İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/817 E. 2023/981 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/817
2023/981
7 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/817
KARAR NO : 2023/981
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 13/10/2023 tarihli dava dilekçesinde; davacı şirket ve ...'ın, ... şirketinin yarı yarıya hissedarı olduğunu ancak şirketin %1' i ...'ya, %99'u Alman bankasından kredi çeken Wennekamp'a ait iken banka kredisini ödemekten kaçarak şirketi sahte imzalar ve usulsüz sermaye artışları ile ele geçiren ...'ın, yıllar sonra davacı tarafından hukuk yoluyla durdurulabildiğini, bahse konu kişinin hakikatte şirkette hiçbir hakkı, şirkete ait hiç bir ödeme belgesi olmadığını, davacı şirket'in, hissesini şirkete kredi veren bankadan satın aldığını, ...'ın ise hiçbir hakkı olmadığı halde şirketi usulsüz bir şekilde ele geçirdiğini ancak mahkemelerce durdurulduğu, BAM... Hukuk Dairesi ' nin kesin kararı gereği şirket organsız kaldığından, 2014 yılından beri dokuz senedir yönetimin başka bir şekilde sağlanamamasından şirket yarı hissedarı diğer ortağı ... şirketinin müdürü ...'nun kayyım atanması ya da bağımsız ve tarafsız birinin kayyım atanması gerektiğini, tüzel kişiliğin temsilcisiz kalmasının acilen çözülmesi gerek işlerden olmakla ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilerek kayyım atanması gerektiğini, Bursa BAM... Hukuk Dairesi ' nin ... E.... K. Sayılı 03.07.2023 tarihli kesin kararıyla, Ayvalık ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyasının 13.07.2023 tarihli müzekkeresiyle davalı ... şirketinin 26.04.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 26.02.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu şirket müdürlüğü seçimi maddesi hakkında geri bırakma ihtiyati tedbir kararı kararı verildiğinden, Ticaret Sicil Gazetesinin ekteki 11.08.2023 tarihli ilanına göre ...'ın müdürlüğü sona erdiğinden şirketin organsız kalmış olup şirket yarı hissedarı önceki müdür ..., kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan, kendi lehine yapmış olduğu usulsüz sahte imzayla müdür seçimi (İzmir... Asliye Ticaret mahkemesinin ... E. ... K. kesinleşmiş ilamı) ve usulsüz sermaye artırımı ile (İzmir ... Asliye Ticaret mahkemesinin ... K. sayılı kesinleşmiş ilamı) şirketi zarara uğrattığından, anılan kesin kararlar ve ticaret sicil kaydı karşısında tedbir istemine konu edilen şirketin organsız kaldığı ve 2014 yılından beri yaklaşık 9 yıldır yönetimin başka bir şekilde sağlanamadığı sabit olduğundan, şirkete tedbiren temsil ve yönetim kayyımı atanması kamu düzenini ilgilendirdiğinden yaklaşık ispatın ve yasal koşulların gerçekleşmesinden dolayı şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun şirket müdürü ya da kayyımı atanmasına ya da bağımsız birinin kayyım atanmasına, şirket adına yapılacak işlemleri yerine getirmesine, şirketin taraf olduğu işlem, dava/icra vs dosyalarda temsilci olmasına karar verilmesi gerektiği, "Bursa BAM ... Hukuk Dairesinin... K. Sayılı 03.07.2023 tarihli kesin kararıyla, Ayvalık ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasının 13.07.2023 tarihli müzekkeresiyle davalı ... İşl. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 26.04.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 26.02.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu şirket müdürlüğü seçimi maddesi hakkında yürütmenin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğinden" davalı ... İşletmeciliği Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. organsız kaldığını, şirket organsız kaldığından herhangi bir faaliyette bulunamadığı, rutin yasal işlemler de gerçekleştirilmediğini, şirketin yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmesi bakımından yönetim kayyımlığına ihtiyaç duyulduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında davalı şirketin eski yetkilisi tarafından yürütülen kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit usulsüz işlemlerden kaynaklanan diğer davaların devam etmekte olup işbu usulsüzlüklerin çözülebilmesi ve yargılamalara devam edilebilmesi bakımından temsil kayyımı atanması gerektiği, temsil kayyımı atanmasını istedikleri dosyaların; Ayvalık ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. sayılı dosya (Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli), Ayvalık ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. sayılı dosya (Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin), Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli), Ayvalık... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. sayılı dosyaları olduğu, diğer dosyaların bildirileceğini, davacı ... ile ... ' ın Ayvalık Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... İşl. Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti.’de yarı yarıya ortak bulunduğu ancak ... şirketi olarak ... şirketindeki hisseyi davacı şirketin 15 yıl önce almış olmasına rağmen... ' ın sahte imzalarla davacı şirketten yararlanmasına imkan vermediği, ...'ın sahteciliklerinin kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olduğunu, şirketin Lale adasında çok değerli taşınmazları olduğunu, bu şirketin hissesinin Alman bankasından devralındığında taşınmazlardan 25.000.m2 olan arazide imarlı ruhsatı alındığını, 9.200.m2 projesi tasdikli beş yıldızlı otel imarı bulunduğu ve bunun imar planlarına işlendiği ancak davacı hisseyi devraldıktan bir sene sonra ... ' ın hiçbir yetkisi olmadığı halde belediyeye dilekçe vererek imar planını değiştirdiği ve şirketi çok büyük bir zarara soktuğunu, şuan bu arazilerin imardan çıkarıldığını, tarlaya çevrildiği, daha sonra davacının haberi olmadan şirkete bir ortak alarak sahte imzalarla genel kurul yaptığını, Genel kurulda davacı şirket müdürü ... imzası olması gerekirken, şirketin sanki yabancı bir müdürü varmış gibi sahte bir yabancı isimle davalı ...'