İstanbul BAM 9. HD 2021/1819 E. 2024/531 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/1819
2024/531
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/1819
KARAR NO: 2024/531
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/10/2020
NUMARASI: 2019/527 Esas - 2020/705 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/04/2015 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca, ... yönetimindeki ... plakalı aracın arkadan çarptığını, hasara bakmak için aracından inen davacıya, sürücüsü ..., maliki ... Gıda ve sigortacısı ... Sigorta A.Ş. olan ... plakalı aracın yan şeritte seyir halindeki ... plakalı araca çarpması nedeniyle aracın savrularak davacının bacağının bariyerlere sıkışmasına ve yaralanmasına sebep olduğunu belirterek, şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada akan trafiğe rağmen davacının aracından çıkarak herhangi bir uyarı koymaksızın beklediğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, maluliyetinin ne olduğunun talebinden anlaşılamadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleple aynı olarak Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/341 Esas sayılı dosyasında aldırılan ATK raporunda davacının maluliyetinin bulunmadığının bildirilmiş olduğunu, müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kaza sonrasında gerçekleşen hastane ve tedavi masraflarını kendi imkanlarıyla karşıladığını, bu süreçte kendisinin bacak yaralanması sebebiyle toplu ulaşım araçlarını kullanma imkanının olmadığını akraba ve arkadaşlarının kendisini bırakmadığı günler taksiyle gitmek zorunda kaldığını, ... hastanesinde kaldığı süreç boyunca tedavi giderleri de dahil şimdilik 16.000,00 TL masraf yaptığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hatalı olduğunu, davacının mesleği gereği göz önünde olan ve yine mesleği gereği dış görünüşle öne çıkan bir iş icra ettiğini, sürekli olarak ayakta durması gerektiği de göz önüne alındığında, bu noktada kendisini yetersiz hissederek psikolojik çöküntü yaşadığını, manevi olarak zararının bu şekilde tazmin edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının güzellik uzmanı /kuaför olduğunu, işi gereği sürekli ayakta durması gerektiğini, sağlıklı bir insanın %100 efor göstererek yapacağı iş ve bunun neticesinde ortaya çıkacak kazanç vb. durumlar, davacının bacağından yaralanması ve bu yaralanmanın sürekli/daimi maluliyete sebep olan yaralanma olması sebebiyle aynı olmayacağını, hak kaybına uğradığını, davacının kazaya bağlı olarak meydana gelen maluliyetinin tedaviler ile tamamen giderilmesinin mümkün olmadığını, bu hususların dava süresi içerisinde belgelendirildiğini ancak mahkemece gözetilmeksizin bir karar verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminatın temel ilkelerinden birinin zenginleşme amacı gütmemesi olduğunu, maluliyet oranı yüzde sıfır olan ve kaza sonrası iyileşme süreci maksimum üç ay olarak tespit edilen davacının lehine hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 20/04/2015 tarihinde dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması, çarpmasının ardından iki sürücünün araçtan inip araç hasarlarını kontrol etmek üzere yaya olarak bulundukları esnada, aynı şeritten geriden gelen davalı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin bu araçlara çarpmamak için sağ şeride manevrasıyla aracının sağ kısımları ile orta şeritte seyir halinde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüse çarpması sonrası sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek önce ... plakalı araca, daha sonra ... plakalı araca çarpmasının ardından bu iki aracın arasına girerek davacı ...'e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması sebebiyle ... plakalı otomobilin sürücüsü, maliki ve sigortacısı olan davalılardan maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumu'ndan aldırılan 30/03/2020 tarihli ATK kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nun %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 21/02/2020 tarihli raporda; davacı ...'ün 20/04/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı cilt grefti uygulanmış yaralanmasıyla nedeniyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin (işgöremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Oysa kaza tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte bulunmadığından düzenlenen bu maluliyet raporunun hükme esas alınması olanak olmadığından İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Aynı kaza nedeniyle Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/341 esas sayılı dosyasında davacının, aynı davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasında alınan 26/07/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanarak davacının dava konusu ile trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle maluliyet tayinine mahal olmadığı bildirilmiş olup İlk Derece Mahkemesince bu rapor hükme esas alınmıştır. Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir. Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Sonuç olarak aynı kaza nedeniyle açılan aynı taraflara arasında görülen dava dosyasından alınan ve kuvvetli delil olan 26/07/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunda davacının maluliyetinin %60'ın altında (%0) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden usul ekonomisi de gözetilerek başka bir dosyadan alınan maluliyet raporu hükme esas alınarak karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, kaza nedeniyle tedavi giderleri yapıldığından bahsetmiş ise de dava dilekçesi sonuç kısmında açıkça şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş; hastane ve tedavi gideri, ulaşım gideri olarak miktarını belirterek ve harcının yatırarak tazminat talep etmemiştir. HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Bu nedenle tedavi giderleri konusunda harcı da yatırılarak usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından Mahkeme taleple bağlı kalınarak tedavi giderleri ile ilgili karar verilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin maddi zararlarının giderilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ve davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Yasası'na göre davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile ... alınması gereken 409,86 TL harçtan peşin alınan 161,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 248,09 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/202
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01