SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 9. HD 2021/2214 E. 2024/797 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2214

Karar No

2024/797

Karar Tarihi

15 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2021/2214

KARAR NO: 2024/797

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 16/09/2021

NUMARASI: 2017/1073 Esas - 2021/632 Karar

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 12/10/2017

KARAR TARİHİ: 15/05/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 02/07/2017 tarihinde Kartal İlçesi Üsküdar caddesi üzerinde yaya müvekkiline çarptığını, müvekkilinin gerçekleşen trafik kazası sonucu yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını ve malul kaldığını, dava öncesi müvekkilinin 25/07/2017 tarihli dilekçe ile davalı ... şirketine başvuru yaptığını ancak taleplerinin karşılanmadığını, ambulans ücreti dahil hastaneye tedavi ve kontrol için gidiş gelişlerde yapılan masraflar, SGK tarafından ödenmeyen ilaç katılım payları, istirahatli olduğu iyileşme döneminde uğradığı maddi kayıplar, kaza sonrası dizdeki kemik kırığı dolayısıyla oluşmuş maluliyet var ise bu maluliyetten ötürü iş gücü kaybına ilişkin maddi tazminat istemlerinin karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının hastane gidiş geliş masrafları SGK tarafından karşılanmadığı için ödenen tedavi ve ilaç masrafları için şimdilik 500,00 TL, davacının raporlu olduğu dönemdeki maddi kayıpları ile kati iş göremezlik oranının belirlenmesi durumunda bu maluliyetten ötürü işgücü kaybının karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıların tümünden müşterek müteselsil tahsilini, kaza sebebiyle çekilen acı sıkıntı ve üzüntü nedeniyle 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ile araç işletenden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile müşterek müteselsil tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili ...'in, 02.07.2017 tarihinde ... plakalı araç ile trafikte seyir halinde iken, önünde aniden duran minibüse çarpmamak için bu aracı sollayarak tekrar sağ şeride geçtiğini, ...'ün müvekkilinin sürmüş olduğu aracın önüne atladığını, müvekkilinin davacıya çarpmamak için aracı sürekli sağa doğru sürdüğünü ancak ...'ün kendisine doğru ilerlemesi nedeniyle, taksiren ...'e çarptığını, müvekkilinin zaruret halinde, dava dışı birden çok şahsa çarpmamak için davacıya çarpmak zorunda kaldığını, dava dilekçesinde her ne kadar, davalı ...'in "geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerde sürücülerin önlerindeki aracı geçmeleri yasaktır" kuralını ihlal ettiği iddiasına dayanılmış ise de, meydana gelen kaza ile belirtilen kural ihlalinin, taksirle yaralama olayının meydana gelmesi arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığını, duran bir aracın önünden yayanın karşı şeride geçmesinin yasak olduğu kuralı karşısında, davacının tam kusurlu olduğunu, her ne kadar dava dilekçesinde, davacının kaza tarihinden bu yana izinli olduğu ve çalışmadığı beyan edilerek davacının gelir kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de, bu iddianın, 4857 sayılı İş Kanunun 48/2 hükmü karşısında mümkün olmadığını, aylık kazancını SGK ve işverenden tahsil eden, davacının mükerrer olacak şekilde bu alacağını, davalılardan talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı sürücü ...'in, dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, ...'a da yöneltilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; aynı trafik kazası nedeniyle açılan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1073 E. sayılı dosyada delillerin toplandığını, davacının 6 ay iş göremez olduğu ve 2 ay bakıcıya ihtiyaç duyduğunun mütalaa edildiğini, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1073 E. sayılı dosyada bakıcı gideri talebi olmadığından işbu davanın açıldığını belirterek davaların birleştirilmesini, aksi taktirde bilirkişi raporuyla sabit görülmüş olan 3.732,75 TL'nin kaza tarihi olan 02/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davada; Davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve ilaç masrafı talebini kısmen kabulü ile;170,00 TL ambulans giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davalı ... yönünden talebin reddine, davacının geçici iş göremezlik zararı yönünden tazminat talebinin21.617,03 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya dair talebin reddine, C-Manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'tan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine, Birleşen davada; 3.555.00 TL'nin davalılar ... ve ...'ta kaza tarihinden itibaren, davalı ... sigortadan ise poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 10.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itiraz etmeyen tarafın, alınacak ek raporda lehine olan gelişmeden yararlanamayacağını, bu durumda diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu sebeple 23/10/2019 tarihli kök rapora itiraz etmeyen davalılar lehine bir değişiklik yaratamayacağını, davalılar açısından kök rapor kesinleştiğinden aleyhlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, mahkemenin ilk raporu esas alınarak karar vermesi gerektiğini, kök raporda geçici iş göremezlik bedelinin 21.617,03 TL olduğu belirlendiği ve kendilerinin de bu miktar üzerinden ıslah yaptığını, yine aynı maluliyet raporuna göre ve dosyaya başka evrak girmemesine rağmen bahsedilen SGK cevabı kök rapor alınırken de dosyada mevcut olduğunu, ek raporda 8.938,78 TL hesaplama yapıldığını, hem asıl alacaktan olan müvekkilinin hem de kendi kusuru olmayan bir sebepten dolayı karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, ilk olarak 23/10/2019 tarihli raporda bilirkişinin 3.732,75 TL bakıcı gideri hesapladığını, o tarihten bu rapora değişen hiçbir şey olmadan bakıcı gideri zararının nasıl 3.555 TL'ye düştüğünü, bakıcı gideri hesaplanan dönem ve o dönem ki maaşlarda da bir değişiklik olmadığını ancak 02/07/2017-02/09/2017 tarihleri için hesaplanan bakıcı giderinin her nasılsa düşüş gösterdiğini, bu haliyle raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, kök raporda "Dosya kapsamında yer alan evraklar incelendiğinde davalı ... şirketi ile dava dışı SGK tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödemeye rastlanılmamıştır. Dosya kapsamında yapılan bir ödeme söz konusu olmadığından herhangi bir indirim söz konusu olmayacaktır." diyerek 21.617,03 TL tazminat hesaplaması yapıldığını, bu hesaba göre taleplerini ıslah ettiklerini, alınan ek raporla birlikte "Dava dışı SGK tarafından davacı ...'e 132 günlük ayakta tedavi süresi karşılığı 12.860,57 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı görülmüş olup yapılan ödeme davacı kazazedenin hesaplanan geçici iş göremezlik zararından tenzil edilmiş .." şeklinde rapor sunulduğunu, %4.1 oranında müvekkilinin malul kaldığını gösteren 11/01/2021 tarihli ATK maluliyet raporunun mahkemece görmezden gelindiğini, müvekkilinin sürekli iş göremezlik alacağı hesaplanmadığını, hesaplamada "meslekte kazanma gücüne" göre yapılan maluliyet değerlendirmesi esas alınması gerekirken "özürlülük ölçütüne" göre hesaplama yapıldığını, bunu kabul etmediklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının A.5/c hükmü gereğince Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'te belirlenen esaslara maluliyet raporu hazırlanmasının zaruri olduğunu, çelişkilere karşı bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmeyerek çelişki giderilmeden fahiş hesaplanan maluliyet oranına göre karar verildiğini, karara bu yönüyle de itiraz ettiklerini, ilk derece mahkemesi kararına esas aktüer bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olarak hatalı bir şekilde düzenlendiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen tutarın hatalı olduğunu, yapılan hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmasına rağmen progresif rant yöntemine göre faiz hesaplaması yapıldığını, hesaplamanın bu şekilde yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin geçici iş görmezlik tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 02.07.2017 günü, saat 14:20 sıralarında davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile trafik sigortası bulunan ... plakalı aracın kaza mahallinde önünde duran minibüsün solundan geçiş yaptığı esnada karşıdan karşıya geçmek için seyre göre sağ taraftan yola giren davacı yaya ...'e çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince davacının maluliyet oranının belirlenmesi için ATK 2. İhtisas Kurulu'nan iki ayrı maluliyet raporu alınmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 15/01/ 2021 tarihli maluliyet raporunda davacının 4,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süreci içinde 6 aylık dönemde ilk 2 ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği bildirilmiş; Kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 11/02/2019 tarihli maluliyet raporun da ise davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle engellik oranının "0" olduğu, iyileşme süreci içinde 6 aylık dönemde ilk 2 ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği bildirilmiştir. Tazminat hesaplaması 11/02/2019 tarihli maluliyet raporu esas alınarak yapılmıştır. Alınan maluliyet raporlarında farklı maluliyet oranı belirlenmesi farklı yönetmelik hükümleri uygulanmasından kaynaklandığından esasen maluliyet raporları arasında çelişki bulunmamaktadır. Kaldı ki tazminat hesaplamasında kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranı esas alınmasında usul ve yasa ile yukarıya aktarılan Yargıtay uygulamasına aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalı ... şirketinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. 2918 sayılı KTK 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmış olup bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmesi ile aynı yönde değişiklik 2918 sayılı KTK'da yapılmadığından Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı gereğince yeni Genel Şartların A.5.b maddesi sigorta şirketinin sorumluluğunu daraltan nitelikte olduğundan uygulanamayacaktır. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde değildir. SGK geçici iş göremezlik ödemesinin belgelerinin yazı cevabı ile birlikte 16/04/2018 tarihinde kök bilirkişi raporundan önce dosyaya geldiği ancak bilirkişi tarafından görülmediği için hesaplamada dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Kök rapora davalı istinaf eden sigorta şirketinin süresinde itiraz dilekçesi vermemiştir. SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin davacı tarafından biliniyor olması gerektiği halde bu konuda sessiz kalınarak ıslah dilekçesi verilmiştir. Ancak ödeme borcu sona erdireceğinden yargılama süresince ileri sürülebilecektir. Bu nedenle ödeme düşülmeden yapılan hesaplama davacı lehine usulü hak oluşturmayacağından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Asıl davada bakıcı gideri talebi bulunmamaktadır. Davacı, asıl davadan sonra açtığı birleşen davada bakıcı gideri talep etmiştir. Birleşen dava tarihi 18/09/2020 olup kök rapor tarihinden sonradır. Davalı istinaf eden sigorta şirketinin kök rapor tarihinde bakıcı gideri dava konusu olmadığından süresinde itiraz etmemiş olması davacı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından bu hususa ilişkin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. Aktüerya kök raporunda geçici bakıcı gideri hesabında 2 ay 3 gün esas alınmış ise de ATK tarafından düzenlenen 11/02/2019 tarihli maluliyet raporunda davacının "2 ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" belirlendiğinden aktüerya ek raporunda geçici bakıcı süresi 2 ay esas alınarak yapılan hesaplama sonucu belirlenen geçici bakıcı gideri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde dosya kapsamı ile usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.546,11 TL harçtan peşin alınan 213,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.332,74‬ TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karargereğireddineistanbulTazminat(HaksızdüşünüldüesastanKaynaklanan)numarasımahkemesiFiilden

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim