SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1264 E. 2023/1064 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/1264

Karar No

2023/1064

Karar Tarihi

26 Aralık 2023

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/1264 Esas

KARAR NO : 2023/1064

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 06/10/2016

KARAR TARİHİ : 26/12/2023

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davaya konu 30.02.2012 tarih ve 300.000,00 TL bedelli senedin, müvekkili ... tarafından, kayınbabası olan müvekkili ...'e, 22.06.2011 tarihli akaryakıt istasyonu devir sözleşmesine istinaden akaryakıt istasyonu sermaye bedelleri karşılığı olarak verildiğini, 22.06.2011 tarihli sözleşmenin konusunu; Kemalpaşa İlçesi, Ulucak Köyü, Taşkahve Mevkii'nde bulunan ...'e ait ... akaryakıt istasyonunun, borçları, alacakları, sözleşme tarihinden sonraki tüm hak ve sorumlulukları, istasyonun kurulu bulunduğu gayrımenkul sahipliği, sözleşme tarihinden sonra işletilmesi ve ...,..., ... plakalı araçların hukuki durumu ve hak sahipliği oluşturduğunu, sözleşme tarihinde, akaryakıt satış ruhsatlarını veren KOSBİ ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında, akaryakıt istasyonunun bulunduğu bölgeye ilişkin yetki çatışması bulunduğundan ruhsat ve işletmenin ... adına geçmesinin hemen mümkün olamayacağı ve resmi işlemlerin tamamlanmasının uzun zaman alacağı anlaşıldığından bu şekilde bir akaryakıt istasyonu devir sözleşmesi yapılması yoluna gidildiğini, 22.06.2011 tarihli akaryakıt istasyonu devir sözleşmesi ile; akaryakıt istasyonun işletmesinin tümüyle ...'e bırakılacağı, sözleşme tarihinden itibaren istasyonun tüm hakları, borçları, henüz tahsil mümkün olmamış geçmişten gelen alacakları dahil işletmeye ait tüm gelirlerinin ...'e ait olacağı, ... adına kayıtlı olan ... ve ... plakalı araçların... Akaryakıt istasyonunun cari hesabına dahil olup bu araçların ...'in kullanımına bırakılacağının kararlaştırıldığını, bunun karşılığında ... tarafından ...'e; sözleşme ile ... tarafından ödenmesi kararlaştırılan, istasyonun tahmini 450.000,00 TL'lik borçlarının teminat altına alınması için 450.000,00 TL'lik bir adet teminat senedi ve istasyona konulmuş sermaye bedellerinin karşılığı olarak 30.02.2012 ödeme tarihli 300.000,00 TL'lik, 30.09.2012 tarihli 300.000,00 TL'lik ve 30.02.2013 tarihli 600.000,00 TL'lik üç adet senet verildiğini, dava konusu senedin, işte bu akaryakıt istasyonu devir sözleşmesi nedeniyle, istasyonun sermaye bedeli karşılığında ...'e verilen senetlerden biri olan 30.02.2012 tarih ve 300.000,00 TL bedelli senet olduğunu, ancak; sözleşmenin imzalanmasından çok kısa bir süre sonra müvekkili ...'in oğlu ve müvekkili ...'in eşinin kardeşi olan ...'in, eniştesi ...'e duyduğu husumet nedeniyle istasyonun çalışmasını engellediğini ve babası ...'i baskı altına alarak ...'in azledilmesine ve akaryakıt istasyonu devir sözleşmesinin haksız feshine neden olduğunu, istasyonun ruhsat ve işletmesinin resmi olarak ... adına geçmesi uzun zaman alacağından ...'in , istasyonu, ruhsat sahibi olan ...'in verdiği vekaletnameye dayanarak işletebildiğini, ancak oğlu ...'in baskısı ve yanlış yönlendirmesi ile ...'in, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden henüz 4 ay gibi çok kısa bir süre geçmişken Kemalpaşa... Noterliği'nin 28.10.2011 tarih ve... yevmiye numaralı azilnamesi ile azledildiğini, bu şekilde ...'in istasyonu işletmesinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, yine; davalı ...'in, babası ...den aldığı vekaletnameye dayanarak, ...'i zor kullanarak akaryakıt istasyonundan atmaya çalıştığını, banka hesaplarını kapattığını, istasyona ... şirketinden akaryakıt alınmasını engellediğini, sözleşme ile kullanım hakları ...'e bırakılan araçlara el koyduğunu, Davalı ...'in, bu eylemleri ile 22.06.2011 tarihli sözleşmenin haksız feshine neden olduğunu, yaşanan bu olaylar nedeni ile; sözleşmenin haksız feshi nedeniyle konusuz kalan ve ödeme tarihi yaklaşan dava konusu 30.02.2012 tarih ve 300.000,00-TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti amacıyla ... tarafından, lehtar ...'e Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, bu davanın açılmasından sonra senedin ... elinde bulunduğu ve ... tarafından, sadece ... borçlu gösterilerek Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığının görüldüğünü, bunun üzerine senedi takibe koyan ... davaya dahil edildiğini ve dahili dava dilekçesi kendisine tebliğ edildiğini, bu arada yakın akraba olan tarafların sulh olması amacıyla yapılan görüşmelerde ...'in, senedi oğlu ...'e kendisine verdiği vekaletnameye istinaden saklaması için verdiğini, ancak onun bu senedi icra takibine konu yaptığını söylediğini ve icra takibinden vazgeçerek senedi iade etmesi için çok uğraştığını, bu uğraşlarının sonucunda sadece takibe konu yapılmayan diğer senetleri alabildiğini, ancak davalı ... icra takibine konu senedi iade etmeye yanaşmadığını, bunun üzerine ...'in, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının duruşmasına bizzat katılarak davayı kabul ettiğini ve damadı ...'ten alacaklı olmadığını beyan ettiğini ve sözleşmeye konu takibe konu yapılmayan diğer senetleri yırtmış olduğunu beyanla yırtmış olduğu senetleri mahkemeye ibraz ettiğini, bunun üzerine Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E.... K. Sayılı kararı ile ... aleyhine açılan davanın kabul nedeni ile kabulü ile davacının 30.02.2012 tarih ve 300.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve dahili davalı ... yönünden açılan davanın usulden reddine karar verildiğini, mahkemenin bu kararının temyiz edilmesi üzerine; HMK sisteminde dahili dava yapılmak suretiyle üçüncü bir şahsın davaya dahil edilemeyeceği , bu davalı hakkında harcı yatırılmak suretiyle ayrı bir dava açılıp davaların birleştirilmesi gerektiği belirtilerek karar bu yönden bozulmuş, ...'in kabul beyanı yönünden kesinleştiğini, müvekkili ...'in senet lehtarı olan...'e herhangi bir borcu bulunmadığını,... de zaten aleyhine açılan menfi tespit davasını kabul ederek dava konusu senetten dolayı damadı ...'ten herhangi bir alacağı olmadığını, olayların oğlu ...'in davranışları nedeniyle bu noktaya geldiğini, uzun bir süre sorunu uzlaşmayla çözmeye çalıştığını ancak sonunda işlerin bu noktaya vardığını beyan ettiğini, davacılar arasında bu hususlarda hiçbir ihtilaf bulunmadığını, davalının iyiniyetli hamil olmadığını, müvekkili ...'in ...'e de herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'in de oğlu ...'e dava konusu senetten dolayı herhangi bir borcu bulunmadığını, dava konusu senedin davalıya herhangi bir borç karşılığı verilmediğini, ...'in, işlerinin takibi için vekalet vermiş olduğu oğluna güvenerek senetleri ona teslim ettiğini, ancak davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak müvekkilleri ... ile ... arasındaki akaryakıt devir sözleşmesinin haksız feshine neden olduğunu ve her iki tarafı da zarara uğratarak mağdur ettiğini ve dava konusu senedi de alıkoyarak kendi adına icra takibi başlattığını, akabinde babasının senedi ısrarla geri istemesine ve davayı kabul ederek alacağı olmadığını beyan etmesine rağmen senedi iade etmediğini, nitekim bu süreçte babası ... tarafından azledildiğini, bu nedenlerle dava konusu 30.02.2012 tarihli ve 300.000,00-TL bedelli senetten dolayı Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ... tarafından müvekkili ... aleyhine açılan icra takibinin ve aynı senetten dolayı müvekkil ... aleyhine icra takibi yapılması halinde bu takibin takdiren teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile; müvekkillerin her birinin ayrı ayrı dava konusu 30.02.2012 tarih ve 300.000,00-TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, dava konusu senedin müvekkili ... yönünden takip konusu yapılması nedeniyle haksız ve kötüniyetli olarak müvekkiline yüklenen borç miktarının %20 sinden az olmamak üzere müvekkili ... lehine icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacıların gerek senet kaynağı borç, gerekse da taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin beyanları gerçek dışı olup, beyanların aksi taraflar arasında daha önce görülen davalarda net olarak ortaya konulduğunu, dava konusu senetle ilgili davacılardan senet borçlusu ...'in,...'e karşı Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasından menfi tespit davası açtığını, daha sonra müvekkili ...'in davaya dahil edildiğini, iş bu Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı dosyası incelendiğinde...'in talimatları ile yazılan cevaplar ve toplanan delillerle davacıların şuandaki beyanlarının gerçek dışı ve danışıklı olduğunun ortaya çıkacağını, davacının bahsettiği...'e ait akaryakıt istasyonunun her ne kadar resmiyette... adına ise de, fiiliyatta 2001 yılından itibaren damadı ... tarafından tüm hak ve sorumlulukları ...'e ait olmak üzere işletildiğini, fakat ... tarafındarı kötü yönetim sonucu...'in istasyondaki sermayesinin yok olduğunu, işletmenin borçlarının ödenmediğini, vekaletname ile hir çok kez kredi çekilerek borçlandırıldığını tespit edince 22.06.2011 tarihli davacının da bahsettiği sözleşmenin yapılması zorunluluğu hasıl olduğunu, her ne kadar davacı beyanlarında öyle göstermeye çalışmış ise de taraflar arasında dava konusu bono dayanağı bu sözleşme 22.06.2011 tarihinde başlayacak şekilde düzenlenmediğini, aksine 2001 yılından itibaren devam eden sözlü ve fili durumun yazılı hale getirilmesi için akdedildiğini, sözleşmede...'in yok olan ve kim tarafından ödenecek sermaye alacağına istinaden de davaya konu senedi ve dava dışı senetleri ...'in düzenlediğini, bu nedenle davaya konu senedin sermeye alacağı nedeni ile verikliğinden davacıyla şu andaki danışıklı beyanları ile mahkemeye yanıltmaya çalışmalarının kabul edilemeyeceğini, ...'in kötü yönetim nedeni ile ödeyeceğini vaat ettiği SGK, vergi, banka borçlarını ödemeyip, sözleşmeye uymayınca ...'in... tarafından azledildiğini, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... E. sayılı dosyada da ortaya konulduğu üzere...'in bu borçları ödeyebilmek için kendisinin ve eşinin malik olduğu taşınmazı dahi satmak zorunda kaldığını, kalan banka, SGK ve Vergi borçlarını da bizzat Müvekkili ... kendi mal varlığından yatırmak suretiyle karşıladığını, müvekkili ...'in babasının borçlarını ödemesi ve ayrıca babası...'in yapmış olduğu uzun yıllar süren ve sona eren ortaklık nedeni ile doğan alacağına istinaden... tarafından iş bu davaya konu 300.000,00-TL'lik senet ile dava dışı ve bir başka icra dosyasına konu 2.700.000.000-TL'lik çekin ...'e verildiğini, ...'in eşi, yanı...'in kızının, babasının yaşlılığından faydalanarak baskı ile müvekkilinin anılı alacaklarını babasından tahsil etmesine engel olmaya çalıştığını, zira...'in kızının, babasının tüm malvarlığını ele geçirmek için girişimlerde bulunduğunu, babasının tüm malvarlığını kendisine vasiyet etmesini sağladığını, tüm işleri yönetmek için genel vekaletname aldığını, babasını etki altına aldığını, bu nedenle müvekkili ...'in babasından alacaklarını tahsil etmesine engel amaçlı olarak aleyhine olan davayı kabul ettiğini ve müvekkili aleyhine davalar ikame ettiğini, bu nedenlerle davacıların şu an anlaşarak ...'in alacaklarını tahsiline engel olma amaçlı kurguları ve beyanları gerçek dışı olup müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacıların haksız ve kötüniyetli davalarının reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak Kemalpaşa... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas, ... Karar sayılı dosyası, 30.02.2012 tarih ve 300.000,00-TL bedelli dava konusu bono, Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1106 Esas sayılı dosaysı, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, banka ve ödeme kayıtları, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.

Bilirkişi heyetinden alınan 06/09/2019 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...1-) TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN TEMELİNDE; Davacının iddiasına göre;

22.06.2011 tarihli akaryakıt istasyonu — devir sözleşmesi ile; akaryakıt istasyonunun işletilmesinin tümüyle(borcu ve alacağı ile) ...'e bırakılacağı, sözleşme tarihinden itibaren tüm hakları,borçları,henüz tahsili mümkün olmamış geçmişten gelen alacakları dahil işletmeye ait tüm gelirlerinin ...'e ait olacağını, ... adına kayıtlı olan ..., ... ve ... plakalı araçların ... akaryakıt istasyonunun cari hesabına dahil olup bu araçların ...'in kullanımına bırakılacağının kararlaştırıldığını, Bunun karşılığında ... tarafından -...e dava konusu senedinde içinde bulunduğu (450.000+300.000+ 300.000+600,000=) toplam 1.650.000 TL lik senet verildiğini, ancak sözleşme imzalandıktan 4 ay geçtikten sonra ... tarafından vekaletnamenin feshedilmesi ile ... istasyonunda ...'in işlem yapmasının engellendiğini, bu haksız feshi ile ...e verdiği senetlerin konusuz kaldığını, davalının davacı ...den aldığı vekalet çerçevesinde dava konusu senedi elinde tutarak kötü niyetli olduğunu iddia etmektedir.

Davacı ...in davaci ...'ten alacaklı olmadığını kabul ve beyan ettiği görülmektedir.

Davalının iddiasına göre;...'in işlerin düzeltilmesi için davalıya 28.10.2011 de tam yetkili vekaletname verdiğini, işleri düzeltmek için harcadığı paralar nedeni ile...'in davalıya borçlandığını ve dava konusu senedi de bu borcuna karşılık verdiğini, borçlusunun davacı ..., lehtarının davacı ..., hamilinin kendisi olduğu senedi ...den olan alacağına karşılık aldığını, kendisinin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu iddia etmektedir.

  1. ) ... tarafından haklı yada haksız sebeplerle ...'i azletmesi ile sözleşmenin ...'e tanıdığı hakları elinden alınmasına yetkisizleştirilmesine sebebiyet verildiğinin açık olduğu, a)Sayın Mahkemizce ... ...i azlederek sözleşmeyi feshetmekte haklıdır. ve sözleşme haklı sebeplerle feshedilmesi ...'in yükümlülüklerini yerine getirmesine engel değildir, yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekirdi deniyor ise; ... tarafından verilen senetlerin ödenmesi gerekeceği, aksi takdirde b) sözleşmedeki senetler ... istasyonunun ...'e devir edilmesi karşılığında verilmiştir, bu durum ortadan her ne sebep olursa olsun ortadan kalktığında (azilname ile ortadan kalmıştır) senetlerin verilme gerekçesi de ortadan kalmakta ve senetler konusuz kalmaktadır'a Sayın Mahkemenizce kanaat getirilir ise; ...'in verdiği senetler konusuz kalmıştır çünkü ... İstasyonu ve araçlar ...'e ait olmamaktadır denilebilecektir.

Nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere heyetimizin görüşü 2.seçenektir.

  1. ) Davacılar arasında verilen senedin azilname neticesinde hükümsüz kalıp kalmadığı hususu ile davalının iddia ettiği gibi bir harcama yapmış olduğunu kanıtlaması durumunda hangi davacıdan alacaklı olacağı hususlarının hukuki yorumu Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Vergi Dairesi ve SGK ödemelerini davalı kendi cebinden kasasından ödediğini dosyadaki belgelere göre ispatlayamamıştır.

  2. ) Davacı ...in davalısı davacı ...'in davacısı olduğu dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığı İle ilgili görülen...E. Yeni ... Esas sayılı menfi tespit davasında ... tarafından alacaklı olmadığının kendi iradesi ile yazılı olarak beyan edildiği, Kabul beyanında Muvazaa olup olmama hususu tamamıyla hukuki yoruma muhtaç olup uzmanlık alanımızın dışındadır.

  3. )Dava konusu senedin ... bakımından Zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu tamamıyla hukuki yoruma muhtaç olup uzmanlık alanımızın dışındadır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Bilirkişi heyetinden alınan 24/10/2019 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "...Davalı yanca, dava dosyasına sunulmuş bilirkişi heyet kök raporumuza yönelik verilmiş herhangi bir itiraz dilekçesine rastlanmamıştır.

Davacı yanın sunmuş olduğu dilekçesinde ise hususlara yönelik uzmanlık alanlarımız dahilinde herhangi bir itiraza rastlanmamıştır.

İzmir ... ATM'nin ... E.,... K. sayılı Dava Dosya Fotokopisi içinde yer alan belgeler incelenmiş olup, davamızın davalısı ...'e babası davamızın davacısı... tarafından 27.05.2015 tarihli 2.700.000 TL lik Akbank çeki verildiği ile ilgili açılan icra takibine yönelik menfi tespit davası olduğu, ... tarafından sunulan banka ekstreleri ile SGK banka dekontları ve Vergi Dairesi hesap ekstrelerinin dava dosyamıza sunulan mavi klasördeki belgeler ile aynı olduğu, tüm bu sunulu belgeleri kök raporumuzda ifade etmiş bulunmaktayız. Yinelemek gerekir ise Vergi dairesi ekstresindeki tutarların davalı yanca ödendiği ispatlanamamaktadır.

Sgk Banka ödeme belgelerine bakarak ödemenin davalı yanca yapıldığı ispatlanamamaktadır. ... tarafından ...in ... kredi borcuna mahsub edilmek üzere hesabına 24.06.2011 tarihinden 14.02.2013 tarihine kadar çeşitli miktarlarda ödemelğgı;ıa!ııldığı görülmektedir..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

Bilirkişi heyetinden alınan 14/06/2021 tarihli ek raporun sonuç kısmına göre; "... A.Ş Genel Müdürlüğünün 07.09.2018 tarihli yazısı ekinde...’e kullandırılan kredilerle ilgili bilgi ve ekstreler gönderilmiştir.

Kök Raporda:Gönderilen ekstrelerinden...’e kullandırılan krediler aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.

25.10.2007-23.11.2007 tarih aralığında toplam: 179.126.08-TL İskonto Kredisi

25.01.2008-04.12.2008 tarih aralığında toplam: 391.231.31-TL İskonto Kredisi

06.01.2009-31.12.2009 tarih aralığında toplam: 983.854.50-TL İskonto Kredisi

07.01.2010-13.12.2010 tarih aralığında toplam:1.279.832.60-TL İskonto Kredisi

12.01.2011-29.12.2011 tarih aralığında toplam:1.450.378.27-TL Isbkonto Kredisi

19.01.2012 tarihinde 10.150.00-TL Iskonto Kredisi

Toplam: 4.294.572.76-TL

02.07.2007-15.03.2013 tarih aralığında 250.000.-TL kredi limiti dahilinde muhtelif tarihlerde muhtelif tutarlarda toplam: 250.000-TL BCH kredileri kullandırılmış ve kredi hesabı 15.03.2013 tarihinde kapanmıştır.

16.02.2009-25.11.2010 tarih aralığında 2.471.436-TL Nakdi ticari kredi, 277.017.29-TL Gayri nakit Teminat Mektubu kredisi kullandırılmış, krediler 29.11.2011 tarihinde tamamen tahsil ve tasfiye olmuştur.

05.06.2018 tarihi itibariyle 33.135.-TL Gayri nakit çek kredi borcunun devam ettiği tespit edilmiştir.

Davalı ... tarafından...’in hesabına yatırılan tutarlar

Tarih Tutar Yatırılan Hesap

28.12.2011 150.00-TL 306804 no.lu vadesiz hesap

19.01.2012 25.500.00-TL 306804 no.lu vadesiz hesap

19.01.2012 400.00-TL 306804 no.lu vadesiz hesap

05.04.2012 22.000.00-TL 306804 no.lu vadesiz hesap

13.01.2012 28.000.00-TL 306816 no.lu vadesiz hesap

16.01.2012 200.00-TL 306816 no.lu vadesiz hesap

19.01.2012 20.500.00-TL 306816 no.lu vadesiz hesap

Toplam 96.750.00-TL

Davacı ...’in... A.Ş nezdindeki hesap ekstrelerinin incelenmesi sonucunda: Davali ... tarafından 29.12.2011-19.01.2012 tarih aralağında toplam: 96.750-TL Para yatırıma işleminin bulunduğu, yatırılan tutarların kredilere ve masraflara mahsup edildiği belirlenmiş nihai takdir sayın mahkemeye bırakılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

  1. Dava, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talepli menfi tespit davasıdır.

  2. Davacılar vekili dava dilekçesinde, 30/02/2012 ödeme tarihli 300.000,00. TL bedelli bononun davacı ... tarafından diğer davacı...'e 22/06/2011 tarihli akaryakıt istasyonu devir sözleşmesine istinaden sermaye bedeller karşılığında verildiğin, resmi prosedür işlemleri gereğince istasyonun doğrudan ...'e devri mümkün olmadığından devir işleminin sözleşme ile gerçekleştirildiğini, işletmenin bir kısım araçlarının davacı ...'in kullanımına bırakılacağı, ...'in ödemesi kararlaştırılan 450.000,00. TL civarındaki borçların teminat altına alınması için 450.000,00. TL tutarlı bir adet teminat senedi ve istasyondaki sermaye bedellerinin karşılığı olarak 30/02/2012 ödeme tarihli 300.000,00. TL bedelli, 30/09/2012 tarihli 300.000,00. TL bedelli ve 30/02/2013 tarihli 600.000,00. TL bedelli üç adet senet düzenlendiği, sözleşmenin imzalanmasından bir süre sonra davacı...'in oğlu olan davalı ...'nin, kendisinin eniştesi. ablasının eşi. olan davacı ...'e duyduğu kişisel husumet nedeniyle davacı...'i baskı altına alarak sözleşmenin haksız feshine neden olduğu, sözleşmenin üzerinden 4 aylık süre geçmesinden sonra sözleşmenin Kemalpaşa...Noterliği'nin 28/10/2011 tarih ve... yevmiye nolu azilnamesi ile ...'in vekaletten azli ile istasyon işletmesinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiği, davalının babası davacı...'den aldığı vekaletname ile işletmeyi kontrol altına aldığı, araçlara el koyduğu ve sözleşmenin haksız feshine neden olduğu, sözleşmenin haksız feshi ile konusuz kalan 30/02/2012 tarihli 300.000,00. TL bedelli senet yönünden bono lehtarı...'e yönelik olarak Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile menfi tespit davası açıldığı, dava açılışından sonra davalı ...'in senedi elinde bulundurduğunun anlaşıldığı ve Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasında senedin takibe konu edildiğinin görüldüğü, menfi tespit davasına davalı ...'in de dahili davalı olarak dahil edildiği, sulh görüşmelerinde...'in bonoları davalı ...'e saklaması için verdiğini beyan ettiği, diğer bonoları iade almasına rağmen dava ve takip konusu bononun davalı tarafından iade edilmediği,...'in davayı kabul etmesi üzerine Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı karar ile... aleyhine açılan davanın kabul nedeniyle kabulüne, dahili davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verildiği, kararın... yönünden kesinleştiği, davacı ...'in bono lehtarı diğer davası...'e bir borcu bulunmadığı,...'in aleyhine açılan davayı kabul ettiği, davalının iyi niyetli hamil olmadığı,...'in de bono nedeniyle davalı oğlu ...'e borcunun bulunmadığı, oğluna verdiği vekaletname nedeniyle güvenerek bonoları davalıya teslim ettiğin ancak davalının vekalet görevini kötüye kullanarak sözleşmenin haksız feshine neden olduğu ve ayrıca dava konusu bonoyu alıkoyup kendi adına takibe başladığı, davacı lehtarın alacağı olmadığını beyan etmesine rağmen bononun iade edilmediğini, davalının...'e yönelik takip başlatmamasının da esasında bir alacağı olmadığını gösterdiği, davalının ayrıca bu süreçte haksız ele geçirdiği bir çekin üzerini 2.700.000,00. TL bedel ile doldurarak babası aleyhinde de takibe giriştiği, bunun yanında kısıtlanma ve ecrimisil talebi gibi birçok dava açtığı ileri sürülerek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 oranında tazminata hükmedilmesi talep edilmiştir.

  3. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın beyanlarının gerçek dışı olduğunu, Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasında davacı...'in ilerleyen yaşı nedeniyle kızının baskısı ile davayı kabul ettiğini, davalının alacağına engel olunması maksadıyla bu davanın açıldığını, davalının iyi niyetli hamil olduğunu, uyuşmazlık konusu akaryakıt istasyonunun fiilen 2001 yılından itibaren ... tarafından tüm hak ve sorumlulukları kendine ait olmak üzere işletildiğini, bu süreçte işletmenin kötü yönetilmesi nedeniyle...'e ait sermayenin yok olacak hale gelmesi nedeniyle 22/06/2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenen bononun kaynağı olan borcun 22/06/2011 tarihli sözleşme değil 2001 tarhinden itibaren süregelen fiili durum nedeniyle düzenlendiğini, ...'in sözleşme sonrası dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin... tarafından feshedildiğini, bu süreçten sonra işlerin düzelmesi için ...'e... tarafından tam yetki verildiğini, davalının da işletmenin düzelmesi için emek ve para harcadığını, davalının bu süreçte harcadığı paralar nedeniyle borçlanan... tarafından dava konusu bononun davalı ...'e verildiği, davacıların davalının alacağını engellemek amacıyla danışıklı olarak beyanlarda bulunduklarını, Kemalpaşa...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında da...'in borçlarını ödeyebilmek için kendisin ve eşinin malik olduğu taşınmazı satmak zorunda kaldığını, kalan banka, SGK ve vergi borçlarının davalı ... tarafından kendi malvarlığından karşılandığını, davalı tarafından yapılan SGK, vergi ve banka ödemlerin tespiti ile davalının haklılığının kanıtlanacağını, davalının yaptığı tüm harcamalara istinaden dava konusu 300.000,00. TL tutarlı bononun ve başka bir icra takip dosyasına konu edilen 2.700.000,00. TL bedelli çekin davalıya verildiğini, davacı ...'in eşi ve...'in kızının, baba...'in malvarlığını ele geçirmek için girişimlerde bulunduğunu ve davacıyı etki altına aldığı, davacının tüm malvarlığını kendisine vasiyet etmesini sağladığını, davalıya bononun saklanması için verildiği yönündeki beyanların gerçek dışı olduğunu, davalının...'e ait borçları ödediğinin Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında toplanan delillerle kanıtlandığını, Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dinlenen tanıkların...'in istasyon nedeniyle girdiği borçları davalıdan aldığı para ile kapatmaya çalıştığını gördüklerini beyan ettikleri, davacı...'in kızı ve damadının etkisi ile davalı aleyhinde gerçek dışı iddialarda bulunduğunu, davacının tüm malvarlığını kızı ...'e vasiyet etmesi ve gayrimenkullerini yine davacı ile kızına devretmesinin de bu baskıyı gösterdiği ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.

  4. Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde, davacı...'in akıl sağlığının yerinde olduğuna, davalı tarafından açılan vesayet davasında alınan raporlarda davacının kendi işlerini görebileceği ve akli dengesinin yerinde olduğunun belirlendiği, sözleşmenin davalının tutumları nedeniyle sona erdiğini, sözleşme sona ermesi ile davacı...'in verilen senetlerin tahsilinin istenemeyeceği bilinciyle hareket ettiğini, davalının yakın akraba olması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkileri bilebilecek durumda olduğunu ve iyi niyetli olamayacağını, davalının senetler nedeniyle davacı...'in bir alacak hakkının bulunmadığını bilebilecek durumda olduğunu, 2.700.000,00. TL bedelli çekin de davalı tarafça haksız olarak doldurulduğunu, bu çekle ilgili olarak İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dava dosyasında menfi tespit davası açıldığını, davalının kendi parası ile bir ödeme gerçekleştirmediğini, davacı...'in davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, hamilin kötü niyetli olması halinde alacak hakkı elde edemeyeceğini davalının da yakın akraba olması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olduğunu ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir.

  5. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde, davalının gerek senedi ciro ile devraldığı tarihte gerekse takip tarihinde davacı ...'in borçlu olduğunun her iki tarafça bilindiğini, ... Esas sayılı dava dosyasına verilen... cevabında ve tanık anlatımları ile bu hususun sabit olduğunu, tarafların yargılama sürecinde anlaşarak davanın kabul edilmesinin davalıyı bağlamayacağı, sözleşmede açıkça düzenlenen senedin sözleşmeden değil sözleşme öncesi dönemden kaynaklanan borçlara ilişkin olduğunun yazıldığı, davacı...'in kabul beyanında alacağının doğmadığını beyan etmediği alacağından vazgeçtiğini beyan ettiği, davalının alacağına ulaşmasının engellenmesi için davacıların birlikte hareket ettikleri, davacı...'in davalıya verdiği vekaletnamenin malvarlığının satışına ve elde edilen para ile borçların ödenmesine yönelik olduğu ancak davalının malların satılması yerine nakit yardımda bulunarak borçların ödenmesini sağladığı, davacı...'in menfi tespit davası ilk açıldığında değil 2 sene sonra kızının baskısı sonucu davayı kabul ettiğini, bunun da davacının yıllar sonra etki altına alındığını gösterdiği ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.

  6. Davacılar vekili yargılama sırasında sunduğu, her ne kadar ıslah dilekçesi üzerinde tarih yer almamış ve havale tarihi de gösterilmemiş ise de 02/05/2017 tarihli celsede ıslah dilekçesinin alındığının ve davalı vekiline elden tebliğ ediliği görülmüş olup ıslah tarihi olarak duruşma tarihi 02/05/2017 esas alınmıştır.

Islah dilekçesi ile davacı... yönünden dava dilekçesi ile ileri sürülen iddiaların yanında dava konusu bononun protesto edilmemiş olması ve zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

  1. Yargılama sırasında davacılardan... vefat etmiştir. Davalı ... davalının mirasçılarından olup davacının vasiyetname ile mirasının tümünü ...'e bıraktığı, davalı tarafın Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile vasiyetnamenin iptali davası açtığı, davanın kabul edilmesi halinde davacının dava konusunu oluşturan pasif malvarlığı değerinin miras payı oranında davalıya geçeceği ve taraf sıfatları birleşebileceği, bu yönüyle vasiyetnamenin iptali davası sonucunun beklenilmesinin de yargılamayı uzatacığı gözetilerek tereke temsilcisi atanması talebiyle Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nden talepte bulunulmuş ve yargılamaya davacı...'in terekesi yönünden tereke temsilcisi huzurunda devam olunmuştur.

  2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık temel olarak;

A-Dava konusu bononun davacı lehtara teminat senedi olarak verilip verilmediği,

B-Davalının bonoyu iktisabında iyi niyetli olup olmadığı,

C-Davacı...'in davalıya bonoyu bir borcuna karşılık verip vermediği, davalının bonoyu haksız olarak rıza dışı ele geçirip geçirmediği, davalının yaptığı harcamalara istinaden bonoyu alıp almadığı,

D-Bononun davacı lehtar-ciranta yönünden zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, zamanaşımı nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı,

noktalarında toplanmaktadır.

  1. Öncelikle dava konunu bononun teminat senedi vasfında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlık konusu vakıaya ilişkin delillerin değerlendirilmesinden önce, teminat senedine ilişkin yargısal uygulama ve doktrine dair görüşlere değinilmesi yerinde olacaktır;

Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukukî sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür (..., s. 376).

Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330).

Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (İİK m. 167 vd.) ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329).Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını 6100 sayılı HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması ve bundan sonra da senedi elinde bulunduran hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, bonoyu iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekmektedir.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda somut olaya ilişkin delillerin incelenmesinde, dava dilekçesi ekinde yer alan ve her iki tarafın da kabulünde olan 22/06/2011 tarihli sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin ikinci sayfasında;

"Ayrıca... ve... bugüne kadar istasyona koymuş oldukları sermaye bedelleri toplamı olarak ...'ten 1.200.000,00-TL alacaklı olup bu bedel aşağıda yazılı senetlerle ödenecektir.

30.02.2012 ödeme tarihli 300.000,00-TL,

30.09.2012 ödeme tarihli 300.000,00-TL,

30.02.2013 ödeme tarihli 600.000,00senet borçlusu ... alacaklısı...'dir.

Senetler 6. Maddede de belirtilen sebep için verilmiş olup vadesinde ödenmediği takdirde... senetleri icra takibine koymaya, yasal yollara başvurmaya tam yetkili olup ... şimdiden tüm itiraz haklarından vazgeçmiştir." şeklinde düzenleme yer aldığı görülmektedir.

Sözleşme hükmüne göre 3 adet bononun ihdas nedeni olarak davacılar... ve...'in sözleşme tarihine kadar koydukları sermaye bedelleri nedeniyle oluşan 1.200.000,00-TL tutarındaki alacak gösterilmiş olup dava konusu bono üzerinde ihdas nedeni olarak "nakden" kaydının bulunduğu ve teminat ibaresinin yer almadığı görülmüştür. Sözleşmenin 1.maddesinde açıkça işletmenin 30/07/2001 tarihinden itibaren ...'in işletmekte olduğu düzenlendiği hususu da dikkate alındığında, sözleşmenin tanzim tarihi 22/06/2011 tarihine kadar davacı ...'in oluşan 1.200.000,00-TL tutarındaki borcuna istinaden borcun ifasına yönelik olarak dava konusu bononun da içerisinde bulunduğu 3 adet bononun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bir diğer taraftan sözleşme içeriğinde ayrıca...'e kalacak borçların ... tarafından ödeneceğinin düzenlendiği ve...'e kalacak borcun tahmini olarak 450.000,00-TL olacağı, bunun teminatı olarak 450.000,00-TL bedelli bir başka senet düzenleneceğine dair bir madde de yer almakta olup 450.000,00-TL bedelli senedin henüz doğmamış bir borç için düzenlendiği ve teminat amacıyla alındığının açıkça sözleşme metninde bu bono için açıkça teminat ibaresi kullanıldığı ancak dava konusu bonoyla ilgili teminat amacıyla verildiğine dair bir ifade bulunmadığı hususu da dikkate alındığında, dava konusu 300.000,00-TL bedelli ve diğer 2 adet bonoyla ilgili olarak teminat amacını gösterir açık bir kayıt yer almadığı gibi bunun aksine açıkça 1.200.000,00-TL tutarlı alacağın tahsili için bonoların düzenlendiğinin kayıt altına alındığı, bu haliyle 3 adet bononun mevcut bir para borcunun tahsilini kolaylaştırmak amacıyla düzenlendiğinin ve teminat senedi vasfını taşımadıklarının kabulü gerektiği değerlendirilmiştir.

Davacı tarafça sözleşmenin feshedilmiş olmasının bonoları da bedelsiz kıldığı belirtilmiş ise de sözleşmenin esas konusunun istasyon işletmesine dair olduğu, davacı...'in 1.200.000,00-TL tutarındaki alacağının tahsiline yönelik hüküm ve bono ihdasına dair maddenin sözleşme feshedilmiş olsa dahi para alacağını sona erdirmeyeceği ve bonoların da yine bu para alacağının tahsili gayesiyle düzenlendiği sonucunu değiştirmeyeceği, bononun ihdas nedeni olarak "nakden" kaydının bulunduğu ve para borcuna yönelik düzenlenen bonoda ispat külfetinin keşideci üzerinde olduğu, sözleşme metni ve bono üzerinde yer alan ihdas nedenine göre sözleşmenin feshedilmiş olmasının bonoların bedelsizliğine neden olmayacağı değerlendirilmiştir.

10-Gerekçenin 9. Maddesinde açıklandığı üzere dava konusu bononun teminat senedi vasfı taşımadığı kabul edildiğinden temel olarak davalının bonoyu iyi niyetli veya kötü niyetli olarak iktisap etmiş olmasının davacı ... yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. Zira mahkememizin kabulüne göre davacı...'in mevcut bir alacağının tahsili amacıyla bononun düzenlendiği kabul edilmiş olup davalının bu hususta bonoyu iktisap şeklinin incelenmesinin davacı ... yönünden sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmiştir.

Yine davacı...'in, keşideci ...'ten bir alacağının olmadığını beyan etmesi de ancak keşideci ile lehtar arasında hüküm ifade edecek nitelikte olup, yukarıda açıklanan gerekçelere göre davacı... ile ... arasında para borcu ilişkisi bulunduğu yazılı sözleşme ile sabit görüldüğünden ve tarafların kendi aralarındaki yazılı işlemin muvazaalı olduğunu üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, sözleşme ilişkisi içerisinde yer almayan davalı ... yönünden bono lehtarının borcun bulunmadığına yönelik kabulünün bağlayıcı olamayacağı, borcun bulunmadığı halde bono düzenlendiğinin sözleşme gibi yazılı bir belge karşısında ancak davalıyı da bağlayacak güçte yazılı bir delil ile ispat edilebileceği, taraflar arasında baba-oğul-damat gibi bir yakın akrabalık ilişkisi bulunduğu ve buna rağmen yazılı sözleşme düzenlendiği hususu dikkate alındığında artık yazılı delile karşı salt sözlü beyanın davalı senet hamiline karşı borcu sona erdiremeyeceği değerlendirildiğinden davacı ...'in davasının reddi gerektiği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

11-Davacı... yönünden ise davacı tarafça bononun gerçek bir borç ilişkisine istinaden devredilmediği, bononun davalıya emanet olarak verildiği ancak davalının bonoyu ele geçirerek kendi adına takibe giriştiği ileri sürülmüş, davalı taraf ise davalının kendi parası ile davacıya ait borçları ödemesi nedeniyle bononun alındığını savunmuştur.

Bilindiği üzere, kambiyo senetlerinde mücerretlik(soyutluk) ilkesi geçerli olup, senetteki alacak temel ilişkiden bağımsızdır. Bu nedenle kural olarak senet borçlusu/keşideci temel ilişkiye dayanamaz. Diğer yandan kambiyo senetlerinden kaynaklanan alacakların mücerretliği bunların asıl borç ilişkisinden tamamen ve her yönden kopmuş olmaları şekilde anlaşılmamalıdır. (Prof. Dr.... Kıymetli Evrak Hukuku 2.Baskı Sayfa 376-377)

Nitekim mücerretlik ilkesi senedin el değiştirmesi tedavülü halinde söz konusu olacaktır. Senedi elinde bulunduran ve bu senede dayanarak talepte bulunan hamil aynı zamanda kambiyo senedinin doğumuna neden olan alt ilişkinin tarafı ise bu alt ilişkiden doğan defiler ona karşı ileri sürülebilir (... Kıymetli Evrak Hukuku 3.Baskı Sayfa 69)

Kambiyo hukukuna ilişkin bu genel ilkeler 6102 sayılı TTK'nın 778.maddesinin atfıyla bonolarda da uygulanması gereken TTK 687.maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." şeklinde ifade edilmiştir.

Buna göre kural olarak mücerretlik ilkesi gereğince keşideci ile lehtardan sonra gelen hamil arasında temel ilişki bulunmayan durumlarda kişisel defiler hamile karşı ileri sürülemez.

Senedin bedelsiz olduğu, temel bir borç ilişkisine dayanmadığı hususu kişisel defilerden olup, kural olarak senet hamiline karşı keşideci tarafından ileri sürülemeyecektir. Ancak maddede belirtildiği üzere hamil, senedi iktisap ederken senedin bedelsiz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyor ve buna rağmen borçlunun zararına hareket etmiş ise senedin mücerretliği ve iyiniyetli hamil olduğu ilkesine dayanamayacaktır.

Bonoda yer alan lehtar...'in cirosunda herhangi bir kayıt bulunmaksızın ciro edildiği, davalı tarafça, davalının davacı...'e ait borçları para borcu karşılığında ödemesi nedeniyle bononun kendisine verildiğinin savunulduğu, dosyaya getirtilen ... Bankası A.Ş. ve davalı tarafça delil olarak dayanılan İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların davalının davacıya ait borçları ödediğine yönelik savunmalarını ispatlar nitelikte olduğu, bononun niteliği gereğince davacının bu iddiası yönünden davalının alacaklı olduğu miktarı tam olarak ispat etmesinin gerekmediği ve esasen senedin rıza dışı iktisap edildiği noktasındaki ispat külfetinin lehtar-davacı üzerinde olduğu, davalı hakkında senedi rıza dışı ele geçirdiğine dair bir ceza mahkumiyeti bulunmadığı gibi davacının dayandığı delillere göre davalının bonoyu hileyle ele geçirdiğine dair de bir delil bulunmadığı, bononun nama yazılı olarak düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı tarafça bononun saklanması için davalıya verildiği ileri sürülmüş olmasına karşı böyle bir tevdi ilişkisinde lehtarın bonoyu cirolamasının gerekmediği, davacının bonoyu cirosu ile birlikte davalıya teslim etmesiyle borç ilişkisinde keşideciyle birlikte sorumlu olacağını bilebilecek durumda olduğu, davacının iddiasını ispatlar başkaca bir yazılı delil bulunmadığı hususları birlikte gözetilerek davacı...'in senedin istem dışı ele geçirildiği ve davalının bonoda hak sahibi olmadığı yönündeki iddialarını ispat edemediği değerlendirilmiştir.

12-Davacı... yönünden ıslah dilekçesi ile bononun zamanaşımına uğradığı ve süresinde protesto edilmemesi nedeniyle davacıya karşı talepte bulunulamadığı ileri sürülerek menfi tespit isteminde bulunulmuştur.

Kural olarak 6102 sayılı TTK'nın 730. maddesi gereğince, bono hamili tarafından, ciranta aleyhine takip yapılabilmesi için, TTK'nun 714. maddesi uyarınca vade tarihinden itibaren 2 iş günü içerisinde protesto çekilmesi gerekir. Protestonun çekilmemesi müracaat hakkının kaybına yol açar ve bu sürenin hak düşürücü süre olup resen dikkate alınır. Takibe konu olan senedin protesto edilmediği dosya kapsamıyla sabit olup davalının da kabulündedir. Ancak kambiyo hukukuna dayalı haklar yitirilmiş olsa bile taraflar arasında temel hukuki ilişki bulunduğu takdirde bu ilişkiye dayanılarak alacak talep edilebilir.

Dosya kapsamına göre davalı bono hamili alacaklının bono lehtarı davacı...'e karşı süresi içerisinde ödememe protestosu keşide etmemesi nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını kaybetmiş olup kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başvuramaz ise de bono üzerinde davalının davacı lehtardan sonraki ciranta olduğu ve hamilin kendisinden önceki cirantaya karşı aralarındaki temel ilişkiye göre alacak talebinde bulunabileceği, davalının davacıya para borcu vermesi nedeniyle bononun düzenlendiğini savunduğu ve karz akdinin 10 yıllık zamanaşımı süresi tabi olduğu, dava ve ıslah tarihi itibariyle temel ilişkinin zamanaşımına uğramadığı ve davalının tanık dahil her türlü delil ile alacağını ispat edebileceği değerlendirilmiştir.

Protesto edilmemiş ve zamanaşımı süreleri içerisinde takibe başvurulmamış bono kıymetli evrak vasfını kaybetmiş olsa dahi bonodan kaynaklanan alacağın tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkündür. Davalı tarafça temel ilişkinin ispatı noktasında davalının gerçekleştirdiği ödemelere ve tanık deliline dayanılmış olup her iki tarafın da taraf olarak yer aldıkları Kemalpaşa ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında dinlenen tanık...'in "işletme sahibi...'in hesaplarına haciz gelme tehlikesi doğdu bu sebeple SSK ve vergi borçlarını ödemek amaçlı istasyonun bulunduğu gayrimenkulün %50'sini ...'a sattığını biliyorum bu aşamada ...'in nakit para yardımında bulunduğuna şahidim" şeklinde beyanda bulunduğu, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında davacının yine davalı ve davalının da yine davalı olarak yer aldıkları, tanık ...'ın"... benzin istasyonunda bir kısım tadilat işlerini yaptığını, muhatabının davalı olduğunu, alacağını da davalının ödediğini, bu paranın kimin hesabından çıktığını bilmediğini, yapılan ödeme miktarını hatırlamadığını ", tanık...'in " o dönem tarafların arasının biraz bozuk olduğunu, kendisinin de bulunduğu bir ortamda görüşme yapıldığını, davacının bu görüşmede davalıya “benim işlerim içinden çıkılmaz hale geldi, borçlarım çoğaldı, ödeyemiyorum, gel, işleri toparla, borçları öde” şeklinde sözler söylediğini, o tarihte vergi ve SGK borçlarının 600.000,00 TL civarında olduğunu, bankalara ise 300.000- 400.000,00 TL civarında borcun bulunduğunu, davacının o tarihte 84 yaşında olduğunu, bu görüşmeden önceki bir tarihte tarafları anlaştırmak için bir araya geldiklerini, bu toplantıda davacının ... istasyonunun şirketleşip davalıya devri konusunda ( büyük hissesinin borçlar karşılığı devir şeklinde) anlaşmaya varıldığını, kendisinin şirket kuruluşu için gerekli hazırlıkları yaptığını ancak davalının bu anlaşmadan vazgeçtiğini, sonradan yaptıkları toplantı sonrasında davalının para tedarik ettiğini, davacının piyasaya olan ve kurumlara olan tüm borçlarını ödediğini, davacının ... ile sözleşmesinin bittiğini, ... ile yeni bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşmayı davacının yaptığını, ancak para olmadığı için tüm tadilat, inşaat, demirbaş, pompa ödemelerinin davalı tarafından yapıldığını, dava konusu çek düzenlenirken olmadığını ancak çek düzenlenmeden önce davacının, kendisine “borçları ödemek için davalıya çek vereceğini, ilerde ödeyeceğini” söylediğini, kendisinin kaybolan çekler hakkında bilgisini olmadığını, dava konusu edilen ve verilen çek karşılığında daha sonrasında herhangi bir ödeme yapılmadığını, 2007 yılında önce...'in şahıs firması olduğunu söylediğini, davalının bu firmanın ortağı değil sigortalı çalışanı olduğunu, davalının söz konusu benzin istasyonundan ayrılmadan önce ... isimli birisiyle ortak kurduğu ... Ltd. Şti.'nin olduğunu ve bu şirketten tüm Türkiye'ye akaryakıt dağıtımı yapıldığını, ciddi parasının olduğunu, bu şirketin 7-8 yıl faaliyetine devam ettiğini, daha sonra devletin özel sektörden dağıtım işini alması sebebiyle bu şirketin sona erdiğini ve davalının kendi adına benzin istasyonu açtığını, hiçbir çekin kendisinin yanında düzenlenmediğini, halen davalının muhasebesini tuttuğunu, davacının davalıya çek vereceğini söylediği tarih tam olarak hatırlamadığını ancak tahminen borçların ödendiği tarihten sonraki bir tarih yani 2010-2011 tarihleri olduğunu, davacının hem yeni hem eski tarihli çek koçanlarını kullandığını, çek koçanı dolmadığı sürece bu koçandan eski tarihli de olsa çek kullanılabileceğini, vergi dairesi ile ilgili borcun ... isimli kişi tarafından yatırıldığını, banka borçlarının bir kısmının davalı tarafından banka kanalıyla havale edildiğini, bir kısmının elden verildiğini, yani bankaya götürülüp yatırıldığını, SGK borçlarının da bizzat kendisinin bilgisi dahilinde banka kanalıyla ödendiğini, davacı davalıdan borçları konusunda yardımcı olmasını isteğinde ... istasyonunun hesaplarını ve borçlarını çıkardıklarını, işletmenin borçlarının 1.500.000,00 TL'nin üzerinde olduğu.", tanık ...'ün "akaryakıt istasyonlarının tamir, bakım ve montaj işlemlerini yaptığını, genelde alt yapı üzerine çalıştığını, ilk 1984'lü yıllarda davacının ilk istasyonunun alt yapı işlerini yaptığını, en son davalının, kendisine “davacının ilk istasyonundaki akaryakıt pompalarının yerlerinin değişmesi gerektiğini” söylediğini, kendisinin de istasyonu komple bakım, alt yapı, elektrik tesisatı işlemlerini yaptığını, ücretini davalıdan aldığını, bu ücretin kimin hesabından ödendiğini bilmediğini, bu iş boyunca davalı ile sürekli muhatap olduğunu bildirmiştir.", ...'ün "nakliyecilik yaptığını, davalının başında bulunduğu benzin istasyonunun yan tarafında kamyon garajının olduğunu, davalıyı buradan tanıdığını, davacıyı davalının babası olduğu için istasyona geliş gidişinden tanıdığını, tahmini 2009-2010 yıllarında davacının işlerinin bozulduğunu bildiğini, zira davacı ile oğlu olan davalının kendisinin iş yeri sakin olduğu için iş yerine gelip defalarca konuştuklarını, bu konuşmalarda davacının, oğlu olan davalıya '”bizi sıkıntılardan çıkar, batıyoruz, sen borçları öde, malı mülkü sat” şeklinde sözler söylediğine tanık olduğunu, hatta sonraki bir araya gelişlerinde de davacının davalıya vekaletname verdiğini, bu vekaletle gerek davacının taşınmazlarının satılarak gerekse davalının maddi katkıda bulunması yolu ile borçların kapanmasının davacı tarafından istendiğine de tanık olduğunu, davalının da kabul ettiğini, piyasada bir takım alacaklıların davalının istasyonuna gelip gittiklerini, istasyonun borç miktarı konusunda bilgisinin bulunmadığını, hatta alacaklıların alacaklarını almak için geldiklerine ve davalıdan bir kısım tahsilatlar yaptıklarına defalarca tanık olduğunu,bu ödemelerin davalının kendi şahsi hesabından yaptığı ödemeler olduğunu düşündüğünü, her iki tarafın da hazır olduğu ortamlardan birinde davacının davalıya bir evrak verdiğini, bunun yapılan ödemeler ve masraflar karşılığı olduğunu kendilerinden duyduğunu, bu evrakın niteliği ve çek olup olmadığı, bedelinin ne olduğu konularında görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığı" şeklinde beyanda bulunduklar, yine aynı dosyada tanık olarak dinlenen ...'in de benzer şekilde davalının davacı adına ödemeler gerçekleştirdiğini ve gerçekleştirdiği ödemeler nedeniyle davacının davalıya bir evrak verdiğini gördüğünü beyan ettiği, dosyada dinlenen diğer tanıkların da davalının davacı adına ödemeler yaptığını görgüleri ile doğruladıkları görülmüştür.

Tanıkların dinlendiği İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde her iki tarafın da taraf olarak yer aldığı, uyuşmazlığın yine menfi tespit istemine ilişkin olduğu, tanıklığa esas vakıanın üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş olması nedeniyle tanıkların mahkeme ve taraf huzurunda alınan beyanlarının, güncel tanıklıklarına göre daha itibar edilebilir nitelikte olacağı gözetilerek tanıkların yeniden dinlenilmelerinde yarar bulunmayacağı, dosya kapsamındaki diğer deliller(davalının vekil tayin edilmesi, bankalara davalının yaptığı şahsi ödemeleri vb.) dikkate alındığında davalı tanıklarının diğer menfi tespit dosyasında alınan beyanlarının mahkememiz dosyası açısından da delil olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda davacı ve davalının taraf oldukları davalarda dinlenen davalı tanıklarının taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini doğruladıkları ve davalının davacı adına ödemede bulunduğuna ve davacı...'in ödemelere karşılık davalıya bir evrak verdiğine dair beyanlarının yer aldığı, bunun yanında davalı tarafça delil olarak dayanılan ve yine tanık beyanlarını doğrulayan birçok ödeme kaydının yer aldığı, 28/10/2011 tarihinde davacı ...'in vekillikten azledildiği ve aynı tarihte ... adına vekaletname düzenlendiği, 28/10/2011 tarihi sonrası dönemde davalı ...'in davacı... tarafından vekil olarak hareket ettiğinin anlaşıldığı, bu dönem içerisinde 2.471,436-TL nakdi ve gayrinakdi teminat mektubu kredilerinin 29/11/2011 tarihinde tamamen tahsil ve tasfiye edildiği, tanık beyanlarının davacı... adına davalının ödemelerde bulunduğu yönündeki savunmaları doğruladığı, ...Bankası A.Ş. Kayıtlarına göre 96.750,00-TL tutarlı ödemenin doğrudan davalı tarafından ismen gerçekleştirilmiş olduğu hususları bir bütün olarak dikkate alındığında davalının temel borç ilişkisine dair ispat külfetini yerine getirdiği ve bononun ihdas nedeni olduğu savunulan temel ilişki olan karz akdine dair işlemlerinin ispat edildiği değerlendirildiğinden davacı...'in zamanaşımı nedeniyle borçlu olmadığına yönelik iddiasının yerinde olmadığı ve davalı bono hamilinin temel borç ilişkisinden kaynaklanan alacak hakkının dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.

13-Davalı tarafça %20 oranında tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de dava kapsamında ihtiyati tedbir uygulanmamış olması nedeniyle alacaklı lehine tazminat verilmesi koşullarının oluşmadığı değerlendirildiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

14-Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunup her bir davacının farklı hukuki nedenlere dayalı olarak dava ikame ettikleri gözetilerek davalı lehine her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,

  3. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL harçtan peşin olarak alınan 5.123,25. TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 4.853,4‬0. TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacılara iadesine,

  4. Davacı ...'in davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 47.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'ten alınıp davalıya verilmesine,

  5. Davacı müteveffa...'in davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 47.000,00 TL vekalet ücretinin davacı...'in terekesinden alınarak davalıya verilmesine,

  6. Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  7. Davalı tarafça posta gideri olarak sarf edilen 29,00. TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,

  8. Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,

Dair, davacının ... vekilinin davalı vekilinin ve tereke temsilcisinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2023

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevaptemelindekosbiarasındakidelillerMenfi(KıymetlitaraflarizmirEvraktanuyuşmazlığınTespithükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim