İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1017 E. 2024/264 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1017
2024/264
3 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1017 Esas
KARAR NO : 2024/264
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2023
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; karşı tarafın İzmir .... İcra Müdürlüğü'nde ...Esas Sayılı icra dosyası ile müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, icra takibinde müvekkiline gelen ödeme emrinde 60.000-TL ''... plakalı aracın Otopark ve çekici ücreti'' olarak yazdığını, müvekkilinin, ... plakalı aracı 30/03/2010 tarihinde... isimli şahsa Balya Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile Araç satış sözleşmesi ile sattığını, müvekkilinin bu satış itibariyle bu araçla bir ilişiği kalmadığını, ancak müvekkili adına araçların sorgusu yapıldığında ... plakalı aracın müvekkili adına çıktığını, müvekkilinin bu durumdan İzmir .... İcra Müdürlüğünde ... esas sayılı icra dosyasının tarafına gönderilen ödeme emrinin tebliğ ile haberdar olduğunu, müvekkilinin aracı sattığı şahsın 13 yıl boyunca aracın tescilini yaptırmadığını bilmediğini, davalı taraf ile dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde ... plakalı aracın yedieminine 2013 tarihinde çekildiği ve Jandarma tarafından bağlama tutanağı olduğundan bahsedildiğini, davalının bu aracın yediemin alacağı ücretinin tahsili için 10 yıldan fazla bir süre beklediğini haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, Türk Borçlar Kanunun 146 ila 161. maddeleri arasında borçlar için düzenlenmiş bulunan zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak belirlendiğini, davalının kanunda belirlenen 10 yıllık zamanaşımı süresini geçirdiğinin ortada olduğunu, bu durumun akıbeti açısından ... plakalı aracın neden, ne sebeple ve ne zaman yediemin otoparkına çekildiğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin aracın satışının yapıldığı Balya Noterliğine giderek tekrar aracın tescilinin ... adına yapılmak istendiğinde bu davaya konu İzmir .... İcra Müdürlüğünde ... esas sayılı icra dosyasında bulunan rehin sebebiyle tescil işlemlerinin gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin yaşlı olması sebebiyle icra takibine itiraz edemediğini, zamanaşımı itirazı ile belirtilen iddiaları kabul görmez ve mahkeme ayrı kanaatte ve görüşte ise, Yargıtay İçtihatları gereğince yine araç otopark ücreti olarak talep edilecek ve ödenecek bedelin, aracın satış bedelinin %25'ini geçemeyeceğinden dolayı müvekkili hakkında yapılan takipte talep edilen tutardan sorumlu tutulmasının yine mümkün olmayacağını, araç model ve yıl olarak icra takibinde talep edilen tutarın aracın satış bedelinin üstünde olduğunu, taraflar arasında bir sözleşme bağı kurulmadığı sürece davalının otopark ücreti talep edemeyeceğini, somut olayda 10 yılı aşkın süreyle sonucu otopark ücretinin aracın değerini aşacak boyutlara kadar ulaşmasında davalının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiğini, davalı ile yapılan Arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle ... Plakalı aracın Noter huzurunda resmi araç satışının yapıldığı 30/03/2010 yılından beri müvekkilinin kullanımında olmadığından dolayı borçtan sorumlu tutulamayacağından dolayı ve zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtiğinden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin İhtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve akabinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın yediemin deposu sahibi olup, otopark ve çekici hizmeti sunduğunu, müvekkilinin işletmekte olduğu yediemin deposunda muhafaza altında bulunan ve otopark hizmetinden yararlanan ... plakalı aracın "araç otopark ve çekici ücreti" alacağının tahsil edilmesi amacıyla İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden 7- örnek icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın yasal süresi içerisinde takibe itiraz etmediğini ve icra takibinin kesinleştiğini, kesinleşen icra takibinin ardından haciz işlemleri yapıldığını, borçlu tarafın üzerine kayıtlı bulunan taşınmaz ve araçlar için haciz şerhi işlendiğini, davacı yanın söz konusu aracın satın alan tarafından yaklaşık 13 yıl boyunca tescilinin yapmamış olduğunu ve bu sebeple üzerine kayıtlı araçtan haberdar olmadığını belirtmişse de bu durumun hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, bir kimsenin üzerine kayıtlı bulunan araçlarını kendi e-devlet hesapları üzerinden sorgu yaparak öğrenebileceklerini, bu sebeple satışı üzerinden 13 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen satış yapıldıktan sonra araçla ilişiğinin kalmadığı ve bu sebeple de borçtan sorumluluğunun bulunmadığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, karşı yanın borçtan kurtulmak istemesi sebebiyle kötüniyetli davrandığını, üzerine kayıtlı olarak gözüken ve aracın resmi olarak maliki olan kişinin araca ait herhangi bir ceza, vergi borcu veya araca ait olan bir borçtan sorumlu olduğunu, borcun sonucunda eğer başlatılmışsa icra takibinden sorumluluğun resmi kayıtlarda bulunan malik kim ise ona ait olduğunu, otopark ve çekici hizmeti veren müvekkilinin, karşı yanın aracını 10 yıldan fazla süredir muhafaza ettiğini, bu süre içerisinde müvekkiline ait yediemin deposunda yer işgal etmesinden kaynaklı bir borç olduğundan icra takibinin başlamış olduğu tarihin muaccel tarihi olduğunu, söz konusu otopark ve çekici ücretine ilişkin borcun 10 yıl önce var olmayıp, 10 yılın sonunda aracın otoparkta geçirdiği süre üzerinden hesaplanarak ortaya çıktığını, davacının aracın olarak maliki kalmaya devam etmesi sebebiyle ve yine borçlu tarafın aracın satışından sonra tescilin yapılıp yapılmadığı ile alakalı gerekli özen ve çabayı göstermediğinden, aracı fiili olarak kullanmaya devam etmese dahi söz konusu araçtan kaynaklı herhangi bir borçtan dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, karşı yanın, mevcut davayı açmakta hiçbir hukuki menfaati bulunmadığını, müvekkiline mağduriyet yaşatmaya çalıştığını, karşı yanın sadece kötü niyetle hareket ettiğini ve alacaklı müvekkilini zarara uğratmaya çalıştığını belirterek, haksız, usulsüz ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında belirtilen borç miktarınca davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; taraflar hakkında tacir araştırması yapıldığı, yapılan araştırmada tarafların ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına göre ticaret siciline kayıtlı tacir olmadıkları ve ayrıca vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre de tarafların tacir olmadığı bu nedenle davanın nispi ticari dava olmadığı, taraflar arasında vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu kapsamda davanın mutlak ticari dava da olmadığı, bu nedenlerle dava da görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
-
Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
-
Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
-
6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
-
Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin E-duruşma yolu ile yüzüne karşı ve davalı vekilinin yolu ile yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/04/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49