İstanbul BAM 9. HD 2021/2461 E. 2024/937 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/2461
2024/937
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/2461
KARAR NO: 2024/937
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/09/2021
NUMARASI: 2017/780 Esas - 2021/797 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/06/2017 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ve olay anında diğer davalı ...' in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın müvekkiline çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin yaralanmasının akabinde ... İstanbul Hastanesine sonra da Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alındığını, muhtelif kırıkları sebebiyle ameliyat olmuş ise de sürekli sakatlığa maruz kaldığını, maluliyet oranı ve zarar miktarının yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporları ile ispat edileceğini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, kaldırımda yaya olarak bulunmakta iken ... plakalı aracın geri geri seyri esnasında vahim kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinin tek müsebbibinin ... plaka sayılı araç sürücüsü olduğunu, müvekkilinin kendisine vuran araç sürücüsü hakkında şikayetçi olduğunu ve şüpheli ... hakkında taksirle yaralama suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, müvekkiline çarpan aracın ZMMS ile davalı .... tarafından sigorta edildiğini, davalı ... şirketinin ortaya çıkan maddi zarardan teminat limiti kapsamında diğer davalılarla beraber müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin kaza sebebiyle uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazmini için 21/08/2017 tarihli dilekçe ile yazılı başvuruda bulunduklarını, dilekçenin 22/08/2017 tarihinde davalı şirketin genel müdürlüğüne teslim edildiğini, davalı ... şirketince başvuruya cevap dahi verilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile 1.000,00 TL belirsiz maddi tazminat alacağının tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı gerçek kişilerden olay tarihi olan 17/06/2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, doğrudan dava yoluna başvurulduğundan HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasınına, tazminat hesabının ZMMS Sigortası Genel Şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasına, her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın davacının kendi dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiğini, ... Hastanesinde tedavisi yapılarak taburcu edildiğini, ertesi gün yine aynı hastaneye giderek yanağındaki elmacık kemiği kırıldığı için tedavi olduğunu, ancak şeker hastası olduğundan ameliyat edilmediğini, sağ bacağı için iki kez film çekildiğini, kırık yok denerek taburcu edildiğini, ağrıları artınca 29/06/2017 günü Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine giderek tedavisini burada yaptırdığı şeklindeki davacı beyanlarını kabul etmediklerini, hastaneden alınan raporlarla sabit olduğu üzere davacının 17/06/2017 tarihinde ayağında kırık olmayıp taburcu edildiğini, fakat kendisinin 18/06/2017 tarihinde tekrar hastaneye giderek elmacık kemiği kırığı olduğunu beyan ettiğini, yani olaydan bir gün sonra alınan bir raporla elmacık kemiği kırığı teşhisi konulduğunu, olayla illiyet bağının kopmuş olduğunun açık bir şekilde ortada olduğunu, davalılardan talep edilen 50.000,00 TL manevi tazminatın asgari ücretle çalışan bir kişi için çok yüksek olduğunu, davacının zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, oysaki manevi tazminatın hiçbir zaman zenginleştirme aracı olmayacağını, davacının kalıcı bir sakatlığının da olmadığını, davalının tam kusurlu olduğu hususunun doğru olmadığını, sunacakları deliller ve tanık anlatımları doğrultusunda kusur incelemesi yaptırılmasını istediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, duruşmada davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat talebi yönünden; davanın reddine, Manevi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 17/06/2017 tarihinde meydana gelen haksız fiil sebebiyle 5.000,00TL manevi tazminat takdiri ile takdir edilen manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazada 34 AJ 973 plaka sayılı aracı sevk ve idare eden sürücü ...'in asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı ...'nin maluliyet oranının tayin ve takdirine göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, davacı ... adına sigorta şirketine 21/08/2017 tarihinde başvuru yapıldığını 15 iş günü içerisinde olumlu- olumsuz bir geri dönüş yapılmadığını, çalışma gücündeki kayıplarının, maddi tazminatın aktüer hesabı yapıldıktan sonra sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ... A.Ş tarafından ödenmesi gerektiğini, trafik kazası nedeniyle oluşan haksız fiillerde zarar hesabının Borçlar Kanunu'na göre yapılacak olup geçici iş göremezlik tazminatının da sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında olduğunu,15/09/2020 tarihli Adli Tıp Kurumundan alınan maluliyet durumuna ilişkin rapora göre müvekkili ...'nin vücut engellilik oranının %0 olduğu kanaatine varıldığını, bu oranın gerçeği yansıtmadığını, nitekim 09/08/2021 tarihinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan taraflarınca alınan Maluliyet Oranını Gösterir Adli Tıp Raporu'na göre ise müvekkilinin bu kazaya bağlı olarak %22,2 oranında malul kaldığının belirtildiğini, Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan ve maluliyet raporu vermeye yetkili bir hastaneden alınan iş bu raporun gerekçeli, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen ve taraflarınca dosyaya ibraz edilen maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu doğrultuda raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak müvekkili ...'nin maluliyet oranının tayin ve takdirine göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı için maddi tazminat talebinin reddinin adil yargılanma ilkesine, hakkaniyete ve hukuka aykırı, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 14/12/2018 tarihli maluliyet raporunda; davacı ...’nin 17/06/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 09/07/2018 tarih ve 12166 karar nolu mütalaasında istenildiği üzere kişinin dava konusu tüm grafilerinin tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından DICOM formatında teminen gönderilmesi istenilmiş ise de tıbbi evraklardan kişiye olay tarihinde ... Hastanesi’nde çekildiği anlaşılan görüntülerin dava dosyası içerisinde olmadığı cihetle söz konusu görüntülemelerin teminen gönderilmesi halinde yeniden değerlendirileceği yönünde mütalaa bildirilmiştir.ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 13/02/2020 tarihli raporda; "Kurulumuzun 29/04/2019 tarih, 9231 karar sayılı ve 11/10/2019 tarih, 21537 karar sayılı yazıları ile istenmekle muayene edilmek üzere Kurulumuza başvurmamış olan kişinin muayeneye gönderilmesi halinde sorulan hususlarda tekrar değerlendirme yapılabileceği, mevcut tıbbi belgelere göre davacı ...’nin 1706/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiğinden kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu" belirtilmiştir.ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 15/09/2020 tarihli raporda; Davacının Kurulumuzca yapılan muayenesi ve mevcut tıbbi belgelerin tekrar değerlendirilmesi sonucunda davacı ...’nin 1706/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiğinden kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu mütalaa edilmiştir.Davacı tarafça 09/08/2021 tarihinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan maluliyet oranını gösterir adli tıp raporu'na göre ise davacının bu kazaya bağlı olarak %22,2 oranında malul kaldığı belirtilmiştir. İstanbul ATK'dan alınan raporlarda ise davacının maluliyetinin bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, başka bir üniversite hastanesinden kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacı muayene edilmek suretiyle dava konusu trafik kazası nedeni ile sürekli maluliyeti bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa derecesinin belirlenmesinin sağlanması, ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi, sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Dairemiz kararının kapsamına göre bu aşamada manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45