İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/592 E. 2023/735 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/592
2023/735
3 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/592
KARAR NO : 2023/735
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 01/08/2022
KARAR TARİHİ : 03/10/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Yapı Sistemleri İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı müvekkili ve davalı... İnşaat Yapı İmalat İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında 03.03.2022 tarihli uzlaşma sözleşmesi akdedildiğini, 03.03.2022 tarihli uzlaşma sözleşmesinin Uygulama başlıklı A maddesinde; "..., Herbert Bau Korneaburg projesinin işlerinin aracılık yapılması nedeniyle...'a 326.000 Euro komisyon bedeli borçlu olduğunu kabul ve beyan eder." denilmiş olmakla aynı başlıklı F maddesinin ilk bendinde de "...'ın Korneaburg projesinden kalan alacağı tutar 326.000-114.000= 212.000 Eurodur." denildiği, İş bu uzlaşma sözleşmesi ile davacı müvekkilimizin Avusturya... KORNEABURG Projesi'nden kaynaklı 212.000 Euro alacağı olduğu ve bu borcun ödeneceği davalı tarafından kabul ve taahhüt edildiği, ynı sözleşmede davacı müvekkil ile davalı firma dava konusu alacağın kaynağı olan Kornaeburg projesi komisyon alacağı ödemesinin dava dışı ... firması ile davalı firma arasında olan borç alacak ilişkisinden bağımsız olduğunu hükme bağlayarak ayrıca aynı sözleşmede tarafların kabul ettikleri ve kendi sorumluluğunda olan zararların sözleşmeden bağışık tutulacağını belirttiklerini,Leakside projesini üstlenen dava dışı ...firması, davalı firmayla aralarında imzalanan 02.11.2021 tarihli temin sözleşmesine uygun olarak davalı firma tarafından tedarik edilen camların sözleşme şartlarına uygun kalitede olmaması, ayıplı imalatlar nedeni ile camları alacak olan firma tarafından (...) malların iade edilmesi ve istenilen kalitede camların davalı firma tarafından geç teslim edilmesi gibi nedenlerle Leakside projesinden doğan alacaklar dava dışı... firması tarafından tahsil edilemediğini, istenilen kalitede camları tedarik edilmemesi, bu camların iade edilmesi neticesinde istenilen kalitedeki malların geç temin edilerek gönderilmesi dolayısıyla davalı firmanın açıp ayıplı ve kusurlu imalatı ve nakliyatı sebebiyet verdiğini, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, devlet bankasının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının esas alınacağı düzenleme altına alınmıştır. Bu sebeple davalı firma aleyhine temerrüt tarihinden itibaren işleyecek euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı ... dava dilekçesinde müvekkil firmadan 212.000 Euro alacaklı olduğu iddia ve dava etmiş olup; davacı yanın talep miktarı belirli olduğu, açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamayacağını, zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre bir davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle talep ve dava edilen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemeyeceği, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeyler olduğunu, Somut olayda davacı, talep konusu yaptığı alacağını kötüniyetli olarak 212.000 Euro olarak belirlemişse de, alacağını ispat edecek durumda olmadığından; söz konusu taleplerin bir belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği açık olduğu, aksinin kabulünün her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi, hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu ortaya çıkartabileceğini, taraflar arasında uzlaşma sözleşmesi imzalandığı, müvekkilinin uzlaşma sözleşmesi gereğince üzerine düşen edimleri sözleşmeye uygun olarak ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, şbu sözleşme ile taraflar aralarında ikili veya 3 lü olarak imzalanmış daha önceki tüm protokol, sözleşme vb. anlaşmaların iptal olduğunun ve bu sözleşmenin iptal edilen tüm protokol ve sözleşmelerin yerine geçtiğinin kabul ve beyan edildiği, müvekkili şirketin faaliyet adresi belli olup; yurtiçinde ve yurtdışında birden çok proje yürütmekte, sadece ülkemizde bile birden fazla il sınırlarında çeşitli projeleri devam etmekte olduğu, müvekkilinin kaçması yahut mal kaçırması gibi haller söz konusu olmadığından ihtiyati haczin koşulları oluşmamıştır ve ayrıca davacı bu koşulların varlığı yönündeki iddiasını ispat edemediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davanın taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, tarafların aralarındaki uzlaşma sözleşmesi isimli sözleşmenin hükümlerini yorumlama açısından ihtilafa düştükleri, davacı tarafı tarafın özellikle sözleşmenin 3 numaralı uygulama kısmına ilişkin D ve E fıkraları gereği davalının kendisine sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemesinin gerektiğini savunmuş, davalı taraf ise sözleşmenin F fıkrası gereği, bu fıkranın ödeme şartlarını ve usulünü düzenlediğini, bu fıkrada yazılı olan ve kendisine ifa edilmesi gerekli edimlerin ifasından sonra davacı tarafın kendisinden edim ifasını talep edebileceğini savunmuştur. Uyuşmazlığın sözleşmenin taraflar arasındaki farklı yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu haliyle dava dosyası içeriğindeki beyanlarda yazılı olan projelerin tamamlanması hususunda ortaya çıkan sorunların uyuşmazlığın çözümünde etkili olmadıkları anlaşıldığından tarafların bu yöndeki delilleri celbedilmemiş ve değerlendirilmeye alınmamıştır. Zira dosya da yalnızca uyuşmazlığın çözümüne etki edecek olan deliller toplanıp değerlendirilebilir.
Öncelikle sözleşmelerin güven ilkesi çerçevesinde yorumlanması gerekir. Ayrıca sözleşmeler geçersiz olacak şekilde değil hukuksal sonuçlarını doğuracak şekilde yorumlanmalıdır. Bu durumda tarafların sözleşmeyi oluştururken birbirlerine güven içerisinde hareket ettikleri ve tüm hükümlerin asgari hukuki sonuçlarını doğuracak şekilde yorumlanması gerektiği açıktır. Böylece davacının sözleşmeyi yorum biçimine üstünlük tanımak artık sözleşmenin 3/F maddesini ortadan kaldırmak anlamı taşıyacağı için bu üstünlük karşılıklı güven ve dürüstlük ilkeleri ile de bağdaşmaz. Pozitif hukuk bağlamında da yasa koyucu tarafından yasaklayıcı nitelikteki hükümler koyulurken eğer bu hükme bir istisna getirilecekse hemen yasaklayıcı hükmün altına hangi hususların saklı olduğu konusunda ayrıca ve açıkça bir istisna hükmü getirilir. Anlamı gereği gibi anlaşılamayan sözlerin borçlu lehine ve alacaklı lehine yorumlanması gerektiği Yargıtay 4. HD 7.6.1957 tarih ve 1400/3837 sayılı kararı ile de benimsenmiştir. Zaten bu durum karşılıklı güven ilkesi ve sözleşmenin asgari düzeyde ayakta tutulması hususlarının bir sonucudur. Yine davacı tarafı yorumuna üstünlük tanınması halinde dahi, sözleşmenin D, F ve E hükümlerinin birlikte yorumlanması halinde E hükmünün bir ödeme şartlarını düzenleyen bir istisna olduğu anlaşılmaktadır. Aksi durum sözleşmenin yorumunda anlam karmaşasına yol açacağı gibi davalının E maddesi yönünden sözleşmeye olan güvenini zedeler. Bu açıklamalar ışığında taraflar arasındaki sözleşmenin 3/E maddesinin ödeme şartlarını düzenleyen ve diğer hükümlere istisna getiren bir düzenleme olduğu açıktır. Bu yönüyle davacının E maddesi hükümleri yerine getirilmeden davalıdan sözleşmenin komisyon alacağı hükmünü ifa etmesini istemesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
-
Davanın REDDİNE,
-
Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı taraftan dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.135,11 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.865,26 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
-
Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 29.372,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:35