İstanbul BAM 9. HD 2024/1220 E. 2024/1003 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2024/1220
2024/1003
11 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/1220
KARAR NO: 2024/1003
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 26/03/2024
NUMARASI: 2022/1072 Esas - 2024/344 Karar
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 11/06/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigorta edilen ... plakalı aracın 22/06/2021 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracın çarpmasına maruz kalarak ağır hasar aldığını, ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına göre ... plakalı aracın olayda 6/8 kusurlu bulunduğunu, söz konusu olay sonrası müvekkili şirketin yaptırdığı ekspertiz sonucu 440.000,00 TL hasar tespit edildiğini ve bu hasarın prim borcu olan 2.640,00 TL düşülmek suretiyle 04/08/2021 tarihinde sigortalanan vasıta sahibine 437.360,00 TL olarak ödendiğini, müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araç kazada pert olduğundan sovtaj bedeli olan 302.720,00 TL ve davalıya ait aracın trafik sigortası ... Sigorta A.Ş'den tahsil edilen 43.000,00 TL'nin davalılara rücu edilen tazminattan düşüldüğünü davalıların 6/8 kusurlu hareketiyle kaza ve hasara sebep olan aracın malik ve sürücüleri olmaları sebebiyle kaza ve hasardan hukuken müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek 59.960,00 TL tazminatın ödenme tarihi olan 04/08/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 59.960,00 TL'nin ödeme tarihi olan 04.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... San. A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... San. A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesinin tebliğinin usulüne uygun olmadığını, davalı müvekkili hakkında açılan davaya 04.05.2023 tarihinde, dosyada vekaletleri olmamasına karşın e- tebligat olarak bilirkişi raporunun kendilerine tebliği ile haberdar olduğuna, davaya muttali olma tarihi olarak 04.05.2023 tarihli e tebligatın esas alınmasını, e- tebliğ tarihinden 5 gün sonra cevap süresinin başlayacak olması sebebiyle davaya cevapların süresinde olduğunu, bu kapsamda delillerin toplanmasını, usulüne uygun tebligat yapılmaksızın ön incelemenin yapılması ve tahkikat aşamasına geçilmesi sebebiyle, usul işlemlerin yok sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından sigortalısına ödediği bildirilen rücuan tazminat tutarından, sovtaj bedelinin düşüldüğünün dava kapsamından anlaşıldığını, yapılan ekspertiz işleminin, ücretinin sigorta şirketi tarafından ödenen kişinin doğrudan sigorta şirketine verdiği bedeli ödenen bir hizmet niteliğinde olduğunu, davanın kesin kanıtlarla ispatı gerekirken, hasar durumu ve fiili tamir işlemi yapılmaksızın, ekspertizin tahmini olarak esas aldığı değerler esas alınması suretiyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunubelirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. (HMK'nın 144.maddesi) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur (Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 12/06/2019 tarih, 2016/17072 Esas ve 2019/7123 Karar sayılı ilamı). 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ” hükmü yer almaktadır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında, “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın Usulüne Aykırı Tebliğin Hükmü başlıklı 32. maddesine göre ''Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.'' hükümleri yer almaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre bir tebligat yapılmış olması, muhatabın bu adresini değiştirmesi halinde ise yenisini bildirmemiş ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilememiş olması gerekmektedir. Yine aynı Kanun'un 10. ve 21. maddeleri gereğince kişiye önce, bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; davalıların dava dilekçesinde adreslerinin aynı adres olarak gösterildiği, bu adresin diğer davalı şirketin işyeri adresi olduğu, davalı ...'ya çıkartılan dava dilekçesi ekli tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi şerhi ile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ancak adresin işyeri olduğu gözetildiğinde yukarıdaki yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca davalı ...'ya çıkartılan tebligatın usulsüz olduğunun kabulü gerekir. Yine öncesinde davalı ...ya usulune uygun tebliğ yapılmadığından davalıların adresinin tespiti için adres araştırması yapılmadan Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre yapılan tebligat, usulsüz ve geçersizdir. Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 27.maddesi gereği taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak karar verilmiş olması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu da doğuracağından usul ve yasaya aykırı olmuştur. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi kapsamında yapılan değerlendirme ile HMK 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25