SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 9. HD 2021/2273 E. 2024/645 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2273

Karar No

2024/645

Karar Tarihi

25 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2021/2273

KARAR NO: 2024/645

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 16/09/2021

NUMARASI: 2017/393 Esas - 2021/636 Karar

DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 25/04/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonu ile Atatürk Bulvarı üzerinde Afyon istikametinden İzmir istikametine seyri sırasında ... yanına geldiğinde havanın kar yağışlı, zeminin karlı olması sebebiyle aracını kaydırıp hakimiyetini kaybetmesi neticesi aracının sağ yan kasa kısmı ile gidişe göre yolun sağında yolun dış kısmında aracının zincirlerini takmak isteyen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı hususi otomobilin sol arka köşe kısmına çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/650 Esas numaralı dosyasından aldırılmış olan 10.03.2008 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda, davalı şirketçe sigortalanmış ... plakalı araç sürücüsünün ağır derecede asli tamamen kusurlu, ... plakalı araç sürücüsünün ise kusurunun olmadığının belirtildiğini, müvekkili ...'ın kazaya karışan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, bu nedenle kusura katılmasının beklenemeyeceğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilinin Uşak Devlet Hastanesine kaldırılarak ilk müdahalesinin bu hastanede yapıldığını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde de tedavi gördüğünü, gördüğü tedavi sonunda sakat kaldığını, sürekli bakım ve bakıcı ihtiyacının doğduğunu, davalı sigorta şirketine, K.T.K.'nın zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesine göre mesul olduğu tazminat tutarını ödemesi için 13.03.2017 tarihli dilekçeleri ile 14.03.2017 tarihinde alma haberli posta yolu ile başvuruda bulunduklarını, 15 günlük yasal süre içerisinde taleplerinin karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asgari 200,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın 02.02.2007 tarihinde meydana geldiğini, huzurda açılan davanın ise 2918 sayılı yasanın 109. Maddesi uyarınca; 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davaya konu kazadan 10 yıl sonra (03.04.2017 tarihinde) dava açıldığını, bakıcı giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davacının kalıcı sakatlık oranının ve sürekli bakıma muhtaç olup olmadığının doğru olarak belirlenmesi için rapor alınmasını, kusur dağılımının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik Dairesine tevdi ile rapor alınmasını, müvekkili şirketin temerrüdü bulunmadığından ancak ihbar tarihinden itibaren ve yasal faize hükmedilmesinin gerektiğini, dava tarihinden önce herhangi bir başvurusu olmayan davacının dava öncesi işlemiş faizinin müvekkili şirket bakımından reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 36.600,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 24/03/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya karşı cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere dava konusu trafik kazasının 02.02.2007 tarihinde meydana gelmiş olup 03.04.2017 tarihinde maddi tazminat talepli dava ikame edildiğini, 2918 Sayılı Kanunun 109.maddesinden öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi ile davanın herhalde kazadan 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra ikame edildiği göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçeden doğan tüm yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği hukuka uygun hiçbir hak ve alacak bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirket aleyhine tazminat hesaplaması yapılmış olup, söz konusu hatalı bilirkişi raporuna karşı itirazlarının ise nazara alınmadığını, müvekkili sigorta şirketinin mesnetsiz bilirkişi raporu esas alınarak hükmedilen tazminattan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu kazaya ilişkin olarak kusur incelmesinin hukuka uygun şekilde yapılmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğundan kusur dağılımının şüpheden uzak ve objektif şekilde tespitinin gerektiğini, yerel mahkeme eksik ve hatalı değerlendirmelerden ibaret kusur raporunu hükme esas aldığını, müvekkili şirket davacıya karşı poliçeden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirdiği için davacının hukuka uygun olarak talep edebileceği hiçbir hak ve alacağının olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 02.02.2007 tarihinde dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'in olay günü sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı kamyon ile Afyonkarahisar ile istikametinden İzmir ili istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli Uşak ili Merkez Atatürk Bulvarı ... civarına geldiğinde havanın yağışlı ve zeminin karlı olması nedeniyle aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek seyir istikametine göre yolun sağ tarafında ve yol dışında aracının tekerleklerine zincir takmaya çalışan dava dışı ...’ın ... plaka sayılı aracının sol arka tarafına çarparak aracın içinde bulunan davacı ...’ın omurilik yaralanması sonucu basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikle yaralandığı dava konusu kazanın meydana geldiği, sürekli bakıcı gideri talep edildiği anlaşılmıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. HMK'nın 319. maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada, dava dilekçesinin davalı ... Sigorta A.Ş'ne 25/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin ise 24/05/2017 tarihinde verildiği davalı cevap dilekçesinin süresinde olmadığına ve davacı tarafından açık muvafakat bulunmadığına ve cevaba cevap dilekçesinde açıkça süresinde olmayan zaman aşımı defini kabul etmediklerini beyan ettiklerine göre süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin nazara alınması olanaklı değildir. Bu bakımdan davalı Sigorta Şirketi vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Kaza tespit tutanağında, kazanın oluşumunda ... plakalı kamyon sürücüsü ...'in 2918 sayılı K.T.K.'nin 84.maddesinde yer alan diğer sürücü kusurlarından (52/1-b) kod nolu kusurunu işlediği belirtilmiştir. Yargıtay incelemesinden onama ile geçip kesinleşen Ceza Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda kamyon sürücüsü ...'in tamamen kusurlu, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun belirlendiği ve bu maddi olgunun kesinleştiği görülmüştür. Gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.1975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.01.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Bu kapsamda ceza mahkemesi dosyasında sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu ve davacının yolcu olarak içinde bulunduğu araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun tespitine ilişkin maddi olgun hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu gibi davacının yolcu olması nedeni ile kusura etkisi de olamayacağından her ne kadar Mahkemece kusur raporu alınmamış ise de %100 kusur üzerinden rapor alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu kapsamda ceza mahkemesi dosyasında kesinleşen olayın oluşuna ilişkin maddi olgular karşısında sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu ve davacının yolcu olarak içinde bulunduğu araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun tespitine ilişkin maddi vakıa hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu gibi davacının yolcu olması nedeni ile kusura etkisi de olamayacağından Mahkemece kusur raporu alınmadan %100 kusur üzerinden tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tedavi giderine ilişkin ödeme dikkate alınarak bakıcı gideri bakiye limit üzerinden belirlenmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.500,15 TL harçtan peşin alınan 629,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.870,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.25/04/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ZararkararÖlümgereğiAçılanreddineistanbulVeTazminatdüşünüldüesastanSebebiylenumarasımahkemesiCismani

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim