İstanbul BAM 9. HD 2021/2436 E. 2024/759 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/2436
2024/759
30 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/2436
KARAR NO: 2024/759
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 28/09/2021
NUMARASI: 2020/765 Esas - 2021/729 Karar
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01/09/2018 tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halindeyken davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile zikzaklar çizmeye başladığını ve davacının aracının sağ tarafına çarptığını, davacının aracına çarpan aracın takla atarak yolun ortasına düşüp durduğunu, araç durduktan sonra diğer araçtan çıkan davalı ... ve yanında bulunan kimliği belirsiz kişinin araç içerisinden hemen çıktıklarını ve araç içerisinde bulunan içki şişelerini alarak kaçtıklarını ... plakalı aracın sahibinin ... olduğunu, aracın kasko sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığını, davanın kabulüne, kazanın meydana geliş şekli ve alkol tespitleri itibari ile davalıların % 100 kusurlu olduğu sabit olmakla davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar ve değer kaybına ilişkin tazmin talebinin kabulü ile tespit edilen hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 01/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından 11.05.2018-11.05.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, kazanın ispat edilmesi gerektiğini, araç daha önce hasara uğradı ise, bir araç birden fazla kez değer kaybına uğramayacağından değer kaybına yönelik taleplerin reddi gerekeceğini, kusur durumu ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar ... ve ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 128.333,02TL hasar bedeli ve 210.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 338.333,02 TL'nin olay tarihi olan 01/09/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti olan 72.000,00TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulması ile faiz başlangıcının sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 08/09/2020 tarihi olarak belirlenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; poliçe teminatı aşıldığını, kaza tarihi 2018 olup, 2018 yılı itibariyle poliçe teminatı 36.000 TL olduğunu, oysa karara bakıldığında, 72.000 TL üzerinden kabul kararı verilmesi hatalı olup, poliçe fer'ilerin de 36.000 TL'ye göre belirlenmesi gerektiğini, ancak kararda harçların, yargılama giderlerinin, vekalet ücretlerinin 338.333,02 TL'ye göre belirlendiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, kaldı ki davacı yan tarafından iddia edilen zararın tamirine ilişkin fatura sunulmadığını, dava konusu kaza 01.06.2015'ten sonra yeni genel şartlar döneminde meydana geldiğini, ayrıca poliçe başlangıç tarihi de yine genel şartlar dönemine denk geldiğini, hesaplamanın da belirtilen usule uygun yapılması gerektiğini, değer kaybı hatalı olduğunu, kazanın oluş şekli hatalı olarak tespit edildiğini, davalı şirket sigortalısı sürücü sanki duran araca çarpmış gibi belirtildiğini, oysa bu tespitin hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, temerrüt tarihi hatalı olarak belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Davaya konu trafik kazası 01/09/2018 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 08/09/2020 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Durma süresi olan 95 günün, zamanaşımının son günü olan 01/09/2020 tarihine eklenmesi halinde 08/09/2020 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324 E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K. sayılı kararları). Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı ve limiti aşan zarar olduğu ve açıkça hesaplama yöntemine itiraz bulunmadığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından hasar raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda değer kaybı hesaplamasının aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, daha evvel geçirdiği kazalar nedeniyle oluşan hasar ve değer kayıpları, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği, hasar bölgeleri vs. gibi hususlara göre, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasında fark üzerinden yapılmış olmasına ve raporunda dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve yeterli olmasına göre değer kaybına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, davadan önce temerrüde düşürülmediğinden davalı ... Şirketi, dava tarihinde temerrüde düşmüş olacağından dava ve ıslah dilekçesinde talep edilen tazminat miktarlarına faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Yine zorunlu mali sorumluluk sigortacısı meydana gelen zararı limit dahilinde gidermekle sorumlu olduğundan yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumlu olacaktır. Zarar miktarının limiti geçmesi halinde trafik sigortacısı hükmedilen miktara ilişkin yargılama giderlerinin tamamından değil sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumlu tutulmalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5147 E. ve 2020/7081 K., 2020/1864 E. ve 2020/6061 sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi itibariyle ölüm halinde kişi başı ZMMS poliçe limiti 36.000,00 TL olduğu halde hükümde limitin 72.000,00 TL olarak yazılması, sigorta limitini geçen maddi tazminata hükmedildiği halde poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre harç hesaplanmamış olması, avukatlık ücretinin de poliçe limiti üzerinden hesaplanmamış olması doğru olmadığından istinaf talebi yerinde görülerek hüküm bu yönlerden düzeltilmiştir. Kabule göre dava dilekçesi ile talep artırım dilekçesinde sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile tazminat talep edildiğine ve poliçe limitinin tamamı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması ve bu nedenle davalı ... şirketinin aleyhine red edilen tazminat bulunmadığından davalı ... şirketi lehine vekalet ücreti belirlenmemiş olmasında ve davalı ... şirketinin yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yine davanın, sadece davalı ... şirketi bakımından ticari dava niteliğinde olmasına ve bu nedenle arabulucuya başvuru yapılmasına göre davalının 1.320,00 TL arabulucu ücretinin tamamından sorumlu tutulmasına karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın KABULÜ ile 128.333,02 TL hasar bedeli ve 210.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 338.333,02 TL'nin olay tarihi olan 01/09/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine; Davalı ... şirketi ... Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti olan 36.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulması ile faiz başlangıcının sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 08/09/2020 tarihi olarak belirlenmesine, 2-a.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 23.111,52 TL ilam harcından peşin alınan 185,27 TL harcın ve 5.607,50 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 17.318,75 TL'nin (Davalı ... şirketinin sigorta limiti olan 36.000 TL üzerinden hesap edilen 2.459,16 TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, b.Davacının peşin yatırdığı 185,27 TL peşin harç ve 5.607,50 TL ıslah harcının davalı ... dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 253,35 TL posta masrafı, 59,30 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.912,65 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 32.133,31 TL vekalet ücretinin (Davalı ... şirketinin sigorta limiti üzerinden hesap ve takdir edilen 4.080,00 TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 57,20 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ...'ye verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41