İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/697 E. 2023/809 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/697
2023/809
18 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/697 Esas
KARAR NO : 2023/809
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/09/2022
KARAR TARİHİ : 18/10/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... ve müvekkilden ciro yoluyla çeki almış görünen... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu hususta müvekkiline ait ticari defter ve belgelerin incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil ile davalı arasında herhangi bir ticari kaydın söz konusu olmadığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir şekilde ticari ilişki ya da bir borç ilişkisi doğmadığını, diğer müvekkiller yönünden de herhangi bir borç doğurucu işlemin davalı taraf ile söz konusu olmadığını, müvekkili ...'ın işbu çeki davalı veya ...'e cirolayıp vermediğini, takibe konu çekte yer alan imzaların müvekkili eli ürünü olmadığını belirterek öncelikle teminat aranmaksızın takip konusu çekin miktarı dikkate alınarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, müvekkilinin davalı tarafa Ödemiş İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya kapsamında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır.
DAVA:
Dava, sahtelik ve bedelsizlik iddiasına dayanan takip sonrası menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Ödemiş İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası,
-Davacıya ait imza ve yazı örnekleri,
-... A.Ş, ...Bank A.Ş, İzmir Vergi Dairesi, ...Ziraat Bankası,
İzmir SGK, ...nsbank,... A.Ş, Halkbank A.Ş, Bayındır Esnaf ve Sanatlar odası, Bayındır İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nin yazı ekinde gönderilen davacıya ait imza
örneklerini içeren belgeler,
-Bilirkişi ...'ın 23/07/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalının davacı aleyhinde Ödemiş İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı olarak 29/06/2020 tarihinde takip başlattığı, söz konusu takibin Türkiye Halk Bankası A.Ş Bayındır/İzmir şubesine ait 10/03/2020 keşide tarihli, 126.000,00 TL bedelli çek niteliğindeki belgeye dayandığı, davacının söz konusu çekin altındaki imzanın sahte olduğu ve çek lehtarı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, çekin bedelsiz olduğu iddiası ile eldeki menfi tespit davasını ikame ettiği, davalının ise davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında takibe dayanak senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, senedin bedelsiz olup olmadığı ve ispat külfetinin hangi tarafta olduğu hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Takip ve davaya konu uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklandığından ve taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığından mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Mahkememizce öncelikle davacının sahtecilik iddiası yönünden inceleme yapıldığı, bu kapsamda davacının mahkememiz huzurunda ayakta, oturarak ve çömelerek imza ve yazı örneklerinin alındığı, ayrıca davacıya, dava konusu senedin düzenlenme tarihine yakın olacak şekilde imza ve yazı örnek asıllarının bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere imkan tanındığı, davacının bildirdiği ilgili kişi ve kurumlardan belge asıllarının temin edildiği, dosyanın Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 23/07/2023 tarihli raporunda, inceleme konusu Türkiye Halk Bankası A.Ş Bayındır İzmir Şubesine ait... çek nolu, sağ üst köşesinde keşide yeri İzmir ve keşide tarihi 10/03/2020 olan, çek karşılığında ...'e, yazı ve rakamla 126.000TL. ödenmesini belirten ... adına imzalanmış çek aslı üzerindeki keşideci imzasının ...'ın eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacının takip ve davaya konu çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, bu iddia karşısında davalı konumda bulunmasına rağmen ispat külfetinin alacaklı olan davalıda olduğu, davalının söz konusu çek altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ispat etmesi gerektiği, davalının davaya cevap vermediği ve yasal süresi içerisinde delillerini sunmadığı, mahkememizce sadece davacı tarafından sunulan delillerle sınırlı olarak inceleme yapıldığı, bu kapsamda yapılan incelemede 23/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre söz konusu imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, buna göre davacının sahtelik iddiasını ispat ettiği ile takip ve dava konusu çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, iddianın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülmüş ve bu nedenle kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de, davalının takip ve dava konusu çekte lehtar olmadığı, hamil olduğu, bu sebeple çek altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığını bilmesinin mümkün olmayabileceği, ayrıca davacı tarafından da davalının haksız ve kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı ve kötüniyet tazminatının koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
-
Davanın KABULÜ ile Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
-
Davacının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
-
Alınması gerekli 9.669,28 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.417,34 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.251,94 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 2.417,34 TL peşin harç, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 483,00 TL müzekkere. tebligat. posta giderinden oluşan toplam 4.181,04 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
-
Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. 4. maddesi uyarınca takdir edilen 22.232,60 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
-
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
-
Kararın kesinleşmesinden sonra Ödemiş İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası, takip konusu çek aslı, ... A.Ş, ... Bank A.Ş, İzmir Vergi Dairesi, Türkiye İş Bankası, Ziraat Bankası, İzmir SGK,... Finansbank, ... A.Ş, Halkbank A.Ş, Bayındır Esnaf ve Sanatlar odası, Bayındır İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün yazı ekinde gönderilen davacıya ait imza örneklerini içeren belge asıllarının mercilerine İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/10/2023
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10