SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1038 E. 2024/253 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1038

Karar No

2024/253

Karar Tarihi

19 Mart 2024

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1038 Esas

KARAR NO : 2024/253

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 14/12/2023

KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Piyasada ticari itibari yüksek olan müvekkili ...Otomotiv Yedek Parçaları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ne; ... Dizel Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından çekin keşide edildiğini, ancak müvekkili ... Otomotiv Yedek Parçaları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'in lehtar olarak gözüktüğü çeklerdeki imzalar ve dolayısıyla ciroların sahte olduğunu, herhangi bir ticari ilişki olmaksızın rızai hilafı elden çıktığını, yine davalı şirketin ticari defterleri ve BA/BS formları incelendiğinde müvekkili şirketlerle (özellikle ..... şirketi yönünden) cari hesabının olmadığını, işbu sebeplerle tarafınca İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile çeklerdeki müvekkiline ait imzaların sahte oluşu, çek üzerindeki oynamalar ve ciro silsilesinin kopuk olması nedeniyle ilgili çekler hakkında tedbiren ödeme yasağı verilerek çeklerin iptali istemli dava açıldığını, davalı,...Sanayi Sitesi/İzmir Şubesine'ne ait...seri numaralı 31/01/2023 tarihli 700.000,00-TL bedelli çeki elinde bulundurduğunu, huzurda ikame edilen davaya konu çekte ciro zincirinde kopukluk mevcut olduğunu davalı, yetkili hamil olmadığını, çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesinin gerektiğini, bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmadığını, böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamadığını, müvekkili şirketlerin yetkilisi aynı kişi olup imzalar birbiri ile uyumlu olmadığını, müvekkili şirketlerin yetkilisi tarafından bahse konu çekler ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, davaya konu edilen çek hakkında ödemeden men kararı verildiğini, davalı tarafından çek kötü niyetle iktisap edildiğini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı, müvekkiller aleyhine başlatacağı olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda; müvekkillerin borçlu olmadığının tespitinin yapılmasına ve çekin istirdadı ile müvekkiline iadesinin sağlanması amacıyla mahkemeye başvurma zarureti doğduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve böylelikle davanın kabulünü, davaya konu edilen çeklerin istirdadını ve müvekkiline tesliminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesinine karar verilmesini mahkemeden talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacılar tarafından açılan bu dava ile ileri sürülen iddiaların neredeyse tamamı gerçek dışı iddia ve kurgulardan ibaret olduğunu, dava dilekçesi içeriğinden bile davacı tarafın kötü niyetinin açıkça anlaşıldığını, dava dilekçesinde hangi davacının imzasının sahte olduğu hangi davacının imzasının mevcut olduğu açıkça yazılmadığını, dava dilekçesinin açıklatılması gerektiğini, davacılar tarafından hangi imza kabul ediliyor hangi imza sahte belirlenmesi gerektiğini, keşideci imzası mı inkar ediliyor lehtar imzası mı inkar ediliyor ya da her iki imzada mı inkar ediliyor ortaya konması gerektiğini, davacı tarafça arabuluculuk yoluna gidilmediğini, davacılar aleyhinde tarafınca alınmış ihtiyati haciz kararı olmadığını, davacılar aleyhinde tarafınca açılmış bir icra takibi olmadığını, dava konusu çekin tarafında olmadığını, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği keşidecinin korunacak hukuki menfaatinin olmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı haksız ve yersiz davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini, öncelikle davacı tarafından arabuluculuğa başvurulmadığını dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesini, haksız yersiz ve usulsüz davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini, tarafı lehine % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir,

DELİLLER: İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına ... Soruşturma No'lu dosyası, imza sirküleri, vekaletname ve imza sirkülerine delil olarak dayanılmış olup davanın usulden reddine karar verildiğinden delil değerlendirmesi yapılmamıştır.

DEĞERLLENDİRME VE GEREKÇE;

  1. Dava, çek istirdadı ve menfi tespit istemine ilişkindir.

  2. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu kanun hükmü 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiş, görülmekte olan işbu dava ise 14/12/2023 tarihinde açılmıştır.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.

(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü düzenlenmiştir.

  1. Görülmekte olan davada menfi tespit ve istirdat talepleri birlikte ileri sürülmüştür. Menfi tespit davasının 01/09/2023 tarihi sonrasında arabuluculuk dava şartına tabi olduğu tartışmasız olup görülmekte olan davada diğer talep olan çekin istirdadı davası yönünden uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.

6102 sayılı TTK’nin 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmü düzenlenmiştir.

Çek istirdadı davasının arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı hususunda yapılan incelemede, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı 26/12/2023 tarihli ilamında "28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 uyarınca iş bu çek istirdatı davası, arabuluculuğa tabidir ve bu husus dava şartıdır." şeklinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 18/01/2024 tarihli ilamında "7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir." şeklinde yapılan değerlendirmelerle çek istirdadı davasının 01/09/2023 tarihi sonrasında dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.

  1. Yasal düzenlemeler ve yukarıda alıntılanan istinaf mahkemesi değerlendirmeleri birlikte dikkate alınarak yapılan incelemede, davacı tarafça açılan davada çek nedeniyle borçlu olunmadığı ve çekin iadesi taleplerinin birlikte ileri sürüldüğü, çek istirdadı davası yönünden talep görünürde bir kıymetli evrakın iadesine yönelik olmakla birlikte esasen çekin bir ödeme aracı olmasından dolayı davanın konusunu bir miktar paranın ödenmesi oluşturduğu, nitekim somut uyuşmazlıkta dava konusu çek bedelinin davalı şirkete dava dışı ciranta...Ambalaj A.Ş. Tarafından davalı şirkete ödendiği, dava tarihinde çek davalının elinden çıkarak önceki cirantalara iade edilmiş olduğundan davalıdan ancak çek bedelinin talep edilebileceği, bu durumun da davanın konusunun bir miktar paraya ilişkin olduğunu gösterdiği, dolayısıyla Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'nin yukarıda yer alan değerlendirmelerinin de dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gözetilerek istinaf kararında gösterilen gerekçe mahkememizce de yerinde görülmüştür ve çek istirdadı davasının arabuluculuk dava şartı kapsamında olduğu kabul edilmiştir.

  2. Tüm bu açıklamalara göre, dava açılış anından davacı tarafça dava şartı arabuluculuk yoluna gidilmediği, bu hususta 19/03/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığına yönelik açıklamalarda bulunup arabuluculuk yoluna gidilmediğini ifade ettiği, bu nedenle esasen son tutanak aslının sunulmasına yönelik düzenlenen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A. 2. Maddesi hükmünde yer alan son tutanak aslının sunulması hususundaki bir haftalık sürenin verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, zira dava şartı arabuluculuk yoluna dava açılmadan önce gidilmediğinin taraf vekillerinin beyanları ile sabit olduğu, arabuluculuk dava şartının yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığı ve bu eksikliğin fark edildiği anda ayrıca tamamlanması beklenilmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirilmiş ve davanın usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. DAVANIN, dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE,

  2. Şartları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine,

  3. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60. TL harçtan peşin olarak alınan 1.707,75. TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 10.246,50. TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 11.526,65‬. TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,

  4. Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2. Maddesi hükmü uyarınca 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  6. Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/03/2024

Katip...

e-imzalıdır

Hakim...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapdelillerMenfi(KambiyoizmirSenetlerindenTespithükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim