SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/344 E. 2024/344 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/344

Karar No

2024/344

Karar Tarihi

19 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/344

KARAR NO : 2024/344

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 30/06/2020

KARAR TARİHİ : 19/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı ...i sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, 13.04.2018 tarihinde sigortalının, maliki olduğu... plakalı aracını yıkatmak üzere davalı şirkete teslim ettiğini, buna ilişkin alınan fişin hasar dosyası içerisinde mübrez olduğunu, davaya konu kazanın, sigortalı tarafından aracı yıkatılmak üzere davalı şirkete teslim edildikten ve yıkama işlemi tamamlandıktan sonra aracın sigortalıya geri teslim edilmek üzere davalı şirketin görevlendirdiği bir kişi tarafından götürüldüğü sırada onun sevk ve idaresindeyken meydana geldiğini, ardından kaza tespit tutanağının da tutulduğunu, hasar ihbarı üzerine aldırılan ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalıya ait araçta oluşan toplam hasar miktarının 13.593,16 TL olarak hesaplandığını ve sigortalının zararı karşılandıktan sonra davalı oto yıkama firmasına rücu edilebileceğinin tespit edildiğini, davalı şirketin olayda kusur ve sorumluluğunun ortada olduğunu, gerçek zarar bedelinin kasko poliçesi dahilinde sigortalıya 10/08/2011 tarihinde ödendiğini ve sigortalının yerine kaim olunduğunu, dava haklarının müvekkiline intikal ettiğini, zararın sorumlusu ve muhatabı olarak oto yıkama gibi motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan bir teşebbüs olan davalı firmanın, kendisine teslim edilen bir motorlu araçta oluşan veya bu aracın neden olduğu bütün zararlardan ötürü sorumluğu bulunduğundan, aracın davalı firmaya teslimi ile birlikte aracın hakimiyeti, her türlü bakım, özen, dikkat yükümlülüğü de davalı oto yıkama firmasına geçtiğinden, müvekkili sigorta şirketince ödenen tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsili amacıyla davalı tarafa karşı icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazların yerinde olmadığını belirterek, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı yan aleyhine alacak miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının davaya cevap vermediği, ancak vekaletname sunduğu görülmüştür.

Dava, kasko sigorta şirketince ödenen maddi tazminatın 3.kişiye rücu için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Açılan dava öncelikle mahkememizin ... Esasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonucunda 16/09/2021 tarihinde; "Davanın reddine, " şeklinde karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş olup, İzmir ... ... H.D. ... Karar sayılı ilamında; " Dosyadaki yıkama fişine göre, aracın olay günü davalı şirkete yıkanmak üzere bırakıldığı anlaşılmakta olup, davalının sorumluluğunun gerek KTK 104.madde ve gerekse TBK 55.madde hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek, bu kapsamda kaza tespit tutanağındaki sürücülerin tutanak mümzi olarak ayrıntılı ifadelerinin alınması, gerektiğinde bahse konu araç yıkama fişi de eklenerek davalı tarafın isticvap edilmesi, sigortalı aracı kullanmakta olan...'ın SGK'dan hangi iş dalında ve hangi şirketlerde çalışmış olduğuna dair işveren ünvanlarını da içerir şekilde ayrıntılı dökümlerin getirilip, ayrıca şahsın yaptığı işe dair emniyet araştırması da yaptırılarak, aracı kaza günü ne sebeple kullanmakta olduğunun tespiti ve sonucuna göre, aracın yıkama işleminden sonra davalı şirket sorumluluk ve denetiminde hasara uğrayıp uğramadığının tüm bu araştırmaların sonucuna göre belirlenmesi, ayrıca davanın dayanağı niteliğindeki davacının ödeme evrakının da dosyada yer almadığı görülmekle dosyaya kazandırılması gerekirken, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerekmiştir." gerekçe göstererek mahkememizce verilen kararı kaldırmıştır.

HMK' nun 23. Maddesine göre; Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılabilir. Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.

Kural olarak bozma kararına uyulması ile usuli kazanılmış hak doğar. Ancak usuli kazanılmış hakkın birtakım istisnaları bulunmaktadır. Usuli kazanılmış hak ile ilgili şu açıklamaların yapılmasında yarar vardır:

Mülga 1086 sayılı Kanunda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Türk Hukuk Lûgatında da “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 676). 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarihli ve ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usuli kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usuli kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usuli kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanunda usuli kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği 6100 sayılı Kanun hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır; çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve ... Karar sayılı kararında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmakta ve ayrıca Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.

Bu aşamada usuli kazanılmış hak kurumunun istisnalarından da bahsetmek gerekir; Mahkemenin görevi ile ilgili usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Karar henüz kesinleşmeden geçmişe etkili olarak çıkarılan bir kanun hükmü de usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturur. Yargıtayın bozma kararından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkarılmış olması da usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edilirse öncelik usuli kazanılmış hakta değil Anayasa Mahkemesinin iptal kararında olacaktır. Usuli kazanılmış hakkın bir diğer istisnası ise kesin hükümdür. Kamu düzenine aykırılık da usuli kazanılmış hakkın istisnalarından bir diğeridir. Nihayet son olarak; Yargıtayın kararı her türlü yorumun, hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında, açıkça ve tartışmasız olarak başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıkta maddi hataya dayalı ise ve onunla sıkı sıkıya bağlı olduğu hâlde usuli kazanılmış hak ilkesi uygulamayacaktır.

Somut olayda, her ne kadar istinaf incelemesini yapan İzmir BAM. ... Hukuk Dairesi,... Karar sayılı ilamı ile mahkememizin görevine ilişkin bir değerlendirmede bulunmamış ise de, az evvel yukarıda da bahsedildiği üzere görev yönünden kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğinden ve HMK' nun 23. Maddesi gereği bir incelemede yapılmadığından, mahkememizin görevine yönelik resen inceleme yapılmıştır.

6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesine dayalı bir rücu davasıdır ve halefiyete dayanılmaktadır. Halefiyet hallerinde sigortanın sorumlu kişiye karşı açacağı dava sigorta poliçesinden kaynaklanmamaktadır.

Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.

28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.

Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında somut olaya gelindiğinde, davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı dosya kapsamında yer alan belgelere göre tüketici olup sigortalı araç da hususi niteliktedir. Davacının sigortalısı ile davalıya ait olduğu iddia edilen oto yıkama arasında hizmet akdi bulunduğu, davanın açıldığı tarihi itibarıyla 6502 sayılı TKHK'nın 3.maddesi anlamında bir tüketici işlemi olup görevli mahkeme bu anlamda Tüketici Mahkemesidir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki 15.01.2018 tarih ve 2016/11538 Esas-2018/30 Karar sayılı, 29.02.2016 tarihli ve 2015/15538 Esas-2016/2430 Karar, 29.12.2016 tarih, 2016/19291 Esas-2016/12172 Karar, 04.11.2014 tarih ve 2014/18920 Esas-2014/15092 Karar, 10.04.2008 tarih ve 2007/4942 Esas-2008/1840 Karar (Bknz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 16/10/2019 gün ve 2016/28464 E., 2019/12669 K.sayılı ilamı),, sayılı kararları da bu yöndedir. Bu durumda eldeki ihtilafı çözmekle görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olacağı kanaatine varılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Açılan davada HMK' nun 114/1. c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,

  2. Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi' ne gönderilmesine, süresinde müracaat olmadığı takdirde dosyanın ayrıca HMK' nun 20. maddesi uyarıca ele alınmasına,

  3. Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

Dair, tarafların yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/04/2024

Katip...

E-imzalıdır.

Hakim ...

E-imzalıdır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

İtirazınİptaliSözleşmesinden(HizmetizmirkesinhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim