İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/865 E. 2023/801 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/865
2023/801
10 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/865 Esas
KARAR NO : 2023/801
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2022
KARAR TARİHİ : 10/10/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 6. Sanayi Sitesinde tamircilik yapmakta olup davalı şirketin araçlarının arızalarının tamiri için uzun yıllardır hizmet verdiğini, ekte yer alan faturadan görüleceği üzere, davalının...plakalı aracı müvekkili tarafından tamir edildiğini, 29/09/2021 tarihinde 20.100,00-TL'lik fatura düzenlenmiş ve davalıya gönderildiğini; ancak davalının faturaya itiraz etmediği gibi ödeme de yapmadığını, davalıya yapılan tüm çağrılara rağmen ödeme gerçekleştirilmediği için 29/09/2021 tarihinde düzenlenen faturaya istinaden 20.100,00-TL'lik alacak ve faizi için Menderes İcra Dairesi ... E. sayılı dosya üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalının borçlunun bahse konu takibe yaptığı itiraz, aşağıda da açıkladığımız sebeplerle haksız olup iptalinin gerektiğini, müvekkili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, hizmeti gereği gibi ifa ettiğini, davalı ile müvekkili arasında yıllardır süregelen ticari ilişkide davalının tüm araçlarını gereği gibi tamir eden müvekkilinin bu faturayı gönderdiğinde ise gönderilen fatura ticari teamüllere göre itiraz edilerek iade edilmediğini, hizmetin ayıplı olduğu iddiasıyla ödeme yapılmaktan imtina edildiğini, tüm bunlara rağmen ödeme de yapılmadığını, sunulan hizmetler karşılığında belirtildiği şekilde faturalandırma yapıldığını, bu zamana kadar görülen hizmetler nedeniyle düzenlenen tüm faturaların, davalıya beyan edilmiş olup davalı tarafından hiçbir faturaya itiraz edilmemiş olup tamamının süreç içerisinde ödendiğini, bu faturanın ödenmediğini, TTK'nın 21/2'nci maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmeyen faturaların kabul edildiğinin açık olduğunu, davalı tarafın fatura içeriğine itirazı bulunmadığından fatura konusu bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenlerle Menderes İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına yapılan borçlu itirazının talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL'lik kısmının iptali ile takibin devamına, takibe haksız yere itiraz eden davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; iş bu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde tarafımızca borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacının bu kez de itirazımızın iptali ve takibin devamı için huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini, davacı tarafça ileri sürülen hususların soyut ve gerçek dışı olup reddinin gerektiğini, davacı taraf her ne kadar 20.100,00-TL'lik fatura bedelinin ödenmediğini, faturanın davacı müvekkili şirkete gönderildiği ve ödenmediğini belirtmiş ise de söz konusu iddiaların gerçek dışı olup reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin aracın motor tamiratı ile ilgili yıllarıdır çalışmış olduğu davacı taraf ile anlaşarak aracı teslim ettiğini, ilk olarak davacı tarafça aracın müvekkili şirkete eksiksiz ve kusursuz teslimi sonrasında kesilen fatura tarihinin 16/06/2021 tarihi olduğunu, bu faturaya ilişkin ödemenin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, daha sonra araçta tamir edilmeden önceki motor ile ilgili arıza ve kusurların gereği gibi yerine getirlmediği için aracı tekrar davacı tarafa tamir edilmek üzere teslim edilmiş olup buna ilişkin 07/07/2021 tarihli fatura düzenlendiğini ve faturaya ilişkin ödemenin tekrar müvekkili şirket tarafından eksiksiz ödendiğini, aracın teslimi ve kullanımı sonrası motorda tekrar meydana arıza dolayısıyla aynı firmaya araç teslim edilmiş ve dava konusu 29/09/2021 tarihli işçilik dahil fatura düzenlendiğini, fatura içeriğinde belirtilen işçilik ve parçalara ait bedeller söz konusu faturalarda müvekkili şirketten mükerrer şekilde talep edildiğini, davacı tarafından verilen hizmetin ayıplı olmasından kaynaklı olarak davalı şirketi sürekli olarak borç altına soktuğunu, müvekkili şirkete ait aracın tamiratının davacı tarafından gereği gibi tamamlanamadığını, bu nedenle davacının, kendisine verilen işi, müvekkili şirkete ayıplı bir şekilde iade ettiğini, davalı müvekkili şirket ise davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak faturalara itiraz etmediğini, ancak faturalarda belirtilen alacak kalemlerinin tekrar tekrar istendiğini, aracın tamiri gereği gibi yerine getirilmediğini ve aracın müvekkili şirkete ayıplı bir şekilde teslim edildiğini, faturanın ödenmemesi sonrası taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde davacı taraf pazarlık bile yapmaya kalktığını, sonrasında ise haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine icra takibine geçildiğini, davacının, müvekkili şirkete fayda sağlamanın aksine maddi ve ticari zarara neden olduğunu, buna rağmen tamamlanmayan iş karşılığı bedel defalaraca müvekkili şirkete fatura edildiğini, düzenlenen faturanın müvekkili şirkete gönderildiğini ve muhasebe departmanının bilgisizliği nedeniyle müvekkili şirket defterine işlendiğini, müvekkili şirket ise tüm bunlardan davacının, haksız ve kötüniyetli olarak aleyhinde yaptığı Menderes İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibi ile haberdar olduğunu, öyle ki davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı iş daha önce ayıplı ve kusurlu bir şekilde yapıldığını davacı tarafından fatura edilmiş ve ödemesi yapıldığını, bahse konu 29/09/2021 tarihli fatura edilen hizmetten ise müvekkili şirket hiçbir şekilde bir fayda sağlamadığını, usul ve yasaya aykırı kötü niyetli huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir,
DELİLLER: Menderes İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinde alınan 25/03/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "... Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; davacı ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde ve dosya kapsamında yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;
Davalı Ticari Defterlerinin Tasdikine ilişkin Yapılan İncelemede;
-2022 yılına ait yevmiye defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı,
6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2022 yılı yevmiye defterine yapılacak kapanış tasdiki için sürenin bulunduğu (30.06.2023), tespit edilmiştir.
Davalıya ait ticari defter kayıtlarında;
Takibe konu faturanın 2021 yılına ait olduğu, ancak davalının 2021 yılı defterlerini sunamadığından bir tespit yapılamadığı,
2022 yılı ticari defteri “Açılış Fişi”, 2021 yılından devreden bakiye yönünden kontrol edilmekle birlikte Açılış fişi detaylı alt hesapları içermediğinden bu konuda da bir tespit yapılamadığı,
Davacı Ticari Defterlerinin Tasdikine ilişkin Yapılan İncelemede;
2021-2022 yılına ait yevmiye defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2021 yılı yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdikinin süresinde yaptırıldığı, 2022 yılı yevmiye defterine yapılacak kapanış tasdiki için sürenin bulunduğu (30.06.2023),
Dosyada Bulunan Davalıya Ait Ba/Bs Formuna İlişkin Yapılan İncelemede;
Davalının 2021 yılı Ba formu üzerinde yapılan incelemede, takibe konu faturanın davalı tarafça Ba formu ile beyan edildiği,
Davacıya ait ticari defter kayıtlarında;
Davacının davalıya 2021 yılında 37.633,90 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının davacıya 17.533,90 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu ödemeden sonra davacının davalıdan 20.100,00 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 29.09.2021 tarihli,... nolu faturaya dayandığı, Menderes İcra dairesinde ... E sayılı takibin asıl alacağının da 20.100,00 TL üzerinden ve aynı faturaya dayandırılarak başlatıldığı tespit edilmiştir.
Takipte işlemiş faiz talebinin olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemede davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığı görülmüş olup takdiri sayın mahkemenizdedir..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
-
Dava, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı adına düzenlediği 29/09/2021 tarihli 20.100,00. TL bedelli fatura içeriği araç onarımına ilişkin hizmetin davalıya verilip verilmediği, fatura içeriğinin daha önce tamiri yapılan işlere ilişkin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Dava konusu alacak faturaya dayanmakta olup, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre davacı ile davalı arasında süregelen açık hesap ilişkisi bulunduğu görülmüştür.
-
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Mahkememizin 12/01/2023 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile her iki taraf vekiline ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verilmiş, her iki taraf vekili de ticari defterlerin yerinde incelenmesini talep etmiştir.
Davacıya ve davalı şirkete ait ticari defterler SMMM bilirkişiler aracılığı ile ayrı ayrı incelenerek rapor alınmıştır.
- Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır.
"1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
-
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
-
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020. 7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
- Somut olayda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 20.100,00. TL alacaklı olduğu, dava konusu faturanın davacı ticari defterlerinde işlenmiş olduğu görülmüştür. Davalı tarafça ticari defterlerin yerinde incelenmesi talep edilmiş ise de faturanın düzenlendiği 2021 yılına ilişkin ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Davalı tarafça 2021 yılı ticari defterleri ibraz edilmemiş olmakla birlikte dosyaya celp edilen 2021 yılı Ba kayıtlarında davacıdan 17.033,90. TL tutarlı alış beyanında bulunduğu, bu miktarın KDV'nin eklenmesiyle birlikte 20.100,00. TL tutarlı uyuşmazlık konusu fatura bedeline eriştiği görülmüştür.
Bs ve Ba formları vergi zayinin önlenmesi amacıyla mal veya hizmet alımı gerçekleştiren veya mal veya hizmet satışı gerçekleştiren şirketlerin bunlarla ilgili düzenledikleri veya adlarına düzenlenen faturaları sistem üzerinden vergi dairesine bildirmelerine, mal alımı yapan şirketin bildirdiği kayıtlar ile mal satışı gerçekleştiren şirket kayıtları karşılaştırılmak suretiyle vergi zaiyatının önlenmesi amaçlı bir uygulama olup, Ba-Bs formlarının bildirilmesi ilgili vergi mükellefinin kendisi tarafından veya yetkilendirdiği muhasebe yetkilisi tarafından gerçekleştirilebilecek bir işlem olduğundan bu yönde bir alış faturası bildirimi yapılması fatura içeriğinin ilgili kimseye teslim edildiği yönünde yorumlanmaktadır. (Bkz: Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında " Mahkemece yapılacak iş davalının kabulünde olan 19.01.2011 tarihli ve 5.022,00 TL fatura bedeli ile birlikte davalı tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirdiği anlaşılan 14.10.2011 tarihli 2.138,40 TL bedelli ve 21.10.2011 tarihli 5.136,48 TL bedelli faturaların, 3 fatura bedeli olan toplam 12.296,88 TL’lik malın davalıya teslim edildiği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.)
-
Somut olayda davacı tarafça düzenlenen 20.100,00. TL bedelli faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının aynı döneme ilişkin defterlerini incelemeye sunmadığı gibi BA form beyanı ile de davacı tarafça düzenlenen uyuşmazlık konusu faturayı vergi dairesine alış beyanı olarak beyan etmekle hizmet alımını kabul etmiş olduğu değerlendirilmiştir.
-
Davalı tarafça cevap dilekçesinde ve aşamalarda uyuşmazlık konusu fatura içeriğinin davacının daha önce vermiş olduğu hizmetlerle mükerrerlik arzettiği, davacının önceki tarihli faturalarda yer alan onarımları yeniden fatura ettiği savunulmuş ise de davalı tarafça fatura içeriğinin BA formu olarak vergi dairesine beyan edildiği dikkate alındığında fatura içeriğini kabul ettiğinin karine olarak değerlendirilebileceği, bunun yanında verilen hizmetin ayıplı olduğunu ispata yarar somut bir delilin gösterilmediği dikkate alındığında davacının 20.100,00. TL fatura bedeli kadar alacağı olduğunu ispat ettiği değerlendirilmiştir.
Davalı tarafça yemin deliline dayanılmış olup, dosyaya sunulan 23/06/2023 tarihli yemin metni çerçevesinde mahkememizce yeminin konusu "Davalıya ait araçların tamirinin tam ve eksiksiz olarak gerçekleştirilip davalıya teslim edilip edilmediği, davalıya sunulan araç tamir hizmetlerinin ayıpsız olarak yerine getirildiği, 16/06/2021-07/07/2021-29/09/2021 tarihli araç arızalarının tamirlerinin farklı arızalara ilişkin gerçekleştirildiği ve verilen hizmetlerin mükerrer faturalandırılıp faturalandırılmadığı" şeklinde belirlenmiş, davacı yemin teklifini kabul ederek "Dava konusu edilen tüm faturalar ayrı ayrı yapılmış onarımlara ilişkin düzenlenmiştir. Yaptığımız onarımlar tam ve eksiksiz olarak yapılmış davalıya teslim edilmiştir. Davalı tarafça bu onarımların iyi yapılmadığına dair tarafıma söylenen hiçbir beyan olmamıştır. Yaptığımız işlere ilişkin yalnızca bir kez fiyatlandırma yapıldı. Farklı faturalara aynı iş tekrar yazılmamıştır. Davalı şirketin aracında motor onarımı yapılmıştır. Daha sonra sürücü bizi aradı. Hararetin yükseldiğini söylemişti. Biz kendisine aracı hareket ettirme çekici göndereceğiz dediğimiz halde susuz kalmış bir araç 30-40 km, Balçova'dan Gaziemir'e kadar susuz bir şekilde getirilmiş, bunun nedeniyle araçta farklı bir arıza oluşmuştur. Bu bizim onarımımızdan değil, davalı tarafın aracındaki su radyatörünün delinip aracın susuz kalması ve sonrasında kullanımına devam edilmesindendir. Biz aracın radyatörüne daha önce işlem yapmamıştık. Delinmesinden dolayı kusurumuz yoktur. Sonraki hatalı kullanım da yine davalının kendi kusurudur. Faturalar zaten ayrı onarımlara ilişkin düzenlenmiştir. Davalı tarafla halen ticaretimiz devam etmektedir" şeklinde yemini eda etmiştir. Yemin kesin delil niteliğinde olup davacının yemini yerine getirdiği anlaşıldığından davalının savunmalarını yemin delili ile de ispat edemediği, buna karşılık davacının yemini eda etmekle yemin konularıyla ilgili karşı ispatı sağladığı değerlendirilmiştir.
- Bilindiği üzere itirazın iptali davası takip hukukuna özgü bir dava türü olup 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için kanunda 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup bu sürenin itirazın tebliği ile başlayacağı düzenlenmiştir.
İtirazın tebliğinden anlaşılması gereken öğrenme mi yoksa şekli anlamda posta yoluyla tebligat yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2019 tarih 2018/13-602 Esas 2019/218 Karar sayılı ilamında;
"Öncelikle uyuşmazlığın odağında bulunan hak düşürücü süre kavramına kısaca değinmek gerekir.
Hak düşürücü süreler, hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran sürelerdir ve kanunla düzenlenmeleri asıldır. Bu nitelikte süreler geçtiyse hak kendiliğinden son bulur (... A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 5. Bası, C. 2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd., ., S.: Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul 2002, s. 348).
Uyuşmazlığa konu dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, bu davalar yönünden hak düşürücü sürenin başlangıcı, aşağıda ayrıntılarına değinileceği üzere, kanun lafzına göre ödeme emrine itirazın alacaklı veya vekiline “tebliğ”idir.
Bu noktada tebliğ kavramının hukuki anlam ve mahiyetinin irdelenmesi yerinde olacaktır.
Tebligat, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir biçimde yazı veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemidir (..., T.: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 39). Tebligatın iki boyutu vardır. İlk olarak tebligat ile ilgili kimse bir hukukî işlem hakkında bilgilendirilir. Ancak, bilgilendirme işleminin tebligat olarak nitelendirilmesi için belgelendirilmesi gerekmektedir. Belgelendirme, diğer bir ifade ile tevsik, tebligatın ikinci boyutunu teşkil eder (..., M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 168; ....: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s.725). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, kişilerin kendileriyle ilgili hukuki bir prosedür hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektir ve bu gereklilik ilgiliye yapılacak tebligatla sağlanacağından tebliğ işlemlerinin adil yargılanma hakkının gerçekleştirilmesi bakımından büyük önem taşıdığı açıktır (Konca, N. K.: Türk Hukukunda Tebligata İlişkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri, TBB Dergisi, sayı: 2014-114, s. 240).
Tebligat ile ilgili yasal düzenlemeler tamamen şekli olduğundan, gerek tebliğ işlemi, gerekse tebliğ tarihi kural olarak ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin bu konuda etkili önlemler almış olmasının amacı, tebligatın bir an evvel muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır.
İcra hukukunda da tebligat yapılmasına ilişkin pek çok yasal düzenleme mevcuttur ve icra dairelerince yapılacak tebliğ işlemleri kural olarak Tebligat Kanunu hükümlerine göre yürütülür.
Bu yönde İİK’da bulunan düzenlemelerden bir kısmı, somut olayla sınırlı olarak inceleme yapmak gerekirse, genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde borçlunun ödeme emrine itirazının hükümden düşürülmesine ilişkin maddeler (m.67, 68) içerisinde yer almaktadır.
Anılan düzenlemelere göre, süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz ile veya gecikmiş itiraz nedeninin icra mahkemesince kabulü üzerine duran icra takibine devam edebilmek için alacaklının başvurusu ile itirazın hükümden düşürülmesi lazımdır ve bunu temin gayesiyle alacaklının ya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir.
Bu doğrultuda; takip konusu alacak İİK’nın 68, 68-a maddelerindeki belgelerden birine dayanmaktaysa, alacaklı dilerse icra mahkemesinde itirazın kaldırılması, dilerse mahkemede itirazın iptali davası açma (m.67) yoluna gidebilir.
Ancak yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, alacaklı seçim hakkını mahkemede dava açmak suretiyle kullanmışsa, bu defa dava derdest iken bunu olduğu gibi bırakarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz. Hatta evvelce icra mahkemesine başvuran alacaklı, sonra mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmışsa, bu davanın derdest olduğu sırada, tekrar icra mahkemesine dönerek ilk müracaatını yineleyemez. Bununla beraber önce itirazın kaldırılmasını talep eden alacaklı, bu yolu bırakarak itirazın mahkemede iptalini isteyebilecektir (Değnekli, A.: İtirazın İptali Davası, Ankara 2013, s.79).
Hem itirazın iptali davası, hem de itirazın kaldırılmasında kanun koyucu hak düşürücü süreler öngörmüş olup, bu süre itirazın kaldırılması için altı ay (m.68, 68-a), itirazın iptali davası için bir yıldır (m. 67). Her ikisinde de süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ yukarıda açıklandığı üzere Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır.
Yerleşik uygulamada da bu sebeple ödeme emrine itiraz Tebligat Kanunu’nun düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı).
Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir."
Şeklinde değerlendirme yapılmış olup, 1 yıllık hak düşürücü sürenin ödeme emrine itiraz evrakının şekli anlamda posta yoluyla tebliğinin gerekmediği, alacaklının doğrudan itiraza yönelik olarak yapacağı dava açma veya arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunma gibi işlemler ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağı kabul edilmelidir. (Benzer bir değerlendirme için Bkz: "İİK'da itirazın iptali davasının ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürede açılması gerektiği düzenlenmiş ve yerleşik uygulamada alacaklı sair suretlerle itirazdan haberdar olsa dahi sürenin başlamayacağı kabul edilmiş ise de somut olayda olduğu gibi davacı alacaklı yasa gereği dava açmadan önce itirazın iptalini sağlamak üzere arabuluculuğa başvurmuş olması halinde ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini arabulucuya verdiği dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurlarının aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olduğundan hak düşürücü sürenin arabuluculuk son oturum tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren hesaplanmış olmasında bir yanlışlık yoktur." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 30/11/2022 tarihli ilamı)
10-Görülmekte olan uyuşmazlıkta Menderes İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde davalı borçlu vekili tarafından 12/04/2022 tarihinde borca itiraz edildiği, itiraz evrakının davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, davacı tarafça 03/05/2022 tarihinde itirazın iptali uyuşmazlığına dair Menderes Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulduğu ve arabuluculuk sürecinin 16/06/2022 tarihli son tutanakla anlaşamama ile sonuçlandığı ve bu yönde son tutanak düzenlendiği görülmüştür.
Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinde, davacı vekilince arabuluculuk bürosuna başvuru ile davalı borçlunun itirazının iptali hususunda başvuruda bulunulduğu ve ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda alıntılanan kararında belirtildiği üzere itirazın sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılan bir başvuru ile birlikte öğrenme ve öğrenmenin belgelenmesi unsurlarının gerçekleşmiş olduğu, bu haliyle arabuluculuk süresince hak düşürücü süre işlemeyeceğinden anlaşamama son tutanağının düzenlendiği 16/06/2022 tarihi itibariyle itirazın iptali davası açılması hususundaki 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlayacağı, görülmekte olan davanın kısmi dava olarak 100,00-TL üzerinden 24/10/2022 tarihinde ikame edildiği, dava değeri 01/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 20.100,00-TL'ye yükseltilmiş ise de ıslahla artırılan kısım yönünden hak düşürücü sürenin sona erdiği ve bu kısmın itirazın iptali davasında dinlenemeyeceği anlaşıldığından davanın 100,00-TL'lik kısmı yönünden kısmen kabulüne, ıslahla artırılan kısım yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
11-Davacı alacağı faturaya dayanmaktadır. Davacının faturaya dayalı alacağının davalı tarafça miktarı belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, kabul edilen 100,00-TL dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin genel hükümlerinin 7/2. fıkrasında, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlenmiştir. Hüküm tarihinde bu miktar 17.900,00-TL dir. Hak düşürücü süre hâkim tarafından resen dikkate alınması gereken dava şartlarındandır. Bu durumda, hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilen eldeki davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücretini aşmamak üzere üçüncü kısma göre vekalet ücreti takdiri gerekmekte olup, reddedilen 20.000,00-TL'nin %16'sı üzerinden 3.200,00-TL nisbi vekalet ücreti takdir edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KISMEN KABULÜNE, Menderes İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 100,00. TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
-Fazlasına dair 20.000,00-TL'lik kısmın hak düşürücü süre nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 20,00. TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL harçtan peşin olarak alınan 80,70. TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 345,55. TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 156,40. TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 100,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 3.200,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70. TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 345,55. TL harçtan iadesine karar verilen harcın mahsubu ile 269,85. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafça sarf edilen 80,70. TL başvuru harcı ile 250,00. TL posta ve tebligat ücreti, 1.600,00. TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.930,70. TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 9,60. TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
-
Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 7,76. TL'sinin davalıdan, 1.552,24. TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı vekilinin duruşmada yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:25