SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 9. HD 2023/825 E. 2024/19 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/825

Karar No

2024/19

Karar Tarihi

17 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/825

KARAR NO: 2024/19

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 15/12/2022

NUMARASI: 2022/517 Esas - 2022/927 Karar

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ: 17/01/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/03/2013 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMM Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın araç ile seyir halindeyken aracın devrilmesi ve yanması sonucu trafik kazasında vefat ettiğini, dava konusu kazadan önce sigortalı olarak ... San. ve Tic. Ltd. Şti'de gelir elde eden ...'ın vefatı ile eşinin onun desteğinden mahrum kaldığını belirterek tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı anda arttırılmak üzere 5.000,00 TL destekten yoksunluk tazminatının davalının sorumluluğunu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ibraz ettiği deliller tebliğ edilmediğini, taraflarınca yalnızca dava dilekçesi tebliğ edildiğini ancak kaza tarihi belirtilmediği için poliçe tespiti sağlanamadığını, bu nedenle belge suretleri ve delillerin taraflarına tebliğ edildiğinde cevap haklarının delillerin taraflarına tebliğ edilene kadar saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 247.394,84 TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminatın zmss poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 27/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu talep teminat kapsamında olmamasına karşın müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, sürücünün kendi kusuru ile kendi ölümüne sebep olması karşısında sürücünün üçüncü kişilere doğrudan vereceği zararı teminat altına alan müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacının sürücüden tazminat talep hakkı olmadığını, Mahkemece verilen ilk karar yalnızca sorumluluk bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirildiğini, ek hesap raporu alınarak daha fazla tazminat hesaplanması usuli müktesep haklara aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle hesaplamanın ilk karara esas 06.09.2019 tarihli rapordaki asgari ücrete göre yapılması gerektiğini, müteveffanın annesi, babası ve çocuğunun hayatta olup olmadığı araştırılmadan eksik incelemeyle destek payları dağıtıldığını, bu kişiler hayatta ise teminat limitinin garame yapılması gerektiğini, neredeyse tüm teminatın davacıya ödenmesi mümkün olmadığını yine davacı eşin tekrar evlenip evlenmediği araştırılmadığını, müteveffa tanker sürerken olay meydana geldiğini, bu hal karşısında SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin mahsup edilmemesi davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, davanın konusu davacının gelecekte mahrum kalacağını, gelecekteki bir zarar için bugün faiz hesaplanması faizin ruhuna aykırı olduğunu, yine kişinin kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet vermesi hiçbir ticari işe vücut vermediğini, buna karşın avans faizine hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen davanın reddine dair hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/06/2022 tarih, 2020/1669 Esas ve 2022/1346 Karar sayılı kararı ile "... Somut olayda kaza 27/03/2013 tarihinde meydana gelmiş, kazaya karışan aracın davalıya sigortalı poliçe başlangıç tarihi ise 06/09/2012 dir. Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan yasa ise 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut uyuşmazlıkta uygulanması olanaklı değildir. Bu halde yukarıya aktarılan Yargıtay kararları gereğince davacının, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle murisin kusurunun, davacıya yansıtılamayacaktır. Mahkemece 2918 sayılı KTK ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'ne göre, davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile poliçe tarihinde yürürlükte olmayan yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Somut olayda kazaya karışan ... plakalı aracın, 06/09/2012-2013 başlangıç ve bitiş tarihli ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketine ZMSS sigortalıdır. Kaza 27/03/2013 tarihinde meydana gelmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 92.maddesinde değişiklik yapan 6704 sayılı Kanun 26/04/2016 tarihinde, yeni Genel Şartlar ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu halde davalının sorumluluğunun kapsamı 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'na göre değil, 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacı talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacının ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir. Bu durum karşısında; Davacı, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, desteğinin kazadaki kusuru davacıya yansıtılamayacağı, kazaya karışan desteğin sürücüsü olduğu aracın ZMSS poliçesini düzenleyen davalı sigortacının zarardan sorumlu olduğundan ve desteğin kazanın oluşumundaki kusuru davacıyı etkilemeyeceğinden davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15379 E.- 2022/7547 K., 2021/13342 E.- 2022/1821 K., 2022/5153 E. - 2022/10663 K. sayılı kararları). Davacıların zarar gören 3.kişi sıfatıyla dava açtığı Dairemiz kararında belirtildiğinden, davalı sigorta şirketince sigortalanan aracın trafik tescil kaydına göre aracın ticari nitelikte olması dikkate alındığında avans faize hükmedilmesinde, davacı tarafın dava öncesi davalı sigorta şirketine 14/02/2018 tarihinde başvurulduğu 2918 Sayılı Kanunun 99. maddesindeki başvurunun iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü dikkate alındığında temerrüt tarihinin 27/02/2018 olduğu tespit edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporlarına desteğin anne babasına pay ayrılması gerektiğine dair itirazı bulunmadığından HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince, Dairemiz kaldırma kararından evvel alınan aktüerya raporunda da bakiye ömrün belirlenmesinde gerek kök ve gerekse ek raporda PMF Yaşam Tablosu uygulanmış, bilirkişi raporu davacı vekiline tebliğ edildiği halde davacı vekilince bu rapora hesaplama yöntemi bakımından itiraz edilmemiştir. Dava belirsiz olarak açıldığından, ilk bilirkişi raporuna göre bedel arttırım, ikinci bilirkişi raporuna göre ıslah dilekçesi verilmiştir. Davalı vekilinin her iki rapora itirazları bulunduğu ancak anne-baba pay ayrılması gerektiği yönünden ek rapora itirazı bulunmadığı görülmüştür.İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince tazminat talebinin kabulü gerektiği yönünde istinaf edilmiş, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarına ve tazminat hesaplama yöntemine (TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanması gerektiği yönünde) istinaf talep edilmemiştir.Dairemiz kararından sonra bilirkişiden alınan ek raporda ise; TRH-2010 yaşam tablosu ve prograsif rant hesaplama yöntemi uygulandığı ve ek rapor tarihine göre hesaplama yapıldığı, çocuklara pay ayrıldığı, (davacı eşin yeniden evlenmediği) ve garameten paylaştırma yapıldığı görülmüştür. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince ilk alınan bilirkişi raporuna davacı itiraz etmediğinden tazminat miktarı ile tazminat hesaplama yöntemi (PMF Yaşam Tablosu uygulanması) bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bilirkişi raporunda oluşan usuli kazanılmış hak doğrultusunda tazminat hesabında bakiye ömrün belirlenmesinde PMF Yaşam Tablosu'nun esas alınması gerekirken Dairemiz kararından sonra bilirkişiden alınan raporda TRH-2010 Yaşam Tablosu uygulanması ile ek rapor tarihine göre hesaplama yapılması doğru olmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/4644 E. ve 2023/7817 K. sayılı kararı). Bilirkişi raporunda SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda dosyada belge olmadığından ödeme tenzili yapılmadığı açıklanmıştır. Kahramanmaraş Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 17/10/2018 tarihli cevabında, davacı ... için rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı, varsa rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu, rücu için dava açılıp açılmadığı konusunda bilgi verilmemiştir. Eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından davaya konu kazaya ilişkin iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı, iş kazası olarak kabul edilmiş ise davaya konu kaza sonucu vefat eden ...'ın hak sahiplerine gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı; rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu,rücu için dava açılıp açılmadığı ve varsa ödeme evraklarının gönderilmesi için yazı yazılarak, rücu istemli dava açılmış ise dava dosyasının getirtilmesi gelen yazı cevapları ve ödeme belgelerine göre bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek ilk peşin sermaye değerinin yarısının hesaplanan tazminattan mahsubu ve PMF Yaşam Tablosu ve "progresif rant" formülü uygulanarak, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları ile belirlenen pay esasına göre 06/09/2019 tarihli rapor tarihi itibariyle davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat miktarının belirlenmesi için aktüerya bilirkişisinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak sonuca göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek hüküm kurulması olmalıdır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ZararkarargereğiAçılan)kabulügönderilmesineistanbulVekaldırılmasınaTazminatdüşünüldüSebebiyleCismaninumarası(Ölüm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim