SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 9. HD 2023/1290 E. 2024/518 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1290

Karar No

2024/518

Karar Tarihi

28 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/1290

KARAR NO: 2024/518

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 21/09/2021

NUMARASI: 2017/418 Esas - 2021/584 Karar

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )

KARAR TARİHİ: 28/03/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.05.2016 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... Cd. İstikametinden Merkez istikametine seyir halinde iken sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile kavşak içinde çarpışmaları neticesinde çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazadan motosiklet sürücüsü müvekkilinin yaralandığını, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi gereğince maddi tazminat tutarı belirlenerek zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak geçici işgöremezlik ve sürekli iş gücü kaybı tazminatının, ... yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın öncelikle usulden reddini talep ettiğini, davanın kazaya karıştığı bildirilen araç sürücüsüne ihbarının gerektiğini, davacı tarafa eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin muhatabı ... olmadığını, söz konusu talebin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 16.03.2021 tarihli bu ara karar ile bildirilen muayenelerin yaptırılmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağını ve dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirileceğine karar verilmiş olup, kesin süreyi kabul etmemekle birlikte davacının belirtilen muayeneyi yaptırmaması halinde dahi dosyanın mevcut haliyle ATK'ya gönderilerek maluliyet raporu düzenlenmesi gerektiğini, kaldı ki kesin süre verilen duruşma tarihi göz önüne alındığında Coronavirüs (Covid-19) salgınına denk geldiği için muayene işlemlerini tamamlayamadığını, hakimin süre belirlerken de takdir yetkisini, her somut olayın özelliğini, tarafların durumunu, objektif hukuk kurallarını ve hepsinin de üstünde yargılamanın amacını göz önüne alarak kullanmalı ve vereceği sürenin hakkı kısıtlamamasına bilhassa dikkat etmesi gerektiğini, nitekim Kanunun 90/2. fıkrasında, hâkimin haklı sebeplerin varlığı halinde kendisinin tespit ettiği süreleri değiştirebileceğinin düzenlendiğini, gerekli görürse bu konudaki kararından önce tarafları dinleyebileceğini öngördüğünü belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 6098 sayılı TBK'nun 50.maddesine göre "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu´nun 22.06.2021 tarih ve 2017/3-3179 E, 2021/806 K. sayılı kararında da "...mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. ... HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir. ..." şeklinde karar verilmiştir. Öte yandan; HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, miktarının net olarak belirlenmesi gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Kesin süreye rağmen davacı maluliyet raporu alınması için hazır edilmediğinden, bu konuda davacı tarafa yeniden süre verilemez ise de yaralanmasına ilişkin tedavi gördüğü Hastanelerden tüm tıbbi belgeleri, film, grafi v.s. getirilerek mağdur hazır olmaksızın davacının maluliyet durumuna ilişkin rapor alınabilecektir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/6297 Esas-2019/1469 Karar sayılı ilamı). Dosyadaki belgelere göre davada davacının trafik kaza nedeni ile yaralandığı ve zararının doğduğu anlaşılmaktadır. Zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde TBK'nun 50.maddesi gereğince, mahkeme hakkaniyete uygun olarak zararı tespit eder. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince 16/03/2021 tarihli ara kararı ile "Davacı vekiline geçen celsenin 1 nolu ara kararı doğrultusunda ATK ön raporunda belirtilen eksiklikleri gidermek üzere bildirmiş olduğu hastaneye başvurması amacıyla gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, aksi halde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağını ve dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirileceğinin ihtarına (ihtar edildi.)" mehil verilmiş ara kararı gereği yerine getirilmediğinden Mahkemece, kesin süreye uyulmadığı, delil avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı ve bu nedenle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, kesin süreye ilişkin ara kararda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, tanınan süre içinde yapılması istenen işlerin ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucun açık olarak anlatılması ve bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, kesin süreye ilişkin ara kararında, kesin süreye uymamanın doğuracağı sonuç açık olarak anlatılmamış ve bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verileceği ve gerektiğinde davanın reddedilebileceği açıkça bildirilmeden ve yine davacı vekilinin bu yöndeki itirazları da dikkate alınmadan davanın esası hakkında karar verilmiştir. Bu durumda, söz konusu usule uyulmaksızın ve sonuçları hakkında ilgili tarafa herhangi bir ihtarat yapılmadan kesin süre verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kaldı ki davacının tüm tedavi evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden veya en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan davacının geçici iş göremezlik süreleri ile oluşmuş ise sürekli iş gücü kaybının tespiti için rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kesin süre verilmesi ve sonucunda davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ZararkarargereğiAçılankabulüistanbulVeTazminatdüşünüldüSebebiylenumarasıCismani(Ölüm)

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim