İstanbul BAM 9. HD 2021/1829 E. 2024/1072 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/1829
2024/1072
24 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2021/1829
KARAR NO: 2024/1072
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 17/06/2021
NUMARASI: 2018/634 Esas - 2021/482 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 24/06/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/04/2017 tarihinde faili meçhul sürücünün sevk ve idaresindeki aracın yaya ... çarpması çarpması neticesinde tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davacı ... ağır bir şekilde yaralandığını, oluşan maluliyet nedeniyle davalı ...na başvuru yapıldığını, ancak davalı ...'nın yasal süre geçmesine rağmen başvuruyu sonuçlandırmadığını belirterek, kaza nedeniyle oluşan sürekli iş gücü kaybı ve geçici iş göremezlik oranı ile geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma muhtaç olup olmadığı hususlarının 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak tespitini, 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre tutarı belirlenerek şimdilik 100,00 TL, sürekli iş gücü tazminatının davalı ...'ndan sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 50.511,12 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacı ... vekili tarafından davalı ...'na 10/10/2017 tarihinde gönderilen başvuru belgeleri arasında, mezkur yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş, kesin ve kalıcı maluliyet bulunduğunu gösterir sağlık kurulu raporu bulunmadığını, bu nedenle başvurunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen davasının esasa girilmeksizin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya konu trafik kazasının 13/04/2017 tarihinde meydana geldiğini, kazaya plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir aracın sebep olduğunun iddia edildiğini, davacının davalı kuruma yaptığı başvuruda zorunlu evrakları sunmamış olması, bu durumun yazılı olarak bildirilmesine rağmen eksikliği tamamlamaksızın dava yoluna gitmiş olmasında davalı kurumun kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 50.511,12 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 11/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; başvuru belgeleri arasında, ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş, kesin ve kalıcı maluliyet bulunduğunu gösterir bir sağlık kurulu raporu bulunmadığını, davacı tarafından eksiklik giderilmeksizin dava yoluna gidildiğini, ...nın kendisine yöneltilen tazminat taleplerinde, başkaca bir maluliyet raporu kullanmak keyfiyetine sahip olmadığını, yönetmeliğe uygun olmayan maluliyet raporları ile değerlendirme yapılamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile tazminat hesaplamasına esas alınan maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esaslarına göre %4 olması gerektiğini, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esaslarına göre tespit edilen %5,2 oranının hatalı olduğunu, ...nın geçici iş göremezlik zararını karşılamakla sorumlu olmadığından, tazminat ödenmesine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından kazaya bilinmeyen bir aracın sebep olduğunun iddia edildiğini ancak hiçbir somut delil sunulmadığını, kazaya ilişkin delillerin kolluk birimlerince tespit edilmediğini, yerleşik içtihatlara göre sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığının somut delillerle ispat edilemez ise davanın reddi gerektiğini, kusur incelemesinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, sorumluluk miktarının poliçesi bulunmayan aracın sürücüsünün kusuru ile sınırlı olacağını, davacının cüzdanını çalan kişinin kendisini yola ittiğinin anlaşılmadığını, olayın yaralama kastı ile işlendiğini ve trafik kazası olmadığını bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosunun dikkate alınması ve %1,8 Teknik Faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı ...na başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Davalı vekilinin dava tarihinden önce başvuru şartının gerçekleşmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Davacının 20/04/2017 tarihinde polis merkez amirliğine müracatta bulunarak, "13/04/2017 tarihinde pazarda alışveriş yaptığı sırada telefonunun çantasından çalındığını, pazarcı bir esnafın telefonu çalan kişileri gösterdiğini, telefonunu çaldığı söylenen kadınla konuşmaya çalıştığında kaçtığını, peşinden koştuğunu yakalayıp konuşmaya çalıştığı esnada başka bir kadının geldiğini, onları tutup polisi aramaya çalışırken kendisini yola itip kaçtıklarını, yoldan gelen plakasını alamadığı beyaz bir aracın kendisine çarptıktan sonra kadını arabasına alarak olay yerinden uzaklaştıklarını, yaralandığından kendisini hastaneye kaldırdıklarını, sol diz kapağının 4 yerinden kırıldığını" beyan ettiği, yapılan soruşturma ve tanıkların dinlenmesinden sonra Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 30/05/2017 tarih ve 2017/23949 Soruşturma sayılı daimi arama kararı ile şikayetçi ...'in telefonunu çalan ve araçla çarparak yaralanmasına neden olan şüphelilerin tespit ve yakalanmaları için evrakın daimi aramaya alındığı görülmüştür. Soruşturma dosya kapsamına göre kazaya paası bilinmeyen bir aracın sebep olduğu ispat edilmiş olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu olayla ilgili trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Mahkemece alınan 25/07/2019 tarihli kusur raporunda; Plakası bilinmeyen aracın sürücüsü yönetiminde seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermediği, mahal şartlarına göre kontrolsüz seyir halinde olduğu ve yola düşen davacı yayaya tedbirsizce çarparak olayın meydana gelmesine eş değer oranda katkı sağladığı ve 2918 Sayılı KTK'nın 47/d maddesini ihlal ettiğinden plakası bilinmeyen araç sürücüsünün kusurlu davranışının sonuç üzerine %50 oranında etken olduğu kanaatine varıldığı, davacı yaya ... hırsızlık nedeniyle konuştuğu sırada kendisini iten kişi nedeniyle yola düştüğü ve aracın gelerek çarptığı belirtilmiş olup, kendi yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda kusursuz olduğu, davacı yayanın kimliği belirsiz kişilerle konuştuğu sırada, kendisini iten ve yaralanmasına sebebiyet veren kimliği bilinmeyen kişinin kusurlu davranışının sonuç üzerine %50 oranında etken olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkemece alınan kusur raporunun, soruşturma evrakının kapsamına ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı vekilinin yeniden kusur raporu alınması gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.2918 sayılı KTK 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmış olup bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmesi ile aynı yönde değişiklik 2918 sayılı KTK'da yapılmadığından Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı gereğince yeni Genel Şartların A.5.b maddesi sigorta şirketinin sorumluluğunu daraltan nitelikte olduğundan uygulanamayacaktır. Bu nedenle davalı ... vekilinin geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 06/03/2020 tarihli raporda; davacı ...’in 13/04/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında %4 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği kanaati belirtilmiştir. Mahkemece 14/01/2021 tarihli duruşmada, "ATK 2 İhtisas Kurulundan alınan raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporu hakkında Yönetmeliğe göre rapor hazırlandığı, Anayasa Mahkemesinin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararı uyarınca genel şartlar ifadesi iptal edildiğinden, kaza tarihinin 13/04/2017 olması sebebiyle "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre rapor düzenlenmesi için dosyanın yeniden ATK'ya gönderilmesine karar verilmiş ve ATK 2 İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/02/2021 tarihli mevcut belgelere göre davacı ...’in yaralanması %60'ın altında olduğundan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporu ile bu raporda belirlenen 5,2 maluliyet oranı üzerinden aktüerya raporu alınarak bu rapordaki hesaplama üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Somut uyuşmazlıkta ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 06/03/2020 tarihli maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen, kaza tarihi ile uyumlu olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak hesaplanan %5.2 maluliyet oranının esas alınarak düzenlenen aktüer raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerindedir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda zaten TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak hesaplama yapıldığından bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Hesaplama da 1,8 teknik faiz uygulanmayacağından aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dairemizce, mahkemece hükme esas alınan 21/04/2021 tarihli aktüer ek rapor %5,2 maluliyet oranına göre hazırlandığından ek rapor tarihi itibariyle TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak % 4 maluliyet oranına göre geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden alınan ek raporda davacının olay tarihinden itibaren 9 aylık geçici iş görmezlik süresi boyunca %100 oranında malul sayıldığı, devam eden dönemde ise %4 oranında sürekli malul kaldığının kabul edildiği, buna göre davacının efor kaybına ait toplam maddi zararının 40.183,33 TL olduğu bildirilmiştir. Dairemizce; davacının kaza nedeniyle oluşan % 4 maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, ev hanımı olması nedeniyle geliri asgari ücret üzerinden esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya ek raporunun denetime elverişli ve dosya içeriği ile uyumlu olduğu anlaşıldığından bu rapordaki hesaplama esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın kısmen KABULÜ ile; 40.183,33 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 11/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 2.744,92 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL ve 462,35-TL ıslah harcı ve 400,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 898,25 TL'nin harçtan mahsubu ile bakiye 1.846,67 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL başvuru harcı, 35,90-TL peşin harç, 462,35-TL ıslah harcı, 400,00-TL tamamlama harcı, 2.550,00-TL bilirkişi ücreti, 687,00-TL adli tıp ücreti, 302,25-TL tebligat, posta ve müzekkere masraflarından oluşan toplam 4.473,40-TL 'den davanın kabul ve red oranları dikkate alındığında 3.558,74 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak kendini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 10.327,79 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 52,50 TL posta ve tebligat gideri ile 500,00 TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
- İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1. a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25