İstanbul BAM 9. HD 2023/1897 E. 2024/159 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2023/1897
2024/159
13 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1897
KARAR NO: 2024/159
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 31/05/2023
NUMARASI: 2022/819 Esas - 2023/606 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 24/12/2010 tarihinde Edirne istikametinde oğlunun kullandığı araçta iken davalı ...'in idaresinde bulunan ... plaka sayılı tırın neden olduğu trafik kazası nedeniyle vücudunda birden fazla kırık oluşacak ve hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığını, öncelikle davalılardan kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... Tic. A.Ş adına kayıtlı olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL maddi tazminatın 24/12/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olarak) müştereken ve müteselsilen tahsilini, 30.000 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi dışındaki) davalılardan kaza tarihi olan 24/12/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, yetkili mahkemenin Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, kazanın 2010 yılında meydana geldiğini, zamanaşımına uğradığından davanın bu yönden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak gerekli delillerin celbi ile bilirkişi incelemesi yapılarak hem kusur hem de maluliyetin tespitinin yapılarak ödenmesi gereken kadri maruf tazminatın hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin adresinin Esenyurt olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, esasa ilişkin olarak haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, dava konusu tazminat miktarının fahiş olduğunu, ceza yargılaması sırasında herhangi bir maddi talebi bulunmayan davacının iş bu davayı zenginleşme aracı olarak kullandığını, itirazlarının kabulü ile haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 11.239,98 TL maddi tazminatın (davalı ... şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ve dava tarihi olan 14.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 24.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın ...dışındaki diğer davalılardan kaza tarihi olan 24.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Tic. A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Tic. A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanuna göre dava süresinde açılmamış olup davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, mahkemenin yargılama süresince ve hükmünü oluştururken adil yargılanma hakkına aykırı bir şekilde davacı tarafın iddiaları ile bağlı kalıp silahların eşitliği prensibini hiçe sayarak hüküm teşkil ettiğini, kaza sebebiyle maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, Karayoları Trafik Kanunu'na ve Borçlar Kanunu'na göre tazminat talebinde haklı olunması için; eylem, zarar, zarar ile eylem arasında illiyet bağı, eylemin hukuka aykırı olması ve davacının cismani zarara uğraması gerektiğini, dava konusu olayda ise mahkemenin 31.05.2023 tarihli kararında "ölüm olayı ile gerçekleşen trafik kazası arasında illiyet bağının bulunmadığı" yönünde karar verildiğini, bu nedenle davacının tazminat talebinde haksız olduğunu, kusur raporuna itiraz ettiklerini, kesin bir kanaate varılmadığını terditli kusur dağılımı yapıldığını, davalı sürücü ...'in kusursuz olduğunun kabulü ve haksız davanın reddi gerektiğini, hükmedilen maddi tazminata itiraz ettiklerini, maluliyet oranına itiraz ettiklerini, davacı ...'ün maluliyet oranının davacı muayene edilmeden, sadece belgeler üzerinden tespit edildiğini, usule uygun düzenlenmeyen Adli Tıp Kurumu raporunun kabulünün mümkün olmadığını, belirlenen maluliyet oranı üzerinden yapılan aktüerya hesaplamasının hükme esas alınması yerinde olmayıp bozmayı gerektirdiğini, davacının iş göremezlik süresinin tespitinin de somut olarak mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminata itiraz ettiklerini, manevi tazminat; kişinin uğramış olduğu haksız fiil nedeniyle üzüntü, elem duyması, kişilik haklarının zedelenmesi sonucu belli bir meblağ ödenmesi taleplerinin olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. İlk Derece Mahkemesinin kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizce 13/04/2022 tarih 2021/1664 Esas 2022/734 Karar ile "...Somut uyuşmazlıkta davalılardan ... zorunlu mali sorumluluk sigortacıdır. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda dava, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2017 tarih, 2014/19001E. ve 2017/3223 K., 30/03/2017 tarih 2015/5763 E. ve 2017/3414 K. sayılı kararları).... davanın açıldığı 14/11/2014 tarihi itibari ile Küçükçekmece, HSYK’nun 23.10.2008 tarih ve 360 sayılı kararı uyarınca Bakırköy Ticaret Mahkemesi’nin görev alanı içerisinde bulunduğundan uyuşmazlığın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek davanın esası hakkında yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan ..." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Maddi tazminat yönünden yapılan inceleme; HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olacaktır.Davada kabul edilen kısım maddi tazminat yönünden 11.239,98 TL dir. Dolayısıyla dava konusu edilen ve karara bağlanan miktar, kararın verildiği tarih itibarı ile 2023 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından verilen karar kesin niteliktedir. Maddi tazminat yönünden kesin hüküm nedeni ile istinaf itirazları değerlendirilmemiştir.Manevi tazminat yönünden yapılan inceleme; Dosyanın incelenmesinde, 24/12/2020 tarihinde saat 20:15 sıralarında davalı sürücü ...'in, yönetimindeki ... plakalı çekici ile E.80 otoyolunu takiben Edirne yönüne orta şeritte seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne gelip sağ şeride geçmek için sağa manevra yaptığı esnada aracının sağ ön köşe kısmıyla; seyir istikametine göre sağ şeritte ilerisinde seyreden davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol arka kısmına çarptığı, çarpmanın etkisi ile savrulan ... plaka sayılı otomobilin, yine en sol şeritte seyreden dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile çarpıştığı, ardından ... plakalı otomobilin dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile çarpışması ile neticelenen trafik kazasında ... plaka sayılı otomobilde yolculuk yapan davacı ...'ün yaralandığı anlaşılmıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 24/12/2020 tarihi ile dava tarihi olan 14/11/2014 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Mahkemece, dosyadaki kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, ATK maluliyet raporlarına göre %22,2 oranında maluliyetin bulunduğuna ilişkin illiyet bağı kurulduğundan, davacının daha sonra ölümü ile kaza arasında illiyet bağı olmadığı tespit edilmiş olsa da davacının hayatta iken açtığı sakatlık tazminatı davasında yargılama sırasında vefat etmesi sebebi ile mirasçılarının davaya devam ederek sakatlık tazminatı ve manevi tazminat talep etmelerine yasal engel bulunmadığından illiyet bağına ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Kaza tespit tutanağında, dört taraflı trafik kazasının meydana geldiği, sürücü beyanları ve kaza yeri incelemesi ile ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlardan "06" kodlu kuralı ihlal ettiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. ... plaka sayılı araç sürücüsü için kusur belirlemesi yapılmamıştır. Ceza Mahkemesince hükme esas alınan ve yerinde keşfen inceleme yapılarak hazırlanmış kusur raporunda ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiş ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; "...Sürücü ... ifadesinde özetle, 85 km hızla sağ şeritte seyrettiğini, ... plakalı çekicinin sağ ön kısmıyla kendi aracının sol arka kısmına hafif temas etmesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybettiğini belirtmiştir. Davalı sürücü ... ifadesinde özetle, en sağ şeritte seyrettiğini, ... plaka sayılı otomobilin emniyet şeridinden bir anda önünden geçtiğini, o an ani fren yaptığını, 50 metre ilerledikten sonra durduğunu, aracından indiğinde adı geçen şoförlerin kaza yaptığını gördüğünü belirtmiştir..." açıklamalarına dayanarak "...tüm dosya kapsamı, dava dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokileri, tüm beyanlar, bilirkişi raporu incelendiğinde sürücülerin ifadeleri arasında çelişki bulunduğundan kazanın oluşu hususunda kesin bir kanaate varılmamıştır. Sürücü beyanlarının takdiri mahkemenize bırakılarak sürücü beyanlarına göre kazada alternatifli kusur dağılımına gidilip...1. durumda, Kazanın, Sürücü ...'ün beyan ettiği şekilde yani gerçekleştiğinin kabulü halinde; Sürücü ...'ün kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, 2. durumda, Kazanın, davalı sürücü ...'in beyan ettiği şekilde yani gerçekleştiğinin kabulü halinde; Sürücü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in kusursuz olduğu..." kanaati belirtilmiştir. Ceza Mahkemesinde hükme esas alınan rapordaki teknik açıklamalar, kaza tespit tutanağı ATK Trafik İhtisas Dairesinin 1. Durumdaki belirlemesi ile uyumlu bulunduğundan Mahkemece bu kusur oranına itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/2416 E. ve 2017/8915 K. sayılı kararında belirtildiği üzere "... kırmızı ışıkta geçen tarafın net bir şekilde belirlenememesi durumunda tarafların %50'şer oranda kusurlu oldukları kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ceza mahkemesi tarafından şüpheden uzak, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından CMK 223/1-e maddesi gereğince verilen beraat kararı esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerindedir. Kazaya karışan araç sürücüsünün ve yaya olan müteveffanın %50 kusur oranına göre tazminata hükmedilmesi gerekmektedir..." belirlemesi dikkate alınması halinde dahi somut olayda %50 kusurun dikkate alınması gerekeceğinden, davalı sürücünün kusursuz kabul edilmesi mümkün bulunmadığından kusur istinafının reddi gerekmiştir. Davacı yaralanan, kazadan sonra vefat ettiği için ATK tarafından muayene edilememiş ise de ATK 3. İhtisas Dairesince, davacı yaralanana ait tüm hastane evrakları ve muayeneleri incelenerek ve kaza ile illiyet bağı kurularak ve olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri esas alınarak maluliyet belirlemesi yaptığından bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.134,00 TL harçtan peşin alınan 533,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.600,50 TL harcın davalı ... Tic. A.Ş. vekilinden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.13/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20