SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/357 E. 2023/977 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2014/357

Karar No

2023/977

Karar Tarihi

5 Aralık 2023

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ AR

ESAS NO : 2014/357 Esas

KARAR NO : 2023/977

DAVA : Tazminat

DAVA TARİHİ : 15/09/2014

KARAR TARİHİ : 05/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilim firma şikayet olunan firmanın markası olan “...” marka tavuk ve yumurta satımı konusunda anlaşmışlar ve müvekkilim firmada bu sözleşme kapsamındaki ürünlerin pazarlanması ve satışı hususunda gerekli yatırım ve hazırlıklarını yapmış ve satışlarına başlamıştır. Önceleri iyi giden satış işlemleri daha sonra davalım sözleşmede de yazan sadece ...markalı ürünlerin satışı hususunda tıkanmış en son olarak da davalı firmanın Satış-Pazarlama Gıda Grup Başkanı... tarafından bila tarihli sadece ... markalı ürünlerin satılması aksi halde ... markalı ürünlerin gönderilmeyeceği hususundaki yazının müvekkilim ve başkaca bayilere gönderilmiştir. Müvekkilim firma davalım markası olan ... markasını pazarlamasını ve satışını yaptığı gibi başkaca markaları da aynı zamanda pazarlamaktadır. Hal böyle olunca da davalı müvekkilim firmaya olan mal satımı durdurmuştur. Müvekkilim bu durumda çok büyük zararlara uğradığı gibi davalının bu haksız eylemi neticesinde rekabet ortamını tamamen ortadan kalmıştır. 4054 sayılı kanunun amacı “...mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.” Müvekkilim firmanın davalı ile imzalamış olduğu sözleşmenin 45. Maddesi şözlü ve yazılı genişletilmek suretiyle davalının markası dışında marka satanlara ... ürünlerinin satılmaması durumuna gelmiş olup müvekkilim bu durumdan maddi zarara uğramıştır." şeklinde talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Davacı, Müvekkilin fiillerinin Kanunun 4 veya 6'inci maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir. Kanunun 6'inci maddesi hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklamaktadır. Dolayısıyla, yapılan bir fiilin bu madde bakımından ihlal teşkil etmesi için iki koşulun sağlanması gerekmektedir: Öncelikle ihlali gerçekleştiren teşebbüs hâkim durumda olmalıdır ve son olarak, bu hâkim durumunu kötüye kullanmalıdır. Hâkim durum, Kanunun 3'üncü maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre, "bel piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”, hâkim durumu ifade etmektedir. Öte yandan Müvekkil, piyasadaki rakiplerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilecek bir güce sahip değildir; zira Türkiye'de piliç eti ve ürünleri piyasasında çok sayıda teşcbbüs rekabet etmektedir ve Rekabet Kurulu'nun bir kararmda da yer aldığı üzere, 2008 yılı sonu itibarıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çalışma izni verilen 1.075 adet ticari yumurtacı, 8.948 adet ticari etlik ve 258 adet damızlık olmak üzere 10.281 adet kanatlı işletmesi mevcuttur. 2006, 2007 ve 2008 yılları itibariyle piliç eti toplam satışlarının yaklaşık %50'si ve daha fazlasını oluşturan 9 teşebbüs, piliç eti pazarının toplam cirosunun yaklaşık % 80'ini elde etmektedir Kurul, başka bir kararında benzer verilerden hareket ederek, pazardaki en büyük teşebbüslerden biri olan ...'in birleşmesi hakkında verdiği kararda, hakim durumun ortaya çıkmadığına veya güçlenmediğine karar vermiştir. Bu itibarla, Müvekkilin ilgili piyasada hâkim durumda olduğuna iddia etmek mümkün görünmemektedir; zira sektörde çok fazla teşebbüs vardır ve bu teşebbüslerden hiçbirinin pazar payı hâkim durumda sayılabilecek yükseklikte olmayıp, piyasa parametrelerini kendi başına belirleyebilecek konumda değildir. Dolayısıyla, davanın reddi gerekir. Müvekkil, Davacı ile arasındaki sözleşmeyi; rakip sağlayıcıların ürünlerini sattığı için değil, performans düşüklüğü, ödemelerde gecikme ve düşük teminat gösterilmesi ve ek teminat taleplerinin, olumsuz karşılanması sebepleri ile feshetmiştir. Nitekim piliç grubu ürünler bakımından 2009 yılı başı ile sonu arasında Davacının satın almayı taahhüt ettiği miktar ile sattığı miktar arasında ki fark dikkatinize sunulur. Keza aynı zaman dilimi bakımından yumurta satışları ile ilgili olarak da Davacının almayı taahhüt ettiği miktar ile aldığı miktar arasında büyük bir fark bulunmaktadır. Ayrıca Davacının, 2009 yılındaki ödemeleri bakımından kendisine taranan vadelere uymadığı ve genel tahsilâtlar bakımından ödemelerde geciktiği de görülebilir. Son olarak da, 2009 yılı ayları bakımından Müvekkilin bayi nezdinde bulunan riski ile kendisine verilen teminat miktarı ayrıntılı olarak görülebilir ve fesih öncesine kadar Davacıma Müvekkile gösterdiği teminatın, Müvekkilin davacıda bulunan riskinden düşük olduğu tespit edilebilir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Bilirkişiden alınan 15/12/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;

"1- Davacının vekili aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde; “Müvekkilim firma şikayet olunan firmanın "...” marka tavuk ve yumurta satımı konusunda anlaşmışlar ve müvekkilim firma da bu sözleşme kapsamındaki ürünlerin pazarlaması ve satışı için gerekli yatırım ve hazırlıklarını yapmış ve satışlarına başlamıştır. Önceleri iyi giden satış işlemleri daha sonra davalının sözleşmede de yazan sadece ... markalı ürünlerin satışı hususunda tıkanmış en son olarak ta davalı firmanın Satış Pazarlama Gıda Grup Başkanı ... tarafından bila tarihli sadece ... markalı ürünlerin satılması aksi takdirde ... markalı ürünlerin gönderilmeyeceği hususundaki yazı müvekkilim ve başkaca bayilere gönderilmiştir. Müvekkilim ... markasının yanında başkaca markaların satışını da yapmaktadır. Davalı müvekkilim firmaya mal satışını durdurmuştur. Müvekkilim bu durumda çok büyük zararlara uğradığı gibi davalının bu eylemiyle rekabet ortamı da tamamen ortadan kalkmıştır.” Diye beyan ederek davalının müvekkil firmaya verdiği zarar ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıdan alınmasını talep ettiği,

  1. Davalının vekili aracılığı ile sunduğu cevap dilekçesinde; “Sayın Mahkemenin Rekabet Kurulu Kararını bekletici mesele yapmasına gerek yoktur. Rekabet Kurulunun ihlal kararı bulunmamaktadır. Müvekkil firma kanunun 6. Maddesi kapsamında hakim durumda değildir. Hali hazırda 10.281 adet kanatlı işletmesi mevcuttur. Dava konusu sözleşme Grup Muafiyeti kapsamında olup kanunun 4. Maddesini ihlal etmemektedir. Müvekkil sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmiştir. Müvekkil davacı ile arasındaki sözleşmeyi rakip sağlayıcıların ürünlerini sattığı için değil performans düşüklüğü, ödemelerde gecikme ve düşük teminat göstermesi ve ek teminat taleplerinin olumsuz karşılanması sebepleri ile feshetmiştir. Müvekkilin fikri Mülkiyet hakları ihlal edilmiştir. Müvekkilin sözleşmeyi iptal etmesinin ardından başka firma ürünü yumurtalar üzerine ... markasının basıldığı tespit edilmiş ve davacı firma bu konuda uyarılmıştır.” Diye beyan ederek davanın reddini vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf yüklenmesini talep ettiği,

  2. Sayın Mahkemenin 08.07.2021 tarihli 35 nolu celsenin 1.maddesinde; “Davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin ilk ne zaman başladığı ve sona erdiği son fatura tarihi dikkate alınarak (İade faturası vesair belirtilmek suretiyle) defter incelemesi yapılmasına, davalı tarafından davacı tarafına satılan ürünlerin liste şeklinde gruplandırılarak ürünlerin adet ve Kg olarak belirtilmesi ve bunların ay ay satış miktarı ve adet olarak belirtilmesi ayrıca yıl sonu toplam satış tutarlarının yıllara göre ayrı ayrı belirtilmesi ürün gruplandırması yapılırken taraflar arasındaki sözleşmenin öncelikle dikkate alınarak rapor düzenlenmesi” denilerek dosyanın tarafıma tevdi edildiği,

  3. Davacı firma yetkililerinden incelenmek üzere 2007, 2008 ve 2009 yılları ticari defterleri istenilmiş, ancak, defter saklama sürelerinin 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 253. Maddesi gereği 5 yıl, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 68. Maddesi gereği 10 yıl olduğu, yasal saklama süreleri biten defterlerin imha edildiği beyan edilerek incelemeye ticari defterlerin sunulamadığı, bu nedenle incelemenin muhasebe programı ve belgeler üzerinde yapılabildiği,

  4. Davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yaparak dosyasına rapor sunan SMMM Bilirkişi ...ın 18.05.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 07.03.2007 tarihinde başladığı ve 30.03.2010 tarihinde bittiği belirtilmiş ise de davacının bilirkişi incelemesi için sunmuş olduğu Muavin döküm üzerinde yapılan incelemede davacı tarafından davalıya düzenlenen ilk faturanın 01.07.2007 tarih ve ... seri numaralı fatura, son faturanın ise 27.03.2010 tarih ve ... seri numaralı fatura olarak görüldüğü, dolayısıyla ticari ilişkinin 01.07.2007 tarihinde başladığı ve 27.03.2010 tarihinde sona erdiğinin görüldüğü, Muavin Dökümünün EK. 2'deki gibi olduğu;

  5. Taraflar arasında yapılan sözleşmenin incelenmesinde; Davalı yan taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilme gerekçesi olarak performans düşüklüğü, ödemelerde gecikme ve düşük teminat gösterilmesi ve ek teminat taleplerinin karşılanmamasını beyan ettiğinden elde edilen bilgilerle sözleşme şartlarının karşılaştırılması gerektiği,

  6. 2007 yılına ilişkin ticaretin yeni başladığı ve dosyasında bir projeksiyon bilgisinin bulunmadığı, 2008 ve 2009 yıllarında ise davacının projeksiyon tutarının üzerinde alım yaptığının, 2010 yılında alımının olmadığının, görüldüğü,

  7. Taraflar arasındaki cari hesap ekstresinin incelenmesinde davalı tarafından davacıya 2008 yılı sonunda vade farkı faturası düzenlediği davacı tarafından da bu faturanın kayıtlara alındığı görülmekle taraflar arasında bu hususta zımni bir kabulün olduğu kanaatimin oluştuğu, 2019 yılında düzenlenmiş herhangi bir vade farkı faturasına rastlanmadığı,

  8. Yukarıdaki (Sayfa 5'teki) Tablo üzerinde yapılan incelemede davacının sürekli olarak teminat açığının bulunduğunun görüldüğü,

Hususlarındaki kanaatimi içeren işbu raporumu takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Bilirkişi heyetinden alınan 12/06/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ; Davacı ... Tarım Ltd. Şti. nin bağlı bulunduğu Bursa Gökdere Vergi Dairesine vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamelerine göre ;

2007 - 2008 - 2009 - 2010 yıllarına ait karlarının :

2007 yılı : 98.073.34 TL

2008 yılı : 52.671.95 TL

2009 yılı : 32.435.97 TL

2010 yılı : 63.700.64 TL olduğu,

( 2 ) Davacı şirketin ilgili yıllara ait net satışlarının :

2007 yılı : 4.548.683.90 TL

2008 yılı : 7.732.553.05 TL

2009 yılı : 10.040.392.08 TL

2010 yılı : 10.740.381.99 TL olduğu,

( 3 ) Davacı şirketin net satış durumu incelendiğinde ; şirketin 2009 yılından sonra net satışlarında bir düşüşün söz konusu olmadığı, bu da davacı şirketin davalı ile olan ticari ilişkisinin son bulmasından sonra başkaca iş almış olabileceğini göstermekte olduğu, Bu konuda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Teknik bilirkişinin tespit ve değerlendirmelerinin "Yapılan incelemede ve Yeminli Mali Müşavir Bilirkişisi ...n değerlendirmeleri sonucunda taraflar arasında meydana gelen ihtilaf sonucunda sözleşme şartları dikkate alındığında bir yumurta ve tavuk satışın iddia edildiği üzere net satışlarında bir düşüşün söz konusu olmaması nedeniyle doğrudan bir zarar tespit edilememiştir." olarak açıklandığı gibi olduğu, sonuç ve kanaatına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Dava, davalı yanın rekabet kurallarını ihlal ettiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında ki ürünlerin pazarlanması ve satışını üstelendiğini, davalının sadece kendi markalı ürünlerinin satılması ve pazarlanmasını talep etmesi karşısında başkaca markaların da satışının yapılması nedeniyle ürün teminin davalıca durdurulduğunu ve bu sebeple zararının oluştuğunu iddia etmektedir.

Davalı, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında rakip firmaların ürünlerinin satılmasına engel bir maddenin bulunmadığını, iddianın aksine sözleşmenin davacının 2009 yıllarında aylık miktar alımı performansındaki düşüklük, aynı yılın ayları bakımından ödemelerde gecikme ve düşük teminat gösterilmesi nedeniyle feshedildiğini savunmaktadır.

Davacı iddiasının ispatı için deliller ibraz etmiş olup dosyada bulunan ve açıkça itiraza uğrayan (20/06/2011 tarihli cevaba cevap dilekçesi) tarihsiz belgeye göre: ... Yeni uygulamaya 01/01/2010 tarihinde başlanacağı ve ... markası dışında ürün satan müşteriye ... ürünlerinin verilmeyeceğinin yazılı olduğu, imzalanan sözleşmede ise bu durumun açıkça yer almadığı görülmektedir.

Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).

Davacı taraf, davalının kendilerine gönderdiğini iddia ettiği tarihsiz ve imzasız belgeyi dayanak yaparak rekabet kurumuna başvuruda bulunmuş olup, iş bu dosya incelendiğinde; kurum kararında şikayetin oy birliğiyle reddine karar verdiği, iş bu kararın iptaline ilişkin yapılan başvurucu sonucu Danıştay ... Dairesi ... Karar numaralı ilamı ile Rekabet Kurumunun kararının iptaline temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiş ve temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ...r sayılı ilamı ile temyize konu kararı kesin olarak onamıştır.

Rekabet Kurulu'nun soruşturma açılmasına gerek olmadığına ilişkin kararına karşı yapılan kanun yolları sonucu iş bu kararın iptaline hükmedildiğinden Rekabet Kurulu' nun ... Dosya numaralı ... Karar sayılı soruşturması incelendiğinde; davalı ...un 2009 yılında münhasır bayilik sistemini getirmek istediği fakat uygulamada yaşanabilecek zorluklar nedeniyle bu kararından vazgeçtiği ve çok markalı dağıtım sistemine devam etme kararı aldığı kanaatiyle ...AŞ'nin 4054 sayılı kanunu ihlal etmediğine, davalı/teşebbüse idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına oybirliği ile Ankara İdare Mahkemesi'nde yargı yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.

Tüm bu nedenler ile, taraflar arasında "Satış Sözleşmesi Genel Şartları" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşme kapsamında davacının, davalı tarafın ... ve diğer markalar altında üretmiş olduğu piliç, şarküteri, ileri işlenmiş ürünler, yumurta ve diğer ürünlerin satışını yapacağının kararlaştırıldığı, her ne kadar yazılı sözleşmenin feshi yine yazılı olarak yapılması gerekmekte ise de, dosyaya sunulan dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin ayakta kalmadığı ve feshedildiğinin sabit olduğu, davacı tarafın iddiasının dayanağının dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere, 4054 sayılı kanundan kaynaklanan rekabet kuralının ihlali neticesinde oluşan zararın tazmini olduğu, iş bu ihlale ilişkin davacının şikayeti üzerinde yapılan araştırma sonucu verilen kurum kararına göre davalı ...'nun 2009 yılında münhasır bayilik sistemini getirmek istediği fakat uygulamada yaşanabilecek zorluklar nedeniyle bu kararından vazgeçtiği ve çok markalı dağıtım sistemine devam etme kararı aldığı kanaatiyle ... AŞ'nin 4054 sayılı kanunu ihlal etmediği belirlendiğinden, karara itiraz edilmediği de son celse beyan edildiğinden davacının dayanak iddiaya göre zararının bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) başlangıçta yatan 108,45 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 161,4TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

  3. Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 7.300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  5. Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,

Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükümizmirTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim