İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/840 E. 2024/164 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/840
2024/164
28 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/840 Esas
KARAR NO : 2024/164
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/10/2023
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.12.2014 tarihinde, Buca-Bornova otoyolunda ... Mevkiinde ... isimli şahsın yönetiminde bulunan ... plakalı tırın belirtilen bölgeye geldiği esnada davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın otoyol üzerinde devrilmesine ve bu suretle müvekkilinin feci şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, olay yerinde kolluk personelince düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin ise araçta yolcu olduğu halde kazaya uğraması nedeniyle kusursuz olduğunu, bu hususun sürücünün de kabulünde olduğunu, kaza neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin köprücük kemiğinin kırıldığını, kafasında ve vücudunun çeşitli yerlerinde derin yaralar oluştuğunu, temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını, bakıma muhtaç hale geldiğini, köprücük kemiği kırığında alçı uygulaması yapılmadığı için kendiliğinden iyileşmeye bırakıldığını bunun acısıyla gecelerce uyuyamadığını, çalışamaz duruma geldiğini, kaza tarihinde nakliyat sektöründe işçi olarak çalışmakta olan müvekkilinin kazaya bağlı yaralanmaları sebebiyle 2 ay boyunca çalışamaz hale geldiğini, bu hususun müvekkilinin olaydan sonra almış olduğu istirahat raporlarıyla da sabit olduğunu, kaza tarihinde kirada oturan müvekkilinin bu nedenle ekonomik anlamda müşkül duruma düştüğünü, geçici iş göremezlik sebebiyle kazanç kaybının davalıdan tahsili gerektiğini, ayrıca müvekkilinde kalıcı hasarlar olduğu, kas ve kemik gücünü kaza öncesi kadar verimli kullanamayacağı ve kullanamadığının şüphesiz olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin malül kalmış olması meslek hayatını ve gelecekte elde edeceği kazancını doğrudan olumsuz yönde etkilediğini, bu nedenle sürekli iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybının davalıdan tahsili gerektiğini, sigorta şirketine usulüne uygun olarak başvuru yapıldığını, hasar dosyası açıldığını, ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, akabinde arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve davalının mal kaçırmasının önüne geçilmesi adına davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak fazlaya dair her tür dava, talep, ıslah hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şimdilik sürücü ve araç malikine karşı açılan tazminat davası olan İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesine, davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, haklı davanın kabulüne, kaza tarihi olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte şimdilik; 10.000,00 TL geçici işgöremezlik sebebiyle kazanç kaybı tazminatı, 400.000,00 TL sürekli iş göremezlik sebebiyle kazanç kaybı tazminatı olmak üzere toplam 410.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız çıkacak davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Ceza Kanunun 66/e bendine göre "Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl" denilerek zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğunun belirtildiğini, bu bakımdan 25.12.2014 tarihinde meydana gelen kaza bakımından zamanaşımı süresinin 25.12.2022 tarihinde dolduğunu, huzurdaki davanın ise 27.10.2023 tarihinde açıldığını, zamanaşımı sebebiyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporu sunulmamış olduğundan müvekkili şirket tarafından kesin ve süresiz bir maluliyet raporu talep edildiğini ancak davacı tarafından eksiklik giderilmeden dava açıldığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kusur yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın ceza/ savcılık dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi' ne gönderilmesini talep ettiklerini, dava konusu poliçenin 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş olduğundan, iş bu dava konusu kaza sonucu meydana gelen zarar hesaplamasında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar ekinde yer alan hesaplama gereğince TRH-2010 tablosunun kullanılması gerektiğini, davacının maluliyetinin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, malul kalan kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik, geçici bakıcı, tedavi gideri talepleri teminat kapsamı dışında olduğunu, sürekli bakıcı gideri taleplerinin sürekli sakatlık teminatında olduğunu, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, yapılan ödemeler oranında zararın karşılandığı ve bu ödemeler için yine ayrıca müvekkili şirkete sosyal güvenlik kurumunca rücu edileceği düşünülerek bu ödemelerin hesaplanabilecek tazminat miktarından mahsubu gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan emniyet kemeri takmama ve hatır taşımacılığı sebebiyle ayrı ayrı %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından ve bu durum zararın artmasına sebebiyet verdiğinden hesaplanan zarardan indirim yapılması gerektiğini, davacının resmi geliri çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin KTK 99 hükmü gereği ancak hesaplamaya esas tüm belgelerle birlikte kendisine başvuru yapıldığı tarihten işleyecek olan faizle sorumlu tutulabileceğini, bu kapsamda davacı tarafından müvekkili şirkete eksik belge ile başvuru yapıldığından müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini belirterek, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine, KTK 97 hükmü gereği müvekkili şirkete yapılması gereken başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde, davacının yolcu olduğu ve davalının ZMM Sigortacısı olan ... plakalı tırın karıştığı 25.12.2014 tarihli tek taraflı trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle davalı sigorta şirketinden 10.000,00 TL geçici iş göremezlik, 400.000,00 TL sürekli iş göremezlik sebebiyle toplam 410.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı taraf süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
KTK 109. Maddesinde; "Motorlu araç kazalarından dogan maddi zararların tazminine iliskin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü ögrendigi tarihten baslayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden baslayarak on yıl içinde zamanasımına ugrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden dogar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman asımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
TBK nun 154. Maddesinde; " Aşağıdaki durumlarda zamanasımı kesilir:
-
Borçlu borcu ikrar etmisse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmussa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
-
Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme basvurmussa, icra takibinde bulunmussa ya da iflas masasına basvurmuşsa." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda davacı, zararı ve tazminat yükümlüsünü kazanın olduğu 25.12.2014 tarihinde öğrenmiştir. Bu husus dosyada mevcut bulunan hastane evraklarından ve ifade örneklerinden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla KTK 109/1 maddesinde belirtilen 2 yıllık süre 25.12.2014 tarihi itibariyle başlamıştır. Ancak dava aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiilden doğduğundan ceza kanununda düzenlenen uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir.
Davaya konu fiil taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır. TCK nın 89. Maddesinde; "Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kisi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
TCK nın 66. Maddesinde ise:" (1) Kanunda baska türlü yazılmıs olan hâller dısında kamu davası;
a) Agırlastırılmıs müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibes yıl,
c) Yirmi yıldan asagı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Bes yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbes yıl,
e) Bes yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Buna göre; taksirle yaralama suçunda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 8 yıldır.
26.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğü giren 7226 Sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde belirtilen süreler 2480 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olup buna göre bu tarihler arasında 95 gün zamanaşımı süreleri durma nedeni ile uzamıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında; davaya konu kazanın 25.12.2014 tarihinde meydana geldiği anlaşıldığından 8 yıllık zamanaşımı süresi durma süresi olan 95 gün de eklendiğinde 30.03.2023 tarihinde dolmuştur. Eldeki dava ise 27.10.2023 tarihinde açılmıştır. TBK nun 154. Maddesinde belirtilen zamanaşımının kesilmesini gerektiren bir durum da mevcut değildir. Bu nedenle dava, zamanaşımına uğradıktan sonra açıldığından, davalı tarafça da süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harcın başlangıçta alınan 179,90 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Yapılan harç ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin yargılama gideri olarak davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazılmaya gerek görülmeden artan gider avansının derhal taraflara iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
28/02/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12