İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1059 E. 2023/925 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1059
2023/925
16 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1059 Esas
KARAR NO : 2023/925
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 22/12/2022
KARAR TARİHİ : 16/11/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 08.07.2017 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkili ...'a çarptığını ve müvekkili ...'ın yaralandığını, işbu kazada davalı ...'in %100 kusurlu bulunduğunu, davacının ekonomik olarak zor durumda bulunduğunu ve dava süresince maddi yoksunluğunun devam edeceğinin açık olduğunu, öyle ki müvekkili ...'ın bu kaza sonucu göz kapağının açıldığını ve yaklaşık 16 gün işinden ayrı kaldığını, müvekkilinin halen daha asgari ücretle çalışmakta olup maddi olarak zor durumda olduğunu, TBK 76. maddesi uyarınca geçici ödemeye İlişkin hüküm kurulması gerektiğini, dava konusu alacakların haksız fiilden doğduğundan ve rehinle de teminat altına alınmadığından İİK 257. uyarınca ihtiyati haiz koşullarının olduğunu, İhtiyati Haciz kararı verilmesi gerektiğini, davacı müvekkili ...'ın asgari ücretle çalışmakta iken davalı ...'in %100 kusurlu fiili nedeniyle elim kazanın yaşandığının açık olup bu durumun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığını, kazada davalı ...'in asli kusurlu olduğunun, müvekkili ...'ın ise kusursuz olduğunun İzmir...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında sabit olduğunu, yine İzmir... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dava dosyasında davalı hakkında cezaya hükmolunduğunu ve verilen cezanın da kesinleştiğini, kaza sonucu davalının aracının sigorta şirketince bir ödeme yapılmadığını, davalının sigorta şirketi ile birlikte davalının kendisi de doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda bulunduğundan, çalışamadığından ve sürekli bakıcı ihtiyacı bulunduğundan TBK 76. Maddesi uyarınca 10.000,00 TL maddi tazminatın geçici olarak ödenmesine, ihtiyati Haciz talebinin kabulü ile davalıların taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile maddi tazminat miktarının kesin olarak belirlenmesi ile bedel arttırımı yapma hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın HMK 107. maddesi uyarınca belirlenerek kaza tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranında işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranında işleyecek faizi ile davalılardan ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ..., cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının maddi manevi tazminat talebinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, davaya konu kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş olduğunu, haksız ve dayanıksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Sigorta Anonim Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; ... plaka sayılı aracın müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde... numaralı Zorunlu Trafik sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin iş bu sigorta poliçesine istinaden sorumluluğunun sakatlanma ve ölüm kişi başına 330.000,00- TL ile sınırlı olduğunu, davacı, araç sürücüsüne raci kusuru ve zararının kanıtlaması gerektiğini, kusurun kanıtlanmaması halinde müvekkili şirketin de sorumluluğunun bulunmadığını, davacı vekilinin, davacının daimi sakatlığının bulunduğu iddiası ile müvekkili şirketten sakatlık tazminatı talep ettiğini, ancak davacının iddia ettiği kalıcı sakatlığının tespiti için rapor alınması halinde, hazırlanacak raporda trafik sigortası genel şartları gereği özürlülük oranının dikkate alınması ve yönetmeliğe uygun olarak tanzim edilmesi gerektiğini, dava konusu sigortalı araç poliçesi genel şart değişikliği sonrasında tanzim edilmiş olduğundan yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, dava konusu kazanın, 01.06.2015 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartlarına tabi olduğunu, bu nedenle tazminatına ilişkin hesaplamanın TRH-2010 (kadın-erkek Hayat) tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri bakımından müvekkile şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu hususta sorumluluk tamamen sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki; davaya konu kaza sebebiyle SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik ödeneği bağlanmış olmakla daha sonra SGK tarafından şirketten yapılan ödeme talep edilmiş olmakla ekte sunulan dekontta da görüleceği üzere SGK'ya 23/08/2022 tarihinde 609,71 TL ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle beraber; hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren yasal faiz olduğunu, müvekkili şirkete karşı geçerli bir başvuru bulunmadığından temerrüt gerçekleşmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Adli Tıp Kurulu Raporu, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Tarafların kusur durumlarının tespiti için yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre; "...Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder” denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır.
Bu hali ile;
-... plaka sayılı davalı sürücü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 67/b Maddesinden ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu.
-Davacı yaya ... ANLAĞAN kazanın oluşumuna etken kural ihlali ve faktörü olmadığı...." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora göre; "...
- Bu bulgulara dayanılarak 14.11.1985 doğumlu ... ANLAĞAN'ın 08.07.2017 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan engellilik oranı, olay tarihinde yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (Resmi Gazete, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinde;
Şahsın davaya konu olaya bağlı özürlülük oranına neden olacak bir arızasının bulunmadığı, dolayısıyla özürlülük oranının %0 (yüzdesifir) olduğu mütalaasına varılmıştır.
- Tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 (bir) hafta olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa kesin iyileşme süresinin kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır...." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
-
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan maluliyete dayalı açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır.
-
Yargılama sırasında davacının maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigorta şirketi ile dava dışı sulh olması nedeniyle dava her iki davalı yönünden de konusuz kalmış, yargılamaya araç sürücüsüne karşı yöneltilen manevi tazminat yönünden devam olunmuştur.
-
Trafik kazası, haksız fiil niteliğinde olup haksız fiilde zarar gören ile zarar veren arasında bir borç ilişkisi doğduğu kabul edilmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
- maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
-
maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
-
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;. Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
- Mahkememizce kusur değerlendirmesi hususunda adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 05/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşmesinde davalı araç sürücüsünün kural ihlali nedeniyle kazaya kusuru ile neden olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Davalı ... vekili tarafından rapora karşı itirazlarda ve yargılama sırasında dava konusu kazanın gerçekleştiği yere 50 metre mesafede yaya geçidi bulunduğunu, davacının yaya geçidinden geçmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında yaya geçidinin belirtilmediğini savunmuştur.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağının incelenmesinde davalı savunmasının aksine "Yolun Geometrik Özelliği" kısmında Düz yol, eğimsiz, kavşak yok, geçit yok şeklinde belirleme yapıldığı, dolayısıyla kaza tespit tutanağında açık bir şekilde yaya geçidi bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Mahkememizce ... uygulaması üzerinden kazanın gerçekleştiği yol koordinatları girilerek açık kaynak olarak sergilenen kaza mahalli üzerinde kaza tarihine en yakın olan görüntü olan Eylül-2018 yol durumunda Gediz Caddesi'nin 2 kavşak arasında kalan 400 metrelik kısmının hiçbir noktasında yaya geçidi bulunmadığı, kazanın gerçekleştiği koordinat noktasının Mustafa Kemal Caddesi ile ve Süvari Caddesi ile Gediz Caddesi'nin kesişmesi ile oluşan her iki kavşağa da 100 metrenin üzerinde bir uzaklıkta bulunduğu, bu haliyle davalının yaya geçidi bulunduğuna yönelik savunmasının yerinde olmadığı, kazanın üzerinden geçen zaman dilimi de dikkate alındığında keşif yapılmasında bir hukuki yarar bulunmadığı gibi aksine eski tarihli yol görüntüleri ile yaya geçidi bulunmadığının da anlaşıldığı dikkate alınarak davalı itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere kusur değerlendirmesi mahkemenin takdirinde olup bilirkişi incelemesinde tarafların ihlal ettikleri trafik kuralları belirtilmekte ve kusur dağılımı mahkemeye bırakılmaktadır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün aracı geriye manevra yaptığı sırada meydana geldiği, yaya olarak seyreden davacının araçların seyir yönüne göre yolu kontrol ederek karşıya geçiş yapmasında bir kural ihlali bulunmadığı, davacının ayrıca ters yönden gelen araç var mı şeklinde bir kontrolde bulunmasının beklenemeyeceği, bu haliyle davalı araç sürücüsünün asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.
Her ne kadar somut uyuşmazlıkta davacının maddi tazminat talepleri karşılanmış ve uyuşmazlık konusuz kalmış ise de manevi tazminat miktarının belirlenmesinde davacının kaza nedeniyle uğradığı maluliyetin belirlenmesi önemli bir kıstas olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 08/07/2017 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenen 29/08/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının dava konusu kaza nedeniyle sürekli iş gücü kaybı bulunmadığı, tıbbi iyileşme sürecinin 1 hafta süreceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Taraf vekillerince rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de gerek raporun geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması gerekse itirazlarda somut bir hatalı uygulama veya eksikliğin gösterilmemiş olduğu, soyut itirazların değerlendirilip yerinde olup olmadığının incelenmesi için dosyada yeni bir rapor alınmasının yargılamayı uzatacağı, mahkememizce yapılan incelemede maluliyet raporunun dosya kapsamına uygun olmayan bir yönünün bulunmadığı gözetildiğinden yeniden rapor alınmasına yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
- Dava konusu kazanın gerçekleşme şekli, kusur dağılımı, yaralanmanın boyutu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacının sürekli iş gücü kaybı tespit edilememiş ise de kaza nedeniyle yaralandığı yüz bölgesi, yaralanmanın şekli ve trafik kazası nedeniyle yaşadığı korku, stres ve acı dikkate alınmış, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kaza tarihi ile paranın alım gücü hususları ile birlikte değerlendirildiğinde 15.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde tazminatın en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş ise de zarar veren aracın hususi nitelikte olduğu ve buna göre ancak yasal faiz ile sorumluluğa karar verilebileceği gözetilerek haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutar yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Maddi tazminat davası konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE, 15.000,00. TL manevi tazminatın kaza tarihi 08.07.2017 tarihinden itibaren davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65. TL karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 15.000,00. TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınıp davacıya verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı ... yararına takdir edilen 15.000,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
-
Davacı tarafça yargılama gideri olarak yapılan toplam 200,00. TL posta ve tebligat ücretinin davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 100,00. TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı ... tarafından yapılan 45,00. TL posta ve tebligat ücreti, 1.250,00. TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.295,00. TL. yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 647,50. TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına,
-
14/09/2023 tarihli celsede adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş ise de devlet hazinesinden karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
10-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, davalı ...'in yalnızca kabul ve ret oranına göre hesaplanan 780,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:38