ın sahte imza attığını, kendisini müdür ilan ettiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... K. kesinleşmiş ilamıyla müdürlüğünün yok sayıldığı ancak bu arada şirketin tüm gayrimenkullerini satış yetkisini sicil müdürlüğünden aldığını, bunu öğrendikleri an gerekli müracaatları yaparak satış işlemlerini durdurabildiklerini, ...'ın, usulsüz olarak düzenlediği 13.01.2014 tarihli ... sayılı genel kurulda davacı şirketten habersiz ve hukuka aykırı olarak, şirkete bir ortak daha aldığı, İzmir CBS tarafından sahteliği tespit edilen imzalarla genel kurul yaptığını, davacı şirket adına da sahte imzaların atıldığı tespit edilen bu genel kurullarda kendisini müdür olarak yetkilendirmesi sebebiyle bu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığı, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2016 tarihli ve ... K. sayılı ilamıyla ortaklar kurulunda pay sahibi olan bir ortağın imzasının sahte olması sebebiyle bu kararın yok hükmünde olacağı tespit edildiğini, bununla yetinmeyen ...'ın, sahte imzalarla ...’nin hissesini %3’e düşürdüğünü, kendi hissesini %97’ye çıkardığı, bunu öğrenmeleri üzerine İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... K. sayılı kesinleşmiş ilamıyla çalınan hisseler geri alınabildiğini, bu süreçte savcılığa müracaatları üzerine polis evine baskın yaptığı ve şirket defterine savcılığın el koyduğunu, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi ' nin kendisini özel evrakta sahtecilikten cezalandırdığını, defterde 10 yıl eski tarihli karar alıp yüksek ücretle kendisini maaşa bağladığı ve bunu icraya koyduğunu, kendi şirketine haciz işlemi başlattığı, ...'ın iki sayfadan fazla sabıka kaydı olduğunu, kendisinin sabıkalı bir şahıs olduğunu, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... K. kesinleşmiş ilamıyla müdürlüğü sahte imza nedeniyle yok sayılmasına rağmen davaya konu genel kurulu yapmasının hukuken mümkün olmadığını, kendisi müdür olmadığı için genel kurula çağrı yetkisi olmadığını, genel kurula çağrı yok hükmünde olduğundan davaya konu genel kurulun dahi yok hükmünde olduğunu, yine şirket karar defterinde karar alarak tüm gayrimenkulleri kendi oğluna kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle verdiğinin tespit edildiğini, yine başka defter alarak şirket hisselerini gayri yasal olarak kendisini %97 hissedar göstererek davacının haklarını gasp etmeye çalıştığını, mahkemelerin kendisini durdurdukça ...'ın yeni kararlar alarak yeni mağduriyetler oluşturduğunu, müdür olmadığı halde müdürmüş gibi genel kurullar yaptığı, avukatlara yetkisi olmadığı halde şirket adına vekaletnameler verdiği, 04.12.1991 tarihli 2916 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinin 251 ve 252. Sayfalarında yayınlanan ana sözleşmesinin İLAN başlıklı 7 nolu maddesinde; "Şirkete ait ilanlar Türk Ticaret Kanunun 37.maddesinin 4üncü bendi hükümleri saklı kalmak koşulu ile şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazete ile ve en az yedi (7) gün evvel yapılır." hükmü bulunmasına rağmen alınan kararların ticaret sicil gazetesinde yapılacak ilanın yanı sıra yerel bir gazetede yayınlanmadığı ayrıca şirket 550.TL. değerinde olduğundan münfesih durumda olduğunu, bu aşamada şirkete müdür atanmasının yasal olmadığını, ... müdür olmadığından genel kurul çağrısı yapma hakkı da olmadığını, müdürlüğünün ve genel kurul tutanağının yok sayılması gerektiğini, ... ' ın şirketin şuan iki büyük değerli taşınmazını iki ayrı müteahhide kat karşılığı imza sözleşmesiyle verdiğini, sadece bir parsel için müteahhitten 8 milyon lira alarak şirketi zarara uğrattığını, bu aşamada şirketin mal varlığı elden çıkabilecek durumda olduğunu, tasfiye davası ve genel kurulun yok sayılması davasında telafisi güç ya da imkansız durumlar meydana geleceğini, Ayvalık... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E sayılı dosyasında ... İşl. Turizm San ve Tic Ltd. Şti'nin eski ortağı ... ile şirketin bir diğer ortağı ... arasında hisse devir bedeline ilişkin alacak davası görülmekte olup mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirkete ait taşınmazların toplam değerinin 182.130.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ... İşl. Turizm San ve Tic Ltd. Şti'ne ait taşınmazların listesinin dosya kapsamında sunulduğunu, bu belgeden de görüleceği üzere tasfiyeye konu şirketin mal varlığı bulunmakta olup bu mal varlığının üçüncü kişilere devri halinde davacının telafisi imkansız şekilde zarar göreceği, ... ' ın, daha önce şirket adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin satış yetkisini İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ' ne sahte imza sunmak suretiyle almış olup bu taşınmazlar satılmak üzereyken davacı şirket tarafından son anda müdahale edilerek bu usulsüz satışın engellendiğini, Ayvalık... Asliye Hukuk Mahkemesi ' nin... E. sayılı dosyası ile 26.02.2018 tarihli genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olarak dava açıldığını, bu kararlardan 10, 11,14, 20 numaralı maddelerin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin olarak karar verilmişse de, 6, 7, 15, 16, 17 ve 19 numaralı maddelerin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin talebin ve şirket organlarını temsilen kayyım atanması talebinin reddine karar verildiğini, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olduğunu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde eksikliklerle toplantıya çağrılmış olduğunu, ortaklık haklarının devamlı ihlalinin bulunduğunu, işin aciliyeti nedeniyle ihtiyati tedbir kararıyla ivedilikle kayyım atanması gerektiği belirtilerek, ivedilikle ... İşletmeciliği Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne (Mersis no:...) yönetim işlemleri (vergi beyannamesi vermek, şirket borçlarını ödemek/yönetmek, şirketin mal varlığını değerlendirmek ve benzeri amaçlarla) için şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun veya bağımsız kişilerin tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, taraf olunan davalarda tedbiren temsil kayyımı atanmasına, Bursa BAM ...Hukuk Dairesi ' nin ...K. Sayılı 03.07.2023 tarihli kesin kararıyla, davalı ... şirketinin 26.04.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 26.02.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu şirket müdürlüğü seçimi maddesi hakkında geri bırakma ihtiyati tedbir kararı kararı verildiğinden şirket organsız kalmış olup, şirket yarı hissedarı önceki müdür ... ' ın, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan, kendi lehine yapmış olduğu usulsüz/sahte imzayla müdür seçimi (İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... K. kesinleşmiş ilamı) ve usulsüz sermaye artırımı ile (İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... K. sayılı kesinleşmiş ilamı) şirketi zarara uğrattığından anılan kesin kararlar ve ticaret sicil kaydı karşısında tedbir istemine konu edilen şirketin organsız kaldığı ve 2014 yılından beri yaklaşık 9 yıldır yönetimin başka bir şekilde sağlanamadığı sabit olduğundan, şirkete tedbiren temsil ve yönetim kayyımı atanması kamu düzenini ilgilendirdiğinden yaklaşık ispatın ve yasal koşulların gerçekleşmesinden dolayı şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun şirket müdürü ya da temsil/yönetim/denetim kayyımı atanmasına ya da bağımsız ve tarafsız birinin temsil/yönetim/denetim kayyımı atanmasına, şirket adına yapılacak işlemleri mahkeme onayı alarak yerine getirmesine, şirketin taraf olduğu işlem, dava/icra vs dosyalarda temsilci olmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği .20/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde; davacının, Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasından eldeki dava ile taraf ve konusu aynı olan davasını 03.08.2023 tarihinde ikame ettiğini, bu davanın 11.10.2023 tarihli duruşmasında mahkemece yetkisizlik kararı(ek) verilmesi üzerine, bu karar henüz kesinleşmemişken, duruşmadan iki gün sonra, 13.10.2023 tarihinde huzurdaki davayı ikame ettiğini, derdestlik ilk itirazının kabulü için; aynı davanın iki kere açılmış olmasını, birinci davanın görülmekte olması, birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun, müddeabihlerinin ve dava sebeplerinin aynı olması ve derdestlik itirazının ikinci açılan davada ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiği, somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; derdestlik itirazına konu olan dava ile huzurdaki davanın dava dilekçeleri dahi neredeyse tıpa tıp aynı olduğunu, birinci davada yetkisizlik kararı verilmiş olup, yargılamanın devam ettiğini, davacının birinci davada verilen karara karşı istinaf hakkını kullanma hakkı olduğunu, birinci dava ile huzurdaki davanın tarafları, konusu, sebepleri tıpa tıp aynı olduğunu, her iki davada da tarafların aynı, dava dilekçeleri tıpa tıp benzer, talep sonucu da yine aynı olduğunu, bu itibarla; derdestliğin somut hali olan huzurdaki dosyada öncelikle derdestlik itirazının kabulü ile derdestlik sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin Kordon Vergi Dairesi tarafından resen terk edildiğini, bu sebeple hukuki işlem yapma ehliyeti bulunmadığını, davanın bu sebeple taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin ''naylon şirket'' olarak tabir edilen şirketlerden olduğunu, kurulduğu belirtilen tarihten bu yana tek bir ticari faaliyeti olmadığı, bu durumun davalı şirketin sahibi ... tarafından fark edildiği ve davacının o zaman kayıtlı olduğu Kordon Vergi Dairesi'ne şikayette bulunulduğunu, Kordon Vergi Dairesi'nin gerçekleştirdiği kontroller neticesinde davacı şirketin faal olmadığını tespit ettiğini, bu sebeple davacının taraf ehliyeti olmadığını, davanın öncelikle bu sebepten usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın tabiri caiz ise ''nereden tutturup şirkete kendimi kayyım yaparım'' dediği ve hem Balıkesir'de hem de İzmir'de aynı konuda, aynı asılsız iddialar ile davalar ikame ettiğini, davacı tarafın davalı şirketin sahibi olan ...'ın şirket hisselerini iktisabı hakkındaki beyanlarının asılsız olduğunu, davalı şirket hisselerinin ...'a geçtiği tarihin 08.07.1992 olduğunu, ...'ın hisselerini müteveffa eşinden devir aldığını, davacının amacının tek kuruş sermaye getirmediği şirketten haksız kazanç elde etmek olduğunu, 2014 yılından beri şirketin organsız kaldığı bilgisinin de mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davalı şirketin 26.02.2018 tarihinde genel kurulu gerçekleştirildiği ve bu toplantıda 7 numaralı karar uyarınca ...'ın müdür olarak seçildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren ilan edilen Türkiye Ticaret Sicil Gazetelerinin ekte ibraz edildiğini, bu gazeteler incelendiğinde dahi davacının gerçek dışı beyanlarda bulunduğunun anlaşılacağını, 26.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda alınan kararların iptali amacıyla davacı tarafından dava açıldığı ve Ayvalık... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden yargılama devam ettiğini, bu yargılamada ilk tensip ile verilen tedbiren durdurma kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin... K. Sayılı ilamı ile kaldırıldığı ve ...'ın müdür olarak seçildiği 7 numaralı kararın tescil edildiğini, devam eden süreçte anılı dava dosyasında herhangi bir değişme olmaksızın davacının toplantıda alınan kararların yürütmesinin durdurulması talebinin yerel mahkemece reddedildikten sonra istinaf üzerine aynı daire davacının bahsettiği kararı verdiğini, bunun üzerine ivedilikle Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurularak ... E. sayılı dosyası üzerinden olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı yetkisi talep edildiği ve mahkemece ...'a yetki verildiğini, davacı tarafın vekilinin davalı şirketin eski vekili olduğunu, aynı zamanda ...'ın da eski vekili olduğunu, bu vekilin avukatlık meslek kurallarına aykırı şekilde henüz davalının vekili iken saf değiştirerek davacının lehine olabilecek işler gerçekleştirdiğini, bu vekil ve davacı şirket yetkilisinin son olarak davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısını silahlı adamlar ile basarak davalı şirketin yönetim kurulu karar defterini çaldığını, 08.09.2023 tarihinde davacı şirket yetkilisinin toplantı mekanına silahlı adamlar ile geldiğini, davacının vekilinin dışarıda beklediği ve davacı şirket yetkilisinin masanın üstündeki defteri hızla alıp adamlarına verdiğini, adamlarının da bu defteri davacı vekiline verdiğini, bu çaldıkları defterin davalı şirketin yönetim kurulu karar defteri olduğunu, şirketin yönetim kurulu karar defterinin halen dahi davalıda olduğunu, davalı tarafın bununla da yetinmeyip, çaldığı yönetim kurulu karar defterini kendini müdür yaptığı şekilde karar ile doldurup, davalı adına sahte imza atıp, Ayvalık Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ibraz ettiğini, ortada ne tasfiye edilmesi gereken ne de kayyım atanması gereken bir şirket olmadığını, davalı şirketin tek ihtiyacının davacının ortaklıktan bedelsiz olarak çıkarılması olduğunı, davacı tek kuruş getirmediği davalı şirkette hak iddia ettiğini, otel yapmak için hisse alındığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davalı şirketin asıl sahibi ...'ın davacı şirketin şu anki yetkililerini tanımadığını, davacı tarafın naylon fatura kesen ve hatta vergi dairesi tarafından re'sen terk işlemleri yapılan ve aslında tasfiye edilmesi gerekir iken gözden kaçırıldığı için tasfiye edilmeyen bir şirket olduğunu, davalı ile ortaklığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının şirketteki hissesinin %49 olduğu, bunu bildiği için defteri çaldığı ve kendisini davalının sahte imzası ile müdür olarak seçtirdiği kararı aldığı ve sicile ibraz ettiğini, tarla haline getirilen herhangi bir taşınmaz olmadığını, davacının tüm gayretine sebep olan ve tek kuruş hakkı olmayan şirketin taşınmazlarının halen çok kıymetli ve arsa vasfında olduğunu, davacının iddialarının hukuk dışı olduğunu, davacının mahkemede algı yaratmaktan başka amacı olmadığını, davacının bahsettiği kararlara ilişkin yeniden yargılama taleplerinin mevcut olduğunı, bu dosyalarda verilen kararların eski adli tıp raporuna dayandığını, yeni adli tıp raporunda atılan imzaların davalının eli ürünü olmadığının anlaşıldığını, sonradan alınan adli tıp raporunda ilk alınan adli tıp raporunda belirtilenlerin aksinin belirtildiğini, her şeyden öte bu kararların huzurdaki yargılama ile ilgisi de bulunmadığı çünkü bu kararlardan sonra davalı şirketin faaliyetlerine devam ettiğini, davacının da bahsettiği gibi arsaları ile ticaret hayatındaki faaliyetlerine devam ettiğini, dolayısıyla ne o zaman ne de şimdi davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini gerektiren bir durum mevcut olmadığı, davacı tarafın eşit hissesi olduğunun da gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın davalı şirkette hiçbir zaman eşit hissedar olmadığını, ... hakkında Yerel Mahkeme tarafından verilen cezanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin Esas No: ... sayılı kararı ile kaldırıldığı ve ... hakkında beraat kararı verildiğini, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen genel kurulların hepsinin usulüne uygun olduğunu, davacı tarafın ortaklığa zarar vermek adına iddialarda bulunarak iptal davaları ikame ettiğini, 08.09.2023 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü ortaklar genel kurulu toplantısının da davacıya, vekiline tebliğ edildiği ve gerekli ilanların da yapıldığını, davalı şirketin sermayesinin arttırıldığı ancak davacı tarafın bu karara da iptal davası açtığı ve davanın Ayvalık ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini, davacının amacının şirketi baltalamak ve tek kuruş getirmediği şirketten ne koparsam kardır mantığı ile haksız çıkar sağladığını, davalı şirket sahibi ... şirketin ticari hayattaki varlığını ve karını devam ettirebilmek için faaliyetlerde bulunduğunu, bunun sanki şirket zararınaymış gibi lanse edilmesinin amacının mahkemede algı yarattığını, bu durumun gayet açık olduğunu, davacı tarafın davalı şirketin karını zararını düşündüğünü beyan ediyorsa da davranışlarının bunun tam aksi olduğunı, davacının, davalı şirketin menfaatini düşünen bir kişi olsa idi davalı şirketin her aldığı karara karşı iptal davası açmayacağı, şirket yönetim kurulu karar defterini çalmayacağını, bu işlere girmektense sermaye koyma borcunu yerine getireceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tek kuruş sermaye koymuş olsa idi bu eylemler ile davalı şirkete zarar vermeyeceğini, davalı şirketin menfaatini düşünen tek kişinin ... olduğunu, şirketin ilk kurulduğu yıldan itibaren şirketin sahibi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir durum olsa yıllardır tek başına müdür olan ...'ın davalı şirket üzerine kayıtlı taşınmazları hakkında tasarrufta bulunacağını, kötü niyetli olup, tek kuruş vermeden milyonlar almak isteyen davacının bu davada da niyeti hukuku alet ettiği, izah ettikleri ve ibraz ettikleri delillerden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın davalı şirkette herhangi bir hakkı bulunmadığını, davalı şirkete kayyım atanmasını gerektirir bir durumun da mevcut olmadığını, tüm bu hususların mahkemece de anlaşılacağını, davalı şirketin organsız olmadığını, davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun yapıldığı ve ...'ın müdür seçildiğini, davacı tarafın 08.09.2023 tarihli toplantıya vekili ile geldiğini, çaldığı defteri sahte imzalar ile doldurarak tescil talepli olarak Ayvalık Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderdiğini, ...'ın müdür seçildiği toplantıya ilişkin noter tespiti ve sair evrakın da Ayvalık Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ibraz edildiğini, Ticaret Bakanlığı tarafından görüş beklendiği, bakanlıktan gelen görüşe göre hareket edileceğini, dolayısıyla davalı şirkete kayyım atanmasını gerektiren bir durum mevcut olmadığını, davacı tarafın derdestlik itirazlarına konu davasında da Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bu talebin reddedildiğini, gerekçesinde ise mahkemenin ''Davacı vekilince, davalı şirketin organsız kaldığından bahisle şirkete kayyım atanması talep olunmuş ise de; davanın niteliği, talep konusunun yargılamayı gerektirir nitelikte olması ve davanın esasını çözer ya da böyle bir sonuç doğuracak tarzda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla'' şeklinde belirterek taleplerini reddettiğini, davacının bu karardan ve yetkisizlik kararından sonra apar topar mahkemede dava açmasının tek sebebinin ''YA TUTARSA'' mantığı ile mahkemeyi adeta kandırmak girişimi ile istediği sonucu almak çabası olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahale talebinde bulunan Mahkememize verdiği 23/10/2023 tarihli müdahale dilekçesinde; davaya asli müdahil olarak katılma taleplerinin kabul edilmesini,...şirketinin %100 kendisine ait olduğunu, davalı şirketin 08.09.2023 tarihinde yapılan Genel kurul toplantısına karşı tarafın ve vekilininde katılmadığını, saat 13.30 kadar beklendiği, 13.30 ve 13.45 arası genel kurulda kendisinin müdür tayin edildiğini, toplantının sona erdiği ve hukuka ve usulüne uygun yapıldığı ancak ticari sicilde rüşvetle alınan sicil belgesinde %50 %50 olduğu ve müdürlüğün iptali dosyasının bakanlıkta hala tescili beklendiğini, bu hususta da ticari sicile suç duyurusunda bulunulduğu ancak davacının evrak sahtecilik yapıp müdürlüğün iptal ettirmesi üzerine alınan o.g.k. toplantısını ve şirketimi mufesih duruma getirme çabaları ile bu davayı hukuki yararı olmadan ikame ettiğini, sahte delillerle, Ayvalık ticaret sicile müracaatları ile dosyaya sunulan 08.09.2023 kararın kendisi tarafından imzalanmamış olup imzasının taklit edildiği ve yönetim kurulu defterinde hukuka aykırı bir işlem yapıldığını, esas sermayesini getirmeden, şirketine çökme çabalarında olan davacının mufesih olan bu şirketle aralarında husumet olduğunu, davacı ... şirketinin kötü niyetli olduğunu, 2015 yılından bu güne, taraf sıfatı sağlanmadan alınan kararla davaları yanıltma çabalarının hak ihlali olduğunu, kendisine ait...şirketinde 1 TL bile hak sahibi olmadığını, davacı ve davacı vekilinin sahtekarlık peşinde olduğunu, hak sahibi olmadan, sahte evraklarla şirketinin peşine düştükleri, iki ülke arası yaşamadığını, kendisine ait mal varlığı ve şirketlerinin üzerinde oldukça mal varlığı ve kira gelirleri ve sanat galeri, sanat atölyesi ve pansiyonunun, Cunda adasında, üzerinde kira gelirleri iş merkezi bulunduğu , üzerinde bir ağacı bile olmayan davacı ve vekili ile eyleme giriştikleri itibarını yerle bir ettiğini, 1965 yılında Almanya da okula başladığını, 2 ülke arası gel gitlerle okuduğunu, Alman disiplini Türk örf ve ahlakları ile büyüdüğünü, tek başına davacı ve vekilinin açtıkları onlarca davayı takip ettiğini, girişimci iş kadını olduğu, tam 20 çocuk okuttuğunu, davacının kanunlarla belirtilen ayrıksı durumların dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararınnı bulunmadığını, davacının öncelikle hukuki yararın ispatının şart olduğunu, taraf sıfatının usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraftarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğinde olduğunu, o nedenle bu davanın açılışına itiraz etiğini, "Taşınmazlarda hak karinesi" başlığını taşıyan Türk Medeni Kanunu (TMK)'nın 992. maddesi aynen; "Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına ayın sermaye tescil bulunan kimse yararlanır" hükmünü içerdiğini, davanın açılmasında hukuki yararın bulunmasının dava koşulu olduğunu, davalının şirketinde %49 pay sahibi olduğunu idda eden davacı şirketi zarara soktuğu iddiası ile çıkar peşinde olduğunu, ''kayyum talepleri '' tekrar tekrar talepleri de kesin red dilmesine rağmen durmadan davalarda talep ettiği ve yeni davalar açarak tarafını zor duruma sokmak eylemlerine mahkemenin bir son vermesi gerektiğini, 10 tane avukat görevlendirdiği hala hiç bir sebepsiz zenginleşme davası açıp ödenmeyen payı geri istemediklerini, dava sıfatı bile yokken bu kadar davayı açmasının yalanlarla gerçeğe aykırı beyanlarla ve aslında yaptığı tüm işlemler rüşvetle yapılan işlemlerde kendine hak talebi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2004 yılında münfesih olmuş bu şirketin dava ehliyeti olmadığını, 2005 tarihinde vergi dairesi, elektronik posta bu şirketin mufesih evraklarını Kordon vergi dairesi gönderdiği ancak ticari sicilinin kanun hükmünü ihlal ederek ''terkini'' yapmadığı, kanun hükmünün "Türk Ticaret Kanunun 31'inci madde sinin 2'inci fıkrasında göre tescilin dayandığı hadise veya işlemle tamamen veya kısmen sona erer. Terkin tescil edilmiş kayıtların silinmesi olduğu için kanunda başka bir hüküm bulunmadıkça, bir kaydı kısmen tescil talebinin süresi gibi hükümler terkin hakkında da geçerlidir." hükmünü içerdiğini, Ticari sicilde unutulan terkinin, dava taraf sıfatı olmayan ... Dış Ticaret Ltd kendisine ait şirketinle usulsüzlükler yaparak, 08.09.2023 yılında genel kurulu silahlı adamlarla basarak defterini çaldıkları ancak daha sonra yönetim kurulu defterini çaldığını fark ettiklerini, hiç bir para makbuzu olmadan 26 bin TL sermaye ile bu gün 300 milyon dolar olan şirketinde, bir delil olmadan şirketinde kendileri hak sahibi gördüklerini, kayyum taleplerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ve vekilinin aynı gün şirketinin içini boşaltıp kaçacaklarını, bu husus göz ardı edilirse devlete tam 300 milyon dolar +32 senelik emeğinin tazminat davası açacağını, bu davaların her birinde ''kayyum talepleri olduğunu, hepsinin red edildiğini, şirketinin 100 % sahibi ve müdürünün kendisi olduğu, 08.09.2023 tarihinde yapılan müdür seçiminin noterle yapılmış olup, rüşvetle ticari sicilde durdukları müdürlük kararının en kısa zamanda onaylanacağını, davacı avukatın, önceden planlı eylemleri ile öncelikle kendisinin ... dış ticaret davacı olduğu aynı hususlarda, aynı davada vekili olarak 19.06.2015 tarihinde davacı ... dış ticaretin kendisine açtığı davaya hukukuki delilleri koymadığı ve münfesih olduğunu, bu şirketi sanki varlık varmış gibi birleştiklerdi, şirketin delilleri dosyaya koymayarak davacı ... dış ticaret şirketinle meğerse önceden planlı kendisine yanaşmış olan bu avukatın duruşma salonu önünde bir arbede yaşatarak istifa ettiğini, 22.06.2015 tarihinde ve ''paramı alamadım '' yalanı uydurarak önceden planlı 3 avukat ayarladığı ve bu avukatın İzmir 9 Eylül Üniversitesi ' nde ...'in okuttuğu talebelerden olduğunu, bu işlerde kıvırmayı iyi bildiğini, 22.06.2015 tarihinde istifa ettiği gibi hakkında onca dava açan davacı ve davacı vekilinin öyle iddia ettiği gibi 32 yıldır yaşayan bir ticari sirketin mali giderleri kimin ödediğinin, bu şirketin bu güne nasıl geldiğinin davacı ve vekiline sorulması gerektiğini, mali müşavire aylık 3 Bin TL, çalışan işçiye net 11.500 TL, avukat masrafları, bunun vergisi sigortası, ve kirası, suyu, elektirğinin tam 32 senedir kendisi tarafından karşılandığını, davacının 300 milyon dolar maddi değeri olan 1992 yılından beri şirketinde emlak vergilerini bile özel hesabından ödediğini, kendisine ait şirkete çökme sevdasından şirketini zarara uğratmak için kendisine ve şirketine tam 200 dava ikame ettiğini, 2023 yılına kadar emlak vergileri ödenmiş taşınmazların sadece 55 Bin Metre kare imarlı arsa olduğundan 3 milyon TL 1 senelik emlak borcu olduğu ve diğerleri tarafından ödenmiş şirketinin kendisi hariç kimseye borcu olmadığını, davalı ... İşletmeciliği Ve Sanayi Ltd Şirketi ' nin ''bir yat işletmesidir '' olduğunu, şirketin duran gerçek sermaye sahibi olduğu taşınmazları ancak bu taşınmazların kullandırımı kendisine ait olan, taşınmazların devri yapılmadan 24.01.2015 tarihinde ''bedelsiz Hisse devri'' ile 272 TL ortak olduğunu, ticari faaliyetin elde edilmesi ve devam ettirilmesi ile ilgisi bulunmaması yani söz konusu alacaklarının daha önce gelir veya hasılat hesaplarına intikal ettirilmemiş olmamasından dolayı, bu nitelikteki alacaklar için davacı ... Dış Ticaret şirketinin, şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının kanunen mümkün bulunmadığını, kendisine ait taşınmazları ve şirketi zarar uğrattığı iddasınnı da, gerçeğe aykırı beyanlarla delil olarak gösterilen kararlar davalı...şirketine açılmış ve ortağı ve sahibi bulunduğu kendisine hiç bir tebligat çekilmeden taraf teşkili sağlanmadığını, davacının dava tarafıda yokluğu tespit edilmeden alınan ve mahkeme yanıltılarak alınmış kararların hükmen geçersiz olduğunu, bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını taşıyıp taşımadığı biçiminde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığını, davanın her aşamasında ileri sürülmesi olanaklı veya mahkemece öğrenildiğinde kendiliğinden göz önünde tutulması gerekli hukuki bir durum olduğunu, davalının 2014 yılında davalı ...şirketinin hala sermayesi 560 bin TL kaldığından bu 2001 yılında aldığı ortağın hukuki vecibelerini yerine getirmemesinden, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrama ihtimaline binaen eksik inceleme ile yapılan işlemlerden devletin sorumlu olduğunu, bu nedenle verilen kararları istinaf ettiğini, bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketin sahibi ...'ın mütesep hak %100 sermaye kendisine ait olduğunu, bu nedenle tarafından yapılan ...şirketi adına 11.05.2015 tarihli yönetim kurulu sermaye artımının 10 bin TL olduğunu, bunun mecburi bir işlem olduğu, işlem için yeniden yargılama talep ettiği ve İzmir... Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında, yeniden yargılama talebinin ... esasında istinafta derdest olduğunu, dava bitene kadar geçerli bir işlem olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 27. maddesinin 1.'fıkrasında göre; konusu imkansız veya kanun emredici hükümlerine ahlaka kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu, 24.01.2001 tarihinde yaptığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacı şirket kendisine hala borçlu iken rızası dışı 2009 yılından Almanya'dan davacı şirketi satın aldığından bahisle müdür ...'na sattığını, 2014 yılına kadar sessiz kalmış olan bu adamın sonra kendisinin o dönem vekili ...ın kendisini bulduğu ve kışkırttığı ve tarafına ortak olduğunu söylediği oysa davacı şirketin, 2001 Nisan ayında, kanuna aykırı İzmir Ticari Sicilden bir tescil yaptığını, o tarihte kendisinin müdür,... imzası olmadan yapılan işlemin kanuna aykırı olduğunu, sermaye paylarının geçişinde, müdürlerin imzası gerektiğini, atılan imzanın müdürlerden birinin imzası değil yabancı birinin imzası ile bir bastırılan, sahte mühür ile tescil yapıldığını, bu durumun bu nedenle bu tescilin hükmen geçersiz olduğunu, 2001 yılında davalı...şirketi paylarını devri şirket sözleşmesi madde 16 şirkete bildirmek pay defterine kaydedilmek koşulu en az esas sermayesinin 3/4 mufakat etmesi kanuni zorunluluk olduğunu, vekaleten ve şahsına ait şirketin de maksat ve mevzu maddesi değişikliği yapılması da bu konuda kanuni zorunluluk olduğu, bu işlem yapılmadan ticari sicilde şirketinle işlem yapılamayacağını, bu halde kanuni bağlam söz konusu olduğu ve bu maddeye göre değişikliğe gidilmeden ticari sicilde işlem yapılmaması böylece, şirketin ödeme gücü yetersiz kişilerle karşı karşıya kalmasının engellenmesinin amacı olduğunu, 2001 yılı Nisan ayında yapılan davalı ... dış ticaret inşaat ltd tescilinde Ticari Sicil'in görevini ihlal ettiği, tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelemeden bir tescil yaptığını, davacı ve davalı tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu olduğu sabit bir durum ortada varken davacı şirket sorumluklarını yerine getirmeden ticareti 2002 yılında terk ettiği ve 2004 yılında mufesih olduğu ve sermayesi 26 binde kaldığını, Türk Ticaret Kanunda I - Ticari örf ve âdet MADDE 2- (1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır. (2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır. (3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi Sicil müdürünün görevleri arasında olduğu, MADDE 32- (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, ticari işletme yahut mal varlığının işletmenin devri sözleşmesinin konusu olarak mal varlığı ve işletme geçerli bir devir sözleşmesi ile emredici bir düzenleme olup taşınmazların tarafı sahibi olan ...'ın...şirketine ayın sermaye koyduğu alacaklarını, şirketi başkasına 2009 tarihinde satan davalı ... dış ticaret, davalı...şirketine, borçlu bu şirket bu tür bir tasarruf işleminde, alacaklının, rızası olmaksızın, borçlunun değişmesi söz konusu olamayacağını, borçlunun borcunu üstlenene, devredilmesi tassaruf yetkisi alacaklıda olduğu için mümkün olmadığını, hakkın taraflar arasındaki değişikliğe yol açan alacaklının rızasıyla yapılması gerektiğini, borcu üstlenen ile alacaklının rızasıyla yapılması gerektiği, 24.01.2001 tarihi itibarı ile Pay devri bir tahüd olduğundan devir sözleşmesinin konusu m11/3 tescilli bir ticari işletme iken TBK Madde 202 anlamında malvarlığı ve işletmesi olduğu, TTK m. 11/1 Ticari işletme ve mal varlığı devri sayılmayan hallerdendir özel nitelikte madde 136 vd.hükümleri Bu durum TBK M. 202 anlamında değerlendirilebilmesi için, belli bir amaca tahsis edilmesi ve sahibinin diğer mal varlığından ayırt edilebilir olması gerektiği, bu anlamda işletme de belirli bir amaca özgülenmiş olması gerektiği, davalı şirketin sahibi ...'ın ayınların sahibi olduğu,...şirketi sahibinin diğer mal varlığından ayırt edilebilen özbir malvarlığı olduğu, şirketin ana sözleşmesinde; sözleşmesi, bedeli tamamen ödenmemiş paylar bakımından şirketin onayı aranır ayrıca devir eden ... ... işletmeciliği genel kurulu olarak ve şirketin sahibi olarak, şirket devralanın ödeme yeterliliği şüpheli gördüğü ve şirket tarafından talep edilen teminat verilmemesinden geçici ''bedelsiz pay devri'' .2 ay sonra 60 gün, dolayı vekaleten ve şahsıma ait %100 pay sahibi devri dolayısıyla tescile de, bu nedenle 24.01.2001 tarihinde tarafından yapılan işleme, 2 ay sonra sermaye gelmeyince onay vermeyi red ettiğini, davacı ... Dış Ticaret'in, ancak sahte imza ve sahte mühürle ticaret sicil aracılığıyla tescil edilen, ticari sicil memurluğunun davacı şirketle aralarında faraziyeye yer verilmesine sebep verdiğini, davacı ... şirket ile şirketin ödeme gücü yetersiz kaldığı ve tarafına ödeme yapılmadığını, 26 bin TL sermaye ile tarafına ait şirketinde 272,60 TL bedelle + 3 milyon euro taşınmazlarına borçlanmaları hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hile ve desise ile gabin şirketine çökmek için açılan davaların da bunun ispatı olduğunu, ''bedelsiz hisse devri '' Söz konusu hüküm, taleplerin şirket tarafından 60 gün içinde karara bağlanmayınca, şüphelendiğini, şirketin sahipleri Almanya'da bulunan... (GMBH) şirketi ve Almanya da eksiden 100 bin Markla kurulmuş bir kooperatif şirketi olduğunu öğrendiği ve 60 gün sonra tescili red ettiği ancak gelecek yabancı sermayeden sonra şirket birleşmesine giderek tescili kabul edeceğini bildirdiğini, durum bundan ibaret iken davacı ... DIŞ TİCARET, evrakta sahtecilik yaparak bir şirket kaşesi bastırılıp, yanlış bir adres beyanı ile imza ile tescil yapıldığını, kanun da yanlış esas sermayesi gelmeyen davacı ... şirketine ihtar gönderdiği, ihtarın geri geldiği ve 2002 yılında ticareti terk eden bürosunu boşaltan davacı ... şirketini kordon vergi dairesinden yaptığı araştırmada, şirketinde duran 1991 yılında aldığı 1992 yılında taaşınmazların o günkü piyasa değeri 3 milyon euro, davacı şirkete bu paranın gelmediğini tespit ettirdiğini, yanıltıldığını kandırıldığını anladığı ve şikayeti Kordon vergi dairesine verdiğini, şirketin araştırmaya girdiği, davacı şirketin 2004 yılında mufesih olan şirket davalı ... şirketi ticari sicilden silinme (terkin ) 2005 yılında kordon vergi dairesinden terkin sicile yazılmış bir hususun ortadan kalkması veya sona ermesi sebebiyle ona ait Ticari sicil kayıtların silindiğini, Kordon vergi diaresinden 2015 yılında Ticari sicile elektronik posta ile gönderilen terkin Türk Ticaret Kanunun 31'inci madde sinin 2'inci fıkrasında göre tescilin dayandığı hadise veya işlemle tamamen veya kısmen sona erdiği, terkin tescil edilmiş kayıtların silinmesi olduğu için kanunda başka bir hüküm bulunmadıkça bir kaydı kısmen tescil talebinin süresi gibi hükümler terkin hakkında da geçerli olduğunu, şüphelilerin birleşerek, aynı konuda hukuki delil sağlamak için hakkında iftiraları, karalamaları, ve 22.07.2015 tarihinde basında Sabah gazetesinde ''Dolandırıcı ...'' diye nedensellik bağı olan dava dosyaları hukuki şiddet ve takip görüleceği üzerine münfesih olmuş bir şirketi ellerine geçirmek için her türlü eylemleri olduğunu belirterek, davacının öncelikle hukuki yararın ispatının şartı olduğunu, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraftarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğinde olduğunu, kötün niyetli davacının bütün beyanlarının yalan üzerine kurulduğunu, davacının şirketinin tarafına ödeyeceği sermaye 24.01.2001 tarihinde sermayenin karşılıksız kalıp kalmadığına ilişkin Kordon Vergi Dairesi' nden 2001 bilançosunun celbine, şirket sermayesinin tamamının ödendiğine ilişkin bilgilerde yurtdışından taşınmazları için gelecek 3 milyon euro bedelinin gelip gelmediğini, şirket birleşmesine gidilip gidilmediğini, hukuki vecibeleri şerhi ile devir dilen sermayenin ödenip ödenmediğini, karşılıksız kalıp kalmadığının, şirket alacaklılarının alacaklarının tehlikeye düşmediğinin ve özvarlık ve sicile tescili zorunlu olan varlıkların tespitine ilişkin SMMM raporu taraflarından davacının iddialarının ne kadar yalan olduğunun ispatı titizlikle incelenmesini, bu nedenle, davacının bir TL sermaye getirmeden evrakta sahtecilik yaparak ortak olduğunun kanıtı gerek davalı olarak davacının sermaye getirmediğini, davalı olarak da hak sahibi olamayacağını bildiği için hukuksuz yollarla şirketine çökme peşinde olduğu ve 24.01.2001 tarihli genel kurul şahsen ve vekaleten tarafından yapılan ‘’bedelsiz pay devri’’davacı ... dış ticaret şirketinin öz varlığı tespiti ile ve 26 bin TL sermaye ile 272,60 TLsermayenin ve kendisine ait 2001 tarihindeki bedeli 3 milyon euro olan (Alman parası) ayınların (taşınmazlrın )ödenmediği hak sahibi olmadığını, bilirkişi SMMM raporu, bilirkişisine gönderilmesini, davacı ve davacı vekiline bu davanın hukuki yararı olmadığı o nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Balıkesir Atm nin ... Karar sayılı dosyasının UYAP suretinin incelemesinde; davacının ... İnşaat Turizm Dış Ticaret Limited Şirketi, davalıların ... İşletmeciliği Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve ..., davanın Ticari şirkete kayyım atanması davası olduğu , mahkemece 11/10/2023 tarihinde mahkemenin yetkisizliğine , yetkili mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine karar verildiği belirlenmiştir.
İzmir ... ATM ' nin sayılı dosyasının UYAP suretinin incelemesinde ; davacının ... İnşaat Turizm Dış Ticaret Limited Şirketi, davalıların ... İşletmeciliği Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve ..., davanın Ticari şirkete kayyım atanması davası olduğu, dosyanın halen derdest olup duruşma gününün 07/02/2024 tarihine bırakıldığı belirlenmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalı ... İşletmeciliği Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne (Mersis no:...) yönetim işlemleri (vergi beyannamesi vermek, şirket borçlarını ödemek/yönetmek, şirketin mal varlığını değerlendirmek ve benzeri amaçlarla) için şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun veya bağımsız kişilerin tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açıldığı , dosyamız davacısı tarafından dosyamız davalısı hakkında davalı ... İşletmeciliği Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına yönelik olarak Balıkesir Atm nin... Karar sayılı dosyasında dava açıldığı, Balıkesir Atm tarafından mahkemenin yetkisizliğine , yetkili mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine karar verildiği, yetkisizlik kararı üzerine dosyanın İzmir... ATM ' nin ... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve söz konusu davanın halen derdest olduğu, her iki davanın taraflarının, dava sebebinin ve dava konusunun aynı olduğu, bu durumda 6100 Sayılı HMK' nun 114/ı maddesinde düzenlenen ve dava şartı olarak bildirilen " Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması " koşulunun gerçekleşmediği, bu durumun HMK' nun 115/1 maddesi gereğince davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceği ve HMK' nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın, dava şartı yokluğunda usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle HMK' nın 114/1. ı ve 115/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE,
-
Peşin alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına ,
-
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihinde yürülükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av...., müdahale talebinde bulunan ... ile davalı vekili Av....'ın yüzüne karşı, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2023
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03