İstanbul BAM 9. HD 2024/320 E. 2024/225 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2024/320
2024/225
28 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/320
KARAR NO: 2024/225
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 08/11/2023
NUMARASI: 2023/78 Esas - 2023/705 Karar
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın 09.11.2022 tarihinde, ofisten eve gitmek üzere ... plakalı aracı ile ofisinden saat 17.20 gibi çıktığını ve evine yaklaştığı noktada yaklaşık saat 17.30 gibi ... Sokak ile ...’ın kesiştiği noktada ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması suretiyle trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza ile ilgili Trafik Kazası Tespit Tutanağını hazırladığını, yapılan alkol kontrolünde müvekkilinin 1.07 promil alkol oranı çıkınca sonuca itiraz ettiğini, zira müvekkilinin o gün saat 13.00 gibi ofisteyken bir bardak alkol aldığını ve 17.20 gibi ofisten çıktığında kendisinde hiçbir alkol etkisi hissetmemiş durumda olduğunu, müvekkilinin bu kazaya karışan ... plakalı aracı için davalı sigorta şirketi nezdinde “... Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi” olduğundan, kazadan sonra davalı sigortayı acentesi vasıtasıyla hemen bilgilendirmiş ve kaza ile ilgili zararlarının karşılanmasını talep ettiğini, müvekkilinin aracının servisine çekildiğini, davalı sigorta şirketinin eksperini göndererek aracın hasar durumunu incelettirdiğini, daha sonra davalı sigorta şirketinin 5.12.2022 tarihli yazısı ile bu kazanın sigorta teminatı dışında kaldığını belirterek kaza ile ilgili oluşan zararları ödemeyeceği anlamına gelen bir cevap verdiğini, bu kazanın münhasıran müvekkilinin alkollü olması sebebiyle oluşmadığı; kazanın, çok hızlı bir şekilde gelen, frene dahi basmayarak ve kazayı önleyici diğer tedbirlere de başvurmayarak ve muhtemelen yola da bakmayarak kazaya sebep olan ... plakalı araç sürücüsünün kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin ... plakalı aracında işbu davaya konu edilen kazadan sonra oluşan hasarın onarımı için müvekkilinin servise toplam 174.486,00 TL ödediğini, şimdilik 174.486,00 TL’sinin kaza tarihi olan 9.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalı hakkında gerek vekalet ücreti gerekse disiplin cezası bakımından HMK’nın 329. maddesinin uygulanmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlığın çözümü için görevli mahkeme TKHK 3/1-1 kapsamında tüketici mahkemeleri olduğunu, açılan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya ait aracın sürücüsünün kaza anında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, Kaza Tespit Tutanağı'na göre 05.11.2022 saat 17.50'de İstanbul Kadıköy'de meydana gelen kaza nedeniyle sürücünün 18.20'de alkol değerleri 1.07 promil olarak kayda geçtiğini, amir hükümler ve yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında yasal sınırın üzerinde alkollü kullanım neticesinde zarara uğrayan sigortalının hasar başvurusunun reddi usul ve yasaya uygun olup müvekkili şirketin davaya konu olay nedeniyle sorumluluğu bulunmamakla birlikte sorumluluğumuza hükmedilmesi halinde TTK 1459 poliçe kapsamında talep edilebilir olmayan usul ve yasaya aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 199.199,26 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 05.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kasko sigortası TTK 6. kitap kapsamında bir sözleşme niteliğinde olup sözleşme şartlarında bulunmayan bir sebep olan münhasıran alkol arayışı sözleşme serbestisinin ihlali niteliğinde olduğunu, kasko sigortası kapsamında alkollü iken meydana gelen kazalarda her halükarda bakılan husus, yasal sınırın üzerinde alkol kullanımı olduğunu, sigortalı, TTK 1423 kapsamında sözleşme hükümlerine itiraz etmediğini, bu kapsamda sözleşme koşullarının somut olaya uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğunu, bir an için münhasrıran alkol etkisi ile kazanın gerçekleştiğine ilişkin değerlendirme ihtiyacı olsa bile mevcut alkol oranı ile kazanın münhasıran alkol etkisinde olacağının kabulü gerektiğini, ancak bilirkişi incelemesinde nörolog bilirkişi tarafından yalnızca kusur değerlendirmesinde %100 kusur atfedilmemesi nedeniyle güvenli sürüş ehliyetini kaybettiği kanaatinde olduğu dosyada kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmediği kanaati verildiğini, bu noktada nörolojik tahlil ile varılan görüş çelişki arz etmekte olup bu durum da usul ve yasaya aykırı olduğunu, nörolojik olarak sigortalı araç sürücüsünün güvenli sürüş yeteneğinin kaybolduğunu, buna karşın salt %100 kusur verilmemesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava, davalıya kasko poliçesiyle sigortalı bulunan aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasarın tazminine ilişkindir. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un 5/3. maddesi ile " Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmü getirilerek asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisi haline getirilmiştir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımı verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı arasında ... plakalı plakalı otomobil için Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalı tacir olmakla birlikte davacı gerçek kişi olup sigorta sözleşmesine konu araçta ticari vasıfta olmadığından açılan dava TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde değildir. Davacı gerçek kişiler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici olduğundan ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39