaydı, bu değerlendirmeye itibar edilmesinin gerekeceğini ancak gerek kooperatif yöneticisi olan davalı yönetim kurulu üyelerinin ve gerekse kooperatif çalışanı ...'in kooperatiften geri aldıkları senetlere dayanarak ödeme definde bulunmadıklarını, kooperatiften geri alınan senetlere dayanarak ödeme definde bulunulmadığı takdirde, sözü edilen aylara ait aidat alacaklarının muhataplardan istenmesinin mümkün olduğunu, emekli Sayıştay denetçileri olan ..., ... ve... tarafından düzenlenen 23/12/2009 tarihli raporda bu konu ile ilgili olarak; “Sanıklar..., ... ve ... ve vekilleri savunmalarında; zimmete konu edilen senetlerin gerçekte hiç düzenlenmediğini, bordroların sehven düzenlendiğini, ortak senetlerinin, ortakların kendi cari hesaplarına yapacakları ödemeleri düzenleyen taahhüt senetleri olduğu ve önemli olanın ortaklardan alınan ödemelerin, ortağın cari hesabına kaydedilmiş olması ve bu hususta ortakla kooperatif arasında bir ihtilafın bulunmaması gerçeği karşısında bir zimmetin oluşmayacağı, tanık ... ifadesinde; 2002 yılında kooperatife üye olduğunu, aynı zamanda kooperatifin işyerinde çalıştığını, kooperatif olağan kongresinde ortakların aidatlarının senetle ödenmesine karar verildiği ancak üye ortakların aidat olarak vermeleri gereken senetleri ya vermediklerini ya da göndermediklerini, kooperatifin 100’ün üzerinde üyesinin bulunduğunu, kooperatif üyesi olarak kendisinin de senet imzaladığını, ortakları motive etmek için bilgilendirdiklerini, kooperatif yönetiminde çalışınlar huzur hakları aldıkları için üye aidatı ödemediklerini, yöneticilerin ortakları motive etmek için senet düzenlediklerini söylediklerinin, gerçekte üye aidatlarına yönelik herhangi bir senet düzenlenmediğini, sadece senet alındı bordrolarının düzenlendiğinin" belirtildiğini, devamında; “Dosyada mevcut 28/11/2004 tarihli bilirkişi raporu, sanık ve vekillerinin savunmaları ile kanık beyanlarından, 22/05/2003 tarihli senet alındı bordrolarında belirtilen her biri 200 TL’lik olan senetlerin gerçekte olmadığı, sanıklar..., ... ve ... ile kooperatif çalışanı ... adına bahse konusu senet alım bordrolarının sehven düzenlenip, kayıtlara alındığı, bunların aidat ödemelerine ait olduğu ve tahsil edildikçe cari hesaplarına kaydedildiği, zaten bu sanıklar ile ...’in aidatlarını ödemediklerine ilişkin bir tespit ve iddianın bulunmadığı, zimmetin ancak gerçekte düzenlenip, kooperatif yönetimine teslim edilen senet bedellerinin tahsil edilmesine karşın kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi halinde mümkün olabileceği, bu konuda da yapılan bir tespit ve iddianın bulunmadığı, bu bakımdan sanıklar Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı..., 2. Başkan ... ve muhasip üye ... iddia edildiği gibi bu konuda oluşmuş herhangi bir zimmet suçlarının bulunmadığı, keza bu senet alım bordrolarının düzenlendiği 22/05/2003 tarihinde görev yapan denetim kurulu üyelerinin de bu konuda oluşmuş herhangi bir suçlarının bulunmadığı tespit ve görüşüne varılmıştır” denildiğini, kooperatif yöneticisi olan davalılar ile kooperatifte çalışan ...'in, genel kurulda alınan karar gereğince 2003 yılı Mayıs ayında ortaklık borçlarına karşılık diğer ortaklarla birlikte davacı kooperatife 2003/Mayıs ile 2004/Nisan aylarında ödenmek üzere 12’şer adet senet verdiklerini, ..., ... ve ...'in, sadece 2003/Mayıs ayına ait senetleri öderken ...'nın sözü edilen senetlerin hiçbirisini ödemediğini, 2003/Ekim ayında görevleri sona erince kooperatife verdikleri senetlerin geri alındığını; takdiri mahkemeye ait olmak üzere, senetler aidat borçlarına karşılık verildiğine göre aidat borçlarının ödenmesi halinde kooperatiften geri alınan senet bedellerinin zimmete geçirildiğinden söz edilemeyeceğini, kooperatifin yeni yöneticilerine düşen görevin ödenmeyen aidatların bedelini davalılar ile dava dışı ...’den istemek olduğunu, adı geçenlerin "kooperatife senet verdikleri" gerekçesiyle aidat borçlarını ödemekten kaçınmaları durumunda kooperatifin zarara uğratıldığından söz edilebileceğini, davalıların kooperatife verip daha sonra geri aldıkları senetlere karşılık gelen aidatların tahsil edilmesi mümkün iken, senet bedellerinin zimmete geçirildiğinin kabul edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu; kooperatif ortaklarından alınan 93 adet senet bedelinin (20.295,00 TL) yönetim kurulu başkanı... tarafından zimmete geçirilmesi iddiası ile ilgili olarak; 10/07/2003-... numaralı yevmiye kaydına göre 3.635,00 TL, 31/08/2003-... numaralı yevmiye kaydına göre 16.660,00 TL bedelli ortak senedinin tahsili için ... Bornova Şubesine verildiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Bilirkişi ...’a görev verildiğini, düzenlenen 28/11/2004 tarihli raporda bu konu ile ilgili olarak; “Tahsile verilen bu senetlerde, kooperatifin kaşesi ve iki yöneticinin imzası haricinde...’nın adı ve imzası bulunmaktadır. Buna örnek olmak üzere, Niyazi Türkmen’e ait 25/12/2003 vadeli ve 200,00 TL bedelli senet ile ...’a ait 25/09/2003 vadeli ve 200,00 TL bedelle senedin fotokopileri dosyada mevcuttur. Şikayet dilekçesinde, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve...’a oldukları ve henüz tahsil edilmedikleri belirtilen 11.625,00 TL tutarındaki senetlerin vade ve meblağlarına açıklama getirilmiştir. Değerlendirme: Söz konusu senetler muhasebe kayıtlarında tahsile verilmiş olarak gösterilmiş ise de, tahsile verildiğine ilişkin herhangi bir doküman bulunmamaktadır. Normal olarak tahsile verilen senetlerin, bir bordro yapılarak bankaya teslim edilmesi gerekirdi. Yapılan muhasebe işlemine rağmen, arkalarındaki cirolara baktığımız zaman bu senetlerin Kooperatif Yönetimi tarafından Başkan...’ya verildiği anlaşılmaktadır. Mevcut kayıtlara göre, ne senetler kooperatife iade edilmiş, ne de senetlerin bedeli tahsil edilebilmiştir. 20.295,00 TL tutarındaki senetlerin tamamından devrin yönetim kurulu üyeleri olan..., ... ve ... sorumludur. Tahsil edilen veya edilmeyen senetlerin akıbeti hakkında kesin bir bilgi edinmek, Kooperatifin herhangi bir hesabı bulunmayan ... Bornova Şubesinde yapılacak bir inceleme ile mümkündür.” denildiğini, ... Bornova Şubesine tahsile verilen senetlerin bedelinin zimmete geçirilmesinin söz konusu olmadığının belirtildiğini, bu iddianın kabul edilebilmesi için söz konusu senet bedellerinin davalılar tarafından tahsil edilip, tahsil edilen bedelin kooperatife aktarılmamış olmasının gerekeceğini, senetler aidat borçlarına karşılık verildiğine göre senet borcunu ödeyen ortakların o aya ait aidat borçlarını ödemeyeceklerini, dolayısıyla aidat borçlarının devam edeceğini, hangi ortaklar tarafından verilen senetlerin bedellerinin tahsil edilmesine rağmen kooperatife ait defter ve kayıtlara intikal ettirilmediği belirlenmeden genelleme yapılarak bankaya tahsile verilen tüm senetlerin bedelinin davalılar tarafından zimmete geçirildiğinin kabulünün mümkün olmadığını; Arsa sahiplerine ait konutların oturma raporlarının alınabilmesi için kullanılan kredinin (13.544,93 TL) amacı dışında kullanılması iddiası ile ilgili olarak; arsa sahibi ile imzalanan Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince 7253 Ada, 1 Parsel üzerinde inşa edilen A Bloktaki konutların arsa sahibine verilmesi ve sözü edilen konutların oturma raporları alındıktan sonra teslim edilmesi gerektiğini, kooperatifin bunu karşılayacak parası olmadığı için 15/06/2003 tarihinde toplanan yönetim kurulunun kooperatifin üzerindeki haciz baskısı nedeniyle... adına kredi kullanılması yönünde karar aldığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda "23/06/2003 tarihinde kasaya 13.644,93 TL para girildiği ancak bu paranın kararla hiçbir ilgisi olmayan yerlere harcandığı; kredi kullanılması kadar kooperatifin borçlandırılmasının ve ilgisiz yerlere harcanmasının da usulsüz olduğu" hususunun iddia edildiğini, 23/06/2003- 106 numaralı yevmiye kaydından, kullanılan krediden 762,07 TL banka giderinin kesildiğinin, 40,00 TL vergi/harç, 553,00 TL ipotek gideri ödendiğinin ve kalan 13.644,93 TL’nin ise kasaya alındığının anlaşıldığını, kredi kullanılırken...’ya ait konutun (8708 Ada, 2 Parsel) teminat olarak gösterildiğini; Kooperatifin vergi borçlarını ödemek üzere 14/12/2000 tarihinde, kooperatifin ... Bankasındaki ... numaralı hesabından 3.500,00 TL çekilip,... adına açtırılan ... numaralı hesaba yatırılması ile ilgili olarak; davacı tarafın iddiasına göre bu para (3.500,00 TL), yönetim kurulu başkanı...’nın üzerinde (zimmetinde) kaldığını, davalıların ise "kooperatifin haciz baskısı altında olduğunu, bu nedenle bankadaki hesabında bulunan 3.500,00 TL’nin çekilerek... adına açtırılan hesapta muhafaza altına alındığını ve buradan kooperatifin işleri için harcandığını" iddia ettiklerini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında bu konuda herhangi bir tespit ve değerlendirmeye rastlanmadığını, mahkeme kararlarında da bu hususun gerekçelendirilmediğini, yapılan işlemin usule uygun olduğunun söylenemeyeceğini ancak özellikle haciz baskısı altındaki kooperatiflerde kooperatifin parasını muhafaza altına almak amacıyla sıkça başvurulan bir yol olduğunu, 3.500,00 TL’nin, yöneticiler tarafından zimmete geçirildiğinin kabul edilebilmesi için bu paranın muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmemiş olmasının gerekeceğini, davalıların iddiasına göre banka hesabından çekilen paranın kasayı girişinin yapılmadığını, bu savunmanın doğru olması halinde zimmetten söz edilemeyeceğini, bankadan çekilen paranın kasaya girilip girilmediğinin belirlenebilmesi için 2000 yılına ait ticari defterlerin incelenmesinin gerekeceğini ancak 2000 yılına ait ticari defterlerin kooperatifte olmadığı gibi Adli Emanete alınan defter ve kayıtlar arasında da olmadığını, bu nedenle 3.500,00 TL’nin zimmete geçirilip geçirilmediği konusunda kesin bir tespit ve değerlendirmenin yapılamadığını; sonuç olarak; senetlerin toplam bedeli olan 9.000,00 TL'nin zimmete geçirildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığını; aidat borçlarına karşılık ortaklardan alınan ve tahsil edilmek üzere bankaya verilen senetlerle ilgili olarak 20.265,00 TL'nin zimmete geçirildiğinden söz edilemeyeceğini, davacı tarafın senet bedellerini ödemelerine rağmen bazı ortakların aidat borçlusu olarak göründüklerini iddia ve ispat edemediklerini; kullanılan krediden 762,07 TL masraf kesildiğini, 40,00 TL vergi / harç ile 553,00 TL ipotek gideri ödendiğini, kalan 13.644,93 TL’sinin ise kasaya alındığını, kullanılan kredinin, oturma raporları için değil de diğer kooperatif ihtiyaçları için harcanması halinde zimmetten söz edilemeyeceğini, bu paranın kooperatifin ihtiyaçları için harcanmadığının iddia ve ispat edilmediğini; 14/12/2000 tarihinde kooperatifin bankadaki hesabından çekilip...’nın şahsi hesabına yatırılmakla 3.500,00 TL’nin zimmete geçirildiğinin iddia edildiğini, bankadan çekilen para kasa hesabına girilmiş ise, kooperatifin parasının zimmete geçirilmesinden söz edilemeyeceğini, bunun anlaşılabilmesi için 2000 yılına ait defter ve kayıtların incelenmesi gerektiğini, 2000 yılına ait defter ve kayıtların bulunmadığını bildirmiştir.

Bilirkişinin 2000 yılı defterlerine ilişkin beyanı üzerine defterler araştırılmıştır.

İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2022 tarihli cevabında; ... Esas ve... Karar sayılı dava dosyasında ... Kooperatifi’ne ait 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin ticari defter ve belgelerin bulunmadığını bildirmiştir.

03/02/2023 tarihli duruşmada mahkememizce davacı vekiline "davacı kooperatife ait 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin ticari defter ve belgeleri sunması ya da bulunduğu açık adresi bildirmesi için" 1 aylık kesin süre verilmiş, "verilen kesin süre içerisinde anılan defter ve belgelerin sunulmaması ya da bulundukları yerin bildirilmemesi durumunda 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin bu defter ve belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları, bu durumda mevcut deliller ve dosya ile davacı kooperatifin diğer defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılacağı ve yapılacak yargılama sonucunda mevcut defter, dosya ve deliller ile iddianın ispatlanamaması durumunda davanın reddine karar verilebileceği" hususu ihtar edilmiştir.

Bu ihtarat üzerine davacı vekili 20/02/2023 tarihli dilekçesi ile; İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında söz konusu defter, kayıt ve belgeler incelenerek hüküm kurulduğunu, davacı müvekkili kooperatifin elinde belirtilen döneme ait herhangi bir defter, kayıt ve belgenin bulunmadığını belirtmiştir.

Davacı vekili 27/10/2023 tarihli duruşmada da; bilirkişi raporunda belirtilen 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin defterlerin bulunmasının mümkün olmadığını, takdiri mahkemeye bıraktıklarını belirtmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 310. maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. "; 311. maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." düzenlemelerine yer verilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilecektir. Feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracak ve etkisini de onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğuracaktır. Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 07/07/2011 tarihli, ... Esas ve Karar sayılı kararında da işaret edildiği üzere, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 55/1. maddesi aidat toplama görevinin yönetim kuruluna aittir. Kooperatif ana sözleşmesinin 44/10. maddesi ise kooperatif adına dava açma ve davadan feragat yetkilerinin yönetim kuruluna ait olduğunu belirlemiştir. Somut olayda; davacı vekili davalılardan vefat eden... (...) (mirasçıları) hakkındaki davadan feragat ettiklerini bildirmiş olduğundan, bu davalının mirasçıları hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Toplanan deliller çerçevesinde diğer davalılar aleyhinde açılan davaya gelince; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3. maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte yönetim kurulu üyeleri iç ilişkide kooperatife karşı sorumlu olacaklardır. Aynı kanunun 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, ana sözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 98. maddesinin göndermesiyle dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı 553. maddesinde; "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde ile yöneticilerin sorumluluğuna gidebilmek için onların kusurlu olduklarının ispatı yükümlülüğü getirilmiş yani ispat külfeti altında olan taraf değiştirilmiştir. Bu çerçevede de kooperatif yöneticileri kendi kusurlarından kaynaklanan kooperatif borçlarından dolayı kooperatife, ortaklarına ve alacaklı 3. kişilere karşı sorumlu olmakla birlikte, kusursuz olduklarını ispatlama külfeti altında bulunmayıp, zarar iddiasında bulunan tarafın, yöneticilerin kusurunu kanıtlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda sorumluluğun söz konusu olabilmesi için öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticilerin kusurlu olduğunun ispat edilmesi gerekir. Somut olayda; davacı kooperatife ait 2000 yılı defterlerinin verilen kesin süreye rağmen sunulmamış ve sunulamayacağı hususu bildirilmiş olup, diğer yıllara ilişkin defterlerin yapılan incelemesi sonucunda ise defter kayıtları ile davalıların davacı kooperatifin parasını zimmetlerine geçirdikleri yönünde davacı iddiasının ispat edilemediği kanaatine ulaşıldığından, davalılar ... ve ... hakkındaki haklı görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

  1. Davalı ... ... (mirasçıları) hakkındaki davanın feragat nedeniyle REDDİNE,

  2. Davalılar ... ve ... hakkındaki davanın esastan REDDİNE,

  3. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın peşin olarak alınan 675,00 TL harçtan düşülmesi ile kalan 405,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine,

  4. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,

  5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'a verilmesine,

  6. Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,

Dair; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2023

Başkan ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Katip ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

beraatine”nedeniylezamanaşımıortadanizmirdüşmesinehükümkaldırılmasınaAlacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim