İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1041 E. 2024/22 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1041
2024/22
16 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1041 Esas
KARAR NO : 2024/22
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/01/2023
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesi ile; "Davacı Müvekkili aleyhine, alacaklı davalı ... tarafından İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla 24.05.2021 vade tarihli 11.120.00 TL miktarlı yasal şartlara haiz olmayan ve kambiyo senedi vasfına haiz olmayan belgeyle icra takibi başlatıldığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinin Muhtara tebliğ edilmiş olması ve kapıya da yazı yapıştırılmadığından müvekkilinin takipten haberdar olmadığını ve icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz etme imkanı bulamadığını, bu sebeple icra takibine konu edilmiş bu belgenin kambiyo vasfını taşımadığının ve ödemeleri yapıldığının tespiti için işbu davanın kabulünün gerektiğini, şöyle ki; öncelikle takip dosyası içeriğindeki belgeden anlaşılacağı üzere, söz konusu senedin TTK uyarınca yasal şartlara haiz kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, çünkü bahse konu senedin müvekkil tarafından alacaklıya teminat senedi olarak verildiğini, müvekkili ve davalı arasında asli bir kira sözleşmesi yapıldığını, ilgili belgenin 11 aylık kira bedeli olarak kiracı konumunda olan müvekkilinden yaşamını sürdürebilmesi için acele bir konut araması ve kiracı konumunda olması durumundan yararlanılarak, davalı kiraya verence teminat senedi olarak, hem kira için hemde eşyalar için müvekkiline imzalatıldığını, tarafların senedin üzerine ''Kira Bedeli Olarak Alınmıştır'' kaydı koyduklarını, yani, ilgili senetin alacaklısı tarafından talep edilebilirliğinin ''kira bedelinin ödenmemesi'' şartı koymak suretiyle düzenlendiğini, müvekkilin iradesinin de kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi vermek olmadığını, bu sebepledir ki müvekkilinin takibe konu belgedeki imzasının da bağımsız olmadığını, ayrıca taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde de, tarafların ilgili senedin teminat senedi olarak alındığını sözleşmenin Hususi Şartlar başlığı alıntındaki 17. Maddesinde ''Yıllık Kira Bedeli Senedi 11 Aylık Alınacaktır'' ve '' Senetler Ev Sahibi Dışında ve Kontrat Dışında Başka Bir Yerde Geçersiz Ve Kullanılamaz'' şeklinde şerh koyarak ilgili kira sözleşmesini karşılıklı olarak imzaladıklarını, bu kayıtlardan da anlaşılacağı üzere taraflarca imzalanan bu belgenin ,kambiyo senetlerine özgü tedavül kabiliyetine, imzaların bağımsızlığı ilkesine ve illetten mücerretlik yani soyutluk özelliklerine haiz olmadığını, bu sebepledir ki ilgili belgenin kambiyo senedi vasfı taşımadığı için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edilemeyeceğinden yapılan takibin iptalinin gerektiğini, senet metninde, senedin sadece teminat amaçlı verilmesinden bahsedilmeyip, senedin ödenmesi, temel ilişkideki bazı şartlara bağlanmışsa düzenlenen senet, kambiyo seneti olarak geçerli kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın, haksız takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunu bu nedenle kötü niyetli alacaklı davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davalı tarafın kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvurmakla beraber bir sonraki kira dönemine ilişkin 7 aylık kira bedelini alamadığına ilişkin taşınmazın tahliyesine ve kira bedelinin icrası talepli ilamsız takip başlattığını, haksız her iki takipten de anlaşılacağı üzere, davalı tarafın, her iki kira dönemi için müvekkilinden hiç bir kira bedelini alamadığını iddia ettiğini, ülkemiz şartlarında 17- 18 ay kirasını alamayan hiçbir kiraya veren iki dönem kira bedelini alamayıp ve bu hususla alakalı daha öncesinde ne yazılı ne de sözlü bir ihtarda bulunmayıp doğrudan alacağını alma gayretine girmeyeceğini, davalı tarafın da bu haksız takibi başlatmasında ki sebebin, kira bedelini alamamaktan kaynaklı olmayıp, müvekkilin ödediği kirayı 5.000 TL ye çıkarmak istemesi, müvekkil kabul etmeyince de kötü niyetli olarak müvekkilini çıkarmak istediğinden dava konusu takipleri açtığını, davalının açıkça ilgili mevzuatça, konut kiralarına koyulan zam sınırı düzenlenmesini örtülü ve hukuka aykırı olarak ihlal ettiğini ve bu hususla alakalı ayrıca davalı taraf hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilinin, takibe konu böyle bir borcu bulunmamakta olup müvekkilinin, taraflarca kira sözleşmesinde belirlenen bedeli her ay kirayaverenin ''bizim icramız var kira bedelini elden istiyoruz'' beyanı ve talebi üzerine elden olarak zamanında ifa ettiğini, müvekkilinin, kira bedelini maaşını aldığı dönemlerde kirayaverenin kocasının, müvekkilinin çalıştığı mağazaya gelmesi suretiyle kocasına elden ödeme yaptığını, müvekkilinin, bütün kiraları gününden önce maaşı aldığında bankamatikten parasını çekerek, magazada elden ödediğini, hatta maaşını çekemediği durumlarda müvekkilinin, mağaza müdüründen borç alıp kira bedelinin ödemesini yaptığını, müvekkilin iş yeri değiştiğinde vardiyalı çalıştığı dönemde ise davalının kocasının, müvekkilin evine gelmek suretiyle kira bedelini ödemesini aldığını, müvekkilinin bütün kiralarını ödediğini, davalıya hiç bir borcu bulunmadığını, belirterek, takibin iptalini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
İzmir ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nce ...Karar sayılı karar ile , açılan davanın kambiyo senedi olan bono nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davası olması ve bu davanın mutlak ticari dava olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının mahkememize gönderilmesine karar verilmiştir.
01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesine eklenen 5/A maddesiyle "Bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
6325 Sayılı kanuna eklenen 18/A- maddesiyle ise "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmişse arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereğini yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkartılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen bu yasal düzenlemeler kapsamında TTK'ya eklenen 5/A maddesi gereğince 01/01/2019 tarihinden itibaren ticari dava niteliğindeki konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde ise 6100 Sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
05.04.2023 tarihli ve 32154 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7445 Sayılı "İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 31.maddesinde "6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir." şeklinde yasal düzenleme mevcuttur.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği görülmekle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1 maddesi ve 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi gereğince Arabuluculuğa başvurulmaksızın işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verme gereği doğmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
6102 Sayılı TTK'nın 5/A-1 maddesi ve 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi gereğince Arabuluculuğa başvurulmaksızın işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın reddine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta mahkememize yatırılan 189,91 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 237,69 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13/2.maddesi gereğince hesaplanan 11.120,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, dava değeri dikkate alınarak kesin olmak üzere karar verildi. 16/01/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29