İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/901 E. 2024/385 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/901
2024/385
2 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/901 Esas
KARAR NO : 2024/385
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 29/11/2021
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta A.Ş.nin sigortalısının maliki bulunduğu... sevk ve idaresindeki... plaka nolu araç ile, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu 01.09.2017 tarihinde sebebiyet verdiği kazada yaralanan müvekkili...'da %16 maluliyet oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsü asli tam kusurlu olduğunu, davalı ...Sigorta A.Ş. 'ye 22.12.2020 tarihli dilekçeleri ile kaza sebebiyle müvekkilinde oluşan maluliyete ilişkin poliçe limitleri dahilinde tazminatın ödenmesi için belgelerle başvuru yapıldığını başvuruları Sigortaya 25.12.2020 de tebliğ edildiğini, davalı savcilik dosyasında uzlaşma olması nedeniyle ödeme talebi red edildiğini, müvekkili edimsiz uzlaşması nedeniyle ödemenin reddi hukuka aykırı olduğunu, müvekkili kaza sonrasında Buca Seyfi Demirsoy Hastanesinde ameliyat olduğunu, tedavileri uzun süre devam eden müvekkili geçirmiş olduğu kaza sebebiyle eski sağlık durumuna kavuşamadığını, müvekkili kaza nedeniyle çalışamadığı için işsiz kalıp geçim sıkıntısı yaşadığını, 01.10.1972 doğumlu olan müvekkili de Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurul Raporunda belirtildiği gibi müvekkilinin kaza sonrasında sağlık durumu canlı muayene ve tibbi belgelerle değerlendirme yapılarak müvekkilinin vücut fonksiyon kaybının, 30.03.2013 tarih, Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Heyet Rapor Yönetmeliği uyarınca %16, 20.02.2019 tarih, Erişkinler için Engelli Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca %16, 03.08.2013 tarih, Malulliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeği gereği günümüz 48 yaşına göre %16,Olay tarihi 45 yaşa göre %15 bulunduğu tespit edildiğini, müvekkilinde 180 gün geçici iş görmezlik, 30 gün bakım ihtiyacı bulunacağı tespit edildiğini, davalı sigortalısının sebebiyet verdiği kaza nedeniyle oluşan zararları karşılamakla sorumlu olduğunu, davalı sorumluluğunda bulunan ödemeyi yapmadığını, davalı sigortanın ödemeyi yapmaması sebebiyle mahkemenize başvuru zorunluluğu doğduğunu, açıkladığı nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, davalıların asli tam kusurla sebebiyet verdiği kaza nedeniyle, müvekkilinin malulliyeti sebebiyle, 4.000-TL sürekli iş görmezliği, 500-TL geçici iş görmezlik, 500-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000-TL tazminatın Zorunlu Trafik Sigortası poliçe limitleri dahilinde, davalı sigortadan 23.12.2020 başvuru tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile, davalı sürücü... ve ...dan 01.09.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan tahsilini, 50.000-TL manevi tazminatın davalı sürücü... ve malik ... müşterek ve müteselsilen 01.09.2017 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; Müvekkili davalı sürücünün %100 kusurla sebebiyet verdiği kazada yaralandığını, mahkememizin ara 26.05.2022 tarih ara kararıyla Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporu ile %18 malulliyeti tespit edildiğini, Aktüer hesaplama ile 1.046.069,93-TL. sürekli iş görmezlik, 729,17-TL geçici iş görmezlik, 1.777,50-TL. bakım gideri olmak üzere toplam1.048.576,60-TL maddi zarar tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile tespit edilen 1.046.069,93-TL sürekli iş görmezlik, 729,17-TL. geçici iş görmezlik, 1.777,50-TL. bakım gideri ile toplam 1.048.576,60-TL tazminat alacağını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Sigorta A.Ş. Vekili, 19.01.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddini, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasını, birlikte kusur durumları gözetilerek varsa bu hususlarda resen indirim yapılmasını, SGK nezdinde alınmış bir ödeme olup olmadığının sorgulanmasını, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesini, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini müvekkili şirket adına vekaleten talep etmiştir.
CEVAP: Davalı... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Menderes Caddesi üzerinden 302 Sokak istikametine seyretmekte olan müvekkilinin aracı ile ışık ihlali yaparak davacı tarafa çarpması sonucunda %16 maluliyete sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, yol şartları değerlendirildiğinde müvekkilinin Menderes Caddesinden 302. Sokağa dönüş ışıklarından karşı şeride ulaşana kadar yeterince hızlanması beklenemeyecek olduğunu, iş bu sebeple davacı tarafça sunulan raporlardaki maluliyet oranları yönünden Mahkemenizce Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesince rapor alınarak kesin bir oran belirlenmesi gerektiğini, haksız olarak açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ...vekili, cevap dilekçesinde özetle; Kaza süreci sonrasında müvekkili ve oğlu tarafından davacı taraf ile iletişime geçildiğini ve her türlü yardımda bulunma taahhüdü verildiğini, gerçekten de müvekkili tarafından davacı ile iletişime geçildiğini ve yürüme sıkıntısı çekmesi sebebiyle davacıya yürümesine yardımcı olacak dört ayaklı koltuk değneği götürülüp teslim edildiğini, ayrıca davacıya bu süreçte destek olmak amacıyla erzak vb. ev ihtiyaçları da müvekkili ve oğlu tarafından karşılandığını, bununla beraber müvekkili tarafından davacıya yardımcı olmak adına elden ödemeler de yapıldığını, müvekkili tarafından davacının eşine elden 500-TL ödeme yapıldığını, daha sonrasında müvekkili kardeşi vasıtasıyla elden 3.000-TL civarı ödeme ilettiğini, kaza tespit tutanağında her ne kadar kusur yönünden her ne kadar müvekkiline ait olan araç asli kusurlu olarak görülse de yeterli delil tespiti yapılmadığını, dosya genelinde sağlıklı bir kusur raporu alınabilmesi adına öncelikle tüm delillerin toplanmasını, takiben dosyanın kusur tespiti için Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, haksız olarak açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER: Arabulucu tutanakları, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurul Raporu, Tramer kaydı, Başvuru dilekçemiz kargo teslim belgesi,...Sigorta ret yazısı, Savcılık dosyası, Trafik tutanağı, hastane kayıtları, Vekaletname, Aktuer bilirkişi incelemesi, Tanık delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 15/03/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; davalı sürücü... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/b ve 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu. Davacı sürücü ... kazanın oluşumunda hatası ve kural ihlali olduğu. Hususundaki görüş ve kanaatimin nihai kararın takdiri makamınıza ait olmak üzere saygılarımla arz ederim..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 04/01/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...01.09.2017 tarihinde yaralanan ...'ın geçici iş göremezlikten kaynaklı bakiye maddi tazminat alacağının 729,17-TL olduğu, Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.046.069,93-TL olduğu, bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.777,50- TL olduğu, Davacının toplam maddi tazminat alacağının 1.048.576,60 TL'ye tekabül ettiği, Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 330.000,00- TL olduğu, Kusur durumuna göre tarafların sorumlu olduğu bedelin takdiriyle, Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur..."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi 28/06/2022 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporuna göre; "...Şahısta sol alt ekstremitesinin aynı bölgesinde farklı bozukluklar olduğundan önce Balthazard yöntemi ile ekstremite engellilik oranı belirlenip daha sonra "Tablo 3.2-Alt ekstremite engelliliğinden kişinin engellilik oranının hesaplanması." tablosundan faydalanılarak uygulandığında kişinin engellilik oranı %18 (yüzdeonsekiz) olarak bulunmuştur. Şahısta meydana gelen sol baldır kemik kırıklarının ortalama fizyolojik tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) ay olduğu, mahkeme dosyası incelendiğinde olay tarihinden itibaren 06.01.2018 rapor bitiş tarihi de dahil edildiğinde iyileşme süresinin 128 (yüzyirmisekiz) gün olduğunun söylenebileceği, şahıs adına düzenlenen davaya konu kazaya bağlı başka istirahat/çalışabilir raporunun varlığı halinde bu sürenin tekrar değerlendirilebileceği, takdiri mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla arz olunur. Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı sol baldır kemik kırıkları (sol tibia ve fibula fraktürü) nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 1 (bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı kanaatine varılmıştır..."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
-
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan maluliyete dayalı açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır.
-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı ...'ın maliki, davalı...'ın sürücüsü olduğu, davalı ...Sigorta A.Ş. Nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan ...plaka sayılı araç arasında 01/09/2017 tarihinde trafik kazası meydana geldiği, trafik kazası nedeniyle davacının %16 maluliyeti oluştuğu, davalı sigorta şirketinin soruşturma aşamasında tarafların uzlaşmış olması nedeniyle tazminat ödemesi yapmadığını, davacının uzun süren ameliyatlara rağmen iyileşemediğini ileri sürerek sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı, bakıcı gideri zararının karşılanması ile 50.000,00. TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı ...Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, davacının ceza soruşturmasında davalı şüpheli ile uzlaştığını, uzlaştırma konusu eylemden dolayı maddi tazminat davası açılamayacağını, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu'na 3 farklı başvurusu bulunduğunu, davacının dava öncesinde sigorta şirketine eksik evrak ile başvurduğunu ve dava şartının yerine getirilmeden dava açıldığını, davalı şirketin geçici iş gücü kaybı ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, davacının SGK'dan aldığı ödeme ile geçici dönem zararının karşılandığını, sigortalı aracın kusurunun ATK raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davacının gelir durumuna ilişkin bir delile dayanmadığını, dava konusu kazanın iş kazası olduğunu SGK tarafından gelir bağlanması halinde bunun hesaplanacak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davalının ancak temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde, davanın dava şartı arabuluculuk yerine getirilmeden açıldığını, dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazada davalının kusurunun bulunmadığını, davacının %16 maluliyetinin oluşmasının mümkün olmadığını, davacının kask ve dizlik kullanmaması nedeniyle hesaplanacak tazminattan müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının kaza sonrası davacı ile ilgilendiklerini, kendisine destek olmak üzere elden ödemeler yapıldığını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde, davanın dava şartı arabuluculuk yerine getirilmeden açıldığını, dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazada davalının kusurunun bulunmadığını, davacının %16 maluliyetinin oluşmasının mümkün olmadığını, davacının kask ve dizlik kullanmaması nedeniyle hesaplanacak tazminattan müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının kaza sonrası davacı ile ilgilendiklerini, kendisine destek olmak üzere elden ödemeler yapıldığını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
-
Mahkememizce ceza yargılaması dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, SGK kayıtları, kusura yönelik bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporları, maluliyet raporu, aktüerya raporu, tanık beyanları delil olarak değerlendirilmiştir.
-
Davalı taraflarca dava şartlarına yönelik itiraz ve defiler öncelikle incelenmiştir.
A-Davalı sigorta şirketi tarafından davacının soruşturma aşamasında 29/11/2018 tarihli uzlaştırma raporu ile sürücü davalı... ile uzlaştığını ve uzlaşma sonrasında maddi tazminat davası açılamayacağını savunmuştur. Gerçekten de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. Fıkrasının 5.cümlesi "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz." şeklinde düzenlenmiş olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairelerince hükmün katı bir şekilde uygulandığı, edimsiz uzlaştırmalarla ilgili olan vakıalara dayalı olarak dahi tazminat davası açılamayacağının kabul edildiği görülmüştür. Ancak mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede, anılan yasa hükmünün Anayasa'nın 10, 13, 17, 35 ve 36. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimi yapılması için başvuruda bulunulmuş, mahkememiz başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesi'nin 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı 26/07/2023 tarihli kararı ile "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, " karar verilmiştir.
İptal kararı ile birlikte davacının soruşturma aşamasında davalı ile uzlaşmış olmasının maddi veya manevi tazminat davası açılmasına engel oluşturmadığı gözetilerek yargılamaya devam olunmuştur.
B-Davalı sigorta şirketi vekili tarafından davacı tarafça aynı hususta Sigorta Tahkim Komisyonu'na 3 kez başvuruda bulunulduğu ileri sürülmüştür. Davacının ... Esas, ... Esas ve...Esas sayılı tahkim başvuruları mahkememizce dosya arasına alınmış, başvuruların incelenmesi neticesinde ...Esas sayılı hakem dosyasında 18/06/2020 K-... sayılı kararla usulden ret kararı verildiği, ...Esas sayılı başvuruda 08/08/2019 tarihli karar ile kısmen kabul kararı verilmiş ise de karara itiraz edilmesi üzerine 2010/2019 Tarih... sayılı itiraz hakem heyeti kararı ile hakem kararının kaldırıldığı ve başvurunun usulden reddine karar verildiği, yine ... sayılı başvuruda 17/07/2021 tarihli ... Karar numaralı hakem kararı ile başvurunun usulden reddine karar verildiği, dolayısıyla her üç dosyada da usulden ret kararı verildiği, usulden ret kararlarının kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilerek davalı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
C-Davalı tarafça eksik ve yetersiz evrakla başvuruda bulunulduğu savunularak KTK 97.maddesinde düzenlenen yazılı başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de, yerleşik yargısal uygulamaya göre yazılı başvuru şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olduğu, bu yönde bir eksiklik mevcut ise dahi bunun yargılama aşamasında tamamlanabileceği gözetilerek bu yöndeki itirazlar da yerinde görülmemiştir.
D-Davalılar tarafından davacının dava öncesinde arabuluculuk dava şartını yerine getirmediği savunulmuş ise de, Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 03/11/2022 tarihli ilamında "6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." şeklinde değerlendirme yapıldığı ve mahkememizce de benimsenen görüşe göre uyuşmazlık konusuyla ilgili alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğu bulunduğundan davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuk dava şartı uygulama alanı bulamayacağı, diğer davalı araç sürücüsü ve maliki yönünden ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmasına göre arabuluculuk dava şartı kapsamında olmadığı gözetilerek bu yöndeki itirazlar da yerinde görülmemiştir.
- Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
- Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
-
Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
-
Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
-
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
-
maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
-
maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
-
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;. Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
10-Dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesindeki kusur dağılımının tespiti için dosya adli trafik bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 15/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı araç sürücüsü...'ın KTK'nın 47/b ve 52/a-b maddelerini ihlal ettiği, davacının ise kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Davalı taraflarca rapora karşı bir kısım itirazlar ileri sürülmüş ise de, dava konusu kaza sonrasında trafik ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağının incelenmesinde davalı...'ın asli ve tam kusurlu olarak kolluk kanaati belirtildiği, yine davalı...'ın 01/09/2017 tarihli kolluk beyanında kırmızı ışıkta geçtiğini ikrar ettiği, bu haliyle dava konusu kazanın davalı...'ın asli ve %100 oranındaki kusuruyla gerçekleştiği kabul edilmiştir.
10-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 01/09/2017 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 16/06/2022 tarihli raporda davacının %18 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu, 128 gün iyileşme süresinin bulunduğu ve 1 aylık bakıcı yardımına ihtiyaç duyacağı yönünde rapor düzenlenmiştir.
Rapora karşı Davalı ...Sigorta A.Ş, Davalı ...ve davalı... vekillerinin ayrı ayrı sundukları itiraz dilekçelerinde davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği ve en az 7 hekimden oluşan bir kurul tarafından rapor düzenlenmesi gerektiği yönünde itirazda bulunulmuştur.
Mahkememizce itirazların incelenmesinde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyelerince düzenlenen rapora karşı rapor içeriğiyle ilgili somut bir itirazda bulunulmadığı, örneğin maluliyete esas alınan arızlarla ilgili bir hata veya eksiklik gösterilmediği veya cetvelde karşılık gelen maluliyet oranlarının yanlış olduğuna dair bir itirazın ileri sürülmediği, bu haliyle yeniden rapor alınmasını gerektirir somut bir itiraz nedeni bulunmadığından soyut itirazlar nedeniyle yeniden rapor alınmasının yargılamayı gereksiz yere uzatacağı gözetilerek yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
Dava öncesinde davacı tarafça dava dışı bilgi ve belgelerle alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulu'nca düzenlenen 01/12/2020 tarihli kurul raporunda davacının %16 sürekli maluliyeti ve 180 gün geçici iş gücü kaybı süresi tespit edilmiş, davacı tarafça dava dilekçesinde de bu miktara dayanıldığı görülmüştür. Bu raporda gösterilen oran ve sürenin öncelikle davalılar açısından kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmiş, aynı hususta Anayasa Mahkemesi'nin... Başvuru Numaralı ve 21/12/2023 tarihli bireysel başvuru incelemesi sonucu "somut başvuruya konu dava iş kazasına bağlı olarak meydana gelen iş gücü kaybından doğan zararın tazmini talebine ilişkindir. Bu tür davalarda kişilerin maluliyet oranının belirlenmesi uzmanlık gerektiren teknik bir konu olup nitekim mahkemeler de uygulamada tereddütlü durumlarda maluliyet oranının tespiti için resen ya da tarafların talebi üzerine bilirkişi incelemesi yoluna başvurmaktadır. Dolayısıyla bu tür teknik bir konuda, dava açtığı sırada kişiden maluliyet oranının gerçekte ne olduğunu net bir şekilde öngörmesini ve davadaki talebini buna göre kesin olarak oluşturmasını/sınırlandırmasını beklemek işin mahiyeti ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağdaşmaz. Bu bağlamda somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde SGK tarafından maluliyet oranının %14 olarak tespit edildiğinden bahsetmekle birlikte bu durumu bir olgu, maluliyetinin varlığına ilişkin hukuki bir delil olarak sunduğu, buna karşılık taleplerini bu oran üzerinden sınırlandırdığına dair bir ifade kullanmadığı, bilakis dilekçede bildirdiği tazminat miktarı dışında sair talep ve dava haklarını da saklı tuttuğunu belirttiği görülmüştür. Bu itibarla başvurucunun maluliyet oranı konusunda talebini sınırlandırdığından söz edilemeyeceğinden yukarıda ihlal sonucuna varılırken yapılan değerlendirmelerin yargılama usulü ilkelerinden olan ve hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olmasını, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar verememesini ifade eden taleple bağlılık ilkesini zedeleyen bir yönünün bulunmadığı da açıktır." şeklinde değerlendirme yapılarak, davacının açıkça talebini sınırlamadığı sürece olgusal olarak değindiği maluliyet oranı ile bağlı kalmayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça dava dilekçesinde davacının %16 oranında sürekli maluliyeti bulunduğu ileri sürülmüş ve bu hususta Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce düzenlenen raporda yer alan oranda maluliyet oluştuğu gösterilmiş ise de davacının ifadelerinde açıkça bu maluliyet oranıyla kendisini sınırlandırdığına dair bir ibare bulunmadığı gibi fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu da dikkate alındığında davacının %16 maluliyet oranı ile bağlı olmadığı, dosya kapsamında mahkememizce tespit edilen maluliyet oranına dayanabileceği ve bu hususun iddianın genişletilmesi niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Dava öncesinde 01/12/2020 tarihli kurul raporunda davacının %16 sürekli maluliyeti ve 180 gün geçici iş gücü kaybı süresi tespit edilmiş, mahkememizce alınan raporda ise davacının %18 oranında sürekli maluliyeti ve 128 gün geçici iş gücü kaybı süresi, 1 aylık bakıcı ihtiyacı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Her iki rapor arasında bir miktar farkılık bulunmakta ise de raporların incelenmesinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce düzenlenen raporda davacının alt ekstremite uzunluk farklılıklarından kaynaklanan maluliyetine ilişkin bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle farklılık oluştuğu, dosyaya getirtilen tedavi evrakları ve davacının 01/06/2022 tarihli çekin ve 03/06/2022 tarihli Radyoloji Anabilim Dalı raporlarına göre davacının alt ekstremitelerinde 95,6 cm ve 95,3 cm ölçüm yapıldığı, 0,3 cm ölçüm farkılığının cetvelde 0,1-1,9 farklılık aralığına isabet eden düzeyde maluliyet oranı eklenmesi gerektirdiği, bu haliyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce düzenlenen maluliyet raporunun %2 oranında daha yüksek sürekli maluliyet oranı bildirmesinin bilimsel verilerle desteklenen denetlenebilir ve dosya kapsamına uygun bir nedenden kaynaklandığından iki rapor arasında çelişki oluştuğunun söylenemeyeceği gözetilerek yeniden ve farklı bir rapor alınmasına gerek görülmemiş, davacının %18 oranında sürekli maluliyetinin oluştuğu, 128 gün geçici iş gücü kaybı süresinin bulunduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı bulunduğu kabul edilmiştir. Bakıcı ihtiyacının tam veya kısmi süreli olup olmadığı hususunda maluliyet raporunda bir belirleme yapılmamış, mahkememizce ayrıca hekim bilirkişiden alınan aktüerya raporunda davacının tibia kırığı nedeniyle iyileşme süresinde 1 aylık süreçte tam zamanlı bakım ihtiyacı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş, davacının geçirdiği kaza ve kırık bölgesinin kaynama-iyileşme süreci dikkate alındığında ilk 1 ay için tam zamanlı bakım ihtiyacının makul olduğu değerlendirildiğinden davacının 1 aylık tam zamanlı bakım ihtiyacı oluştuğu kabul edilmiştir.
11-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında davacının gelir durumu, TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak davacının uğradığı zararın tespit edilmesi gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından davacının asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği ileri sürülmediğinden hesaplama tarihindeki asgari ücret düzeyi ile TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre rapor düzenlenmesi için dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 03/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının 1.046,069,93-TL sürekli iş gücü kaybı zararı, 729,17-TL bakiye geçici iş gücü kaybı zararı ve 1.777,50-TL bakıcı gideri zararı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiş, rapora karşı davacı ve davalı taraflarca ayrı ayrı itirazlar ileri sürülmüştür.
A-Sürekli maluliyet tazminatı yönünden yapılan hesaplama ve itirazların incelenmesinde, taraflarca rapora karşı açık bir hata veya yanlışlık içerir itiraz nedeni ileri sürmediği, kusur ve maluliyet raporu alınmasına yönelik itirazların tekrar edildiği görülmüştür. Bu nedenle sürekli maluliyet oranı %18'e isabet eden 1.046,069,93-TL miktarda sürekli iş gücü kaybı zararı oluştuğu kabul edilmiştir.
Davalı taraflarca cevap dilekçesinde davacının iş kazası nedeniyle maluliyet aylığı alıp almadığının araştırılması talep edilmiş ise de mahkememizce SGK'ya yazılan müzekkereye verilen cevaplarda davacıya rücuya tabi bir ödeme yapıldığına dair bir kayıt yer almadığı, davacının SGK tarafından kendisine aylık bağlanması talebiyle müracaatta bulunup bulunmaması hususunun kendi muhtariyetinde olduğu, mahkememizce davacı buna zorlanamayacağı gibi, dava sonrasında böyle bir başvuruda bulunmuş olsa dahi bağlanacak maaşın peşin sermaye değerinin ilgililere rücu edilebileceği ancak bu aşamada davalıların mükerrer ödemeden kaçınmak için sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya ödedikleri tazminatın iadesini talep edebilecekleri, görülmekte olan dava aşamasında salt bir ihtimale dayalı olarak davacının idari başvuruya zorlanamayacağı değerlendirildiğinden davalıların bu yöndeki savunmaları kabul edilmemiştir.
B-Davacının geçici iş göremezlik süresi 128 gün olarak belirlenmiş olup bu sürede 12.024,96-TL zararının oluşacağı, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan 11.295,79-TL ödeme ile bu miktarda zararın karşılandığı, davacının bakiye zararının 729,17-TL olduğu tespit edilmiş, mahkememizce SGK'dan gelen cevabi yazılara göre davacıya ödenen geçici iş gücü kaybının tazminat hesabından mahsubu gerektiği dikkate alınarak raporda gösterilen miktarda bakiye zararın bulunduğu kabul edilmiştir.
C-Mahkememizce davacının bakıcı ihtiyacının tam veya yarı zamanlı olup olmadığı hususunda hekim bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen raporda davacının 1 aylık sürede tam zamanlı bakım ihtiyacı bulunduğu kanaati ile 1.777,50-TL bakıcı gideri zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraflarca somut bir itiraz nedeni ileri sürülmediğinden ve mahkememizce resen gözetilmesi gereken bir hatalı uygulama bulunmadığından davacının 1.777,50-TL bakıcı gideri zararı bulunduğu kabul edilmiştir.
12-Davalı taraflarca davacının kask veya dizlik kullanmaması nedeniyle müterafık kusur indirimi uygulanması talep edilmiş ise de, davacının yaralanma bölgesinin bacak bölgesinde bulunduğu, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği'ne göre motosiklet sürücülerinin kullanmak zorunda olduğu kaskın kullanılıp kullanılmamasının davacının yaralanmasına bir etkisinin bulunmadığı, davacının kaza sırasında dizlik kullandığına dair bir delil bulunmamakta ise de, bu hususta müterafik kusur indirimi uygulanması gerekip gerekmediği yönünden yapılan değerlendirmede, Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamında, "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
İtiraz hakem heyetince, davacının dizlik takmaması nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve itirazın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle itiraz başvuru ücretinin % 50’sinin davacıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmediğinden itiraz başvuru ücretinin % 50’sinden davacının sorumlu tutulması da doğru değildir."
Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı, 15/02/2023 tarihli ilamında da benzer şekilde değerlendirme yapılarak müterafik kusur uygulanması gerektiği yönündeki temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin eski tarihli uygulamasında motosiklet kullanıcılarının korucuyu elbise veya dizlik kullanmaması nedeniyle maluliyetin oluştuğu bölgeler de dikkate alınarak müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği yönünde kararlar bulunmakta ise de, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin mahkememiz kararı tarihi itibariyle yukarıda bir kısmı alıntılanan en güncel uygulamasında önceki tarihli bu uygulamanın terk edildiği, Karayolları Trafik Kanunu'nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde düzenlenmeyen koruyucu tertibatın kullanılmamasından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı yönünde görüş değiştirildiği görülmüş olup, mahkememizce yapılan değerlendirmede de, müterafik kusur indirimi uygulanabilmesi için zarar görenin yasa veya yönetmelik hükümlerine göre kullanılması gereken bir araç veya gereci kullanmaması ve bunun zararın artmasına neden olması gerektiği, bu haliyle yasal olarak zorunluluk bulunmayan dizlik veya koruyucu elbise kullanımı gerçekleştirilmemesinin müterafik kusur indirimi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin güncel uygulaması doğrultusunda müterafik kusur indirimi uygulanmamıştır.
13-Davalı ...ve... vekilleri tarafından cevap dilekçesinde davacıya yaralanma sonrasında bir kısım maddi yardımlar ve elden para ödemesi yapıldığı savunulmuş ise de açıkça ifaya yönelik olduğu belirtilmeyen ödemelerin maddi tazminat hesabından indirilemeyeceği, davalı tarafın ödemeleri elden yaptığını beyan etmesi ve elden ödemenin maddi tazminata istinaden borcun ifası kapsamında yapıldığının tanıkla ispat edilemeyeceği gözetilerek davalının ödemeye yönelik savunmasının maddi tazminat hesabını etkilemeyeceği değerlendirilmiştir.
14-Davalı ...Sigorta A.Ş. Tarafından davalının geçici iş gücü kaybı ve bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığı savunulmuş ise de davacının iyileşmesine ilişkin zararların poliçenin tedavi giderleri teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek davalının bu yöndeki savunmaları kabul edilmemiş, davalı sigorta şirketinin diğer davalılarla birlikte geçici iş gücü kaybı tazminatı ve bakıcı gideri zararından sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
15-Mahkememizce alınan kusur, maluliyet ve aktüerya raporlarına göre neticeten davacının; 1.046,069,93-TL sürekli iş gücü kaybı zararı, 729,17-TL bakiye geçici iş gücü kaybı zararı ve 1.777,50-TL bakıcı gideri zararı oluştuğu tespit edilmiştir.
Davalı ...Sigorta A.Ş.'nin kaza tarihindeki sürekli sakatlık teminatına ilişkin poliçe limiti 330.000,00-TL olup toplam zarardan bu miktarla sınırlı olarak sorumlu tutulmuş, geçici iş gücü kaybı ve bakıcı gideri zararının ise tedavi giderleri poliçe limiti 330.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla tüm davalılardan tahsili yönünde hüküm kurulmuştur.
14-Davalı araç maliki ve sürücüleri olan ...ve...'ın kaza tarihi 01/09/2017'den itibaren faiz ile sorumlu oldukları, davalı ...Sigorta A.Ş.'nin ise 25/12/2020 tarihli yazılı başvuru sonrası 8 iş günü içerisinde ödeme yapılmaması nedeniyle 08/01/2021 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek temerrüt tarihi itibariyle yasal faize hükmedilmiştir.
16-Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacının iddiaları ve dosya kapsamında toplanan deliller dikkate alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli maluliyet oranı, iyileşme sürecinin 128 gün gibi uzun bir süreye yayılmış olması, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kaza tarihi ile paranın alım gücü hususları ile birlikte değerlendirildiğinde takdiren 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilerek manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
17-Dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı kabul edilmiş ise de, Yargıtay'ın bu yöndeki değerlendirmesinin dava tarihi itibariyle ülkemizde yaygınlaşmadığı, gerek ilk derece mahkemelerince gerekse istinaf incelemelerinde sigorta şirketlerine karşı açılan tazminat davalarında arabuluculuk dava şartına başvurulmaması halinde dava şartı noksanlığı nedeniyle ret kararı verildiği, bu haliyle davacının arabuluculuk yoluna başvurmasında kusurunun bulunmadığı ve arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiği dikkate alınarak arabuluculuk ücreti davayı mutlak ticari dava haline getiren ve arabuluculuk görüşmelerinde taraf olarak yer alan sigorta şirketine yükletilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Maddi tazminat davasının KABULÜ İLE,
A-Sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan 1.046.069,93-TL maddi tazminatın davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu 330.000,00-TL ölüm ve sakatlık poliçe teminatı ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalılar ...ve... yönünden kaza tarihi 01/09/2017'den, davalı ...Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi 08/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
B-Geçici iş gücü kaybından kaynaklanan 729,17-TL ve bakım giderinden kaynaklanan 1.777,50-TL olmak üzere 2.506,67-TL maddi tazminatın davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin 330.000,00-TL tedavi giderleri teminatı ile sınırlı olarak sorumlu tutulması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalılar ...ve... yönünden kaza tarihi 01/09/2017'den, davalı ...Sigorta Anonim Şirketi yönünden temerrüt tarihi 08/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
-
Manevi tazminat davasının KABULÜ İLE, 50.000,00. TL manevi tazminatın kaza tarihi 01/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ve...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 75.043,77. TL harçtan peşin olarak alınan 59,30. TL ile ıslah harcı olarak alınan 3.564,34. TL harcın mahsubu ile bakiye 71.420,13. TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu 19.089,89. TL ile sınırlı tutulmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden davacı yararına takdir edilen 145.343,43. TL vekalet ücretinin davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu 51.876,00. TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat davası yönünden davacı yararına takdir edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalılar ...ve...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30. TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 3.564,34. TL toplamı 3.623,64. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafça sarf edilen 59,30. TL başvuru harcı ile 292,50. TL posta ve tebligat ücreti, 2.550,00. TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 2.901,80. TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
-
Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin davalı ...Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı... vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32