İstanbul BAM 9. HD 2023/1135 E. 2024/22 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2023/1135
2024/22
17 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1135
KARAR NO: 2024/22
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 20/02/2023
NUMARASI: 2022/507 Esas - 2023/165 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17/01/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2016 tarihinde davalılardan sürücü ... yönetiminde ve diğer davalılardan ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın yaya olarak, yanında eşi ...'ın da bulunduğu halde yayaların da kullandığı yolu kullanarak, kontrollü bir şekilde karşıdan karşıya geçmek istediği sırada müvekkiline çarpmak suretiyle ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olaydan hemen sonra hastaneye kaldırılarak tedavi ve ameliyatının gerçekleştiğini, müvekkilinden tüm ameliyat masraflarının taburcu olduğu gün tahsil edildiğini ancak periyodik kontroller için ambulans hizmeti, periyodik bakım, fizik tedavi vs. görmek zorunda olduğundan tedavi giderlerinin olduğunu, geçici ve sürekli iş gücü yoksunluğu sebebiyle gelir kaybının olduğunu belirterek tedavi giderleri için 100 TL, geçici veya sürekli iş gücü yoksunluğunun yarattığı gelir kaybı sebebiyle 450 TL, maluliyet nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan 450 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak talepli olacak şekilde işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalılar sürücü ve işletenden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve kaza tarihindeki bilinen ücret üzerinden aktüerya raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, SGK tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ile davalı ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " davanın kısmen kabulü ile; Maddi Tazminat yönünden; davanın kısmen kabulü ile, 9.171,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 17.651,59-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.394,24 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 38.217,19 TL 'nin davalılar ... ve ... açısından kaza tarihi 26.06.2016 'dan, davalı ... Sigorta A.Ş. açısından dava tarihi 12.07.2016 'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine Manevi Tazminat yönünden 10.000,00 TL 'nin davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi 26.06.2016 'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne dair verilen kararın lehine bozulması gerektiğini, bu aracı kaza olmadan önce ... isimli bir kişiye 4-5 yıl önce sattığını, ... denilen şahıs birkaç gün sonra ruhsatı alacağını söylediği ve bu araç ile ilgili tüm kaza ve vergi hususunda ben sorumluyum diye kağıt verdiği ancak bu kişiyi daha sonra bulup ruhsatı veremediğini, bu kişi de aracı diğer davalılar ... ile vasisi olan ...'a emanet olarak verdiğini, aracın tüm kaza ve vergilerinden dolayı sorumlu olduğuna dair yazı verdiğini ve bu kağıdı dosyaya ibraz ettiğini, bu konuda hiç bir sorumluluğu olmadığını, mağdur olduğunu, bir kusur söz konusu ise davalı ... ve bu aracı emanet olarak veren ... denilen kişinin sorumlu olduğunu, davanın red edilmesi gerekirken kısmen kabul edildiğini, kararın lehine bozulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 21/04/2022 tarih, 2020/760 Esas ve 2022/799 Karar sayılı kararı ile " İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK'dan ek rapor alınarak ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlüler Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda kaza tarihine uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporu ve bu rapora göre hesaplanan tazminat miktarına göre karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesi “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir” şeklinde düzenlenmiştir. Yapısı itibariyle bir taşınır mal olmasına karşın, trafikte kayıtlı aracın mülkiyetinin geçişi bir taşınır, hatta taşınmazdan daha farklı bir hukuki düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu düzenleme tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin devir tarihi itibariyle görevli resmi makamlarca yapılacağı şeklinde belirtilmiştir. Böyle bir sözleşmenin geçerli olmasının resmi biçim koşuluna bağlı olduğu ve kanun koyucunun, bir aracın mülkiyetinin geçişi için resmi sözleşme yapılmasını zorunlu kıldığı kuşkusuzdur. Diğer bir deyişle devir işleminin hukuki sonuç doğurması için o sözleşmenin resmi biçimde yapılması geçerlilik koşuludur. (6098 sayılı Kanun’un 12/1., 818 sayılı mülga Kanun’un 11/2. maddeleri ve 2918 sayılı Kanun'un 20/d maddesi) Ancak bu halde yanların iradelerine hukuki sonuç bağlanabilecektir. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı). Araç üzerinde trafik tescil kaydında malik görünen kişinin aracın fiili kullanıcısı olmadığı, araçtan ekonomik yarar sağlayanın masraf ve rizikolarına katlanan kişinin 3. bir kişi olduğu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Davalının dayandığı ... plakalı aracın satışı için düzenlenen Oto Satış Sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı gibi kaza tarihi olan 26/06/2016 tarihi itibariyle henüz noterlikten satışının gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından davalının işleten sıfatı devam etmektedir. Kaldı ki ZMMS poliçesinde sigortalı olarak davalı görüldüğünden, davalının sorumlu olmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.292,72 TL harçtan peşin alınan 823,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.469,54 TL harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38