İstanbul BAM 9. HD 2023/1849 E. 2024/54 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2023/1849
2024/54
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1849
KARAR NO: 2024/54
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 13/06/2023
NUMARASI : 2022/33 Esas - 2023/479 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİH: 18/01/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 19/12/2012 tarihinde çalıştığı özel bir firmanın depo alanı içinde bulunan asfalt yolda mal indirmek için geri geri yanaşan ... plakalı aracın çarpması sonucunda yaralanan müvekkilinin % 50 oranında engelli kaldığını, müvekkilinin kaza geçirdiği tarihte kamyon şoförü olarak çalıştığını, kazadan sonra da yine aynı şirkette engelli kontenjanından çalışmaya devam ettiğini, kazadan sonra müvekkilinin tedavi sürecinde bir çok harcama yaptığını ve zor durumda kaldığını belirterek müvekkili ... için 10.000-TL maddi tazminatın (iş görmezlik nedeniyle oluşan maddi zararlar, refakatçi, yol yatak giderleri) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 11/04/2015 tarihinden itibaren artan oranlarda sigorta poliçesi limitleri dahilinde tahsiline karar verilmesini talep ile dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği 19/12/2012 tarihinde müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, Müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı davalının kusur oranına göre kişi başı sakatlık hallerinde azami 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin özel bir firmanın depo alanı içi olduğunu, bu kazanın bir iş kazası olduğunu, kazanın meydana gelmesinin hukuki bağlamda bir trafik kazası olmadığını, bir iş kazası olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulü ile, 225.000,00 TL maddi tazminatının 11/04/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya iş kazası kolundan maluliyet geliri bağlanması için SGK'ya müracaatının sağlanması ve kurum tarafından davacıya yapılacak ödemeler ile bağlanacak gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısımlarının hesaplanarak tazminattan tenzil edilmesi gerekirken mahkemece bu husustaki beyan ve itirazlarını değerlendirmediğini, itirazlar doğrultusunda davacıya iş kazası kolundan maluliyet gelirinin bağlanması için kuruma müracaatının sağlanması için süre verilmesi gerektiğini, davacının bakiye yaşam ömrünün PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerin özel bir firmanın depo alanı içi olduğu, bu kazanın bir iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinin hukuki bağlamda bir trafik kazası olmadığı, bir iş kazası olduğundan davanın reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, mahkemece davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken 11/04/2015 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin ancak yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/12/2021 tarih, 2019/2993 Esas ve 2021/2198 Karar sayılı kararı ile " ...Dosya kapsamında iki görüş arasında çelişki olması nedeniyle, bu çelişkiyi gidermeden, olay yerinin Karayolu Trafik Kanunun uygulanacağı yerlerden olup olmadığı kesinleştirilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken, iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde İTÜ Ulaşım veya Otomotiv Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlilerinden veya Karayolları Trafik Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden yerinde keşif yapmak suretiyle rapor alınarak olayın meydana yerin, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 2. ve 3. maddesinde sayılan yerlerde geçip geçmediğinin ve karayoluyla bağlantı yolu olup olmadığının kesin bir şekilde belirlendikten sonra tarafların delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. ..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4912 Esas ve 2020/7921 Karar sayılı kararında "...Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. (HGK'nın 28.09.2011 tarihli 2011/17-499 Esas 2011/557 karar sayılı ilamı da bu yöndedir) Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin (tarlanın) karayolu ile bağlantısı bulunmaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan meydana gelen zarar teminat kapsamındadır...." şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kararından sonra üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda dava konusu kazanın meydana geldiği yerin, karayolu olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda raporlar arasındaki çelişki giderilmiş olması ve kaza mahallinin karayolu ile bağlantısı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle meydana gelen trafik sigortası teminatı kapsamında olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki olayın trafik iş kazası olmasının da teminat dışı olması sonucu doğurmayacaktır. SGK dan gelen yazı cevabında iş kazası ile ilgili işverenin veya adı geçen sigortalının herhangi bir talebine rastlanılmadığı belirtilmiş olup davacı tarafa başvuru yapmak üzere süre verilmesi konusunda yasal zorunluluk bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda bakiye yaşam süresi TRH-2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmiş ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılarak tazminat hesaplanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacılar için TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Bu nedenle bakiye yaşam süresinin PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesi gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 yaşam tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Islah edilen kısım içinde temerrüt tarihi aynı tarih olacaktır. Bu bakımdan davalı ... Sigorta vekilinin artırılan kısım için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı kamyonun poliçede kaydında kullanım tarzı kamyon olarak açıklanmıştır. Sigortalı ticari şirketi olup kazaya karışan araç da ticari nitelikte yük naklinde kullanılırken kaza meydana geldiğinden ve dava dilekçesinde avans faizi talep edildiğinden avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 15.369,75 TL harçtan peşin alınan 3.843,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.526,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38