Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2024/291
2024/1275
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/291
KARAR NO: 2024/1275
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 05/12/2023
NUMARASI: 2023/282 Esas - 2023/911 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/08/2014 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın seyir halinde iken müvekkili yaya ...'e çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini ve müvekkili ...'in yaralandığını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu ve aracın ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ...'in söz konusu trafik kazası nedeniyle, Balıkesir Üniversitesi Hastanesi'nden 06/04/2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %43 oranında malul kaldığını belirterek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş görmezlik, 250,00 TL bakıcı gideri, 250,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 2.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya, tespit edilemeyen aracın neden olduğunun ispatlanamadığını, kazanın failinin tespit edilememiş olmasının kazanın davacının iddia ettiği gibi meydana gelmiş olduğunu ortaya koymadığını, kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği bir yana, kazaya bir başka aracın sebep olup olmadığının da kuşkuya mahal vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konması gerektiğini, kolluk ifadesinde trafik kazası / çarpma değil, kendiliğinden yere düşmenin söz konusu olduğunu, olayın tek taraflı bir trafik kazasından ibaret olduğunu, plakası tespit edilemeyen aracın, kazanın oluşuna hiçbir müdahalesi olmadığı gibi, çarpma fiilinin de olmadığını belirterek, pasif husumet yokluğundan ve başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde ise zamanaşımı ve esastan davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Uzamış ceza zamanaşımı süresinin dava konusu kaza nedeniyle 8 yıl kabul edildiğini, zamanaşımı başlangıcının olay tarihinden itibaren değil, zararın tam olarak öğrenildiği maluliyet raporunun alındığı tarihten itibaren başlayacağını, rapor tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığını, zamanaşımı hususunda belirleyici olacak olan tedavi evraklarının ilgili hastanelerden istenmeksizin ve gerekçeli kararda gerekçelendirilmeksizin davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı). Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 18/08/2014 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 25/04/2023 tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar sekiz yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini belirttiği 06/04/2022 tarihli Balıkesir Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen raporun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Ancak davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52