İstanbul BAM 9. HD 2023/2059 E. 2024/363 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2023/2059
2024/363
13 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/2059
KARAR NO: 2024/363
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 10/01/2023
NUMARASI: 2022/662 Esas - 2023/9 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 13/03/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, 06.05.2014 tarihinde, dava dışı sürücü ...’ın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile seyir halindeyken Kırkgöz caddesi kavşağına geldiğinde aracının ön kısmı ile dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ ön çamurluk ve ön kapı kısmına çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde, ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan davacı müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibarıyla ZMMS poliçesi bulunmadığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/2-b ve ... Yönetmeliği’nin 9/1-b maddeleri uyarınca kazaya karışan aracın kaza tarihi itibarıyla zorunlu sigortası bulunmadığından ...'ın, müvekkilin uğramış olduğu maddi zararların tazmininden varsa diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı müvekkilin trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, kazadan sonra Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan müvekkile ilk müdahalelerin ardından burada yatarak tedavi gördüğünü, çeşitli cerrahi operasyonlar geçirdiğini, başvuru konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralanan müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, aynı zamanda bakıcı ihtiyacı doğduğunu, zararın tazmini için gerekli tüm bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalı ...’na başvuruda bulunulduğunu, davalı yanca eksik evrak talep edildiğini, talep edilen evrakların 27.07.2022 tarihinde tamamlandığını ancak taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek HMK'nın 107. maddesi uyarınca şimdilik kalıcı iş göremezlik bedeli olarak 100,00 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL’nin kaza tarihi olan 06.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'ndan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taleplerin zamanaaşımına uğradığını, 2011 doğumlu olan başvuran ..., 04.02.2022 tarihinde tanzim edilen raporun düzenlendiği tarihte 11 yaşında olduğunu, 18 yaşını doldurmamış yetişkin sayılmayan çocuk bireyler hakkında yönetmeliğe uygun düzenlenmesi gereken raporun, başvuranın, başvuru şartını yerine getirmemiş olması, kanunun lafzı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde, sonradan ikmali mümkün olmayan bir noksanlık teşkil ettiğini, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın zaman aşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının yaralanmasına sebep olan yargılama konusu trafik kazasından doğan talepleri bakımından geçerli zamanaşımı süresi 10 yıl olduğunu, yargılama konusu kazanın 06.05.2014 tarihinde meydana geldiğini, eldeki davanın ise 22.09.2022 tarihinde ikame edildiği göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle bu süre geçmediğini, eldeki davanın zamanaşımına uğramış olması da söz konusu olmadığını, dava konusu zarar, davacının uğradığı maluliyet tespit edilmeden belirli hale gelemeyecek ve dolayısıyla müvekkilin zararı tespit edilmeden KTK 109. maddede düzenlenen zamanaşımı süresi başlamayacağından Yerel Mahkeme tarafından davanın reddedilmiş olması hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, ceza zamanaşımı süresi dolmuş ise de davacı müvekkilin zararının kapsamı rapor ile belirlenmiş olduğuna ve tarafımızca da kaza tarihi üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden dava açılmış olduğuna göre dava konusu kaza bakımından zamanaşımının gerçekleşmesi söz konusu olmadığını, usul ve yasaya aykırı iş bu kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı). Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı). Somut olayda kaza 06.05.2014 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 22/09/2022 tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar sekiz yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini belirttiği 04.02.2022 tarihli Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen raporun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Ancak davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18