SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/767 E. 2023/894 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/767

Karar No

2023/894

Karar Tarihi

7 Kasım 2023

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/754 Esas

KARAR NO : 2023/867

DAVA : İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 29/09/2022

KARAR TARİHİ : 27/10/2023

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen ETS/9849 13/04374 nolu Elektrik Tedarik Lisansı kapsamında ülke genelinde son kullanıcılara elektrik enerjisi satışı faaliyetinde bulunduğu, davalı şirketin... nolu elektrik tesisatı kapsamında müvekkil şirketten indirimli elektrik temin etmek üzere 05.10.2021 tarihinde yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma imzalandığı, müvekkil şirket tarafından davalı tarafa sözleşmeye uygun olarak elektrik enerjisi tedarik edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafın ekteki borç listesinde belirtilen etektrik tüketim faturalarını ödemediği, müvekkilince söz konusu faturaların ödenmemesi üzerine Merkezi Takip Sisteminin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirterek Merkezi Takip Sisteminin... sayılı dosyasındaki davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Uyuşmazlık konusunun davacının iddiasına göre ödenmeyen enerji bedeli olduğundan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında elektrik tedarikine istinaden bir sözleşme imzalanmış ise de imzalanan sözleşmenin davaçı tarafça müvekkiline ibraz edilmediğini, sözleşmedeki imzanın müvekkillerine ait olmadığını, davacı tarafça müvekkilince imzalanan sözleşmenin sunulmaktan kaçınıldığını, nedeninin tüketim bedelleri, sözleşme fesih şartları gibi sözleşmenin ana unsurlarının tek taraflı olarak değiştirilmesi olduğunu, davacı tarafça sözleşmenin süresinden önce feshedildiğini, teminat mektubunun haksız yere paraya çevrildiğini ve sözleşmenin süresinden önce feshedilerek müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkil şirketin akaryakıt istasyonu işlettiğinden elektrik enerjisinin ticaretin devamlılığı için temel unsur olduğu göz önüne alındığında faturalarını ödememiş olmasının düşünülemeyeceğini, tüketim birim fiyatlarının davacı tarafından tek taraflı olarak değiştirildiğini, davacı tarafın tedarik yetkisini kötüye kullanarak müvekkilini mağdur ettiğini, davacı tarafın sözleşmenin süresinden önce feshedildiği anda cezai şartın iadesi için müvekkil şirkete mail attığını, davacı yanın bu tutumunun bile sözleşmeyi haksız yere feshettiğini ispatladığını, müvekkilinin kullanmış olduğu enerji için davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu hususların kayıtlar tetkik edildiğinde ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde alacağın varlığının hangi yıl veya aya, hangi sözleşme maddesine dayalı olduğunun bildirilmediğini, yapılan icra takibinde keza bu yönde herhangi bir dayanak belge sunulmadığını belirterek öncelikle görev yönünden itirazlarının kabulüne ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER:

-Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takip dosyası,

-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 14/12/2022 tarihli yazısı ve eki,

-Bilirkişi ...'nın 14/02/2023 tarihli bilirkişi raporu,

-Bilirkişi ...'ın 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporu,

-Bilirkişi ...'ın 28/07/2023 tarihli bilirkişi raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;davacının, davalı aleyhinde Merkezi Takip Sisteminin... esas sayılı dosyasında elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğe çıkartıldığı ancak tebligatın muhatabın adresinde tanınmadığından bahisle 26/03/2022 tarihinde iade edildiği, davalı borçlunun 29/03/2022 tarihinde kendisine tebligat yapılmadan evvel yasal süresi içerisinde icra dairesinin yetkisi ile borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı borçlunun itirazının iptalini talep ettiği, davacının, taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye konu 2 adet faturanın davalı tarafından ödenmediği, davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yersiz olduğu ve davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği, davalının ise mahkememizin görevine itiraz ettiği, davacı tarafından sunulan sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında mutabakat bulunmadığı ve icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını savunduğu, taraflar arasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı, abonelik ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının takip konusu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların tacir olduğu, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalının görev itirazının reddine karar verilmiştir.

Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de, mahkememizce abonelik sözleşmesinin davalı şirket yetkilisine isticvap davetiyesi ile birlikte tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin talimat mahkemesince yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen isticvaba ilişkin duruşmaya katılmadığı ve beyanda bulunmadığı, bunun yasal sonucu olarak dava ve takibe konu abonelik sözleşmesinin içeriği ile altındaki imzanın kendisinden sadır olduğunun kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.7 maddesinde yetki sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmede İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, 2004 sayılı İİK'nun 50, 6100 sayılı HMK'nun 17. maddesi uyarınca İzmir İcra Dairelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olduğu anlaşılmakla, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı mahkememizce yerinde görülmemiştir.

Mahkememizce öncelikle davacının takip ve dava konusu sözleşme nedeniyle davalıdan elektrik kullanım bedeli şartlarının oluşup oluşmadığı, talep edebilecekse talep edebileceği miktarın ne olduğu, takip dayanağı faturaların taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediği, davacının gecikme nedeniyle talep edebileceği faiz oran ve miktarının hesaplanması için dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 14/02/2023 tarihli raporuna göre, taraflar arasında ikili anlaşma bulunduğu, bu anlaşma uyarınca davacının davalıya 01/11/2021- 31/10/2022 tarihleri arasında elektrik temin etmeyi taahhüt ettiği, davalı tarafından 2022 yılı ocak ayına ait dönem faturasının ödenmemesi üzerine davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, takibe konu faturaların elektrik tüketimine ilişkin faturalar olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7/3. maddesinde gecikme halinde davacının gecikme zammı talep edebileceğini taraflarca karşılaştırıldığı, buna göre yapılan hesaplama neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan toplam 23.124,65 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce davalı şirket defter kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde ise 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu 22.094,77 TL bedelli faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, 193,84 TL bedelli faturanın ise davalı defterinde kayıtlı olmakla birlikte davacıya iade edildiğine ilişkin kayıt bulunduğu, davalının kendi defterlerine göre takip konusu faturalar sebebiyle davacıya borçlu olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.

Davacı şirket defter kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde ise 28/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak deftere yansıdığı, davacı tarafından davalı adına 5 adet fatura düzenlendiği, bu faturalar karşılığında davalının borçlandırıldığı, davacının kendi defterlerine göre davalıdan takip konusu iki adet fatura nedeniyle 22.288,61 TL alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.

Yukarıda izah edildiği üzere her ne kadar davalı tarafça sözleşme ilişkisi inkar edilmişse de yapılan isticvap işleminin neticesi olarak söz konusu sözleşme içeriği ve altındaki imzanın davalıya ait olduğunun kabulü gerektiği, bu sözleşmeye göre davacı ile davalı arasında 05/10/2021 tarihinde 01.11.2021 tarihinden 31.10.2022 tarihine kadar 12 aylık süre için 'Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma' imzalandığı, davacının tedarikçi, davalının ise müşteri olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 16/2. maddesi uyarınca davacı tedarikçinin defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak olarak kabul edildiği, sözleşmenin 7/2. maddesi uyarınca davalının fatura bedelini tahakkuk tarihinden itibaren 10 gün içinde ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmenin 7/3. maddesine göre gecikme halinde davacı tedarikçinin 6183 sayılı AATUHK'nın 51. Maddesine göre belirlenen aylık orana bir puan ilave edilmesi suretiyle bulunacak oranda gecikme faizi ve kdv talep edebileceği, davalı şirket tarafından 2022/01- 2022/02 dönem tüketim faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tedarik şirketi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, davacının söz konusu tüketim faturalarına ilişkin olarak işbu davaya konu takibi başlattığı, mahkememizce yapılan defter incelemesine göre davalının sözleşme edimi olan takip konusu fatura borçlarını ödemediği, davalı defterinde söz konusu faturalar kayıtlı değilse de taraflar arasındaki sözleşmenin 16/2. maddesi uyarınca davacı defterlerindeki kayıtların esas alınması gerektiği, davacının defter ve kayıtlarına göre takip konusu her iki fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davacının davalı müşteriden bu tüketim fatura bedellerini talep edebileceği, yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, tacir olan taraflar arasında sözlemenin 7.3 maddesinde kararlaştırılan faiz oranına göre davacının faiz talep edebileceği, buna göre davacının elektrik mühendisi bilirkişi tarafından hesaplanan 22.288,61 TL asıl alacak, 708,51 TL işlemiş faiz ve 127,53 TL kdv olmak üzere toplam 23.124,65 TL talep edebileceği, davacının takipte talep ettiği %31,20 faizin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu, davalının borçlu olmadığına ilişkin savunmasını ispatlar herhangi bir delil sunmadığı, davalı defter ve kayıtlarının takip konusu faturalara ilişkin kayıt içermemesi(ödeme veya iade edilen faturanın iadesine ilişkin kaydın davacı defterlerinde kayıtlı olması vs.) nedeniyle ve ayrıca anılan sözleşme hükmü uyarınca delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, mahkememizce alınan elektrik mühendisi bilirkişi raporunun yapılan açıklamalar kapsamında usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

İcra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise, sözleşme hükümleri dikkate alındığında tüketim fatura bedellerinin likit olduğu, davacının icra inkar tazminat talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla mahkememizce kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

  1. Davanın KISMEN KABULÜ ile Merkezi Takip Sistemi'nin 2022/337516 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 22.288,61 TL asıl alacak, 708,51 TL gecikme zammı ve 127.53 TL KDV olmak üzere toplam 23.124,65 TL alacak ve asıl alacağı takip tarihinden itibaren işleyecek %31.20 oranında faiz ile DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

  2. 22.288.61 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplananan 4.457,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

  3. Alınması gerekli 1.579,64 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.498,94 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

  4. Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 3.250,00 TL bilirkişi ücreti, 335,00 TL müzekkere. tebligat. posta giderinden oluşan toplam 3.746,4‬0 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (23.124,65/23.185,54=0.99) 3.708,93 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

  5. Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. 4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

  6. Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. 4. maddesi uyarınca takdir edilen 60,89 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,

  7. 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

  8. İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 11. 13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.27/10/2023

Katip ... Hakim ...

E-İMZA E-İMZA

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

deliller(ElektrikİtirazınİptaliizmirAbonelikSözleşmesindenhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim