SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1354 E. 2024/92 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/1354

Karar No

2024/92

Karar Tarihi

6 Şubat 2024

T.C.

İZMİR

  1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/1354 Esas

KARAR NO : 2024/92

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 27/10/2016

KARAR TARİHİ : 06/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işveren davacı müvekkili ile davalı ... arasında 20/01/2015 tarihinde iş akdi imzalandığını, davalının müvekkilinin şirketinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin şirketi internet reklamcılığı alanında faaliyet gösterdiğini, işveren davacı ile davalı arasında çalışma alanın gerekliliğinden 5 yıl geçerli olmak üzere Rekabet Yasağı Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalı işçi 5 yıl süre ile internet reklamcılığı alanında faaliyet göstereceğini, işveren şirket ile ilgili yapmakta olduğu iş ve işinin konusu ve işleyişi hakkında şirketin çalışma prensipleri ve koşulları hakkında olan konuları özel hayatında kimse ile paylaşmayacağını, aksi takdirde işveren davacı şirketin davalı işçiden tazminat talebinde bulunabileceğini tarafların kararlaştırdığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi , işçi davalının 15/06/2016-16/06/2016 ve 17/06/20216 tarihinde ard arda işe gelmemesi ile tutanak altına aldığını ve böylelikle iş akdinin sona erdiğini, müvekkili şirket yetkililerinin edindiği bilgiye göre davalı Web Sıralama Hizmetleri ( ...) adlı işyerinde çalıştığını, ayrıca davalının müvekkilinin şirketinde çalışırken müşterisi olan ve şirket adına davalının ilgilendiği ... adlı davacı şirketin müşterisini halen müvekkili şirkette çalışıyor gibi arayarak önceki sözleşmenin yenilenmesini yapmaya çalıştığını, bu durum hizmet paketinin süresi sona eren müşteri, sözleşme yenilenmesi yapmak için arandığını tesadüfen öğrendiklerini, davalının davacı ile imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine rağmen, 5yıllık süre içerisinde aynı faaliyet alanında çalışan ve aynı işi yapan bir iş yerinde çalışması , müvekkili şirketin müşteri portföyünün davalı tarafından bu şekilde davalının yeni çalıştığı şirketten aranması, kullanılması, tarafların arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesini ihlal eder mahiyette olduğunu ve müvekkili şirketi maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını belirterek davamızın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere artırılmak üzere şimdilik 2.000-TL maddi zararımızın ve 50.000-TL manevi zararımızın davalından tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...,'ın davacı şirketinde 20.01.2015-14.06.2016 tarihleri arasında çağrı merkezi aktivasyon elamanı ( satış temsilcisi) olarak çalıştığını, davacı işveren tarafından 14.06.2016 tarihinde, bir gerekçe gösterilmeden ve haksız olarak müvekkilinin işine son verildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak işine son verilen müvekkili yasadan doğan işçilik haklarını davacı işverenden talep ettiği halde kendisine haklarının ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince , haklı bir neden olmaksızın işine son verilmiş olmasından doğan işçilik haklarından kaynaklı alacak davası açılmış olup, dava İzmir... İş Mahkemesinin,... E. Sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkili tarafından"Rekabet Yasağı Sözleşmesi" ya da bu nitelikte bir taahhütname imzalanmadığını, taraflar arasında iddia edildiği şekilde 5 yıl süreli bir rekabet yasağı sözleşmesinde imzalanmadığını, imzalandığı iddia olunan rekabet yasağı sözleşmesinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla, imzalandığı iddia olunan rekabet yasağı sözleşmesinin yasa ile belirlenen koşulları taşımadığından geçerliliğinin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirketin müşteri bilgilerini, yeni çalıştığı iş yerinde kullanmış olması mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkilinin söz konusu müşteri bilgilerine sahip olduğu ve müşterileri yanıltarak satış yaptığı iddiası doğru olsaydı, yeni çalıştığı iş yerinde yüksek satış rakamlarına ulaşması ve yüksek primli kazanç elde etmesi beklenirdi. Halbuki, müvekkilinin yeni çalışmaya başladığı iş yerinde, ilk ay çok düşük satış yaparak hiç prim geliri elde edemediğini, izleyen aylar da stadart miktarda satış gerçekleştirebildiğini, bu şekilde ,müvekkilinin ya da yeni çalışmaya başladığı iş yeri, hiç bir surette menfaat temin etmediğini, aynı şekilde davacı şirketin maddi ve manevi zarara uğradığı yönündeki iddialarının da gerçeğe aykırı olduğunu ,söz konusu müşterleriler nedeniyle yaşadıkları iddia olunan sorunlar, şirket çalışma prensipleri ve müşteri memnuniyetsizliğinden kaynaklandığını, belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı rekabet yasağının ihlaline dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin internet reklamcılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalının 20/01/2015 tarihli iş akdi sözleşmesi ile müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, akabinde davalının işe gelmeme nedeniyle iş akdinin sona erdiğini ve taraflar arasında 5 yıl geçerli rekabet yasağı sözleşmesinin davalının, aynı faaliyet konusunda başka bir işyerinde işe başlaması nedeniyle ihlal edildiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.

Davalı vekili, davacının iş akdini haksız feshettiği ve haklarının ödenmemesi iddiası ile İzmir... İş Mahkemesi' nde dava açtıklarını, rekabet yasağı sözleşmesinin yasanın aradığı şartları taşımadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davacı vekili ticaret mahkemesinde açmış olduğu davada yargılama aşamasında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğunu iddia etmiş ise de;

İşçinin iş akdinin feshinden sonraki dönemi kapsayan rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davalarda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairelerinin Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairelerinin ise İş Mahkemelerinin görevli olduğuna dair kararlar verdiğinden bahisle Daireler arasında görevli mahkemenin tespiti hususunda oluşan görüş farkının giderilmesinin talep edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu 29/01/2021 tarihinde toplanarak konuyla ilgili olarak verilen kesin kararlar nedeniyle görevli mahkemenin tespitine ilişkin oluşan ve saptanan çelişkinin giderilmesi bakımından Yargıtay’ın ilgili dairesinden karar alınması için başvuruda bulunulmasına karar verilmesi üzerine;

YARGITAY... Hukuk Dairesi'nin 03.12.2021tarihli ve ...Karar sayılı içtihadında;

"....IV. UYUŞMAZLIK

Yukarıda anılan ve birbirinden ayrışan İstanbul Bölge Adliye Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları gözetildiğinde, konuyla ilgili görevli mahkemenin tayini bakımından, 25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5/1-a maddesindeki “iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği” şeklindeki düzenlemenin rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davaları da kapsamına alıp almadığı, bir diğer söyleyişle konuyla ilgili uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin tayininde 7306 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK arasında bir hüküm çatışması bulunup bulunmadığı, hüküm çatışmasının varlığının kabulü halinde ise 7306 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki düzenleme ile 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesindeki düzenlemenin ilga edilmiş sayılıp sayılamayacağı hususlarında bir değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

V. UYUŞMAZLIKLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER

6102 SAYILI TTK

6102 sayılı TTK’nın 4/1-c bendi: Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ila 447. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.

6102 sayılı TTK’nın 5/1.fıkrası: Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

6098 SAYILI TBK

VII. Rekabet Yasağı

  1. Koşulları

MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.

Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

  1. Sınırlandırılması

MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.

Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.

  1. Aykırı davranışların sonuçları

MADDE 446- Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür.

Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır.

İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.

  1. Sona ermesi

MADDE 447- Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer.

Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.

MÜLGA 5521 SAYILI İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

MADDE 1- İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o Kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.

7036 SAYILI İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

Görev

MADDE 5- (1) İş Mahkemeleri;

a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,

b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,

c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.

VI. GEREKÇE

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlıkla ilgili değerlendirmelere geçilmeden önce, bir hususa daha işaret etmek gerekir ki, TTK’nın 1. maddesi bu Kanunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmekte olup 6098 sayılı Kanun’un 646. maddesi uyarınca TBK’nın Türk Medeni Kanunu’nun 5. kitabı ve onun tamamlayıcısı olarak addedilmesi nedeniyle TBK’da düzenlenen hükümlerin diğer kanunlarla ilişkilendirilmesine ilişkin yorum faaliyetinde, yöntemsel olarak, söz konusu üç temel kanuna yansıyan bu bütünlüğün göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Konuya bu bağlamda yaklaşıldığında; 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” kenar başlıklı 5. maddesi, madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişletmiş, 6098 sayılı TBK’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına almıştır.

Ancak, rekabet yasağına ilişkin TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen hükümler, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilemez.

İşçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, TBK’nın 396. maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olup TBK’nın 444. maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdü (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde değildir. Nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, TBK’nın 396. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün, serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.

Şu halde, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. Bu çerçevede, İş Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemelerinin görev alanları bakımından bir hüküm uyuşmazlığından bahsedilemeyeceği gibi 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile TBK’daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin TTK’nın 4. maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez.

Hal böyle olmakla, kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, TTK’nın 5. maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla, aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

VII. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 03/12/2021 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince (gerekçe yönünden çoğunlukla) sonuç itibarıyla oybirliğiyle kesin olarak karar verildi...." gerekçeleri ile uyuşmazlığın giderilmesine ve bu tür davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından aynı nitelikteki davalarda Ticaret Mahkemelerince verilen kararların esas yönden temyiz incelemesinin yapılmaya devam ettiği (örn: 13/12/2021 tarihli 2020/7241Esas- 2021/7112 Karar) ve önceki uygulama doğrultusunda görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre; İşçinin iş akdinin feshinden sonraki dönemi kapsayan rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai şart istemine ilişkin davalarda Yargıtay HGK'nun İçtihadı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin İçtihatlarına göre oluşan uygulamada Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilirken, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin son İçtihatlarında İş Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmektedir. Mevcut durumda "benzer olaylar" hakkında birbirine aykırı Yargıtay Kararları (Yargıtay 9. ve 11 Hukuk Dairesi Kararları) bulunmaktadır. Bu husus Yargıtay Kanunu gereğince İçtihatların Birleştirilmesi Yoluna Başvurulması nedeni olarak değerlendirilebilir bir durumdur. Mahkememizce yapılan yargılama tarihi itibarıyla bu konuda verilmiş bir İçtihadı Birleştirme kararı bulunmamaktadır. Yargıtay HGK ve 11. HD İçtihatları doğrultusunda yerleşmiş olan ve istikrar kazanmış uygulama, aynı doğrultuda Yargıtay 11. HD'nin Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığı çözer mahiyetteki yukarıda anılan İçtihadı, hukuk güvenliği ilkesi ve Yargıtay 9. HD'nin son İçtihatlarının bu aşamada istikrar kazanmış uygulama olarak kabul edilemeyecek olması karşısında; istikrar kazanarak uygulanageldiği üzere bu nitelikteki davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenmiştir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir (m.444/2). Rekabet yasağının sınırlandırılması, sonuçları ve sona ermesi de yine aynı kanunda devam eden maddelerde düzenlenmiştir.

Taraflar arasındaki 29/09/2015 tarihli hizmet sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlenmemiş ise de, 03/11/2015 tarihinde davalının işten ayrılması durumunda 5 yıl süre ile davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerde çalışmayacağının taahhüt edildiği, yer sınırlamasının ve cezai şart bedelinin belirlenmediği görülmüştür.

Rekabet yasağına ilişkin hüküm (m.444/2) ile Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, işçinin rekabet yasağına aykırı eylem nedeni ile işverenin maddi bir zararının doğması gerekmeyip, zarar doğma ihtimalinin bulunması yeterlidir (Yargıtay 11. HD., 26/11/2019 tarih, 2018/1961 E., 2019/7515 K.).

TBK 447 maddesine göre, ''Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer''

Davalının savunmasına esas İzmir ... İş Mahkemesi' nin ...Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde, işçi Sevim Özcan tarafından eldeki davanın davacısı işvereni aleyhine işçilik alacakları istemine ilişkin davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu 10/07/2019 tarihinde; " tanık anlatımlarından davacının iş akdini işe devamsızlık suretiyle kendisinin sonlandırdığı anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı alacaklısı olmadığı,

28/02/2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 933,30 TL brüt ücret alacağı,768,60-TL brüt yıllık izin ücreti alacağı yönünden davanın kabulüne, ispatlanamayan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücret alacağı ile ücret alacağı yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine " şeklinde hüküm tesis edildiği, davanın taraflarınca hükmün istinaf kanun yoluna taşındığı, inceleme yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... karar sayılı ilamında "Mahkemece yapılacak iş, davacının açıkça dinlenmesinden vazgeçmediği tanıkları ... ve ...'ın dinlenmesinden sonra oluşacak sonuca göre davacının işçilik alacakları konusunda karar vermekten ibarettir.

Kabule göre ise mahkemenin kısa kararında fazla çalışma ücret alacağı hususunda herhangi bir karar vermediği, gerekçeli kararında ise fazla mesai ücret alacağı talebinin reddine karar verdiği anlaşıldığından gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki bulunması da HMK'nun 298/2 maddesine aykırılık teşkil etmektedir. HMK'nun 297/son maddesine göre taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. " gerekçe göstererek ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırıldığı, akabinde yeniden yargılama yapan İzmir ... İş Mahkemesi ... Esas (yeni) sayılı dosyada ".....Gerek davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname içeriğinde, gerek davalı işveren tarafından tutulan tutanak içeriğinde, gerekse dinlenen tanık ifadelerinden davacının işten tazminatlarını alarak ayrılmak istediğine dair iradesini ortaya koyduğu, işten istifa ederek ya da tazminatsız olarak ayrılmak istemediği, buna karşın işveren tarafından bu durumun kabul edilmemesi üzerine davacının eylemli olarak iş akdini feshettiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı işten haksız olarak çıkartıldığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını destekleyen veya ispat eden herhangi bir delil sunamamıştır.

Dinlenen tanık ifadeleri ve dosyaya sunulan para makbuzları ile davacının asgari ücret4prim usulü çalıştığı, ancak davacının gerçek ücreti üzerinden sigorta primelinin gösterildiği, primlerin para makbuzu imzalatılarak elden ödendiği anlaşılmış olup dosyadaki deliller, banka kayıtları ve tanık ifadeleri kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile davacının geniş anlamda ücret alacaklarının bulunduğu tespit edilmiş olmakla, işçinin en temel hakkı olan ücretlerini alamaması sebebi ile davacının kıdemi de dikkate alındığında, iş akdini 4857 sayılı İş Kanunun 24. Maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun geçici 6. maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince, davacının kıdem tazminatını hak ettiği, ancak davacının kıdem tazminatının ödendiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, davacının fesih tarihindeki giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve kıdem tazminatı tavan ücreti de dikkate alınarak hesabı yapılan dosyaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının kıdem tazminatı isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği sonucuna varıldığından ve aksinin davacı işçi tarafından ispat edilememesi sebebi ile yasal şartları oluşmayan ihbar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. .... " gerekçe göstererek davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verildiği görülmüştür.

Somut olayda, davalının 20/01/2015-14/06/2016 tarihleri arasında, davacıya ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile aktivasyon elemanı olarak çalıştığı, taraflar arasında rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin de bulunduğu sabit olmakla, TBK 447 maddesinde, ''Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer'' hükmü emredici olarak düzenlendiğinden ve iş bu dava delil olarak sunulan İzmir... İş Mahkemesi' nin... Esas sayılı dava dosyasının incelemesinde davalı işçi tarafından iş akdinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varıldığından davacının maddi ve manevi tazminat isteminin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, artan 460,43 TL harcın davacıya iadesine,

  3. Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan maddi tazminat yönünden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  5. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan manevi tazminat yönünden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  6. Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,

Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2024

Katip ...

E imza

Hakim ...

E imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

maddeasliyeyargıtayticaret(HaksızmahkemesiRekabettenizmirhükümKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim