SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1349 E. 2024/361 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2018/1349

Karar No

2024/361

Karar Tarihi

25 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/1349

KARAR NO : 2024/361

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 12/11/2018

KARAR TARİHİ : 25/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil kuruluş, Almanya ülkesi yasaları çerçevesinde kurulmuş ve halen anılan ülke yasaları çerçevesinde faaliyet gösteren bir sosyal sigorta kuruluşudur. Müvekkilin sigortalısı ..., 08.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu bir trafik kazasında ciddi biçimde yaralanmıştır. Ekte bir örneği sunulan 08.11.2015 tarihli kaza tespit tutanağından da açıkça anlaşılacağı üzere, adı geçen sigortalının içinde yolcu olarak bulunduğu araç, zorunlu trafik mali sorumluluk sigortası ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ve davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araçla çarpışmıştır. Kazanın nedeni, adı geçen davalı sürücünün yapmış olduğu şerit ihlali olup, adı geçen sigortalınızın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk müdahalesi ülkemizde gerçekleştirilen adı geçen sigortalı, daha sonra, halen yerleşik olduğu Almanya ülkesinde tedavi görmüştür. Adı geçen sigortalının yaralanmasına bağlı olarak gördüğü tedavinin masrafları, müvekkil sigorta kuruluşu tarafından karşılanmıştır. Tedaviye ve masraflarına ilişkin belgeler, dilekçemizin ekinde sayın mahkemenin tetkiklerine sunulmuştur. Sorumlular hakkında dava ikame etmeden önce, 2918 S.K. m:98'de, 6111 S.K. m:59 ile yapılandeğişiklik çerçevesinde, davalı sigorta şirketi ile SGK'ye hasar başvurusunda bulunulmuş ise de bugüne kadar olumlu bir sonuç alınamamıştır. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, müvekkil davacı sigorta kuruluşunun, dava konusu kazada yaralanan davadışı sigortalısı için ödemiş olduğu toplam 11.258,98 EURO tutarındaki tedavi giderinin ödeme günündeki TL karşılığının, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 2918 S.K. m:98 kapsamında kalan kısmının, davalı SGK ile davalı işleten sürücüden; 2918 S.K. m:98 kapsamı dışında kalan kısmının ise, davalı sigorta şirketi ile davalı işleten sürücüden, davalı SGK bakımından, hasar başvurusunun kendilerine tebliği edildiği tarihe 8 işgünü eklenmesiyle ulaşılacak 05.11.2018 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi bakımından, hasar başvurusunun kendilerine tebliği edildiği tarihe 8 işgünü eklenmesiyle ulaşılacak 02.11.2018 tarihinden itibaren, davalı işleten sürücü bakımından ise, kaza tarihi olan 08.11.2015 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, vekaleten arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı dava dilekçesinde sigortalısı ...’ın 08/11/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yurt dışında yapılan ve davacı Sigorta Şirketi tarafından karşılanan tedavisine ilişkin tedavi ve tedavi yan giderlerini talep etmiştir. Kurumumuzun trafik kazası nedeniyle tedavi giderlerinden sorumluluğu Karayolları Trafik Kanununun 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ve Hazine Müsteşarlığınca 27/08/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir. Davacının sigortalısına yapılan tedavi gideri harcama tarihleri incelendiğinde 08/11/2015-16/03/2015 dönemine dair tedavilere ilişkin ve aynı tarihlerde yapılan ödemeleri içerdiği belirlenmiş olup davacı Sigorta Şirketinin Türkiye Cumhuriyeti tüzel kişiliği olmadığından ödeme yapılması imkanı bulunmamaktadır. İlgili Sigorta Şirketlerinin kimlerden oluştuğu Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde “Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalar” terimi kullanılmış olup Kanunun 101.maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu kanun hükmü gereği davacı Sigorta Şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında Türkiye de kaza sigortası dalında çalışma yetkisi bulunması gerekmekte olup davacının bu yetkiye sahip olmadığı ve...’ın tedavi giderlerini Almanya’nın mevzuatı gereği ödediği anlaşılmaktadır. Davacının müvekkil kurumla herhangi bir hukuki bağı mevcut değildir. Davacı Sigorta Şirketi Almanya da faaliyette bulunan bir sigorta şirketi olup Alman Tüzel kişiliği olup ...’ın da Alman Vatandaşı olduğu veya Almanya da sağlık sigortası bulunduğu ve bu itibarla tedavilerinin Alman Sigorta Şirketince karşılandığı anlaşılmaktadır. Davacının müvekkil kurumla herhangi bir hukuki bağı bulunmamaktadır. Kanunla yapılan düzenleme Sigorta Şirketlerinin tedavi giderlerine ilişkin primleri yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren belirlenen süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devretmeleri halinde Kurumun trafik kazalarından sorumlu olacağı ilkesine dayanmaktadır. Davacı Sigorta Şirketi Türkiye de faaliyette bulunmadığından Sosyal Güvenlik Kurumuna sağlık primi aktarımı yapmamıştır. Türk Kanunları ile yapılan düzenleme Türk Sigorta Şirketlerinin tedavi giderlerine ilişkin primleri yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren belirlenen süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devretmeleri halinde Kurumun trafik kazalarından sorumlu olacağı ilkesine dayanmaktadır. Davacı Sigorta Şirketi Türkiye de faaliyette bulunmadığı için Türk Kanunlarına göre yapılması gereken Sosyal Güvenlik Kurumuna prim aktarımını yapmamıştır. Kanunun yayımı tarihinden yönetmeliğin yayımı tarihine kadarki döneme ilişkin aktarımları düzenleyen Geçici 2.maddesinin 2.fıkrası ile ilgili sigorta şirketleri Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları bakımından, Kanunun yayımlandığı tarihten bu Yönetmeliğin yayımı tarihine kadarki dönemde düzenlenen Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçelerinden tahakkuk eden sigorta primlerinin bu Yönetmelik ekinde yer alan hesaplama yöntemine göre belirlenen kısmını Müsteşarlıkça belirlenen vadelerde Kuruma aktaracakları kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ile yapılan düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti gerçek ve tüzel kişilerine ilişkin hak ve mükellefiyetleri düzenleyeceği hususunun tartılacak bir durumu da yoktur. Bu nedenle yabancı ülke tüzel kişisi olan davacının kendi ülke vatandaşına kendi kanunları çerçevesinde yükümlü olduğu için yapmak zorunda olduğu tedaviden kaynaklı harcamaları Sosyal Güvenlik Kurumundan talep etme hakkı bulunmamaktadır. Müvekkil kurumun trafik kazasından kaynaklı sorumluluklarının yasal sınırları işbu düzenlemeler ile belirlenmiş olup, SUT hükümlerine göre gerekli ödemeler gerçekleştirilmektedir. Sigorta şirketleri ve Güvence Hesabından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacak meblağın belirlenmesi ve ödenmesi ile sağlık hizmetleri için teminat sağlanan sigortaların tespiti ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. Trafik kazası sebebiyle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarınca gerçekleştirilen tedavi giderleri bakımından, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Bakanlığına yapılacak ödemeye ilişkin usul ve esaslar Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca belirlenir. Ancak dava dışı ...’ın trafik kazasından kaynaklı ilk tedavisine Türkiye'de başlanmış olup, tedavinin devamını Kurumumuz ile anlaşması olmayan Sağlık Hizmet Sunucusunda(Almanya'da) gerçekleştirmiş olması Sağlık Uygulama Tebliğinin 1.7 maddesinde tanımlanan acil hal kapsamında olmadığından ve yine Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.2.19 maddesine göre ilk müdahalenin kurumumuz ile sözleşmesi olmayan sağlık hizmeti sunucusu tarafından yapılmadığından söz konusu tedavi giderlerinin kurumumuza yüklenmesi mümkün değildir. Keza konu hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün de görüşü aynı yöndedir. Davacının tedavisinin yurtdışı tedavi için SUT de belirlenen koşul ve şartların gerçekleşmediği saptanmıştır. Yukarıda izah edilen sebeplerle hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde talepte bulunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı vekilinin dava dilekçesinde 08.11.2015 tarihinde yaralanmalı trafik kazasına karıştığını belirttiği... plakalı araç, 08.03.2015 - 08.03.2016 bitiş tarihleri arasında geçerli olmak üzere ...numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile... adına maluliyet halinde kaza tarihi itibariyle şahıs basına 290.000,00 TL azami sorumluluk hadleri ile müvekkil sigorta şirketine sigortalıdır. Söz konusu maddi teminat miktarı davalı müvekkil sigorta şirketinin işbu poliçeden doğan sorumluluğunun üst limitidir. Davacı vekili dava dilekçesinde, söz konusu kaza nedeniyle sigortalısı...'ın yarlandığını, yaralanmasına bağlı olarak yerleşim yeri olarak Almanya'da gördüğü tedavi masraflarının davacı sigorta kuruluşu tarafından karşılandığını, müvekkil sigorta şirketi ile SGK'ya hasar başvurusunda bulunulmuş ise de herhangi bir ödeme yapılmadığı belirtilmiş ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.258,98 Euro tedavi masraflarının hasar başvurusunun tebliğ edildiğ tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ancak davacı vekilinin maddi tazminat talebini müvekkil şirkete yöneltmesinde yasal isabet bulunmamaktadır. Davacı yan işbu dava ile sigortalısına ödemiş olduğu tedavi giderlerinin tahsilini talep etmiş ise de; bu talebi Trafik Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışıdır. Davacının iyileşip iyileşmediği, kaza sonrası tedavisine devam edip etmediği, sakatlanmasına uygun tedavi görüp görmediği belli değildir. Davacı yanın taleplerini kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluktur. Dava konusu olayda hatır taşıması mevcuttur. Maddi tazminat talebinde bulunan davacı kazaya konu araçta yolcu olarak bulunmaktadır. SGK tarafından yapılan tüm ödemelerin ve bağlanan gelirlerin faizi ile birlikte hesaplanarak tespit edilecek tazminat miktarından mahsup edilmesi gerekmektedir. Arz ve izah edilen nedenlerle; esasa ilişkin cevaplarımız doğrultusunda da davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.

Davalı mirasçılar vekili cevap dilekçesinde özetle; "Görev dava şartı olduğundan, görevsizlik kararı verilmesini ve dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, mahkemenizin kanaati görevli olduğu yönünde ise; davanın zamanaşımına uğraması sebebiyle davanın esastan reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanın arabuluculuğa gönderilmesine, kusurun tespiti bakımından bilirkişiye başvurulmasına, müvekkilin babasının ehliyetinin tespiti için müzekkere yazılmasını talep edeceğimiz askeri birliğin adını bildirmek için tarafımıza süre verilmesine karar verilmesini, kazanın meydana geldiği zamanda yer zemininin nemli ve virajlı olması ancak ahmet topçu’nun kullandığı aracın hızlı olması ve devrekani-çatalzeytin yolunun çatalzeytine doğru gidiş istikametinde sol tarafta yolun kenarında yolAdan çıkmış vaziyette olması üçüncü kişinin ağır kusurunu ortaya koyduğundan müvekkillerimin babasının kusursuzluğunu ispatlamakta olduğunu, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla bilvekale talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle zarar görene yapılan tedavi ödemesinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.

Davalı... Mirasçıları tarafından arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğine ilişkin dava şartı itirazları değerlendirildiğinde;

Müteselsil sorumlu davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması ve HMK'nın 58.maddesinde değinildiği gibi ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olmasına göre, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabulucu kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar hakkındaki dava, mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmamakla, ticari davalarda, davalar açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvuru dava şartı olan, zorunlu arabuluculuğa ilişkin yasa hükümleri bu davalılar yönünden uygulanamayacaktır. Kaldı ki davanın açıldığı tarih (12/11/2018) itibari ile TTK' nun 5/A maddesinin uygulama alanı bulunmamaktadır.

Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; TBK.nun 46. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ayrıca tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise bu zamanaşımının uygulanacağını belirtilmiştir.

Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)

Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 08.11.2015 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince dava 12/11/2018 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda yaralama vuku bulduğundan, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanununa göre ceza zamanaşımı süresi nazara alındığında davanın süresinde açıldığı görülmüştür.

Davalı ... Mirasçılarının görev itirazı değerlendirildiğinde;

Uyuşmazlığın temelinde haksız fiili bulunmakta ise de, davalılardan ... Sigorta A.Ş.' nin sorumlulukları sigortacılık yasasından kaynaklanmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda, uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle, dava mutlak ticari dava olup, asliye ticaret mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan görev itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.

Davacı vekili, Müvekkilin sigortalısı yolcu komunda bulunan ..., 08.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu bir trafik kazasında yaralandığını, İlk müdahalesinin Türkiye' de yapıldığını daha sonra, Almanya ülkesinde tedavi gördüğünü ve tedavi masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını iddia ederek rücuen tazminat davası ikame etmiştir.

Davacının sigortalısı 08.11.2015 tarihli trafik kazasında ...plakalı araçta yolcu komunda olup, muris ... aynı aracın sürücüsü, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.

TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce dosyaya sunulan ve celp edilen tedavi evrakları incelenerek illiyet bağı ve kusura ilişkin raporlar aldırılmıştır.

İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 22/03/2021 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıdaki hususlar değerlendirildiğinde, dava konusu olayda; Sürücü...'ün, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...'nun ise kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan rapor kaza tespit tutanağı ile çelişmediğinden ve ayrıntılı olduğundan hükme esas alınmıştır.

Bilirkişiden alınan 31/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Davacı tarafın maddi tazminat talebi yurtdışındaki sağlık merkezinde yapılan tedavi giderlerinden ibarettir. Bu doğrultuda dosya içerisindeki tıbbi kayıtlar incelendiğinde davacının 4.569,10 Euro'luk tedavi giderinin 08.11.2015 – 27.11.2015 tarihleri arasındaki tedavilerden kaynaklı Ulm Üniversitesi kliniğinde yapılan tedavilere ilişkin olduğu ve mevcut tıbbi kayıtlara göre hastada C4, C5, C6, C7 servikal kırık ile T1, T2, T3, T4, T5, T6 vertebra kırığı ve L4 lomber vertebra kırıkları sebebiyle takip ve tedavinin yapıldığı ve toraks ezilmesi tespit edildiği görülmektedir. Ancak davacının Türkiye'de yapılan tedavilerini yürüten Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin anamnez bilgileri ve düzenlenen genel adli muayene rapor formunda, hastada solda minimal hemopnömotoraks, sağ orbital ciltte travmaya bağlı kalınlaşma ve sağ 7. kot arkusunda nondeplase kırık tespit edilmiş, mevcut kırıkların radyolojik bulgular göz önünde belirlendiği ifade edilmiştir. Yurtdışı sevki esnasında da hastanın soldaki minimal hemopnömotoraks bulgusunun hava ambulansı ile sevkinden önce çekilen grafilerde tamamen gerilediği de saptanmıştır. Davacının yurt dışındaki sağlık kuruluşunda bahsi geçen bölge kırıkları ile ilişkili herhangi bir bilgi Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi anemnez bilgileri ve kayıtlarında tarafımızca tespit edilememiştir. Bu doğrultuda değerlendirme yapılabilmesi için öncelikli olarak davacının yurt dışındaki tedavi sürecinde görmüş olduğu tedavinin 08.11.2015 tarihli kaza ile illiyedinin öncelikli olarak Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla tespiti gerekmektedir. Bu husustaki tespitten sonra tarafımızca maddi tazminat talebi hususunda değerlendirme yapılabilecektir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Bilirkişiler tarafından kesin kanaat getirilemediğinden 22/09/2022 tarihli celsede öncelikle davacı vekiline,

-Davacı vekiline sigortalının tedavi gördüğü hastanelere ilişkin düzenlenmiş tüm evrakları yeminli tercümelerini dosyaya sunması için 4 hafta kesin mehil verilmiş ve kesin mehile rağmen tedavi evrakları sunulmaz ise mevcut delil durumuna göre inceleme yapılacağı ihtar edilmiştir. Ara kararın sonucu yeni bir delil sunulmamış olup İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Dairesi'den alınan 12/05/2023 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; "08.11.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeni ile götürüldüğü Kastamonu Devlet Hastanesi ve sevk edildiği Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesinin tıbbi belgelerinin Kurulumuzda yapılan incelenmesinde; kafada, ekstremitelerde ve yüz bölgesinde yüzeyel cildi yaralanmalar, , sol 7. Kaburgada ayrıksız kırık ve akciğerde minimal hemopönomotoraks tespit edilerek, hastanede yatırıldığı, cerrahi bir müdahaleye gerek görülmediği, tıbbi tedavi ve takip uygulandığı, 11.11.205 tarihinde akciğerdeki hemopnömotoraksın düzlediğinin, 15.11.2015 tarihinde kişinin kendi istemi doğrultusunda hastaneden ayrılarak sigorta şirket aracılığıyla hava ambulansıyla yurtdışına gittiğinin kayıtlı olduğu, Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesinde kişiye uygulanan tedavilerin teşhis ile uyumlu olduğu, dosyada mevcut Almanca dilinden dilimize tercüme edilmiş tıbbi evrakta kişide bu kazaya bağlı torakal omurgalarında çoklu ve lomber omurgada 1 (bir) adet kırıktan bahsedilip buna yönelik tedavi yapıldığının kayıtlı olduğu, her ne kadar dosyada doğrudan omurgaya yönelik bir radyolojik tetkik mevcut olmadığından Kurulumuzca incelenememiş ise de, mevcut akciğer grafilerinde torakal bölge omurlarında kırık lehine değerlendirilebilecek bir bulgu tespit edilmediği, omurgaya yönelik yapılmış radyolojik tetkikle var ise, bunların Kurulumuza gönderilmesi halinde bu hususta yeniden değerlendirme yapılabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Sunulan rapor sonrası davacı vekili istinabe yazılmasını talep etmiş ise de, 22/09/2022 tarihli celse 1 nolu ara karar gereği sunulan dilekçede böyle bir talebin bulunmadığı görülmekle ve mahkemelerce usulüne uygun verilen kesin süreler davanın tarafları ile birlikte mahkemeleri de bağlayıcı nitelikte bulunduğundan ayrıca bu hususta delil toplanması talebi kabul edilmeyerek, doktor bilirkişisinden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve Bilirkişiden alınan 17/01/2024 tarihli ek raporunun sonuç kısmına göre; "Yaralanma neticesinde meydana gelen ve yurt dışında yapılan tedavilerin mağdurun geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde oluşan yaralanmalar ile doğrudan illiyedinin bulunduğunun kabulü halinde 4.569,10 Euro'luk tedavi giderinin 08.11.2015 — 27.11.2015 tarihleri arasındaki tedavilerden kaynaklı Ulm Üniversitesi kliniğinde yapılan tedavilere ilişkin olduğu ve SGK sorumluluğunda olacağı , diğer 9800,20 Euroluk bölümün ise hasta ücreti, iş göremezlik giderleri, katkı payı, tibbi medikal malzeme, evde bakım ve hekim hizmetleri giderlerine ait olduğu ve SGK sorumluluğunda olmadığı, yaralanma neticesinde meydana gelen ve yurt dışında yapılan tedavilerin mağdurun geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde oluşan yaralanmalar ile doğrudan illiyedinin olmadığının kabulü halinde ise toplam 14.369.30 Euroluk harcama bedelinden davalı taraf sorumlu olup olmayacağının Takdirinin Sayın mahkemeye ait olacağı kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Tüm bu nedenler ile, davacının sigortalısı 08.11.2015 tarihli trafik kazasında... plakalı araçta yolcu konumunda olduğu ve muris...' ün yaşanan trafik kazasında tam kusurlu bulunduğu sabit ise de, yaralanan sigortalının Türkiye' deki tedavi sonrası yurt dışındaki tedavisine yönelik yapılacak işlemlerin dosyada ki mevcut delillere göre somut olarak belirlenemediği mahkememizce verilen kesin süreye rağmen yeni bir delilinde sunulmadığı bu hali davacının zararını tam olarak ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan ve ıslah harcından mahsubuna,

  3. Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT madde 13/4 uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

  5. Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,

Dair, davacı ve SGK vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024

Katip...

e-imzalıdır

Hakim...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SebebiyleTazminat)VeCismaniZararizmirAçılanhükümTazminat(Ölüm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim