İstanbul BAM 9. HD 2022/1845 E. 2024/14 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2022/1845
2024/14
17 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/1845
KARAR NO: 2024/14
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 29/03/2022
NUMARASI: 2017/1080 Esas - 2022/289 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 17/01/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 21/07/2007 tarihinde davacıların çocuğu ...'a çarptığını, kaza sonucu ...'ın vefat ettiğini, ... plakalı araç davalı ... Sigorta Şirketi nezdinde hem ... numaralı sigortalı hem de ... numarası ile kasko poliçesi ile kayıtlı olduğunu, araç sürücüsü ... hakkında Maçka Asliye Ceza Mahkemesi 2007/66 Esas sayılı dosyası ile mahkumiyet kararı verildiğini, davalıların meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davacıların kaza nedeniyle manevi zarara uğradığını ve çocuklarının desteğinden mahrum kaldığını müvekkillerinin uğradığı maddi zararın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere her biri için ayrı ayrı 2.500,00’er TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği tarih olan 21.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ödenmesi gerektiğini, müvekkillerinin yaşadığı acı ve ızdırabın bir nebze de olsa karşılanabilmesi için her biri için ayrı ayrı 20.000,00’er TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği tarih olan 21.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde ... numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davada İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun poliçedeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, destek talebinde bulunanların destekten yoksun kaldıklarını ispat etmesi gerektiğini, SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödeme olup olmadığının araştırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın 21/07/2007 tarihinde gerçekleştiğini, iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, desteğin her iki gözünün de görmediğini, kaza anında desteğin alkollü olduğunu, davalı açısından kaçınılmazlık olgusu mevcut olduğunu, desteğin ailesine yönelik herhangi bir maddi desteğinin bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacıların da kusurlu olduğunu, manevi tazminat talebi ile kazadan fayda sağlama amacı güdüldüğünü davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne; 16.276,60 TL [destek ...'ın vefatı nedeniyle] destekten yoksun kalma tazminatının 30/12/2016 dava tarihinden itibaren (taleple bağlı kalınarak) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketi 60.000,00 TL limit ile sınırlı sorumludur),2-Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne; 36.345,56 TL [destek ...'ın vefatı nedeniyle] destekten yoksun kalma tazminatının 30/12/2016 dava tarihinden itibaren (taleple bağlı kalınarak) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketi 60.000,00 TL limit ile sınırlı sorumludur),3-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın 30/12/2016 dava tarihinden itibaren (taleple bağlı kalınarak) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine, 4-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın 30/12/2016 dava tarihinden itibaren (taleple bağlı kalınarak) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili ile İhbar Olunan ... Sis. A.Ş.vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların murisinin ceza dava dosyasında da belirttiği üzere her iki gözü de görmediğini ve bu hali ile kendisi bakıma muhtaç olduğunu, nitekim murisin bakıma ihtiyaç duyduğu ve üstelik alkol bağımlılığı bulunduğu görüldüğünü, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporlarında vücut özür/engellilik oranının %90 olduğu saptandığını, hal böyle iken müteveffanın bakım ve gözetime muhtaç kişi olmasına rağmen bilirkişi raporunda çalışabileceği ve destek olabileceği yaş aralıkları değerlendirilerek davacı anne ve babası lehine tazminat hesaplaması yasaya ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, dolayısı ile bakıma muhtaç olmadığı yönündeki ifade maddi dayanaktan yoksun olduğunu, maddi tazminata hükmedilmesi hatalı olduğunu, ceza dosyasındaki ifadeler ile öndeki aracın yana kayması ile birlikte müteveffa ... müvekkilin kullandığı aracın önünde kaldığını, müvekkil frene basmasına rağmen kazaya engel olamadığını ve müteveffaya çarptığını, sabit olan bu husus raporda dikkate alınmamış ve kaçınılmazlık olgusu değerlendirilmediğini, manevi tazminata hükmedilmesi hatalı olduğunu, davacıların da meydana gelen olayda ağır kusurları bulunduğunu ve kendilerine kusur izafe edilmesi olayın tabii bir sonucu olması gerektiğini, cevap dilekçelerinde de yer verdiği bu savunmanın bilirkişi raporunda hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, manevi tazminata hükmedilmesi hatalı olduğunu, ayrıca oğullarının ölümünün üzerinden bunca zaman geçtikten sonra yaşadıkları acı ve ızdırabın karşılanabilmesi için tazminat isteminde bulunmaları da davacı tarafın iyi niyetli olmadıklarını gösterdiğini, zira davacılar kendi kusurlarından kaynaklanan bir kazadan fayda sağlama amacı güttüğünü, zamanaşımı def'isinin hatalı değerlendirildiğini, ceza dosyasının kesinleşme tarihi de dikkate alındığında KTK'daki 2 yıllık, Borçlar Kanundaki 1 yıllık zamanaşımı süreleri geçirildiğini, dava konusu olay 21.07.2007 tarihinde gerçekleştiğini, dava konusu zararlandırıcı eylem "ölüm" olduğu için kaza tarihi itibariyle "zarar" öğrenildiğini, yine müvekkil hakkında açılan Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/66 E. sayılı dosyasına müşteki/müdahil olarak katılan davacılar "tazminat yükümlüsünü" yani müvekkili öğrenmiş bulunduğunu, o halde ceza dosyasının kesinleşme tarihi de dikkate alındığında KTK'daki 2 yıllık, Borçlar Kanundaki 1 yıllık zamanaşımı süreleri geçirildiğini, bu nedenle davanın öncelikle ve esasa girilmeksizin zamanaşımı bakımından reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki hüküm hatalı olduğunu, davacı yan tarafından ticari faize hükmedilmesi talep edilmişse de, dava konusu olay incelendiğinde, araç ticari olmadığı gibi; işleten de tacir olmadığını, dava konusu olay haksız fiil niteliğinde olduğundan ticari faize hükmedilmesi hatalı olduğunu, bu nedenle ancak yasal faiz talep edilebileceğinden kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada mevcut raporda da müteveffanın belirli bir adaptasyon sürecinin sonunda çevresel düzenlemeler sayesinde bakıma muhtaç olma durumunun ortadan kalkacağı belirtildiğini, müteveffa dava konusu kaza tarihinde 24 yaşında olup öğrenci olmadığını, ayrıca herhangi bir işte çalıştığı da ispatlanmadığından gerekli çevresel düzenlemelerin yapıldığı hususu da ispatlanmadığını, bu nedenle müteveffanın anne ve babasının bakımına muhtaç olduğunun kabulü gerektiğini, yasada hesaplama için bir yöntem öngörülmediği hallerde bir alt norm olan yönetmelik/genel şart hükümleri önem kazanacaktır ki ZMM genel şartları da aynı düzlemde, resmi gazetede yayınlanmış bir mevzuat hükmü olduğunu, genel şartlarda öngörülen hesap yönteminin yasaya aykırı olduğundan da söz edilemeyeceği zira yasada tazminat hesabında farklı bir yöntemin kullanılacağına ilişkin hüküm bulunmadığını, bir yasa boşluğu kanun koyucu tarafından doldurulduğunda derhal uygulanacağı; üstelik boşluk bulunan dönemde de genel şartların ve genel şartların dayanağı olan KTK md.93'ün yürürlükte olduğu dikkate alındığında, hesaplamaların TRH tablosu ve 1,8 teknik faiz ile "aktüeryal yöntem" kullanılarak yapılması gerektiğini, müteveffanın dava konusu olayda müterafik kusur durumu bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, diğer yandan kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkil şirkete karşı, tazminata; temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesi hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulü mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İhbar Olunan ... . A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu hakkında mahkemece ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın ihbar olunan vekiline tebliğ edildiği ve ek karara karşı istinaf talebinde bulunmadığı anlaşılmakla inceleme konusu yapılmamıştır. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 21/07/2007 tarihinde, saat 19:10 sıralarında davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü davalı ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonet ile yerleşim yeri dışında gündüz vakti Trabzon istikametinden Gümüşhane istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde yol üzerinde bulunan davacıların oğlu yaya ...'a çarpması sonucu meydana gelen kazada ölümü nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/5 Esas nolu ceza dosya kapsamında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 12/02/2008 tarihli bilirkişi raporunda ve keşif sonucu hazırlanan 17/08/2007 tarihli bilirkişi raporunda, davalının tali kusurlu, desteğin asli kusurlu olduğu tespit edildiği ve mahkumiyete dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, mahkemenin hükme esas aldığı 16/07/2018 tarihli raporda da kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'un %20 oranında kusurlu olduğu, yaya ...'ın ise %80 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda raporların birbiriyle uyumlu, dosya kapsamı ile olayın oluşumuna uygun düştüğü görülmekle kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan 12/07/2021 tarihli doktor bilirkişi heyet raporuyla; davacıların desteğinin sürekli bakıma muhtaç olmadığı, desteğin görme fonksiyonuna ihtiyaç duyulmayan işlerde çalışabileceği, müteveffa ...'ın ailesine destek olabileceği mütalaa edilmiştir. Bu nedenle davalıların destek tazminatı hesaplanamayacağı yönündeki itirazları da yerinde değildir. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davaya konu kaza 21/07/2007 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince 30/12/2016 tarihinde dava açılmış, 31/01/2022 tarihinde maddi tazminat talebi ıslah edilmiş ve aynı gün harcı yatırılmıştır. Somut olayda, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava ve ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Kazaya kusuru ile sebep olan aracın ticari kullanıma özgülendiği anlaşılmakla mahkemece ıslah dilekçesi ile talep edilen ticari avans faizi uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna göre dava tarihinden önce davacı tarafça davalı Sigorta şirketine herhangi bir başvuru yapılmadığına göre faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöne değinen istinaf itirazı da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı ... vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1- Davalı ... vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.960,82 TL harçtan peşin alınan 1.240,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.720,62 TL harcın davalı ... vekili tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.960,82 TL harçtan peşin alınan 1.241,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.719,82 TL harcın davalı ... Sigorta Şirketi tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38