İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/980 E. 2024/140 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/980
2024/140
14 Şubat 2024
T.C.
İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/980 Esas
KARAR NO : 2024/140
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2022
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilininin defterlerinde kayıtlı fatura alacaklarına ilişkin Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı taraf aleyhine icra takıbi başlatıldığı, davalı tarafın takibe itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlu tarafça yapılan bu itirazın hukuki dayanaktan yoksun, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, davacının davasına konu ettiği faturalar ve kendilerinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ve müvekkili şirkete gönderildiği iddia edilen faturaların da hiçbir surette müvekkil şirkete gönderilmediği, müvekkili şirketin davacı şirketten forklift kiralamış olup tarafların arasında da cari hesap ilişkisi mevcut olduğu, müvekkilinin kendisine ulaşmış olan tüm faturaların karşılığını ödediği, müvekkilin ödemiş olduğu faturalara ve müvekkile ulaşmayan faturalara ilişkin icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Kemalpaşa İcra Dairesinin...esas sayılı dosya sureti,
-Bilirkişi ...'ın 07/06/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında faturaya istinaden toplam 11.382,16 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 09/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 02/11/2021 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalıya forklift hizmeti verildiği, hizmet bedellerinin ödenmediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise yasal süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde usulsüz tebligat yapıldığı, alacağın zamanaşımına uğradığı, davacının alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği, davacıya ödeme yapıldığı ve borcun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında ticari hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, davacının takibe konu ettiği faturalar sebebiyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davalı vekili tarafından borca itiraz eden vekil olarak kendisine tebligat yapılması gerekirken asile tebligat yapılmasının usulsüz olduğu savunulmuş ise de, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 26/11/2012 tarih ve... karar sayılı ilamı uyarınca itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açılan itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiği, mahkememizce davalı asile Tebligat Kanunu 35. maddesi uyarınca 26/01/2023 tarihinde yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, davalının 02/03/2023 tarihinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinin süresinde olmadığı, davalı vekilinin usulsüz tebligat iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından yasal süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de, zamanaşımı definin yasal cevap süresi içerisinde kullanılabileceği, davalının yasal süresinde cevap vermediği, zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2019-2020-2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 07/06/2023 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin 2019-2020 yıllarına ait defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, 2021-2022 yıllarına ait defterlerin ise usulüne uygun tutulmadığı, davacı lehine delil vasfına sahip olmadığı, takibe konu 19 adet ve toplam bedeli 9.440,00 TL olan faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalı tarafa 2019-2020 yıllarında toplam 36 adet 15.812.00 TTL tutarında faturalar karşılığında davalı tarafın borçlandırıldığı, davalı tarafından davacı tarafa toplam 2.590,00 TL tutarında ödemeler yapılarak davalı tarafın alacaklandırıldığı icra takip tarihi olan 12.10.2021 tarihi itibarıyla davacı tarafın davalı taraftan (15.812.00-2.590,00)= 13.222,00 TL. tutarında alacaklı olduğu, icra takip tarihinden sonra ise 31.12.2021 tarihinde 13.222,00 TL tutarında virman mahsubu ile bu cari besabın kapatıldığı ve davacı tarafın davalı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı, yine davacı tarafın 2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinde, davacı ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkinin 120.02.675... Gıda Hayvancılık Ve Seracılık San.Ve Tic.Ltd.Şti.'nin CARİ HESABINDA da açık hesap ilişkisi şeklinde takip edildiği, davacı tarafından davalı tarafa 2020-2021 yıllarında toplam 2 adet 708,00 TL tutarında faturalar karşılığında davalı tarafın borçlandırıldığı, icra takip tarihi olan 12.10.2021 tarihi itibarıyla, davaçı tarafın davalı taraftan 708,00 TL tutarında alacaklı olduğuna dair kayıt bulunduğu, icra takip tarihinden sonra ise, 31.12.2021 tarihinde 8.472,00 TL tutarında virman mahsubu ile davalı tarafın borçlandırıldığı ve 31.12.2021 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 9.180,00 TL tutarında alacaklı olduğuna dair kayıt bulunduğu, alacak ve borç şeklindeki virman mahsuplarının hesaplamada ne şekilde değerlendirileceği hususunun da takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, dava konusu uyuşmazlık döneminde davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kendisi lehine delil vasfına sahip olmadığı, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu sebeple davacı defterlerinin delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde ayrıca yemin deliline dayandığı, mahkememizce davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının 02/08/2023 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurduğu, yemin davetiyesinin davalı şirkete 05/02/2024 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen 14/02/2024 tarihli celseye katılmadığı, yemini eda etmediği, bunun yasal sonucu olarak davacının takip ve davaya konu asıl alacağın varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, takibe konu asıl alacağın dayanağının 19 adet fatura olduğu ve toplam tutarının 9.440,00 TL olduğu, davacı tarafından davalının takip öncesinde temerrüde düşüldüğüne dair herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı, taraflar arasında yapılan işin ve sözleşmenin niteliği göz önünde bulundurulduğunda 6102 sayılı TTK'nun 1530. maddesine göre takip öncesi dönem yönünden faiz talep edilemeyeceği, davalının takiple temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
-
Davanın KISMEN KABULÜ ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 9.440,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
-
9.440,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.888,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
Alınması gerekli 644,84 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 180,29 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 464,55 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 180,29 TL peşin harç, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 560,00 TL müzekkere. tebligat. posta giderinden oluşan toplam 2.320,99 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü kısmen reddi dikkate alınarak (9.440,00/13.889,37=0,67) 1.577,47 TL'sinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
-
Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. 4. maddesi uyarınca takdir edilen 9.440,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
-
Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. 4. maddesi uyarınca takdir edilen 4.449,37 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
-
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
-
İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 11. 13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12