Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2024/485
2024/1438
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO: 2024/485
KARAR NO: 2024/1438
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:12/09/2023
NUMARASI: 2017/832 Esas - 2023/654 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı ... plakalı araç ile ... plakalı aracın 18.02.2017 tarihinde trafik kazasına karıştığını, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, araç davalı servis firmasına 20.02.2017 tarihinde aracın tamiri için teslim edilmiş olup, servis tarafından 29.05.2017 tarihinde teslim edildiğini bu süre içerisinde müvekkiline ait araç çalışamadığından kazanç kaybı oluştuğunu, kazaya istinaden oluşan kazanç kaybının ve haksız fiil tarihinden itibaren işleyen faizin davalı / borçludan tahsili için ... sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatılmış ancak davalı/borçlu tarafından takibe haksız itiraz edildiğini, müvekkilinin aracını ticari amaçla kullandığını, kusurlu aracın sigortası hasar onarım dosyasını onaylamasına rağmen servis süreyi hiç bir mazeret belirtmeksizin uzattığını, müvekkilin söz konusu icra takibi ile talep ettiği 78 günlük kazanç kaybı bedeli likit alacak olup, borçlular itirazlarında haksız olduğundan İİK m.67/2 hükmü mucibince icra inkar tazminatı ve itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı ile müvekkili arasında işin yapılacağına ilişkin herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, davanın muhatabı müvekkili firma olmayıp, davacının sigortasını yaptırmış olduğu sigorta firması olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği ... plaka nolu aracın müvekkili şirkete sigorta firması tarafından yapılmak için gönderildiğini, davacı şahıs aracın masrafi çok olduğundan dolayı sigorta firması ile aracı pert etmek için görüşmeler yaptığını, bu görüşmeler sonucunda davacı sigorta firmasıyla anlaştığını ve aracın onarım emri daha sonra sigorta firmasından gönderildiğini, müvekkili firmanın işin olağan akışı içinde aracı onarıp davacıya eksiksiz olarak teslim ettiğini, davacı ile müvekkili firma arasında aracın şu tarihe kadar onarılıp teslim edileceğine ilişkin hiçbir taahhüt verilmediğini, davanın husumet yokluğundan reddini, bu itirazlarının kabul görmemesi halinde davanın esastan reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kusurlu aracın sigortacısı aracı davalı servise gönderdikten sonra davacı ile yaptığı görüşme neticesinde hasar onarım dosyasını onaylayarak aracın onarımı bildirildiğini, davalı taraf normal şartlarda gerçekleşebilecek olağan onarım süresini mazeretsiz şekilde uzattığını, kusurlu tarafın sigorta şirketi aracı müvekkilimiz adına tamir edilmesi için davalı servise gönderdiğini ve araç sahibi olan müvekkilinin de bu onarımı onayladığını, davalı ile araç sahibi arasında ayrıca yazılı bir sözleşme bulunmaması onarım işini yapan davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, hasar oranı ile tamir süresi doğru orantılı olması gerektiğini, 18.02.2017 tarihinde gerçekleşen kazada 22.000,00 TL tutarında 41 ayrı hasar kalemi oluştuğunu, bu hasar oranı ile orantılı olacak makul tamir süresi de 15 gün olarak raporda belirlendiğini, 28.02.2017 tarihinde tamire başlandığına ve 28.04.2017 tarihi de fatura tarihi olduğuna göre makul tamirat süresi (15 gün) düşüldükten sonra aracın 43 gün fazladan mazeretsiz şekilde serviste kaldığı anlaşıldığını, aracın makul tamir süresi geçtikten sonra müvekkiline teslim edilmemesinden kaynaklanan kazanç kaybından davalının sorumlu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 18.02.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıya ait ... plakalı aracın davalı şirkette tamirine ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklı olarak, kötü ifadan (tamir süresinin aşılmasından) dolayı borca aykırılık nedeniyle oluşan kazanç kaybının ve haksız fiil tarihinden itibaren işleyen faizin davalı / borçludan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talep edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu kazanın 18/02/2017 günü meydana geldiği, sigorta şirketine ihbar yapıldığı, sigorta şirketi tarafından 21/02/2017 tarihinde eksper atandığı ve eksperin 06/03/2017 tarihli ön raporu bulunduğu, sigorta şirketi tarafından iş emri onayının( ekspertiz raporunun kesinleşme tarihi) 16/05/2017 tarihinde verildiği, davacı taraf dava dilekçesinde de belirttiği gibi 29/05/2017 tarihinde aracının davacıya teslim edildiği dolayısıyla aracın 20/02/2017 ile 29/05/2017 tarihleri arasında onarımın yapıldığı, ve uzun süre onarımda kalmış olduğu ancak, onarıma geç başlanmasında davalıya kusur yüklenemeyeceği, zira onarımın yapılıp yapılmayacağı hususunda davacının sigortacısının onayının beklendiği, bu durumda bilirkişi raporunda da onarım süresinin 15 gün süreceği tespit edilmekle, söz konusu bilirkişi raporundaki tamir sürecine ilişkin tesbitlerin dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece, davanın esastan reddi yerine yazılı olduğu şekilde husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de sonucu itibariyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32