İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/675 E. 2023/970 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/675
2023/970
30 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/675 Esas
KARAR NO : 2023/970
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; 11.05.2022 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... önünde park halinden sola Evka 7 istikametine U dönüşü yapmak istediği esnada aracın sol ön tampon köşe kısımları ile 38 sokağı takiben Gaziemir merkez istikametine seyir eden Müvekkil ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın sağ yan kısımlarının çarpışması neticesinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında Müvekkil ... yaralanmıştır. 11.05.2022 tarihinde meydana gelen ve müvekkil ...'in yaralanması ile sonuçlanan kaza sonucu çalışma gücü kaybı sebebiyle maddi zararın 6100 sayılı HMK 107/1 uyarınca belirsiz alacak davası olarak belirlenmesine, Haklı olan davamızın kabulü ile dava konusu kazada müvekkil ...'de oluşan sakatlığa bağlı meydana gelen geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı sebebi ile oluşan maddi zararının tespit edilerek işbu bedele kaza tarihi olan 11.05.2022 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. ( (... Sigorta A.Ş. sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ve diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerekmektedir.
Müvekkil ...'in yaralanması ile sonuçlanan kaza nedeni ile Müvekkilin geçici ve sürekli maluliyeti sebebi ile oluşan zararı (kusur oranı uyarınca) tespit edildiğinde harcı tamamlanmak üzere şimdilik ; geçici maluliyet için 1.000,00 TL., ve sürekli maluliyet için 1.000,00 TL.,'nin davalı ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş. sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ve diğer davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 11.05.2022 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Müvekkil için 40.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.05.2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Yargılama sonunda belirlenecek ve harcı tarafımızca tamamlanacak alacakların tamamının ve tüm yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı ... vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde; Davacının dilekçesinde yer verdiği iddialarının kabulü tarafımızca mümkün olmadığı gibi dikkat edilir ise dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delil bulunmamaktadır. HMK 190 gereği ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yani davacı yan iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı her ne kadar davalı müvekkilin sevk ve idaresindeki aracın kusuru nedeniyle zararının doğduğunu ileri sürmüş ise de, bu konuda herhangi bir delil dosya kapsamında yer almamaktadır. Dosyada yer alan tespit ve tutanaklar tamamen davacı tarafından beyan ve tanzim edilmiş evraklardır. Haliyle davacı yanın iddialarını destekleyen, objektif ve itibar edilebilir somut bir delilin var olmadığı gözetildiğinde HMK 31 gereği davacının taleplerini ispat edemediği sabittir. Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise dava konusu kazaya ilişkin kusur incelemesi yapılması talep olunur. Dolayısıyla Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünü tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Keza kazanın oluş şekli ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü kusurlarının tespit neticesinde davanın esası tartışılabilir. Bilindiği üzere; Kaza esnasında aracı kullanan müvekkil Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen “haksız fiillerden doğan borç ilişkileri” maddesi gereğince, genel hükümlere göre sorumlu olacak ve sorumluluğu kusur oranıyla sınırlı olacaktır. Başka bir deyişle, sürücü kusurlu şekilde sebebiyet verdiği bir kazada, kendi kusur oranıyla sınırlı olmak üzere, aracın sahibi ve sigortacı ile birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır. Bu nedenle sayın mahkemenizden Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur durumu ve oranlarının belirlenmesini talep ederiz. Şeklinde hükme yer verilmiştir. Uyuşmazlığa konu kazada müvekkil U dönüşü yapmanın yasaklı olmadığı bir noktada U dönüşünü gerçekleştirmekte iken davacı araç sürücüsü, müvekkilin U dönüşü yapmakta olduğunu görmesine rağmen şeridinde süratli bir şekilde seyir halinde olmasından ve kavşağa yaklaştığı esnada özensiz davranarak hızını azaltmadığından dolayı duramayarak müvekkilin kontrolündeki ararca çarpmıştır. Dolayısıyla davacı araç sürücüsü işbu madde hükmünü ihlal etmek suretiyle kazaya kendi kusuruyla sebebiyet vermiştir. Hal böyle iken müvekkile kusur atfedilmesi ve motosiklet sürücüsü davacıya herhangi bir kusur atfında bulunulmaması hakkaniyetli değildir.
Bu nedenle her halükârda sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini ve uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin kusur dağılımının tespit edilmesini arz ve talep ederiz.
Davanın öncelikle USULDEN REDDİNE, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine,
Kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsünün kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına;
Kusur raporu ve yukarıda yer verdiğimiz beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine,
Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ ve GEREKÇE :
-
Dava; cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminine ilişkin Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat Davasıdır.
-
Davacı vekili, 21.08.2023 tarihli dilekçesi ile davalı ... Sigorta yönünden sulh olduklarını ve davanın konusuz kalmış olduğunu belirtmiş olup her ne kadar diğer davalılar yönünden ise maddi ve manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini bildirmiş ise de 21.08.2023 tarihli dilekçede ... Sigortaya yönelik beyanlar maddi tazminat talebi ile sınırlı olarak diğer davalılara da sirayet ettiğinden mahkememizce maddi tazminata ilişkin istem yönünden dava tefrik edilerek ... E. sıra sayısına kaydı yapılmıştır.
-
Tefrik kararı ile davalılardan ... Sigorta AŞ'nin ve davaya mutlak ticari dava niteliği sunmuş olan sigorta poliçesine dayalı Maddi Tazminat davasının işbu dosyanın dışına çıkmış olması nedeniyle eldeki dava Manevi Tazminat talebinden ibaret kalmış ve mutlak ticari dava olma niteliğini yitirmiştir. Netice. i talepten de anlaşılacağı üzere manevi tazminat davası gerçek kişi davalılar aleyhine açılmıştır. Nisbi ticari dava niteliği de bulunmayan davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı dışında kaldığı anlaşılmakla göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalılar ... ve ... 'yönünden;
-
.Davacının davalılar ... ve ...'a karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1. c,115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
-
HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
-
Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
-
Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 30/11/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03