Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2023/1962
2024/1075
24 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1962
KARAR NO: 2024/1075
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/11/2022
NUMARASI: 2021/316 Esas - 2022/851 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 24/06/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin desteği ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile seyir halinde iken davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkillerinin murisi ...'in vefat ettiğini, davacı eş ve çocuklarının müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek, davacılar için hesaplanacak destekten yoksunluk tazminatı olarak şimdilik (her bir davacı için 1.000,00 TL olmak üzere) 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ile dava etmiştir. Davacılar vekili, ıslah dilekçesi ile taleplerini 96.010,97 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın şirketleri nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, ölüm ve maluliyet halinde poliçe teminatının şahıs başına 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında gerçek zarardan sorumlulukları bulunduğunu, iddia olunan kusuru kabul etmediklerini, müteveffanın kask takmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 87.885,83 TL, davacı ... için 4.597,40 TL, davacı ... için 1.350,11 TL davacı ... için 329,86 TL olmak üzere toplam 94.163,20 TL'nin 02/12/2014 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ie birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden açılan davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alınan ödemelerin tenzili ve gerçek zararın tespiti gerektiğinden, dosyanın aktüer uzmanına verilmesi gerektiğini, müteveffanın, başvuranlara destek olduğunu kanıtlayamadıkları için destekten yoksunluk tazminatı alamayacaklarını, maddi tazminat yönünden davanın reddi gerekirken kısmen kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, payların tespit edilmesi ve davaya taraf olmayanların destek paylarının ayrılması gerektiğini, davacılar üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH2010 Progresif Rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı bu raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, poliçenin 05/04/2012 tarihinde tanzim edildiğini, poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan eski genel şartların uygulanmasının ve bu bağlamda tazminat hesabının PMF tablosu üzerinden yapılmasının gerektiğini, TRH2010 hesaplama yöntemi esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve ZMMS uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, müteveffanın kaza sırasında kask takıp takmadığının belirlenmediğini, müteveffanın kask ve koruyucu kıyafet giymemesi durumunun müterafik kusur sayılacağından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 31/03/2021 tarih, 2019/851 Esas ve 2021/605 Karar sayılı kararı ile "Davacı ... ve davacı ... açısından istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmesi, ... Diğer taraflar açısından istinaf talepleri değerlendirildiğinde; ... HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden, davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.Davacı vekilince 24/10/2017 tarihli oturumda ilk rapor doğrultusunda karar verilsin şeklinde beyanda bulunulmuş olup, 26/11/2015 tarihli raporda da çocuklar açısından18 yaşa göre hesaplama yapılmış olduğundan, 18 yaşın ikmalinden sonra erkek çocuk için yüksek öğrenim nedeniyle 25 yaş, kız çocuk için evlenme yaşı olarak 25 yaşını ikmal edeceği tarihe kadar hesaplama yapılması gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.Destek ...' in vefatı ile geride davacı eş ve çocukları kalmış olup, ayrıca Destek ...' in babası ...30/05/2000 tarihinde vefat etmiş ise de anne ...sağdır. Bu durumda mahkemece, murisin annesi yaşıyor olup aynı bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre anneye de destek payı ayrılması, (teminat limitinin aşılması halinde) gerektiğinde davalının olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu teminat limitinin garame hesabı ile zarar görenlere paylaştırılması, ondan sonra davalının davacılara ödemekle yükümlü olduğu tutarın hüküm altına alınması (kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla) gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir. ... Somut olayda davacının seralarda ustabaşı olarak çalıştığı beyan edilmiş, bu yönde tanık dinlenmiş, bilirkişi tarafından asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Mahkemece SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmadan karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur. Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerindedir. ...İlk Derece Mahkemesince, ıslah dilekçesinde talep etmiş olduğu maddi tazminat talebi açık olmadığından davacı vekiline HMK'nın 31 ve 194. maddeleri gereğince, talep edilen maddi tazminat miktarının hangi davacı açısından ne miktar istendiği, ıslah edildiği açıklattırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Somut olayda, 31/05/2014 günü dava dışı sürücü Ali Büber idaresindeki ... plakalı kamyonet ile müteveffa sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği olan ... vefat ettiği, bu vefat nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı ... ve davacı ... açısından; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı istinaf talepleri kesin olması nedeniyle istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiş olduğundan kesinleştiğinden bu davalılar bakımından istinaf incelemesi yapılmamıştır. Diğer davacılar açısından istinaf talepleri değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükme karşı davalı vekilince kusur, müterafik kusur, davacıların, müteveffanın destek olduğunu ispatlaması gerektiği belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmadığından davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olması nedeniyle bu hususlara değinen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece Dairemiz karar ilamı doğrultusunda, davacıların desteğinin gelir durumu araştırıldıktan sonra aktüer bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle karar verilmiştir. Ne var ki İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamından önceki kararına esas alınan aktüerya raporunda bakiye ömrün belirlenmesinde PMF Yaşam Tablosu ve Prograsif Rant yöntemi uygulanarak belirlenen tazminata hükmedilmiş olup gerek davacı ve gerekse davalı vekilinin hesaplamanın TRH-2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre tespiti gerektiğine ilişkin istinaf talebi bulunmadığından PMF Yaşam Tablosu ve Prograsif Rant yöntemi uygulanarak hesaplama yönünden usuli kazanılmış hak oluşmakla, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozmadan önce hükme esas alınan hesap raporundaki verilere göre karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine olacak şekilde bilirkişi ek raporda TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması doğru olmamıştır. Yine desteğin babasının ölmüş olması nedeni ile sağ kalan anneye destek payı ayrılmadan hesaplama yapılması da doğru olmamıştır. Bu nedenle Dairemizce dosyanın aktüer bilirkişisi ...'a tevdii ile 31/05/2017 tarihi itibariyle PMF Yaşam Tablosu ve Prograsif Rant yöntemi uygulanarak, desteğin babasının ölmüş olması nedeni ile sağ kalan anneye destek payı ayrılarak, davalının olayda zarar görenlere karşı sorumlu olduğu teminat limitine göre garame hesabı yapılarak her bir davacı için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması için ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dairemizce alınan 29/04/2024 tarihli ek aktüerya bilirkişi raporunda; Davacı ...'in nihai ve gerçek maddi zararının 91.815,08 TL hesaplanmış olmakla birlikte, davacının talebinin 87.885,83 TL'na ıslah olunduğu, davacı ...'in nihai ve gerçek maddi zararı 8.584,03 TL hesaplanmış olmakla birlikte, davacının talebinin 4.597,40 TL'na ıslah olunduğu, davacı ...'in nihai ve gerçek maddi zararı 2.638,02 TL hesaplanmış olmakla birlikte davacının talebinin 2.472,25 TL'na ıslah olunduğu, ancak BAM'nin kaldırma kararında davacı yönünden hüküm kurulan 1.350,11 TL tutarın kesinlik sınırının altında kaldığının belirtildiği, davacı ...'in nihai ve gerçek maddi zararının 655,75 TL olduğu, ancak BAM'nin kaldırma kararında davacı yönünden hüküm kurulan 329,86 TL tutarın kesinlik sınırının altında kaldığının belirtildiği yönünde görüş bildirilmiştir.Dairemizce; usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemi ile usuli kazanılmış haklara göre tazminat hesabı içeren aktüerya ek raporunun denetime elverişli ve dosya içeriği ile uyumlu olduğu anlaşıldığından bu rapordaki hesaplama esas alınmıştır. Ek raporda tazminat tutarları daha yüksek çıkmıştır. Davacılar vekili tarafından kararın istinaf edilmemesi nedeniyle davalı lehine tazminat miktarları bakımından oluşan usuli kazanılmış haklar ile taleple bağlılık ilkesi gözetildiğinde hükmedilen tazminat miktarlarının davalı taraf lehine olduğu anlaşıldığından yeniden hüküm kurulmamıştır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalının peşin yatırdığı karar harcının iadesine, Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.432,28 TL harçtan peşin alınan 1.608,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.823,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 24/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25