İstanbul BAM 9. HD 2021/2062 E. 2024/840 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/2062
2024/840
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/2062
KARAR NO: 2024/840
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 12/03/2020
NUMARASI: 2017/1063 Esas - 2020/243 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 23/08/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı, davalı ... maliki olduğu ve davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkillerinin murisi ... idaresindeki araca çarpması sonucunda murisin ağır yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini, davalı sürücünün oluşan kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını, davadan önce davalı sigorta şirketine maddi zararların ödenmesi amacıyla başvurulduğunu, sonuç alınamadığını belirterek, davacı anne ve baba yönünden şimdilik 900,00 TL destek zararı, 50,00 TL tedavi gideri, 50,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere 1.000,00TL maddi tazminatın davalılardan sigorta şirketinden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen; davacı anne ... için 60.000,00 TL, baba ... için 60.000,00 TL ve kardeş olan diğer tüm davacıların her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile davacı anne ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini 72.518,74 TL'ye yükseltmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları, tazminat hesabının aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur ve sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müteveffanın kasksız ve ehliyetsiz olduğunu, kazanın oluşumunda ağır kusuru bulunduğunu, ayrıca aracın plakasız olduğunu, diğer yandan araç malikinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, malike ait aracın araç sürücüsü tarafından bilgisi ve rızası dışında alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile; 72.518,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... A.Ş. yönünden 18/12/2017 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...’ye verilmesine, maddi tazminat bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar ... için 30.000,00TL, ... için 30.000,00TL, ... için 15.000,00TL, ... için 15.000,00TL, ... için 15.000,00TL, ... için 15.000,00TL ve ... için 15.000,00TL olmak üzere toplam 135.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, manevi tazminat bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı; davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalılar ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat hesabının Sigorta Genel Şartlarında belirlenen TRH yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak yapıldığını, Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli iptal kararına ve Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre tazminat hesabının TRH yaşam tablosu ve progressive rant yöntemi kullanılarak yapılması gerektiğini, tazminat hesabının hüküm tarihine ait yılın güncel asgari ücret verileri üzerinden yapılması gerektiğini, 2020 yılında karar verildiği halde 2019 yılındaki asgari ücrete göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece sigorta şirketinin dava açıldıktan sonra yaptığı 54.192,02 TL'lik ödeme için ödemenin ıslahtan önce yapıldığı gerekçesi ile vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinin 18/12/2017 olarak kabul edilmesi ile bu tarihten itibaren tazminata faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının Yüksek Mahkeme içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların çocuklarını ve kardeşlerini kaybetmekle kalmayıp kendi tazminat alacaklarını dahi tahsil edemedikleri gibi bir de kazayı gerçekleştiren kişilere vekalet ücreti ödemek zorunda bırakıldıklarını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda davacıların bakiye zararlarının bulunup bulunmadığının müvekkili şirketin ödeme tarihi olan 18/12/2017 itibariyle geçerli olan verilere göre belirlenmediğini, tazminat miktarının yanlış metodla hesaplandığını ve başvuranın tazminatının yüksek tespit edildiğini, davalı şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmiş olduğundan temerrüde düşmediğini, davacılara SGK tarafından ölüm aylığı ödenip ödenmediğinin sorulmadığını, SGK tarafından hak sahiplerine yapılan ödemenin varlığı bilinmeden, 08/04/2019 tarihli kusur incelemesine olan itirazları değerlendirilmeden, savunma dikkate alınmadan ve gerekçeli kararda dahi savunmaya neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... diğer davalının oğlu olduğunu, olay günü ..., davalı ... izni ve haberi olmadan aracı aldığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkili ... kusursuz sorumluluğunun ortadan kalktığını, bu duruma ilişkin tanık dinletme talepleri olmasına rağmen mahkemenin tanıkları dinlemediğini ve eksik inceleme ile karar verdiğini, 23/08/2017 tarihinde ...'ın kendi şeridinde seyir halinde iken müteveffa ... karşı şeritten zik zak yaparak ve süratlı bir şekilde müvekkilinin şeridine girerek arabasının ön tarafına çarpmak surettiyle kazaya sebebiyet verdiğini, mütevaffanın kasksız, plakasız ve ehliyetsiz araç kullanarak kazanın oluşumunda ağır kusurlu olduğunu, tanıklar dinlenerek hazırlanacak rapor neticesinde kazanın oluşumunda müvekkilinin kusursuzluğunun ortaya çıkacağını, davacı tarafın tüm manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 23/08/2017 tarihli trafik kazasında davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı davalı ... maliki olduğu ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki tescilsiz ve plakasız motosiklet ile çarpışması meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği olan ...'nin vefat ettiği, davacıların eldeki davayı açarak desteğin ölümü nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı ..., ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın ZMMS poliçesi bulunması da bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Zarar gören davacı, KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler ile TBK'nın 61., 162 ve 163. maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir.Bu nedenle mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur ve aktüer hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporu davacılar vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacılar vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüer hesaplama bakımından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davacılar vekilinin bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi ve güncel asgari ücret uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Usuli kazanılmış hak bakımından değerlendirme yapıldığında; Aktüerya raporu TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak düzenlenmiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Ancak davacılar vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle rapordaki hesaplama yöntemi yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat belirlen miş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23008 E. - 2023/2351 K. sayılı kararı). Davalı ... A.Ş. vekilinin aktüerya raporuna ilişkin istinafları değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre düzenlendiği, destek yaşasaydı evleneceği varsayımı ile eş, çocuklar, anne ve babaya destek payları belirlendiği (desteğin ileri ki yaşlarda evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı, gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağı varsayımı ile pay verilerek (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13260 E. ve 2021/7328 K. sayılı kararı)) KTK'nın 111. madde davadan önce yapılan ödemelerde uygulanmakta olup dava sırasında yapılan ödemelerde ödeme tarihi itibariyle tazminatı hesabına gerek bulunmadığı yine davadan sonra ödeme yapılması nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme güncelleme yapılmaksızın tazminat tutarından düşülerek yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapıldığı anlaşıldığından davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin aktüerya raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre ölüm aylığı, rücuya tabi değildir. Ölüm sigortasından bağlanan aylıklar, belirli bir sigortalı olmanın ve prim ödemiş olmanın sonucu olup, haksız fiil failinin bundan yararlanması ve destekten yoksun kalma tazminatından düşürülmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, hesaplanan destek zararından, ölüm aylığının düşürülmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/10574 E. - 2016/11649 K. sayılı kararı). Faizin başlangıç tarihine yönelik istinafı değerlendirildiğinde; dava tarihinden önce davacı tarafça davalıya herhangi bir başvuru yapılmamış, dava öncesinde davalı temerrüde düşürülmemiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından, davacı tarafa dava tarihinden sonra 18/12/2017 tarihinde kısmi ödeme yapılmış, mahkemece kısmi ödemenin yapıldığı 18/12/2017 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiştir. Dava tarihinden önce davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerekirken dava tarihinden sonraki ödeme tarihi olarak belirlenmesi doğru olmamıştır.Davalılar ... ile ... vekilinin isimlerini bildirdikleri tanıklar hazırlık soruşturması esnasında dinlenmiş olup, kusur bilirkişisi tanık beyanlarını dikkate alarak değerlendirme yaptığından, bu tanıkların mahkemece yapılan yargılama sırasında dinlenmeleri gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan 08/04/2019 tarihli kusur ve aktüer raporunda; kusur değerlendirilmesinde, davalı sürücü ... kazanın meydana gelmesinde tam etkili bulunduğu, sürücü ... kazayı önlemek için gerekli zaman ve mesafeye sahip olamayacağı ve bahse konu kazanın meydana gelişinde etkili olacak nitelikte başkaca hatalı bir davranışını sabit kılacak bir bulguya rastlanmadığı bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu rapordaki kusur değerlendirmesine göre tazminata hükmedilmiştir. Aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/296 Esas ve 2021/4 Karar sayılı dosyasında alınan kusur bilirkişi raporunda sürücü ... asli kusurlu olduğu, müteveffa ... ise tali kusurlu olduğu, kaza nedeni ile yaralanan mağdurların tedavi evrakları, alınan otopsi raporunda maktülün kaza nedeni ile vefat ettiğinin tespit edildiği belirtilmiş ve yargılama sonucunda ''..Alınan bilirkişi raporunda sanık ... asli kusurlu, maktul ...'nin ise tali kusurlu olduğunun tespiti, kaza nedeni ile yaralanan mağdurların tedavi evrakları, alınan otopsi raporunda maktulün kaza nedeni ile vefat ettiğinin tespiti, sanığın eşi ve oğlu olan mağdurların şikayetçi olmamaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Sanık ... hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan kamu davası açılmış ise de sanığın eyleminin ''taksirle bir kişinin ölümü ile birlikte bir kişinin yaralanmasına neden olma '' suçunu oluşturduğu yapılan yargılama sonucunda sabit görülerek..." gerekçesi ile davalı sürücü ... mahkumiyetine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 16/06/2021 tarih, 2021/1325 Esas ve 2021/2168 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmesi ile mahkumiyet kararı kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472, 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Bu durumda aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporları ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki ortaya çıktığından İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde ceza dosyasında kesinleşen olayın oluş şekline ilişkin maddi olgu ile bağlı kalınarak kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli kusur raporu alınarak sonucuna göre belirlenen kusur oranına göre gerekirse aktüerya bilirkişisinden hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle ek rapor alınarak usuli kazanılmış haklarda gözetilerek (davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle rapordaki hesaplama yöntemi yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek önceki rapordaki hesaplama tarihi, asgari ücret vs. verilerle (TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz) ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi) karar verilmelidir. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Kusur oranları konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Kabule göre de; davalı sigorta şirketi dava açıldıktan sonra ödeme yaptığından davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ödenen miktarı konusuz kalmıştır. Bu durumda davacılar vekilinin de ödenen miktar bakımından feragati bulunmadığı ve bu kısım için de harç yatırılarak eksiklik tamamlandığından HMK'nın 331. maddesine göre davadaki haklılık durumu da gözetilerek davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılış şekilde vekalet ücreti belirlenmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar, davalı ... A.Ş., davalılar ... ile ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02