İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/781 E. 2023/966 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2020/781
2023/966
21 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/781 Esas
KARAR NO : 2023/966
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 29/12/2020
KARAR TARİHİ : 21/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkette %50 payla kurucu ortağı olduğunu, şirketin bir diğer ortağı olan ...' in aynı zamanda münferiden temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olarak faaliyet yürütmekte olduğunu, şirket müdürü ...' in ‘rekabet yasağını’ ihlal edecek şekilde şirketi bilerek ve isteyerek zarara uğrattığını, şirket işleri için gelen siparişleri herhangi bir gerekçe göstermeden geri çevirerek, benzer siparişleri hakim ortağı olduğu ... A.Ş üzerinden gerçekleştirdiğini, ayrıca kendi şirketi olan ... A.Ş'ye yüklü miktarlarda fatura keserek, kendi şirketi ile iş yapma yasağına aykırı davrandığını, davalı şirketin faaliyet alanına giren işleri ... A.Ş. Üzerinden faturalandırıp satış yaparak, şirketi zarara uğrattığını, ayrıca şirket müdürünün davalı şirket tarafından üretilen makinayı haksız rekabet kurallarına aykırı davranarak kendi şirketine ait markanın ürünü gibi ifşa ederek yanıltıcı şekilde reklam ve tanıtım yaptığını, müvekkiline hukuka aykırı ve aşırı oransız Haksız rekabet sözleşmesi imzalatıldığını, İzmir .... Noterliğinin 25/06/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hukuka aykırı şekilde cezai şart talep edildiğini, müvekkili tarafından İzmir ....Noterliğinin 27/06/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile Rekabet yasağı sözleşmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle karşı cevap verildiğini, davalı şirket müdürününün haksız eylemleri sebebiyle şirket ortaklığının müvekkili için çekilmez hale geldiğini ve ortaklık ilişkisinin devamının olanaksız bir hal aldığını müvekkilin haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkmayı isteme hakkı ve şirketten esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin kendisine ödenmesini talep haklarının doğduğunu beyanla davanın kabulü ile, müvekkilinin tüm alacaklarının güvence altına alınması ve borçlarının durdurulması için teminatsız olarak davalının mal varlıklarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin dava dışı ortağı olan ve sicilde yetkili müdürü olarak görünen ...' in aynı zamanda bir anlamda amiral gemi niteliğinde olan ... Makine San. Tic. A.Ş 'e tarafından yürütülen projelere ek istihdam sağlamak, katma değer yaratıp yeni şirketler aracılığı ile ... şirketinin sahip olduğu müşteri ağı vasıtasıyla yeni ticari imkanlar yaratmak için sonradan kurulan ..., ... ve ... şirketlerini kurduğunu, ... şirketinin %50 ortağı ve şirket müdürünün ... olduğunu, ... A.Ş, nin ... tarafından yönetilmekte diğer bahsi geçen şirketlerin profesyoneller tarafından yönetilmekte olduğunu, davaya konu şirketin yönetiminden davacının sorumlu olduğunu, şirketin onun tarafından yönetildiği ve bilgisi dışında işlem yapılmadığının dosyaya sunulu maillerden anlaşılmakta olduğunu, davacı fiilen yönettiği müvekkili ... şirketini bir anda bırakarak ve dava dışı ... ile imzaladığı 24.01.2019 tarihli tasfiye protokolüne dayalı olarak yükümlü olduğu sorumlulukları yerine getirmeden müvekkil şirket den ve ortağından gizlice kurduğu 01.03.2019 kuruluş tarihli İdaş Makine ve San. Tic. Ltd.Şti. bünyesinde faaliyetlerine devam etmeye başladığını, diğer taraftan müvekkil şirket ortaklannın 04.06.2018 tarihli genel kurulda, TTK 626. Maddesi uyarınca düzenlenen rekabet yasağına ilişkin kısıtlamayı kaldırdıklarını, Hal böyle iken kaldırılan rekabet yasağına ilişkin olarak davacının iddialarının hukuken dinlenebilir nitelikte olmadığını, davacı taraf kendi kontrolünde olan müvekkili şirketin faaliyetlerini ve müşteri ilişkilerini düzenleyemeyerek yaptığı satışlarda makineleri teslim edemediği veya satılan makinelerin kurulumunda yaşanan problemler nedeni ile cezai müeyyidelere muhattap kaldığını, davacı tarafın müvekkili şirketin faaliyetlerinde başarılı olmayıp projelerde başarısız olunca 13.11.2018 ve 24.01.2019 tarihlerinde toplantı yapıldığını ve bu toplantıların tutanak haline getirilerek tarafların imzası altına alındığını, toplantılar sonucunda eksik projelerin tamamlanması ve borçların ödenmesi halinde ...'e ait hisselerin davacıya verileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, ancak davacının yükümlülüklerini yerine getirmeyince kendisine noter kanalı ile ihtarname gönderildiğini, Şirketin Öz sermayesini kaybettiğini, bu sebeple bir ortaklık payı söz konusu olmadığını beyanla davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
-
26/04/2017 Tarihli Bağlılık ve Rekabet Etmeme Sözleşmesi
-
04/06/2018 Tarihli Genel Kurul Kararı, Toplantı Tutanakları
-
24/01/2019 tarihli Protokol Tutanağı
-
Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının ... sr. ve ... sr. sayılı soruşturma dosyaları
UYAP üzerinden celp edilerek dosya arasına alınan Torbalı CBS'nin ... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde; şikayetçinin ..., şüphelinin ... olduğu, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri açıklama suçlarına ilişkin şikayetçinin müracaatı üzerine başlatılan soruşturmada savcılık tarafından 11/09/2019 tarihli karar ile şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şikayetçinin karara itirazı neticesinde İzmir ... Sulh Ceza Hakimliğinin 31/01/2020 tarihli kararı ile Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2019 tarih ve ... Soruşturma ve ... karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
UYAP üzerinden celp edilerek dosya arasına alınan Torbalı CBS'nin ... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde; şikayetçinin ..., şüphelinin ... olduğu, güveni kötüye kullanma ve haksız rekabet hükümlerine aykırı davranma suçlarına ilişkin şikayetçinin müracaatı üzerine başlatılan soruşturma dosyası olduğu anlaşılmıştır.
- Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları
Davalı şirketin ticaret sicil dosyası ile dava dışı şirketler ... Kağıt San. Tic. A.Ş. , ... Dış Tic. Ltd. Şti., ... Makine ve San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Yazılım San.ve Tic. A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
- SGK Cevabi yazısı
Torbalı Sosyal Güvenlik merkezine yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalı şirketin 31/03/2021 tarihi itibariyle herhangi bir borcunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
- Vergi Dairesi Cevabi yazısı
Torbalı Vergi Dairesine yazılan müzekkereye; davalı şirketin 24/03/2021 tarihi itibariyle herhangi bir borcunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
- Tanık Beyanları
Mahkememiz 08/06/2021 tarihli celsesinde davacı tanıkları ... ve ...'ın, 14/10/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ...'in ve 24/03/2022 tarihli celsesinde davalı tanığı ...' ün beyanları alınmıştır.
- Bilirkişi raporları
i) Mahkememizce, davalı şirket ticari defterleri üzerinde yerince inceleme yapılmak suretiyle, davalı şirketin mal varlığı değeri tespit edilerek davacının davalı şirketin ortaklığından çıkması için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığı oluşmuş ise çıkma payı ve kar payı hususlarında SMMM bilirkişi, Hesap bilirkişisi ve Makine Mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten aldırılan 17/10/2022 havale tarihli raporda özetle; Davanın, limited şirketten haklı sebeplerin varlığı nedeniyle çıkma ve ayrılma payının ödenmesi talebini içerdiği, Mahkemece haklı sebeplerin varlığı kabul edilirse, çıkma ve ayrılma payı ödenmesi yönünde karar verilebileceği, şirketin mali yönden rayiç değerlemesi yapıldığında: 2019-2020 -2021 ve 2022/Haziran bilançolarına bakıldığında Kaydi bilançosunda öz sermayesini kaybettiğinin tespit edildiği,
Davalı şirkete ait işyerine gidildiğinde şirketin faal olmadığı ve şirkete ait teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve tespitler sonucunda 36.225,00 TL'lik sabit kıymetlerinin olduğu tespit edildiği ve rayiç bilançoyu yaparken bu değerin esas alındığı,
Geçmiş yıllara yönelik yapılan incelemelerde; Kuruluş yılı olan 2014 den 2018 yılına kadar şirketin hiç satış yapmamış olduğu, kuruluş yılı olan 2014 yıllında 6.325 TL zarar ettiği, 2015 yılında 43.820 TL zarar ettiği, 2016 yılında 249.568,90 TL zarar ettiği, 2017 yılında 83.307,86 TL kar elde ettiği, 2018 yılında 32.654,12 TL zarar ettiğinin tespit edildiği, 2019 yılında 4.036.363,83 TL ciro yaparken, 2020 yılında cirosunun 93.772,44 TL' ye gerilediğini, 2021 yılında hiç ciro yapmamış olduğu, davalı Şirketin 2019 yılından sonra faaliyetlerinin sıfırlandığının anlaşıldığı, davalı Şirketin en son geçici vergiye tabi 30.06.2022 mali tablolarına ilişkin rayiç bilanço düzenlenmiş olduğu, bunun sonucunda öz kaynakların -292.860,80 TL negatif çıkmış (Özkaynağını kaybetmiş) ve özkaynağın negatif olması sebebi ile davacının çıkma payının hesaplanamamış olduğu, rapor edilmiştir.
ii)Taraf beyanları ve davalının itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden aldırılan 07/04/2022 havale tarihli ek raporda özetle; 2022 yılı dönem sonu Bilanço gelir tablosu incelendiğinde ilgili dönemde, hiç satışı olmamasına rağmen Pazarlama satış dağıtım giderlerinde 338.899,74 TL lik gider yapıldığının görüldüğü, Rayiç bilanço çalışmasının kök raporun tekrarı niteliğinde olduğu, 30.06.2022 verilerine göre rayiç bilançonun hesaplandığı, yeni döneme ilişkin rayiç bilanço yapabilmek için 31.12.2022 dönemine ilişkin Kurumlar vergisine esas bilanço gelir tablosunun istendiği ancak şirketin faaliyetinin olmaması ve verileri değiştirme niteliğine haiz (rayiç bilançoyu) kayda değer bir değişiklik olmaması ve şirketin yine öz kaynaklarını kaybetmiş (negatif) olması sebebi ile herhangi bir değişiklik olmayacağı için tekrar rayiç bilanço yapılmadığı,
Kök raporda; davalı şirketin en son geçici vergiye tabi 30.06.2022 mali tablolarına ilişkin rayiç bilanço düzenlenmiş olduğu ve bunun sonucunda öz kaynakların -292.860,80 TL negatif çıkmış (özkaynağını kaybetmiş) ve özkaynağın negatif olması sebebi ile davacının çıkma payı hesaplanamamış olduğunu,
Diğer taraftan; davacının itirazları doğrultusunda şirkete ait faydalı modelin değer tespiti yapıldığı ve bu tespitlere göre faydalı modelin değeri, ortaklığın ayrıldığı dönemdeki son bilanço verilerine göre (31.12.2018) 314.107,95 TL. olarak tespit edildiği, .30.06.2022 yılı rayiç bilançosuna eklenebilmesi için bu değerin yıllık yüzde 15 lik enflasyon öngörüsü ile değerlenmiş ve bu rakamın değerlenmesi sonucu Faydalı modelin değerinin 549.376,76 TL'ye ulaşmış olduğu, bu değerin 30.06.2022 rayiç bilançosundaki öz kaynak değeri olan -292.860,80 TL tutarındaki negatif özkaynağın üzerine eklenmesi ile 30.06.2022 tarihindeki davalı şirketin öz kaynak değerinin 256.515,96-TL olarak hesaplandığı, bu durumda ortağın çıkma payı ortaklık payının %50 olması sebebi ile 128.257,98-TL olarak hesaplandığı, rapor edilmiştir.
iii)Taraf beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden aldırılan 05/10/2023 havale tarihli 2.ek raporda özetle; faydalı model bedelinin özvarlığa eklenmesi veya eklenmemesi hususunun Mahkemenin takdirinde olmakla, her iki hale dair tespitlerin kök ve ek raporda yapılmış olduğu, Mahkemenin faydalı modelin değerlenmiş değerini esas alması durumunda ortaklıktan çıkma payının 128.257,98 TL olacağı, şayet faydalı modelin esas alınmaması durumunda ise davalı şirketin negatif özkaynağı nedeni ile müspet ortaklıktan çıkma payının bulunmadığı dolayısıyla önceki rapordaki tespitlerde bir değişiklik bulunmadığı, rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davalının dava şartı itirazı yönünden:
6102 sayılı TTK’ya 5/A maddesi ile getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 10/02/2020 tarih ve 2019/3048 – 2020/1093; 17/02/2020 T. ve 2020/197-2020/1578 sayılı kararları). Somut olayda davacının ortaklıktan çıkma ve tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek çözüme kavuşturulması gerektiği değerlendirilerek davalının arabuluculuk itirazının reddine karar verilmiştir.
Davanın esası yönünden:
Mahkememizce yapılan yargılama, getirtilen kayıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde;
Dava; 6102 sayılı TTK nun 638. maddesine dayalı olarak açılan şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin dayanağı olarak ileri sürülen iddiaların ispatlanıp ispatlanamadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.
Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.
6102 sayılı Kanun'un 638/1 inci maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı Kanun'un 638/2 nci maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.
Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önem arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).
Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765).
Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nın 2022/11-63 E. 2023/722 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava dışı ... ile birlikte davalı şirketin %50'şer hisse ile (200'er pay) kurucu ortağı olduğu, Torbalı ... Noterliğinin 30/09/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı şirket ana sözleşmesi ile davalı şirketin kurulduğu, davalı şirketin 02/10/2014 tarihinde Torbalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ... sicil numarasıyla tescil edildiği, dava dışı diğer ortak ...'in kuruluşta müdür olarak tayin edildiği, şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ile diğer ortak arasında imzalanan 26/04/2017 tarihli adi yazılı "... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortakları arasında bağlılık ve rekabet etmeme sözleşmesinin konusunun ...'ın iştigal konusu hakkında tarafların hali hazırda ve ileriye yönelik olmak üzere birbirlerine karşı bağlılık, özen, sır saklama yükümlülüğü ve birbirleri ile rekabet etmeme yasağına ilişkin olduğu, sözleşme 3. Maddesinde şirketin iştigal konusu olan makineler belirtilerek bu makinaların hiçbir suretle başka bir şirket veya herhangi bir kuruluş ortağı olmak suretiyle üretmesi ve ...yoluyla yerli veya yabancı başka bir şirkete ve kuruluşa destek vermesinin mümkün olmayacağının belirtildiği, sözleşmenin süre belirtilmeksizin geçerli olacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından diğer şirket ortağı ve müdürü olan ... tarafından rekabet yasağı sözleşmesinin sözleşmenin feshi beyanı ve sözleşme kapsamındaki 3.000.000 Euro cezai şartın ödenmesi istemiyle İzmir .... Noterliğinin 24/06/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiği; davacı ... tarafından bu ihtarnameye 27/06/2019 tarihinde İzmir .... Noterliğinin 27/06/2019 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi gönderilerek konu yer ve süre bakımından sınırlama yapılmayan sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu, bu sebeple cezai hükümlerin de geçersiz olduğu, diğer taraftan şirket müdürü ...'in diğer ortaklardan izin almadan şirket ile rekabet yasağına aykırı yaptığı iş ve işlemlerden dolayı zarar yaratması sebebi ile 3.000.000 Euro'nun ödenmesinin ihtar edildiği; ... tarafından gönderilen 30/12/2019 tarihli ihtarname ile ...'in şirket projelerini yerine getirmemesi sebebi ile şirketin zarara uğradığı, şirketin öz sermayesini kaybettiği ve borçlarını ödeyebilmesi için 1.753.294,44-TL bedelin 876.647,22-TL'sinden ...'in sorumlu olduğu belirtilerek şirket hesabına ödenmesinin ihtar edildiği; ... tarafından bu ihtara karşılık olarak İzmir .... Noterliğinin 09/01/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin zarara uğramasının sebebinin şirket işleri için gelen siparişleri ...'in herhangi bir gerekçe göstermeden geri çevrilmesi ve benzer siparişlerin hakim ortağı olduğu ... üzerinden gerçekleştirmesi olduğunun belirtildiği; ...'in 07/07/2020 tarihinde İzmir .... Noterliğinden TTK md. 614 uyarınca bilgi alma ve inceleme yapma hususunda ...'e ihtarda bulunduğu görülmüştür.
Davacının davalı şirket ortağı ...'in kendi şirketi ile iş yapma yasağını ihlal ettiği, davalı şirketin faaliyet alanına giren işlerin ... A.Ş. Üzerinden faturalandırılarak şirketin zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin olarak davalı tarafça ... A.Ş.'den daha sonra kurulan ..., ... ve ... A.Ş'nin ...'ın yürüttüğü projelerde ...'ın müşteri ağı da kullanılarak ek istihdam yaratılması amacıyla kurulduğu bildirilerek davacı tarafından şirketin tasfiyesi hususunda 24/Y01/2019 tarihli protokolün düzenlendiği, davacı tarafından protokol hükümlerine uyulmadığı ve davalı şirketten edindiği ticari sırları da aktarıp kullanarak ... Makine ve San. Tic. A.Ş.'yi kurduğunu, bilakis davalının rekabet kurallarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Mahkememizce taraf iddia ve savunmalarında bahsi geçen şirketlerin sicil kayıtları getirtilmiştir. Celp edilen kayıtların incelenmesinden,
... ve Ticaret A.Ş.'nin 25/12/2000 tarihinde tescil edildiği, 12/01/2017 tarihinde nevi değişikliği ile limited şirketten anonim şirkete dönüştüğü, ortaklarının ..., ... ile ... olduğu, son sicil kaydına göre 25/12/2019 tarihinden itibaren temsile münferiden yetkililerinin ... ile ... olduğu;
... San. Ve Tic. A.Ş.'nin 10/09/2020 tarihinde sicile tescil edildiği, kurucu ortakların ..., ... ile ... olduğu, son sicil kaydına göre 08/08/2018 tarihinden itibaren temsile münferiden yetkililerinin ..., ... ile ... olduğu;
... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 09/08/2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü olarak 20 yıl süre ile ... ile ...'in seçildiği;
Davalı ... ve kurulan diğer adı geçen şirketlerin adreslerinin ... A.Ş.'ye ait fabrika binası sınırları içerisinde olduğu;
...ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 26/02/2019 tarihinde tek ortaklı olarak tescil edildiği, tek ortak ve müdürünün ... olduğu anlaşılmıştır.
Diğer taraftan davacı ile dava dışı ortak arasında 12/11/2018 tarihli toplantı tutanağı ile davalı şirketin devam eden iş ve işlemleri yönünden kararın alındığı, yine davacı ile dava dışı ortak arasında düzenlenen 24/01/2019 tarihli protokol ile ... Ltd. Şti.'nin şirketin işleyiş sürecine dair kararlar alındığı, bunların yerine getirilmesinden sonra şirketin tasfiye edileceği yönünde uzlaşılarak belgeyi imzaladıkları; cevap dilekçesi ekinde sunulu söz konusu belgelerin davacı tarafça inkar edilmediği, davacı tarafından ...'e gönderilen 18/06/2019 tarihli mail içeriği ve maile ekli "tasfiye anlaşmasına yönelik taleplerim başlıklı belgenin davacı tarafından dosyamıza sunulduğu, incelenen toplantı tutanağı ile protokol hükümleri ve davacı tarafından gönderilen mail içeriği ile dosya doğrultusunda değerlendirme yapıldığında davalı şirketin savunmasında da belirtildiği üzere davalı şirket ile ... ve Ticaret A.Ş., ... San. Ve Tic. A.Ş. İle ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ticari iş ve işlemlerinin birbiri ile irtibat halinde olduğu, ticari iş ve işlemlerin bu şekilde yürütüldüğü, protokolde bu yönde "... Ltd. Şti.'nin 2019 yılı tüm alım - satım işlemlerini kendi şirketi üzerinde yapacaktır" şeklinde geçmişte diğer şirketler ile girift olarak ticari hayatlarının sürdürüldüğünün kabul edildiği Mahkememizce değerlendirilmiştir. Kaldı ki aynı sonuca davalının ticari defter ve bilançolarının incelenmesinden de ulaşılabilmektedir. Şöyle ki,
İncelenen davalı şirketi ticari defter kayıtlarına göre, davalı şirketin kuruluş yılı olan 2014'den 2018 yılına kadar hiç satışının bulunmadığı, diğer faaliyet sonuçlarına göre kuruluş yılı olan 2014 yılında 6.325-TL zarar ettiği, 2015 yılında 43.820-TL zarar ettiği, 2016 yılında 249.568,90-TL zarar ettiği, 2017 yılında 83.307,86-TL kar elde ettiği, 2018 yılında 32.654,12-TL zarar ettiği; 2019 yılında 4.036.363,83-TL ciro yaptığı, 2020 yılında cirosunun 93.772,44 TL'ye gerilediği, 2021 yılında hiç ciro yapmadığı, şirketin 2019 yılından sonra faaliyetlerinin sıfırlandığı;
04/06/2018 tarihli genel kurul toplantısında 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait bilanço kar zarar hesaplarının oylama sonucunda oybirliği ile tasdik olunduğu, geçmiş yıllarda şirket zarar ettiği için kar dağıtımı yapılamayacağı ve şirket müdürlerine 6102 sayılı TTK nın 626. maddesindeki iznin verilmesi hususunun görüşülüp oy birliği ile karara bağlandığı anlaşılmaktadır.
Haklı sebep kavramıyla ilgili temel hususlardan birisi, ortaklar arasında ortaklığı çekilmez hale getirecek derecede husumetin mevcut olmasıdır. Davacı taraf her ne kadar kendisi açısından ortaklığın çekilmez hale geldiği yönünde ifadeler kullanmış, diğer ortak ile şirketin mevcut işlerinin tamamlanıp tasfiyesi hususunda anlaşmaya varıldığı da gözetildiğinde şirket ortakları arasında ortaklığın çekilmez hale getirecek derecede bir husumetin olduğunun kabulü gerektiği, ortaklar arasında savcılık nezdinde şikayetlerde bulunulduğu, 2019 yılı itibariyle de davalı şirketin faaliyetinin sıfırlandığı, ortakların ayrı şirketlerde faaliyetlerinde devam ettikleri; ortaklar arasında ortaklık ilişkisinin devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira limited şirketlerin nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı hususları da göz önünde bulundurulduğunda davacının şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının gerçekleştiğinden çıkma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının ayrılma akçesinin tahsili talebi ise, aynı zamanda ortaklıktan çıkma talebi ile bağlantılı olup, TTK'nun 641. maddesine göre "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." Mahkememizce davacının ayrılma akçesinin belirlenmesi için bilirkişi heyetinden aldırılan raporda, ortak alacaklarının yarısının sermaye olarak değerlendirilmesi sonucunda öz kaynakların -292.860,80 TL olmak üzere negatif çıktığı, özkaynağın negatif olduğu, diğer taraftan davalı şirketin mekanik destekli vakum tutucu buluş başlığı ile 7669 sayılı Sınai Mülkiye Kanunu geçici 1. maddesi uyarınca mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
kapsamında 04.05.2016 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunmak üzere 21.01.2019 tarihinde Türk Patent Ve Marka Kurumundan faydalı model belgesi verildiği, davalı şirkete ait faydalı modelin değerinin bilirkişi heyeti tarafından 549.376,76 TL olarak hesap edildiği, bu değerin -292.860,80TL tutarındaki negatif özkaynağın üzerine eklenmesi öz kaynak değerinin 256.515,96-TL olarak hesap edildiği, bu surette davacının çıkma payının 128.257,98-TL olduğunun tespit edildiği, davacının talebi ile bağlı kalındığında davacının 2.000-TL ortaklıktan çıkma payının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacının, ortağı olduğu, Torbalı Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... ortaklığından ÇIKMASINA,
-
Davacı ortağın 2.000,00. TL çıkma payının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85. TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40. TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45. TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafça peşin harç olarak yapılan 54,40. TL, başvurma harcı olarak yapılan 54,40. TL olmak üzere toplam 108,80. TL ve davacının iş bu dosyada yaptığı ve karşıladığı toplam 3.229,10. TL yargılama gideri olmak üzere toplam 3.337,90. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının resen ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 21/12/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49